Biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Halide Nusret Zorlutuna Biyografisi Hakkında Bilgi Veriniz.

 

 

Halide Nusret  Zorlutuna Biyografisi Hakkında Bilgi Veriniz.

 

Halide Nusret Zorlutuna 1901 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Kadın yazarların annesi olarak bilinen Halide Nusret Türk şair, yazar ve öğretmenlik görevini sürdürmüştür aynı zamanda. Erenköy Kız Lisesini bitirmiştir.  Ekonomik nedenlerden dolayı İstanbul Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü yarıda bırakmıştır. Bir an önce mesleğe atanmaya bakmıştır. Darulmuallimat sınavlarına girip öğretmenliğe hak kazanmıştır. Öğretmenliğe ise Edirne  Kız Öğretmen Okulunda başlamıştır. Türkçe ve Edebiyat Öğretmenliği yapmıştır. Arap ve İran dilleri hakkında bilgi sahibi olan Halide Nusret Zorlutuna başarılı bir insandı. Öğretmenlik mesleğine aşık bir insandı Halide Nusret. Kendisinin öğretmenlik için yaratıldığına inanmıştır. Ayrıca özel olarak İngilizcesini de geliştirmek için bu dili öğrenmeye çaba harcamıştır.

Kurtuluş Savaşı’nın verdiği azimlilik ve mücadele ruhu ile Milli Edebiyat Akımına katılmıştır. Kendisinin sahnelenmemiş fakat basılmış piyesleri de vardır. Örneğin;  Gecekondu Gülleri, Suçlu Kim?, Yaprak vb. Gibi.

 Edirne, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman ve İstanbul gibi vatanının çoğu şehrinde öğretmenlik yapmıştır. Eşinin adı Aziz Vecihi Zorlutuna’dır.

Öğretmenlik ile ilgili hatıralarını “ Benim Küçük Dostlarım” adlı kitabında toplamıştır. Çeşitli dergilerde  ve gazetelerde romanları yayımlanmıştır. ( Milli Mecmua, Salon Mecmuası gibi dergilerde, Vakit, Kudret, Haber, Zafer gibi gazeteler)

İlk şiirleri mütareke yıllarında  yayımlanmıştır. “Git Bahar” adlı şiiri ile  adını duyurmuştur. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmaya özen göstermiştir. Romanlarında ve şiirlerinde genellikle kadın psikolojisini anlatmaya çalışmıştır.

 

 Halide Nusret  çeşitli kuruluşlarda da görev almıştır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

 Halkevleri, Türk Ocakları, Türk Kadınlar Birliği, Yardım Sevenler Derneği vb. gibi. Kendisi aynı zamanda da Türk Dil Kurumu’nun kurucu üyelerinden biri olmuştur.

 Halide Nusret Zorlutuna 10 Haziran  1984 yılında hayatını kaybetmiştir.

Eserleri şunlardır:

Şiirleri:

*Git Bahar

* Ellerim Bomboş

*  Yayla Türküsü

* Geceden Taşan Dertler

* Sevmek

* Yurdumun Dört Bucağı

 

Romanları:

* Beyaz Selvi

* Sisli Geceler

* Küller

* Büyükanne

* Aydınlık Kapı

* Gül’ün Babası Kim?

* Aşk ve Zafer

 

Hatıraları:

* Benim Küçük Dostlarım

*  Bir Devrin Romanı

 

Mektuplar:

Hanım Mektupları

 



Tevfik Fikret Hakkında Bilgi Veriniz.

 

 Tevfik Fikret Hakkında Bilgi Veriniz.


* Tevfik Fikret 1867 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir .
*  Galatasaray Lisesi'nde okurken  Recaizade Mahmut Ekrem'in öğrencisi olmuştur ve  o dönemlerde şiire ilgi duymuştur .
* Çeşitli memurluk görevlerinde bulunmuş ve  öğretmenlik yapmıştır .
* Tevfik Fikret  şiirlerinde  ferdi konuları işlemiştir .
* Servet-i Fünun  dergisi dışında  yazdığı şiirlerinde ise toplumsal konulara yer vermiştir.

* Toplum için sanat anlayışı ile yazdığı şiirlerinde  medeniyet ve hürriyet temalarını  işlemiştir.
* Şiirlerinde dil ve ahenge büyük önem vermiştir.
* Şiirlerini aruz ölçüsü ile yazmıştır.
* Süslü, sanatlı ve ağır bir dili vardır.
* Tevfik Fikret  yalnız şiir türünde eserler yazmıştır.
* Aruzu Türkçeye başarı ile uygulamış bir şairdir. Yalnız yazdığı çocuk şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır.

* Sis adlı şiirinde İstanbul'u eleştirmiştir.
* Serbest müstezatı geliştirmiştir.
* Şiirleri şunlardır:
- Rübab-ı Şikeste
- Tarih-i Kadim
- Balıkçılar ( Bu şiiri serbest müstezatla yazılan ilk şiiridir.
- Haluk'un  Defteri
- Rübab'ın Cevabı
- Han-ı Yağma
- Şermin ( Hece ölçüsü ile yazılan tek  şiiridir.)
- Doksanbeşe Doğru gibi şiirleri vardır.





Neşet Ertaş Hakkında Bilgi Veriniz .

  

Neşet Ertaş Hakkında  Bilgi Veriniz .

Neşet Ertaş bir Türk halk ozanı ve halk müziği sanatçısıdır .  Babası da kendisi gibi  saz üstadı olarak hayata veda etmiştir.  Babasının adı Muharrem Ertaş'tır   Annesinin adı ise Döne Ertaş'tır . Neşet Ertaş çocukluğunu köyde geçirmiştir . Daha ilkokulla yıllarındayken  bağlama ve keman  çalmaya başlamıştır . Babası da onun  bu yeteneğini görmüş ve  Neşet Ertaş'a destek olmuştur . Düğünlerde saz çalmaya başlamıştır . Yazdığı eserler  dilden dile dolanmaya devam eden Neşet Ertaş büyük bir üstattır . Abdallık geleneğinin  son büyük temsilcisi Neşet Ertaş'tır . Yaşar Kemal , halk ozanı olan Neşet Ertaş için  '' Bozkırın  Tezenesi'' demiştir .  1938 yılında Kırşehir'de  dünyaya gelen Neşet Ertaş 2012 yılında hayatını kaybetmiştir .  Hayatını kaybetmesinin nedeni ise prostat kanseri olmasıdır . Neşet Ertaş yaşarken , UNESCO tarafından  ''Ulusal Yaşayan İnsan Hazinesi'' olarak kabul edilen bir sanatçı olmuştur . Neşet Ertaş'ın eserleri ders olarak okutulmaya devam etmektedir . Süleyman Demirel Neşet Ertaş'a devlet sanatçısı olması için teklif etmiş fakat o halkın sanatçısı olmayı kabul etmiş ve teklifi kabul etmemiştir.
" Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma, yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur." Neşet Ertaş bu sözü ile de bilinir.

Neşet Ertaş'ın eserleri şunlardır :

* Dökülmüş Yüze
* Ah Yalan Dünya
* Gülüşün Gülden Güzel
* Tatlı Dile Güler Yüze Doyulur Mu Doyulur Mu
* Ahu Gözlerini Sevdiğim Dilber
* Evvelim Sen Oldun , Ahirim Sensin
* Açma Zülüflerin  Yellere Karşı
* Gülüşün Gülden Güzel
* Niye Çattın Kaşlarını
* Kesik Çayır Biçilir Mi
* Seher Vakti Çaldım  Yarin   Kapısını
* Zorumuş Meğer
* Gönül Dağı
* Hata Benim
* Gurban Olduğum
* Sevsem Öldürürler
* Yar Gönlünü Bilenlere
* Garibin Dünyada Yüzü Gülemez
* Ayaş Yolları
* Mühür Gözlüm
* Ağla Sazım
* Vay Vay Dünya
*  Çiçekdağı
* Sabreyle Gönül
* Zahidem
* Neredesin Sen
* Dostlara Selam


Neşet Ertaş'ın albümleri ise şunlardır:

* Gitme Leylam
*  Neden Garip Garip Ötersin Bülbül
* Şirin Kırşehir
* Kendim Ettim Kendim Buldum
* Kibar Kız
* Seçmeler 2
* Seçmeler 3
* Altın Ezgiler 3
* Sazlı Oyun Havaları
* Gel Gayrı Gel
* Kova Kova İndirdiler Yazıya
* Hapishaneye Güneş Girmiyor
* Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
* Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
* Türküler Yolcu vb gibi de albümleri vardır.

Refik Halit Karay Hakkında Bilgi Veriniz .

  

Refik Halit Karay Hakkında Bilgi Veriniz.


Refik Halit Karay ( 1888- 1965) :
* Refik Halit Karay 1888 yılında dünyaya gelmiş , 1965 yılında da hayatını kaybetmiştir .
* Refik Halit Karay  edebi hayata  çeşitli gazetelerdeki fıkraları ve yazıları ile başlamış olan bir yazardır .
* Fecr-i Ati edebiyatı topluluğu içinde yer almış daha sonra ise  Milli Edebiyat akımımı içinde yer almıştır .
* Refik Halit Karay hikayelerinde Anadolu'yu  anlatan ilk yazardır .
* Sosyal yaşamdaki çarpıklıkları nükteli bir şekilde anlatmıştır .
* Eserlerinde eleştiri , hiciv ve mizah büyük yer tutar .
* Refik Halit Karay siyasi  sebeplerle sürgünlere maruz kalmış bir yazardır .
* Hikayeleri, romanları, anıları, vardır .


-  Hikayeleri şunlardır:
* Gurbet Hikayeleri
* Memleket Hikayeleri
- Mizah alanında yazdığı eseri şudur:
* Kirpinin Dedikleri

 
Refik Halit Karay hakkında bilgi
- Romanları şunlardır:
* Bugünün Saraylısı
* Nilgün
* Yezidin Kızı
* Yeraltında Dünya Var
* Kadınlar Tekkesi
* İstanbul'un İçyüzü
* Çete
* Sürgün
* Anahtar
- Anı  türünde yazdığı eser ise şudur:
* Bir Ömür Boyunca

Aşık İsmeti Hakkında Bilgi

  

Aşık İsmeti Hakkında Bilgi


- Asıl adı Abdülkadir namlı olan Aşık İsmeti Sivas'ın Kahyalı köyünde 1934 yılında dünyaya gelmiştir .

- Henüz küçük yaşlardayken zekası ile dikkat çekmiş ve etrafındakiler onu İsmet İnönü'ye benzeterek " İsmet " diye seslenir olmuşlardır . Bu isim zamanla onun lakabı haline gelmiştir .

- Herhangi bir tahsili olmayan İsmeti ilkokul diplomasını dışardan almıştır . 11 yerinden yara alarak İstiklal Savaşı gazisi olan babasını 1945 yılında kaybetmiştir .

- Babalarının ölümünün ardından annelerinin kendilerini terketmesi sonucu kardeşi ile birlilte bir başına kalan İsmeti komşuların yardımı ile hayatını sürdürmüştür .

- 1951 yılında evlendiği Döndü Hanım'dan 8 çocuğu dünyaya gelmiştir . Askerlik sonuna kadar Sivas'ta ve İstanbul'da çeşitli işlerde çalışan İsmeti , askerlikten dönünce Sivas Çimento Fabrikası'nda işe girmiştir . 1979 yılında emekli olmuş ve Karşıyaka Mahallesi'nde yaşamını sürdürmüştür .

- Çocukluğunun acıları ile birlikte 13 yaşından itibaren şiirler söylemeye başlamış bu yolla içindeki acıyı , üzüntüyü , kederi dışa vurmuştur .



- 8'li ve 11'li hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerinde doğa , aşk , ayrılık , tasavvuf ve daha birçok konuda şiirler yazmıştır .

- 2018 yılında hayata gözlerini yummuştur .




Aşık İsmeti'nin Şiirlerinden Örnekler

Düştüm İbret Aldım Kalktım Unuttum 

Halimle dünyayı seyran eyledim
Düştüm ibret aldım kalktım unuttum
Ne hikmetler gördüm hayran eyledim
Düştüm ibret aldım kalktım unuttum

Doğruyu duymadım yanlışa kandım
Gölgemi görünce kendimi sandım
Ateşle oynadım külünde yandım
Düştüm ibret aldım kalktım unuttum

Kim bilecek neler vardı anımda
Yazacaktım kalem yoktu yanımda
Beni serhoş eden hal var kanımda
Düştüm ibret aldım kalktım unuttum

Aşık İsmeti'yim gittimse nere
Ya dağ engel oldu ya da derin dere
Bir değil beş değil belki bin kere
Düştüm ibret aldım kalktım unuttum

Ahmet Kutsi Tecer Hakkında Bilgi Veriniz .

  

Ahmet Kutsi Tecer Hakkında Bilgi Veriniz.


* Ahmet Kutsi Tecer Kudüs'te  1901 tarihinde dünyaya gelmiştir .
* Cumhuriyet Edebiyatımızın önemli yazarları ve şairleri arasında yer alır .
* Sivas'taki Tecer Dağını Tecer soyadı olarak almıştır.
* 1931 tarihinde Sivas'ta  Halk Şairlerini Koruma Derneği'ni kurdu.         
* Ahmet Kutsi Tecer, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirmiştir.
* Sivas ve Ankara'da  edebiyat öğretmenliği yapan Ahmet Kutsi Tecer ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu üyeliği de yapmıştır.

* Güzel Sanatlar Akademisi'nde  öğretim üyeliği yapan Ahmet Kutsi Tecer, Paris'te de  kültür ataşeliği yapmıştır.
* Ahmet Kutsi Tecer ilk şiirini, Dergah dergisi ile Milli Mecmua'da  yayınlamıştır.
* Beş Hececiler Topluluğunun önemli yazarlarından olan Ahmet Kutsi Tecer kendine özgü de  şiirler geliştirmiştir .


* Adana ve Urfa milletvekilliği yapmıştır .
* Halk evlerinde denetçilik yapmıştır .
* Ankara'da Görüş dergisini çıkarmıştır .
* Ahmet Kutsi  Tecer'in şiirleri şu dergilerde çıkmıştır :  Ülkü, Yücel, Varlık, Türk Düşüncesi dergilerinde çıkmıştır.
*Hece ölçüsünü başarıyla kullanan Ahmet Kutsi Tecer, samimi, içten ve duygulu memleket  şiirleri ile tanınmıştır.
*Birçok şiiri vardır. Şiirler (1932),  Oyunları ise şunlardır:  Satılık Ev, Koçyiğit Köroğlu, Yazılan Bozulmadan, Beş Mevsim, Köşebaşı, Bir Pazar Günü gibi oyunlar yazmıştır.
* Köylü Temsilleri ,  Sivas Halk Şairleri Bayramı, Türk Folklarında  Sosyal Mesele adında da incelemeleri ve araştırmaları yer alır.           
* Ahmet Kutsi Tecer , 25 Temmuz  1967  tarihinde hayatını kaybetmiş  ve İstanbul'daki  Zincirli kuyu mezarlığına defnedilmiştir.

Sakıp Sabancı'nın Türkiye'ye Katkıları Nelerdir?

  

Sakıp Sabancı'nın Türkiye'ye Katkıları Nelerdir?


*Büyük bir zekaya sahip olan , girişimciliği ile ülkemize büyük katkılar sağlayan rahmetli Sakıp Sabancı  ülkesi için çok iyi işler yapmıştır. 

*Kendisi 1933 tarihinde Kayseri'nin Akçakaya Köyünde dünyaya gelmiştir.
* Sakıp Sabancı'nın babası pamuk tüccarı olarak geçimlerini sağlamaktaydı. Annesi ise ev hanımıydı.

*Sakıp Sabancı babası ile ortak çalışmaya başlamış ve babasının cırcır fabrikasına ortak olmuştur . Daha sonra müthiş zekası ile müthiş projelere , müthiş işlere imza atmıştır.

*Ülkesinin insanlarına yeni istihdam alanlarını  açmış ve  yüzlerce fabrika açarak hem insanlara iş vermiş ve hem de ülkesine çok faydalı olmuş bir iş adamıdır . Çeşitli derneklerde ve kuruluşlarda da  önemli görevlerde bulunmuştur.

*Maddi durumu olmayan birçok başarılı öğrenciye burs vermiş ve o çocukların da ülkesi için iyi bir insan olmaları için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapmış bir ilim insanıdır.

* Kendi adında kurduğu Sabancı Vakfı sayesinde ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmuştur . 
*Edindiği deneyimlerden yola çıkarak çok sayıda farklı kitaplar yazmıştır ve gençlere bu kitaplar ile faydalı olmaya ve bilgilerini aktarmaya çalışmıştır . Öğrenci yurdu , okul , öğretmen evi , hastane , kültür merkezi , kütüphane açmış ve eğitime , öğretime , sağlığa çok önem vermiştir. 


*Çeşitli spor tesisleri açarak gençlerin sporla ilgilenmesine katkı sağlamıştır . O her zaman vatanını ve milletini seven , bilinçli , nitelikli , girişimci bir iş adamı olmaya devam etmiştir . Yaşamının son günlerine kadar bile çalışmaktan asla bıkmamış ve yorulmamıştır . Sakıp Sabancı birçok da  şirket kurmuştur. Bu şirketlerin bazıları şunlardır :  Aksigorta kuruldu , Lassa kuruldu , Akbank kuruldu , Pilsa  kuruldu ve daha birçok şirket kuruldu . Sakıp Sabancı 10 Nisan 2004 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.



Halide Edip Adıvar'ın Yaşam Öyküsünü Araştırınız . Araştırma Sonuçlarını sınıfta arkadaşlarınızla okuyunuz .

Halide Edip Adıvar'ın Yaşam Öyküsünü Araştırınız . Araştırma Sonuçlarını sınıfta arkadaşlarınızla okuyunuz .

Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan olan Halide Edip Adıvar 1882 yılında  İstanbul' da dünyaya gelmiştir . Halide Edip Adıvar 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Kolejinden mezun olmuştur .  Tanin Gazetesinde ilk yazılarını yazmaya başlamıştır . Halide Edip Adıvar Balkan Savaşları sırasında  hastanelerde çalışmış ve yaralılara elinden gelen  her türlü yardımı yapmaya çalışmıştır . Osmanlı Devleti'nde rejime yönelik olarak çıkan 31 Mart Vakası sırasında  gericilerin tepkisinden çekindiği için çocuklarını da alıp Mısır'a gitmiştir Halide Edip Adıvar . Bu ayaklanma bastırıldıktan sonra geri yurda dönmüştür .  Öğretmenlik , müfettişlik gibi görevlerde bulunmuştur . Daha sonra 1912 yılında kurulan Türk Ocağı'na katılmıştır . Halide Edip Adıvar Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin  de kurucuları arasında yer almış  fakat daha sonra milli mücadelenin önemini anlamış ve bu cemiyetten ayrılmıştır . İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmişti . Yunanlıların bu işgalini protesto etmek için Halide Hanım Sultanahmet Meydanı'nda çok etkili ve önemli bir konuşma yapmış ve halkı milli mücadele konusunda bilinçlendirmiştir .

''Kardeşler , evlatlar , beni dinleyiniz . sizin iki dostunuz vardır : Müslümanlar ve haklarımız için sesini her gün yükseltecek olan medeni milletlerin fertleri . Birincisi bugün sizinle beraberdir . İkincilerse bizim şaşmaz gayemizin hakkını er geç anlayacak olan fertlerdir. hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir. bütün milletlerin haklarını kazanacağı gün çok uzak değildir. o gün geldiği zaman bayraklarınızı alınız, bu maksat için canlarını veren kardeşlerimizi ziyaret ediniz. şimdi yemin edin ve benimle birlikte tekrarlayın: yüreğimizdeki mukaddes heyecan, milletlerin hakları ilan edilinceye kadar devam edecektir."

gibi birçok anlamlı sözler söylemiş ve halkı milli mücadeleye çağırmıştır .  1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile gerçekleştirmiştir . Daha sonra Anadolu'ya geçmiş ve Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır . Cepheleri dolaşmış ve orduya moral vermiş , orduyu cesaretlendiren sözler söylemiştir . Halide Edip Adıvar'a  bu yaptığı önemli ve kutsal görevden dolayı  ilk olarak Onbaşı rütbesi verilmiş daha sonra da üstçavuş rütbesi verilmiştir . Halide Edip Adıvar Kurtuluş Savaşı'nın önemli kahramanlarındandır. Daha sonraları Mustafa Kemal ile  bazı siyasi görüş ayrılıkları yaşamıştır . Daha sonraları yazarlığına yine devam etmiş ve çeşitli romanlar , çeşitli kitaplar yazmıştır . Handan , Ateşten Gömlek , Sinekli Bakkal , Vurun Kahpeye , Kalp Ağrısı vb. eserler yazan Halide Edip Adıvar 9 Ocak 1964 yılında hayatını kaybetmiştir .

Falih Rıfkı Atay'ın Hayatı

Falih Rıfkı Atay'ın Hayatı

1894 yılında İstanbul'da doğan Falih Rıfkı Atay Mercan İdadisi'nde ve Darülfünun'da okumuştur . Cemal Paşa'nın yaveri olarak 1. Dünya Savaşı'nda Suriye'de görev yapmıştır . Görevini tamamlayıp İstanbul'a dönünce bir grup arkadaşı ile birlikte Akşam gazetesini kurmuştur . İstiklal Savaşı yıllarında Ankara hükumetini destekleyen yazılar yazmıştır . Savaşın kazanılmasının ardından uzun süre mecliste görev yapmıştır .

Ankara yıllarında Ulus ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde başyazılar yazdı .
İstanbul'da 1950 yılından sonra Dünya gazetesini basın hayatına kazandırdı .
Gazeteciliğin en önemli yeri olan Babıali'nin en saygın gazetecilerinden biri oldu .
Atatürk ile ilgili birçok kitap yazan yazar , gençlerin Ata'yı daha iyi tanımasında önemli vazifeler gördü .

Eserleri :
- Deniz Aşırı ( 1931 )
- Zeytin Dağı ( 1932 )
- Roman ( 1932 )
- Bizim Akdeniz ( 1934 )
- Çankaya ( 1961 )

- Başveren İnkılapçı ( 1964 ) 

Aşık Veysel Hakkında Bilgi

Aşık Veysel Hakkında Bilgi

Aşık Veysel Şatıroğlu Sivas'ın Şarkışla İlçesi'nin Sivrialan Köyünde  25 Ekim 1894 yılında dünyaya gelmiştir . Babası Ahmet Bey , annesi ise Gülizar Hanımdır . Aşık Veysel'in yaşadığı yıllarda çiçek hastalığı nedeni ile iki kardeşini kaybetmiş , kendisi ise yedi yaşlarında  gözlerini kaybetmişti .  Gözleri görmediği için içine kapanan Aşık Veysel'e babası bir uğraş edinsin diye bağlama almıştı . Daha sonra bağlama çalmaya başlamış , önceleri başka ozanların eserlerini okuyan Aşık Veysel daha sonra kendisi de eserler yazmaya ve söylemeye başlamıştır .

Kırk yaşlarında  kendi eserlerini çalmaya başlamıştır . Ailesi onun da ailesi olsun diye Aşık Veysel'i  akrabaları olan Esma Hanım ile evlendirmişlerdir . Bu evlilikten bir erkek çocuğu dünyaya gelmiş faka  o bebek de hayatını kaybetmiş , daha sonra anne ve babası da ölünce Aşık Veysel  hayata küsmüştür . Daha sonraları bir kız çocuğu dünyaya gelmiş fakat eşi başka birine kaçtığı için bu küçük kızı da yanında kalmıştı . Aşık Veysel ilerleyen yıllarda kendini daha çok şarkılara , türkülere vermiştir ve onlara bağlanmış  bir şairimiz olmuştur. Şairler gecesinde Ahmet Kutsi Tecer ile tanışmış ve daha sonra il il dolaşarak eserlerini söylemiş ve tanıtmıştır . Artık bundan sonra hayata tutunmaya başlamıştır . Gülizar adında bir hanımla evlenmiştir . Birçok eser ortaya çıkarmıştır . Eserlerinde genellikle  mutsuzluk, iyimserlik, insan sevgisi, yaşama sevinci, hüzün ..vb  konu edinmiştir. 1941 ile 1946 yılları arasında  Köy Enstitülerinde  halk türküleri ve bağlama dersleri vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararı ile  özel bir kanun çıkarılıp 1965 yılında  Aşık Veysel Şatıroğlu maaşa bağlanmıştır . Halk ozanı Şatıroğlu şair olmasının yanında doğa sevgisi de yüksek olan bir şairimizdir.


 Memleketine ilk meyve ağacını dikip yetiştiren ve köylüsüne örnek olan kişi olmuştur. 1973 yılında ise  kanser hastalığı nedeni ile hayatını kaybetmiş ve günümüze de birçok kıymetli ve insanlığa mesaj bırakan muhteşem eserler bırakmıştır. Benim Sadık Yarım Kara Topraktır, Uzun İnce Bir Yoldayım,  Dostlar Beni Hatırlasın,  daha bir çok eserler bırakarak Türk halkının gönlünde büyük bir yere sahip olmuştur ve hala da onun eserleri dilden dile dolaşmaya devam etmektedir.

Cahit Sıtkı Tarancıyı Tanıtan Bir Yazı

Cahit Sıtkı Tarancı'yı Tanıtan Bir Yazı

 Diyarbakır'da 10 Ocak 1910'da dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı  Galatasaray Lisesi mezunudur . Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrenim görmüş daha sonra ise  Ankara Yüksek Ticaret Okulunda öğrenimini devam ettirmiştir . Daha sonra Sümerbank'ta memurluk  görevinde bulunan Cahit Sıtkı Tarancı  1939 yılında Fransa'nın Paris şehrine gitmiştir . 2. Dünya Savaşı başladığı sıralarda Türkiye'ye dönmüştür . Anadolu Ajansında çevirmenlik yapmış , Paris Radyosunda Türkçe yayınlar spikerliği yapmıştır .

Cahit Sıtkı Tarancı genç yaşta aramızdan ayrılmıştır. Geçirdiği bir felç sonrası tedavi için Viyana'ya götürülmüş ve 12 Ekim 1956'da hayatını kaybetmiştir. Cahit Sıtkı Tarancı'nın bir çok şiiri vardır ama en çok yaş otuz beş şiiri  ile  tanınan bir şairdir . Yaş otuz beş şiiri Cumhuriyet Halk Partisi'nin düzenlediği bir yarışmada birinciliğe layık görülmüştür . Birçok akımdan etkilenmiş ama hiç birine bağlı kalmamıştır . Şiirlerinde genelde ölüm ve yalnızlık temasını işlemiştir . Otuz Beş Yaş Şiiri çok önemli ve insanda etki bırakan bir şiiridir .

Şiirleri şunlardır:
* Otuz Beş Yaş
* Sonrası
* Ömrümde Sükut
* Düşten Güzel adlı şiirleri bulunur.
Cahit Sıtkı Tarancı'nın hikayelerini ise ölümünden sonra  Selahattin Ömerli derlemiştir.
Hikayelerini ise yine ölümünden sonra Asım Bezirci derlemiştir.

 Ziya'ya Mektuplar adında da mektup  eseri vardır.

Refik Halit Karay Hakkında Bilgi

Refik Halit Karay Hakkında Bilgi

İstanbul'da 14 Mart 1888 yılında dünyaya gelmiştir.  Gazeteci , romancı ve aynı zamanda öykü yazarı olan Refik Halit Karay en çok Kurtuluş Savaşı'na karşı tutumu ve Anadolu yaşamının öykülerini anlatan eserleri  ile tanınan bir yazardır . Galatasaray Üniversitesini bitiren yazar daha sonra Hukuk mektebini bitirmiştir . Daha sonra  Maliye Nezaretinde katiplik görevinde bulunmuştur . İkinci meşrutiyetin ilanından sonra memurluğu bırakmıştır . Önce Serveti Fununda çalışmış , sonra Fecri Ati topluluğuna katılmış ve orada yazarlık yapmıştır . 

Tasviri Efkar , Zaman ve Vakit gazetelerinde çeşitli makaleleri yayınlanmıştır . Ayrıca Robert Koleji'nde Türkçe Öğretmenliği de yapmıştır . Damat Ferit ile yakın ilişkiler kurmuş ve İstanbul Hükümetinin yanında yer almıştır . İstanbul düşmandan temizlenince daha sonra  Beyrut'a kaçmış ve yıllar sonra af geldiğinde ülkesine dönmüştür . Tekrar gazetecilik yapmış ve  daha önce çıkarmış olduğu Aydede dergisini yeniden çıkarmıştır . Mizah öyküleri ile yazarlığa başlamıştır . 1919'da Memleket Hikayeleri adlı eserini yayınlamış ve 1920'lerden sonra daha açık ve anlaşılır bir dil kullanmıştır eserlerinde . Daha sonra roman yazarlığı yapmış ama Türk öykücülüğüne de yeni bir sayfa açmış bir yazardır .

Eserleri şunlardır :

* Öyküleri : Gurbet Hikayeleri , Memleket Hikayeleri
* Romanları : Ekmek Elden Su Gölden , İstanbul'un İç Yüzü , Bu Bizim Hayatımız , Yerini Seversen Fidan , Çete, Sürgün , Yezid'in Kızı , Kadınlar Tekkesi , Bugünün Saraylısı , Yeraltında Dünya Var , Anahtar , Karlıdağdaki Ateşi Nilgün ,  Ayın Ondördü gibi daha bir çok romanları bulunur .
*Anı : Bir Ömür Boyunca, Minelbab , İlelmihrab
* Günce : Bir Avuç Saçma , Tanrı'ya Şikayet , İlk Adım , Makyajlı Kadın , Üç Nesil Üç Hayat

* Mizah: Kirpinin Dedikleri , Sakın Aldanma İnanma Kanma , Ay Peşinde , Guguklu Saat , Ago Paşa'nın Hatıratı , Tanıdıklarım.

Fidel Castro Kimdir ?

Fidel  Castro Kimdir ?

Fidel  Castro  Küba'nın  Biran köyünde dünyaya gelmiş devrimci bir liderdir . Yaşadığı yer yoksul bir bölgeydi .  Annesi aşçı , babası çiftçi bir ailenin çocuğuydu . Çocukluk yıllarından beri sömürgeciliğe karşı bir liderdir çünkü halkının sömürüldüğünü görmüştü . Çok  başarılı bir öğrenciydi denilemez ama  yabancı dil ve sosyal bilimler alanında ise yetenekliydi .  Daha sonra hukukla ilgilenmeye başlamış ve hukuk okumuştur .  Belirli bir süre avukatlık yapmıştır .

Sömürülen halkın hakkını korumak için siyasete atılmış ve sömürgeci ülkelere karşı çıkmış efsanevi bir liderdir . Küba Halk Partisi'ne adaylığını koymuş  ama seçimlerin iptal edilmesinden dolayı seçilememişti . 1953 Yıllarında  Batista Diktatörlüğünü yıkmak amacı ile arkadaşları ile baskın düzenlemiş  ama daha sonra tutuklanmıştır . 16 Ekim 1953 'te  Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde  '' Sayın yargıç siz beni mahkum edin!  Tarih beni haklı çıkaracaktır ''. Sözü ile kendini savunmuştur. Bu sözü tarihe geçmiştir . Bu mahkeme sonucunda 16 yıl hapse mahkum kalmış fakat 21 ay  Juventud Adasında yattıktan sonra  Batista'nın emri ile geriye kalan suçu bağışlanmıştır . Daha sonra gerilla eğitimi alan Fidel Castro  Küba'da toprak reformunu başlatmıştır . Amerika'nın Küba'ya ambargo koyması ile  ABD  ile Küba'nın arası bozulmuştur . Fidel Castro bir çok suikasttan kurtulmuştur . 938 kez suikast düzenlenmiş  ama her defasında da kurtulmuştur . Daha sonra Bağlantısızlar Hareketinin öncülerinden biri olmuş ve işsizliğe bir son vermiştir. Daha sonra 1976 yılında Küba'nın başkanı olmuştur .


En uzun yönetimde kalan  üçüncü kişidir . Toplam 50 yıl  yönetimde kalmış bir liderdir . İngiliz Kraliçesi  Elizabeth ve  Tayland Kralı'nın ardından yönetimde en uzun süre kalan üçüncü kişidir . Doğduğu ev müzeye dönüştürülmüştür . Fidel Castro 25  Kasım 2016 tarihinde hayatını kaybetmiş , cenazesi  vasiyeti üzerine yakılmıştır . 90 yaşında hayata gözlerini yummuştur . 4 Aralıkta ise cenaze töreni yapılacaktır .

Oktay Sinanoğlu Kimdir?

Oktay  Sinanoğlu  Kimdir?

Oktay Sinaoğlu ülkemizin çok değerli bilim adamlarından biridir . Ülkemizin Einstein'ı  olarak adlandırılmıştır . Oktay Sinanoğlu İtalya'nın güneydoğusunda  Adriyatik  Denizi kenarında yer alan ve bir liman kenti olan Bari'de dünyaya gelmiş , 2. Dünya Savaşı'nın baş göstermesi üzerine Türkiye'ye dönmüştür .  


Kimya mühendisliği  alanında eğitim almak için Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmiştir . Gittiği okulda kimya mühendisliğini birinci olarak bitirmiş ve büyük bir başarı sağlamıştır . Kimya mühendisi olarak çeşitli çalışmalar yapmış ve bir çok ülkeden başarı ödülü alarak bu başarılara layık görülen bir bilim adamı olmuştur . Bir çok kuramları ve buluşları vardır . Moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biridir . Daha sonraki hayatında Türk dili için çalışmalar yapmış ve Türkçeye çok önem vermiştir .  Türkçenin en iyi bilim dalı olduğunu savunmuş olan bir bilim adamıdır . 

Hayatını kuantum mekaniğine harcamış ve bu alanda çok çalışmalar yürütmüştür .  Kıymetli bilim adamımız Oktay Sinanoğlu  19 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetmiştir . Peşinde bıraktığı bir çok kuramları ve kitapları vardır . Hedef  Türkiye, Temellerini Sarsan Sorular, Türkçe giderse  Türkiye  Gider..vb  gibi  bir çok değerli  eserler i bulunur .

Mimar Sinan'ın Hayatı Hakkında Bilgi

Mimar Sinan'ın Hayatı Hakkında Bilgi

Mimar Sinan Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğmuştur . 1489 yılında dünyaya gelen Mimar Sinan  daha sonra  devşirme olarak İstanbul'a gitmiştir . Mimar Sinan Hıristiyan bir aileden devşirilmiştir. İstanbul'da kaldığı zamanlarda birçok sanat eseri  ortaya  koymuş ve müthiş sanat eserleri kazandırmıştır ülkemize . Mimar Sinan'da süper bir zeka ve mükemmel bir yetenek vardır. İşini çok sağlam yapmış  , yaptığı eserler günümüze kadar gelmiştir.

Osmanlı Devleti Döneminin padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan seferler sırasında köprüler yapılmış ama yapılan bu köprüler bir türlü sağlam kalamamıştır. Bunun üzerine Mimar Sinan hakkında bilgi edinilmiş ve onun iyi bir mimar olduğu söylenmiştir Kanuni Sultan Süleyman'a . Daha sonra Mimar Sinan bu  köprüleri inşaa  etmiş ve çok  sağlam köprüler yapmıştır.. Daha sonra  Kanuni Sultan Süleyman Mimar Sinan'ı baş mimarlık görevine getirmiş , bu görevi 49 yıl sürdürmüştür Mimar Sinan. Çok yetenekli ve başarılı bir mimardır. Birçok mimar yetiştirmiştir. Birçok öğrencisi de Mimar Sinan'dan ders almış  ve ondan öğrendikleri ile yeni işler yapmışlardır. Mimar Sinan'ın en önemli eserleri  camileridir .  Şehzade Camii çıraklık eseridir. Süleymaniye Camii kalfalık eseridir. Selimiye camii ise ustalık eseridir. Mimar Sinan çok sayıda cami, köprü, türbe ve medrese  inşa etmiş yetenekli bir ilim adamıdır , zanaatkardır.


Mimar Sinan İstanbul'da 1588'de vefat etmiştir.

Amerika Birleşik Devletlerinin Yeni Başkanı Donald Trump Kimdir Konulu Yazı

Amerika Birleşik Devletlerinin Yeni Başkanı Donald Trump Kimdir Konulu Yazı

Amerika Birleşik Devletleri'nin önceki başkanı Barack Hüseyin Obamaydı . Yeni yapılan seçimlerde  demokratların adayı Hillary Clinton ve  cumhuriyetçilerin adayı ise Donald Trump  kıyasıya yarış ediyorlardı ve anketlerde  Clinton'un kazanağı bilgiler yer alıyordu . Ama anketlerin çoğu yanlış çıktı .

Seçim sonuçlarında zafer elde eden Donald Trupmp olmuştur . Emlak zengini olarak bilinmektedir , Çeşitli  yatırımlar yapmıştır , emlak zenginidir . Donal Trump Amerika Birleşik Devletlerinin 45. başkanı olarak göreve başlayacaktır . Yeni yıla kadar yine Obama görevde kalacak ,  yeni yılda ise Donal Trump  fiili olarak görevine başlayacaktır . 14 Haziran 1946 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin New York şehrinde doğmuştur . Küçük yaşlardayken fazla çalışkan değildi . Yaşı daha da ilerledikçe askeri akademiye geçiş yapmış daha sonra ise işletme eğitimi üzerine eğitim almıştır . Donal Trump'un ailesi emlakçılık işi ile uğraşmaktaydı . Trump da emlakçılık ile uğraşmaya başlamıştır . Dedesi ve babası da ABD'nin tanınmış emlakçılarıdır . Trump da emlak zengini olmuştur . Üç evlilik yapmış ve bu evliliklerden beş çocuğu olmuştur . Daha sonra siyasete atılmış ve siyasetle ilgilenmeye başlamıştır .


Cumhuriyetçi partiden 2016 yılında adaylığını koymuş ve birçok vaatlerde bulunmuştur. Donal Trump Hillary Clinton'dan 200 bin daha az oy  almıştır ama 270 seçici kurul üye sayısını geçerek başkanlık koltuğunu kapmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinin yeni başkanı Donald Trump 20 Ocak 2017 yılında görevine başlayacaktır. Donal Trump Türkiye ile ,ilişkilerinin de  uzlaşmacı şekilde olacağını belirtmiştir. Kimse Donald Trumpun kazanacığına inanmıyordu ama seçim sonuçları ABD'de  büyük yankı  ve şaşkınlık uyandırmıştır .

Cahit Arf İle İlgili Kısa Bilgi

Cahit Arf Hakkında Kısa Bilgi

Cahit Arf 11 Ekim 1910 yılında Selanik'te doğmuş olup 26 Aralık 1997 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Ünlü Türk bilim adamı ve matematikçisi olan Cahit Arf TÜBİTAK Bilim Kolu Eski Başkanıdır .

1932 yılında Fransa'da yüksek öğrenimini tamamlamış ve bir süre Galatasaray Lisesi'nde matematik öğretmenliği yapmıştır . Daha sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde doçent adayı olarak çalışıp doktorasını yapmak üzere Almanya'ya gitmiştir . Almanya'da Göttingen Üniversitesi'nde 1938 yılında doktorasını tamamlamıştır .

Ülkemize döndükten sonra İstanbul Üniversitesinde profesörlüğe yükseldi ve ardından ordinaryus profesör olarak 1962 senesine kadar çalıştı . Bir süre Robert Kolejde matematik dersleri verdikten sonra 1964 yılında TÜBİTAK'ın ilk bilim kurulu başkanı oldu .

Bir süre Amerika'da Kaliforniya Üniversitesinde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı ancak kendi isteği ile 1967 yılında Türkiye'ye yerleşti . Daha sonra yurt dışında sürekli davet almasına rağmen Türkiye'de kalmayı tercih etti ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde çalıştı . 1980 yılında emekli oldu  TÜBİTAK'ın kurulmasında çok emek harcadı . Türk Matematik Deneğinde 1983-1989 yılları arasında başkanlık yaptı .

Çalışmaları


Cebir ile ilgili çalışmalarıyla dünyaca ün yapmıştır . " Arf değişmezi , Arf halkaları , Hasse-Arf Teoremi " gibi çalışmaları matematik literatürüne onun adı ile girmiştir .

Tevfik Fikret'in Hayatı ve Edebi Kişiliği

Hayatı
         1867 İstanbul Kadırga doğumludur. Babası Hüseyin Efendi Tevfik Fikret'in doğduğu yıl İstanbul'da belediye meclis üyeliği ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde memurluk görevine başlamıştı. İlerleyen yıllarda ise çeşitli şehirlerde mutasarrıflık görevlerini yürüttü. Annesi ise Yunan Ayaklanması (1822) sırasında Osmanlı'ya sığınmış Sakızlı bir Rum ailenin kızı idi. Annesini henüz 12 yaşındayken kaybeden Tevfik Fikret babasını ise sürgüne gönderilmesi sebebiyle bir daha hiç göremedi. Öğrenimim hayatına Aksaray'daki Mahmudiye Valide Rüştiyesinde başladı, daha sonra Galatasaray Sultanisi'nde devam etti. Öğretmenleri arasında Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci gibi ustalar bulunan Tevfik Fikret okullunun 1888 yılında birinci olarak bitirdi.
           Memuriyet yaşamına Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda memur olarak başladı ve oradan Maarif Mektubi Kalemi'ne geçerek bir yıl dolmadan istifa etti. 1889 yılında İstişare Odası'nda yeniden görev yapmaya başladı. 1890 yılında dayısının kızı Nazime Hanım ile evlendi. 1892 ve 1895 yılları arasında Mekteb-i Sultani'de öğretmenlik yapmıştır. Mirsad, Malumat ve Servet-i Fünun dergilerinde şiirler yazdı. 1909 yılında daha önce öğretmen olarak istifa ettiği Mekteb-i Sultani'ye müdür olarak döndü.
          Meşrutiyet İdaresi ile iktidara gelen İttihat ve Terakki'nin amacından sapması ile artık onlara da muhalif olmuştur. Haluk'un Defteri adlı kitabında umudunu gençliğe bağlamıştır. Şair 1915 yılında hayatını kaybetmiştir.
 Edebi Kişiliği
            Tevfik Fikret yaşamının son döneminde yazdığı, çocuk şiirlerinden oluşan Şermin adlı şiir kitabı dışında tüm şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şermin Türk edebiyatındaki ilk çocuk şiirleri kitabıdır. Şiirlerinde konu olarak toplumun her kesimini kullanmıştır. 1896'ya kadar olan dönemde sanat sanat içindir anlayışı hakimken, 1896'dan sonra toplum için sanat anlayışına yönelmiştir.
 Eserleri
 Rubab-ı Şikeste, Tarih-i Kadim, Haluk'un Defteri, Rubab'ın Cevabı, Şermin, Hasta Çocuk, Sis, Millet Şarkısı, Doksan Beş'e Doğru, Han-ı Yağma, Balıkçılar, Haluk'un Çocukluğu, Rubab'ın Cevabı, Bir İçim Su

Cahit Sıtkı Tarancı

1910 ekiminde  Diyarbakır’ın Camiikebir Mahallesi’nde yıllar sonra üzerine nice şiirler yazacağı dünyaya geldi. Lise öğrenimini Galatasaray Lisesinde tamamlayarak buradan mezun oldu. . Daha sonraları Mülkiye Mektebi’ne (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) devam etti ardından da Ankara Yüksek Ticaret Okulu’nda öğrenim gördü. Okul hayatından sonra Sümerbank’ta memur olarak görev yaptı.

1939′da Paris’e gitti ve burada (Paris Radyosu’nda) Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. 2. Dünya Savaşı’nın cereyan etmesiyle  yurda döndü ve ülkesinde askerliğini yaptı. Askerlikten sonra kısa da olsa babasına ait işyerinde çalıştı(İstanbul). Ankara'ya giderek  Anadolu Ajansı’nda çevirmenlik yaptı.  Çalışma Bakanlığı ve Toprak Mahsulleri Ofisi de bir süre görev yaptı.

Kısmi felç geçirerek konuşma yeteneğini yitirdi. Tedavi için götürüldüğü Viyana’da 12 Ekim 1956’da( 46 yaşındayken) yaşamını yitirdi.

İlk şiirleri Muhit, Servet-i Fünun ve Uyanış gibi edebiyat dergilerinde yayınlandı. İlk şiirlerine baktığımızda  hece ölçüsünün alışılmış kalıplarının dışına çıktığını görmekteyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin şiir yarışmasında (1946)  “35 Yaş” şiiriyle birincilik kazanmasıonun birden ünlenmesine sebep oldu

. İlk şiir kitabı olan  “Ömrümde Sükût'u 1933′te yayınlandı. Döneminin en çok okunan ve beğenilen, örnek alınan  şairlerindendir. Hayatının ileri dönemlerinde büyük bir ikilemin içine girdi. Bir yandan Garip akımından etkilenerek serbest şiiri yazıyor, diğer yandan Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerinin etkisinde kalıyor. Ama edebi hayatına genel olarak baktığımızda  hiçbir akıma bağlanamayan, biçimi ve uyumu   gözeten, duygulu, içten, kendine özgü kendi sesini yakalayan bir şiir geliştirdi. Şiirlerinde her ne kadar hem yaşam sevincini hem karamsarlığı yansıtsa da  şiirlerinde “yalnızlık” ve “ölüm” temaları ağır basar. Ölüm şiirlerinin en güzel işleyen şairlerindendir.

Ziya Osman Saba ile çocukluktan beri  arkadaşıdır. İki şair arasında edebiyatımızı etkileyen yazışmalar Tarancı’nın ölümüne dek sürdü. Bu tür atışmaları ile edebiyatımıza şiirlerinde olduğu gibi farklı bir renk kattı.
Eserlerine bakacak olursak;

ESERLERİ 
ŞİİR:  Ömrümde Sükût (1933, 1968) Otuz Beş Yaş (1946, 1982) Düşten Güzel (1952, 1969) Sonrası (Ölümünden sonra 1957, 1962)
MEKTUP:  Ziya’ya Mektuplar (Ölümünden sonra 1957. Ziya Osman Saba’ya mektupları)
ÖYKÜ:  Cahit Sıtkı’nın Hikayeciliği ve Hikayeleri (Ölümünden sonra Selahattin Ömerli derledi, 1976) Bütün Şiirleri (Asım Bezirci derledi, 1983)
ZİYAYA MEKTUPLAR(ÖRNEK)
Sevgili Ziyacığım,
İzmir, 13.4.1941 -Sadeleştirilmiştir.

İzmir'de  ne arıyorum diye hayret etme. Sadece askerliğimi yapıyorum. Herhalde  sen beni Ankara'da zannediyordun. On iki marttan beri hazırlık  kıtasındayım. Hafta­ya Ankara'ya Yedek Subay Okuluna gidiyorum. Şimdilik  askerî disiplinden şikâyetim yok. Burada kiminle beraber olduğumu  tahmin et bakalım? Aklına gelmez diye derhâl söyleyeyim: Kenan  Hulusi'yle beraber... Hulusi habire hikâye yazıyor. Hâlbuki ben, bir  türlü kalemi elime alamıyorum. Ancak sana gönderdiğim şiiri  tamamlayabildim. Bu şiiri Muhtar'a verirsin, mümkünse bir sahifede  çıkmasını rica edersin. Yücel Mec­muası, İzmir'de iyi satış yapıyor.  Bizim hazırlık kıtasındaki çocuklar da mecmuayı çok beğeniyorlar.  Muhtar'a bu müjdeyi verebilirsin, selamlarımla beraber.

Kıtada  temas ettiğim çocukların çoğu bizi tanıyor, hatta şiirlerimizden ezbere  mısralar okuyacak kadar. Tabii bu durum, hepimizin hesabına çok hoşuma  gitti. Şiir ve hikâye meraklıları da yok değil. Özetle, askerlikte  sıkılmıyorum. Yedek Subay'da, daha birçok arkadaşımız da bize "Oktay,  Orhan vs." katılacakları için oradaki haya­tımızın daha enteresan  olacağı muhakkak. Siyasi vaziyet de pek iç açıcı olmamakla beraber  hadiselerin seyrini sükûnetle takip etmek lazım. Belki seni de tekrar  görece­ğimizi ve kucaklayacağımızı ümit ediyorum. Şarkılarımızın yarım  kalmasına, Tanrı elbette ki müsaade etmez. Şevket'e selam söyle. Onun  da, senin vaziyetinde olduğunu sanırım. Güzel şiirler yazma işimize, her  şeye rağmen devam etmek lazım.

Hasretle gözlerinden öper, seni Allah'a emanet ederim Ziyacığım.
Cahit Sıtkı Tarancı (Ziya'ya Mektuplar)