Genel Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

‘’ Sağlık Varlıktan Yeğdir.’’ Atasözünü Kısaca Açıklayınız.


‘’ Sağlık Varlıktan Yeğdir.’’  Atasözünü Kısaca Açıklayınız.

İnsanın bu yaşamda  sahip olacağı en önemli şey sağlığını kaybetmemesidir. Çünkü sağlık olmadan hayatın ne tadı olur ne tuzu. Sağlığı olmayan bir kimsenin milyarları olsa bile bir işe yaramaz. Çünkü   sağlık olmadan  yaşamak, yaşamanın anlamı olmaz. Onun için sağlık en büyük  hazinedir ve dünya malından  elbette ki daha değerlidir. Bunun için de bu atasözü söylenmiştir.


Not: Sağlıklı olmak için neler yapıyorsunuz?

Hayatı mutlu ve güzel bir  şekilde geçirmek istiyorsak önce sağlığımıza dikkat etmek gerekir. Sağlıklı  olmak için de şunları yapıyorum. Haftanın üç, dört günü yarım saat düzenli olarak  yürüyüş yapıyorum. Yürüyüş yapamadığım zamanlar evde çeşitli egzersizler yapıyorum.  Organik gıdalar tüketiyorum. Genelde köy yumurtası, köy peyniri, sütü  alıyorum. Markette satılan hazır ürünlerden  kaçınıyorum.  Protein kaynaklı  ve sebze kaynaklı  gıdaları daha çok tüketiyorum. Günde bir buçuk, iki litre su içmeye dikkat ediyorum. Çok fazla konuşmuyorum.  Sürekli yemek yiyip  televizyonun karşısına geçmiyorum. Yemekler birlikte çok fazla sıvı alımı yapmıyorum. Yemekleri iyice çiğnedikten sonra yutuyorum.  Çiğ kuru yemişler tüketiyorum . Özellikle de badem, ceviz, fındık  ..vb gibi. Evde çamaşır kurutmuyorum. Çamaşırları dışarı seriyorum. Evimi her gün güzel bir şekilde temizliyorum ve bu konuda aileme gereken yardımı yapıyorum.  Hazır şekerli gıdalar yerine lifli sebze ve meyveler  tüketerek bağışıklığımın güçlü olmasını sağlıyorum. Haftada bir kere havuza yüzmeye gidiyorum ..vb.

Dürüstlüğün Yararlarını Yazınız.


Dürüstlüğün Yararlarını Yazınız.

Dürüst olmak  , güzel ahlaklı olmak   en önemli erdemlerden ve değerlerden biridir. Dürüst olan  kimsenin hakkını yemez, kendisine emanet edilen   şeylere ihanet etmez. Dürüst insan nettir. Eğri büğrü olmaz. Her zaman olduğu gibi görünür .

Dürüstlüğün yararları şunlardır:
* Dürüst olan kimse ilk olarak kendi ile barışık olur ve kendini mutlu etmiş olur. Gece yatağına vicdan rahatlığı ile yatar ve içinde  hiç pişmanlık olmaz.
* Dürüst olan kimse toplum tarafından sevilen, sayılan, ilgi gösterilen kimse olur. Toplum böyle insanları her zaman el üstünde tutar.

* İnsanlar her zaman dürüst kimseler ile iletişim halinde olmak isterler ve onlarla  vakit geçirmek isterler.
* Dürüst olan insana güven olduğu için, dürüst insanın iş bulması da kolay olur ve  herkes onun hakkında olumlu şeyler konuşur.
* Dürüst olan insan zor bir durumda düştüğünde onu sevenler tarafından   korunur ve ona her türlü yardım yapılmaya çalışılır.
* Dürüst olan kişi toplumda  aranan kimse olur.
* Dürüst olan  kişi  içinde yaşadığı topluma faydalı olur ve böylece kendi de mutlu olmuş olur.
* Dürüst olmanın önemi ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız:
*’’Akıllı, bilgin, zengin olmak zorunda değiliz ama dürüst olmak zorundayız.’’


Bilge’nin Farklılıklar İle İlgili Düşüncelerine Katılıyor Musunuz? Neden?


 Bilge’nin Farklılıklar İle İlgili Düşüncelerine Katılıyor Musunuz? Neden?

 Bilge’nin  farklılıklar ile ilgili sözü şunlardır:
İnsanlar farklı özelliklere sahiptir. Bizi birbirimizden ayıran fiziksel ( boyumuz, kilomuz vb.) ve kişisel (duygu, düşünce vb.) özelliklerimiz vardır. Kimimizin ten rengi, kültürü, dili ve dini farklıdır. Bu özellikler  birimizi diğerinden önemli yapmaz. Farklılıklara saygı göstermeliyiz.

Bilge’nin bu düşünceleri  çok önemli ve değerlidir. Bu düşüncelere elbette katılıyorum. Çünkü her insan birçok yönden farklı özelliklere  sahip olabilir.  Önemli olan o farklılıklara  karşı hoşgörülü olmak ve insanları olduğu gibi kabul edebilmektir.  Farklılıklarımızın zenginlik olduğunu unutmamalıyız.  Hayatta her zaman hoşgörülü insanlar olmalıyız . İnsanlara karşı hiçbir zaman ön yargılı olmamalıyız, kalıplaşmış,  tutucu düşüncelere sahip olmamalıyız. Birbirimizi sevmeliyiz, saymalıyız ve hoşgörüyü  asla  bırakmamalıyız. Farklılıklarımızın  bütünlüğümüz olduğunu unutmamalıyız.

Farklılıklara saygılı olmak ile ilgili şu sözleri de hatırlamalıyız:
‘’ Hoşgörü, karşınızdakileri bizim istediğimiz gibi değil, kendi istedikleri şekilde mutlu edebilmek büyüklüğüdür.’’  A. John Robinson.
‘’ Bazı kimseler güllerin dikeni olduğundan yakınırlar, ben dikenlerin gülü olduğuna şükrederim. ‘’    Alphonse Kari.
‘’ Hepimiz zaaflarla, yanılmalarla yoğrulmuşuz, birbirimizin budalalıklarını karşılıklı olarak hoş görelim, tabiatın ilk yasası budur.’’ Voltaire
Voltaire

Ailenizle Alışveriş Yaparken Aldığınız Ürünün Fiş Veya Faturasını Almaya Özen Gösteriyor Musunuz? Neden?


Ailenizle Alışveriş Yaparken   Aldığınız  Ürünün  Fiş Veya Faturasını Almaya Özen Gösteriyor Musunuz? Neden?  

Ailemle alışveriş yaparken  aldığım ürünün fiş veya faturasını kesinlikle kontrol ediyorum. Çünkü  fişi aldığım  zaman karşı tarafın ürün sattığı belli oluyor ve bu durumda karşı taraf  fişi vererek devlete vergi vermiş oluyor. Bu verginin verilmesi için ve devletin karlı çıkması için fişimi ve ya faturamı kesinlikle kontrol ediyorum.

Aldığınız Ürünün Hatalı Çıkması  Durumunda Neler Yaparsınız.
Ürün hatalı çıktığı zaman elimdeki fişi hemen   aldığım yere geri götürüyorum ki  ürünün hatasız olanını versinler. Böylece mağdur olmamış olurum ve zarara  uğramamış olurum. Ama fişi kaybedersem ürünün yenisini vermezler ve param da boşa gitmiş olurum. Onun için fişimi saklıyorum ve hemen atmıyorum ki  ilerde zorluklar yaşamayayım.

Kantinden Yiyecek   Ve İçecek Alırken  Ürünün  Son Kullanma Tarihine Bakar Mısınız? Neden?

Elbette bakarım. Çünkü aldığım ürünün son kullanma tarihi geçtiyse  bu o ürün beni zehirleyebilir ve sağlığımdan olabilirim.  Bu da benim için iyi olmaz. Onun için aldığım her yiyecek ve içeceğin son kullanma tarihine mutlaka bakarım .

Vatanımıza Karşı Görevlerimiz Nelerdir?


Vatanımıza Karşı Görevlerimiz   Nelerdir?

İçinde yaşadığımız bu vatan toprakları bizim için o kadar değerlidir ki bunu anlatmaya kelimelere yetmez. Bu vatan uğrunda ne yiğitlerimiz ne vatan evlatlarımız şehit olmuştur. Onlar biz rahat edelim, biz huzur içinde  yaşamımıza devam edelim diye şehit oldular. Onların bunca fedakarlığına karşılık biz de bu  vatan için her şeyi yapmalıyız. Vatanımıza karşı görevlerimiz şunlardır:

* Askerlik  yaşı gelmiş her genç askerlik görevini yerine getirmelidir.
* Milli kültürümüze sahip çıkmalıyız ve milli benliğimizden asla  ödün vermemeliyiz.
* Kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi her zaman yaşatmalıyız.

* Vatanımızın daha  iyi olması için herkesten geliri oranda vergi alınmalıdır.
* Bilim ve fen yolunda ilerlemeliyiz ve ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmalıyız.
* Milletimiz zor bir duruma düştüğü zaman  bu durumda vatanı terk edip kaçmamalıyız. Milli birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmeliyiz ve bu vatan topraklarını düşmana teslim etmemeliyiz.
* Her türlü iç ve dış terör gruplarına karşı milletçe el ele olmalıyız.
* Bağımsızlığımızdan asla ödün vermemeliyiz.
* Halkın egemenliğine, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkmalıyız.
* Seçme ve seçilme hakkımızı kullanmalıyız.
* Anayasada belirtilmiş olan kanunlara uymalıyız ve yasa dışı işler yapmamalıyız.
* Güzel ahlaklı, erdemli, eğitimli ve bilinçli çocuklar yetiştirmeliyiz.
* İçimizde her zaman vatan ve millet sevdası olmalıdır.
* Dilimize, dinimize sahip çıkmalıyız.
* Vatan yolunda hayatımızı kaybetmekten korkmamalıyız.


Not: Vatan, Uğrunda Her Fedakarlığı  Göstereceğimiz  Değerli Bir Varlık Mıdır? Neden?
Evet vatan, uğrunda her şeyi feda edeceğimiz bir değerdir, bir  kıymettir. Çünkü bu vatan toprakları bize atalarımızdan emanettir. Bizler bu vatana sahip çıkmazsak  başka bir ülkenin kölesi oluruz. Başka bir ülkenin dilini konuşmak  zorunda kalırız. Dini inancımıza müdahale edilir ve tüm haklarımıza el konulur. İşte bu ve bunun gibi olumsuzlukların olmaması için  bu vatana sahip çıkmalıyız ve bu vatan uğrunda can vermekten asla çekinmemeliyiz. Nasıl ki geçmişteki atalarımız bizim için can verdiyse , yeri geldiği zaman bizler de evlatlarımız için, gelecek kuşaklarımız için  canımızı vermeliyiz ve bu vatan her zaman  Türkiye Cumhuriyeti’nin vatanı olarak kalmalıdır.


Vatan Sevgisi İle İlgili Bir Şiir Yazınız.


Vatan Sevgisi İle İlgili Bir Şiir  Yazınız.

Ruhum bedenden ayrılıncaya kadar
Bir ömür senin  kanatlarında geçinceye kadar
Toprağında, suyunda, havasında  yaşayabildiğim kadar
Sen benimsin   vatanım, sen  atamdan bana armağansın vatanım.

Nice yiğitler can verdi  senin   ayakta kalman için
Nice  kahraman kadınlar  umutla çalıştı senin hep var olman için
Bayrak yere inmesin, vatan bölünmesin  diye
Ne badireler atlatıldı, ne savaşlar yapıldı senin için
Sen vatanımsın, dünyanın en değerli hazinesisin vatanım.

Dilimi özgürce konuşabildiğim
Kültürümü yaşayıp, yaşatabildiğim
Geleneklerime  her zaman sahip çıkabildiğim
Sen ne zengin bir  topraksın , sen  nasıl bir  ülkesin benim canım vatanım.

Bağımsızlık için, özgürlük için
Başka ülkelere yem olmamak için
Güçsüz, zayıf düşmemek için
Seni hep koruyacağım, seni hep seveceğim benim canım vatanım.

Kolay kazanılmadı bu topraklar
Kolay  def edilmedi zalim düşmanlar
Yandı nice canlar, yandı , yıkıldı köyler
Sen  ne büyük badireler atlatarak bu günlere geldin benim  güzel vatanım.

Vatan candır, vatan canandır
Gerisi yalandır, gerisi dolandır
Vatan deyince   durur saatler
Sen ne güzel bir  yersin,  nefes alabildiğim  eşsiz vatanım.

Kitap Okumanın Önemi İle İlgili Sloganlar Yazınız.


Kitap Okumanın Önemi İle İlgili Sloganlar Yazınız.

İnsan ancak kitap okuyarak dünyaya daha farklı bir pencereden bakabilir. Kitaplar sayesinde hayal dünyamızı  daha da geliştirir  ve gitmediğimiz yerlere gitmiş gibi oluruz.  Kendimizi başka insanların yerine koyarak empati kurma becerisine sahip oluruz. Hafızamız daha çok gelişir. Dilimizi daha etkin ve daha doğru kullanırız. İnsanlar arası iletişimde daha  da etkili oluruz.
Kitap okuma ile ilgili sloganlarımız şunlardır:
* Kitap okuyan bir milletin çocukları  gelişmeye her daim hazırdır.
* Kitaptan yoksun bir millet henüz gelişme evresine girmemiştir.


* Kitap oku hayatın değişsin, kitap oku dünyan aydınlansın.
* Kitap okumazsan eğer  çabuk gerilersin,  aklındaki tüm bilgilerin zamanla yok olur.
* Kitap oku ruhun açılsın, hayata neşen saçılsın.
* Gelin kitap okuyalım, insanlığı cahil kalmaktan kurtaralım.
* Kitaplar dünyamızın vazgeçilmez lezzetleridir.
* Kitap okumak yemek, barınmak, uyumak gibidir, ondan asla vazgeçemezsin.
* Aydınlık bir geleceğe sahip olmak istiyorsan çocuğuna kitap okuma alışkanlığını şimdiden kazandır.
* Farklı ülkelere  gidemem belki fakat hayallerimin sayesinde, kitaplarımın sayesinde dünyayı gezebilirim ve istediğim  yerde kalabilirim.
*  Kitaba önem vermeyen ülke başka milletlerin  sömürgesi haline dönüşür ve zamanla yok olup gider.
* Milli kültürüne sahip çıkmak için, benliğini kaybetmemek için kitap oku, araştır ve asla okumaktan, öğrenmekten vazgeçme. Çünkü okumak bütün  ilerlemelerin temelidir.
* Cahillikle mücadele etmenin tek yolu kitapları çoğaltmak ve onları okumaktır.
* Sevgilerin en güzeli ve en  değerlisi  okuduğun kitaplardır.
* Bir eser yaz ki ölünce bile adın anılsın, insanlığa  mirasın   kitapların olsun.
* Gelecek nesillere bırakılacak en güzel miras kitap okuma alışkanlığının  daim olmasıdır.
* Bilim ve fen için, insanlığa faydalı ahlaklı bir birey olman için kitapları oku ve öğrendiklerini hemen hayata geçir ki insanlık kitap okumanın ne kadar faydalı bir şey  olduğunu görsün ve kötülükler yok olsun.

‘’Çanakkale Savaşı Ve Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk’’ Konularında Yaptığınız Araştırma Sonucu Edindiğiniz Bilgileri Arkdaşlarınızla Paylaşınız .


‘’Çanakkale Savaşı Ve   Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk’’ Konularında Yaptığınız Araştırma Sonucu Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınızla Paylaşınız .

Çanakkale  halkımızın ulus ,  Mustafa Kemal’in  kahraman ;  Mehmetçiklerimizin ise  şehit olduğu yerdir .
Çanakkale  Cephesi’nin açılma nedenleri şunlardır : İtilaf Devletleri’nin amaçları şunlardır :
* İstanbul’u işgal etmek , Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak
* Rusya’yı güçlendirmek ve ona yardım etmek
* Cephe sayısını azaltmak ve savaşın bitişini hızlandırmak
* İngiliz sömürgeleri üzerindeki baskıyı  azaltmak
* Petrol bölgelerine yakın yerlerde İngiliz  çıkarlarını kollamak
*Balkanlar’da savaşın yayılmasını sağlamak gibi nedenlerdir .


* Bu cephede Ulu Önder  Gazi Mustafa Kemal  19 . Tümen Komutanlığı  görevi ile Anafartalar, Kireçtepe, Conkbayırı, Arıburnu’nda başarı bir şekilde  düşman kuvvetleri mücadele etmiştir .
Mustafa Kemal Çanakkale Cephesi’nde askerlerine şu sözü söylemiştir :
* ‘’ Size taarruzu değil,  ölmeyi emrediyorum . Biz ölünceye kadar  geçecek zaman içinde  yerlerimize başka  kuvvetler ve komutanlar geçecektir.’’ Demiştir .
* İtilaf Devletleri Çanakkale Cephesi’nde büyük kayıplar vermiş , 19 Aralık 1915’ten itibaren İtilaf   Devletleri  askerlerini geri çekmeye başlamıştır .
Kahraman Mehmetçiğimiz ‘’ Çanakkale Geçilmez’’  sözlerini altın harfler ile tarihe yazmıştır .

Çanakkale Savaşı’nın sonuçları şunlar olmuştur:
-  Mustafa Kemal ulusal bir üne kavuşmuş , kendisine albaylık rütbesi verilmiştir .
- Savaşın süresi uzadı .
- Rusya’ya yardım götürülememiş, Rusya’da Çarlık rejimi yıkılmıştır .
- İstanbul işgal tehlikesinden kurtulmuştur .
- Milletimiz sömürülen ülkelere örnek bir millet oldu.

Sanat ve Zanaat Arasındaki Benzerlikler ve Farklılıklar

Sanat ve Zanaat Arasındaki Farklar Nedir ?

Sanat ve zanaat arasındaki farklara geçmeden önce kısaca sanat ve zanaat kavramlarını tanımlayalım .
Sanat : Bir duygu , düşünce , tasarım ya da güzelliğin anlatımında ve dışa vurumunda kullanılan yöntemlerin tamamına verilen addır .
Zanaat : Terzilik , marangozluk , kuyumculuk , demircilik vb. Deneyim ve ustalık gerektiren işlerin tamamına verilen addır .

Sanat ve Zanaat Arasındaki Farklar
- Sanat eserleri tektir yani biriciktir ancak zanaat eserleri çoğaltılabilir . Mesela Mona Lisa tablosu bir sanat eseridir ve yalnızca bir tanedir . ama bir marongozun yaptığı bir ürün birden fazla yapılabilir .
- Sanat eseri özgünlük ister , zanaat eserleri ise alışılmış bir yöntemle tekrar eden ürünler yapma şeklindedir .
- Sanat eserlerinin meydana gelmesinde yaratıcılık ön plandayken zanaat eserlerinde önemli olan ustalıktır .
- Sanat eserinde güzellik amaçlanırken , zanaat eserinde faydalı olması ön planda tutulur .
- Sanat eserinde sanatkarın para kazanma amacı yoktur fakat zanaat eserinde usta para kazanma amacı güder .
Sanat ve Zanaat Arasındaki Benzerlikler
- Sanatta da zanaatta da bir ürünü ortaya çıkarmak için emek gerekmektedir
- Sanatta da zanaatta da beceri gereklidir .

- Sanatta da zanatta da bir tasarım olurma sözkonusudur .

Kahve İle İlgili Sözler

Kahve İle İlgili Sözler

Kahve Türk toplumunda çok önemli bir yeri olan içecektir . Gelen misafirlerimizi iyi ağırlamak için onlara kahve ikram ederiz .   Aslında kahvehanelerin ortaya çıkış sebebi de kahvelerdir . Türk toplumunda kahveye çok önem verildiği için bir fincan kahvenin kırk yıl  hatırı vardır denilerek toplumumuz açısından kahvenin ne kadar değerli olduğu ifade edilmiştir .   Kahve ile ilgili sözler şunlardır:

* Sen zarif bir fincan ol ki , içine hoş kokulu kahve koysunlar. (Sinan Yağmur).
* Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane.
* Dostlarla içilen kahve neşedir. Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer.
* Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.  (Türk Atasözü)
* Gel dese , gitsem. Birer kahve alıp yürüsek sahil boyunca ; o sussa, ben dinlesem. (Serdar Tuncer)
* Kahve acı aslında sevgi saklı adında , acı tatlanır çünkü muhabbet var tadında. (Havva Nur Yılmaz)
* Benim dünyaya gelişim sade olmuştur , yaşamım orta şekerli ama sevgim bol şekerli ve bol köpüklü olmuştur.
* Bir kere güzel bir kahve içtiyseniz bir daha asla geri dönemezsiniz.  (Hugh Laure).
* Sonra bir kahve iç ama herkesle kahve içilmez unutma. Sadece aşık olduğun insanla iç. Onu izlerken kahven soğusun, soğuk kahveyi sırf onun yüzünden sev.  (Ahmet Batman).
*Hayat bir fincan kahve gibidir, bazen acı bazen tatlı olur. Önemli olan kahvenin tadı değil, onu kiminle içtiğinizdir.  (Akif Bayrak).
* Aldanma kahvenin kara rengine, benzemez hiç gecenin zifirine, bu yüzden mutluluk çöker yüreğine dost dosta ikram ettiğinde.  (Necdet Cemal Ocak).
* Atalar bu sözü boşa dememiş kırk yıl dostluk sağlar bir fincan kahve . Ola ki bu dörtlük yerini bulur şu gönlümü dağlar bir fincan kahve.  (Hanifi Kara).
* İçilir kahveler, söylenir sözler, bazen asılır bazen gülüşür yüzler, ateşte kor olur küllenir közler, dostluğa yakılır, nameler, övgüler; neler dediler, neler söylediler ve dinlerler, duymaya hacet yok; yeter ki gönül ver.  (Ali Bal).
* Gel desem, bu akşam, bir kahve ısmarlayayım sana. Bir fincan kahve: Cezvesinde kaynamış hatıralar, köpüklerinde sevgi parlayan, fincanında dostluk ile telve, bir yorgunluk kahvesi. En iyisi ben sana bir şiir ısmarlayayım Yanında da bir fincan acı kahve.  (Hasan Gezer).
*Bana göre dünyanın en güzel icatlarından bir tanesi taze kahve kokusudur.  (Hugh Jackman).
* Kahve Yemen’den gelir bülbül çimenden gelir, Havva kızın sevgilisi kalpten derinden gelir.
* Kahvenden bir yudum bile almamışsın; Korktun mu beni kırk yıl sevmekten?  (Küçük İskender)
* Kahve aşk gibidir, her ne kadar sabır ve özen gösterirsen tadı o kadar güzel olur.  (Elif Şafak).


Ekmeğin Yapım Aşamaları İle İlgili Yazı

Ekmeğin Yapım  Aşamaları İle İlgili Yazı

Gündelik hayatta  tükettiğimiz  ekmek insanın temel gereksinimlerinden biridir.   Ekmeğin ekmek olarak sofralarımıza kadar gelmesi de elbette kolay olmamaktadır . Her şeyi bize veren ve ihtiyaçlarımızı karşılayan toprak olduğu için ekmeği de bize veren toprağımızdır . Bunun için binlerce kişi çalışmakta ve ekmek sofralarımıza gelmektedir .


Ekmeğin temeli buğdaydır . Buğdaydan ekmek yapılır yani . İlk önce buğday tarlalara ekilir  ve hasat zamanı bu buğdaylar çeşitli gelişmiş makineler ile  toplanır . Bu toplama aşamasında binlerce işçinin emeği vardır .  Buğdaylar toplanıp büyük araçlara yüklendikten sonra fabrikaya getirilir ve burada buğdaylar işlenir . Buğday öğütülür ve un halini alır . Fabrikada buğdayların öğütülmesi ile ortaya çıkan un paketlenmeye başlar . Bu paketler  fırına gönderilmeye başlar . Fırına gelen unlar orada çalışan ustaların emeği ile  hamur makinelerinin içine aktarılır ve içine ekmeğin mayalanması ve yumuşaması için maya , tadının olması için tuz ve su katılarak hamur yoğrulur ve ekmek yapımına hazır hale gelir . 

Tabi ekmeğin biraz mayalanması için bir süre beklenir ve daha sonra  ustalarımızın maharetli ellerinde bu hamurlar çeşitli şekiller alarak farklı boyutlarda ekmekler yapılır ve daha sonra büyük marketlere, bakkallara, vs gönderilir ve bizde oralara giderek ihtiyacımız olan ekmeği alarak  bir güzel tüketiriz .

İş Hayatında Uyulması Gereken Görgü Kuralları, Günlük Hayatta Uyulması Gereken Görgü Kuralları Nelerdir?

İş Hayatında Uyulması Gereken Görgü Kuralları, Günlük Hayatta Uyulması Gereken Görgü Kuralları Nelerdir?

*İş hayatında uymamız gereke n görgü kuralları şunlardır : İş arkadaşlarınıza saygılı bir şekilde davranmak ve laubali hareketler yapmaktan kaçınmak, iş yerine gelen bir müşteriye saygı duyduğunuzu göstermek için ayağa kalkmak, iş ortamında dikkat çekici saçma sapan hareketler yapmamak, iş arkadaşlarının yanında oturup kalkmana dikkat etmek , işe gitmeden önce giyimine, kuşamına dikkat etmek ve kendine çeki düzen vermek, İnsanlar ile iletişim kurarken güzel konuşmasını bilmek ve size yardım eden iş arkadaşınıza teşekkür etmesini bilmek, İş yerindeki arkadaşlarının kişisel alanına fazla girmemek,  anlatmak istemediği bir konuda onu zorlamamak, resmiyet kurallarına uygun davranmak, Karşılıklı selamlaşmak, İş arkadaşlarınla konuşurken aynı zamanda onları da etkin bir şekilde dinlemek, işe geç kalmayı alışkanlık haline getirmemek, Samimi olmadığınız iş arkadaşlarınız ile sen değil siz diye hitap ederek konuşmak .. vb daha da çoğaltabiliriz.

* Günlük hayatta uyulması gereken görgü kuralları şunlardır :  İnsanlar ile iletişim kurarken  şakaları yapmamak, yolda giderken sakız çiğnememek, insanlara saygılı olmak ve düşüncesizce hareketlerden kaçınmak, haber vermeden bir eve misafirliğe gitmemek, kaba hareketlerde bulunmamak, evini ve çevreni temiz tutmaya özen göstermek, toplum içinde giyim kuşama önem vererek,  oturuş, kalkışımıza önem vermek, Size yapılan bir şey için teşekkür etmesini bilmek, birinin kalbini kırdığınızda o kişiden özür dilemesini bilmek, İnsanların özel yaşamına müdahale etmemek, anne baba odalarında konuşurken kapı dinlememek yani özel konuşma yapanları dinlememek, gelenek ve görenekleri  çiğnememek, toplumun kınadığı hareketler yapmamak, sokakta bağırarak konuşmamak, evde  televizyon seyrederken ya da müzik dinlerken sesini çok açmamak, zenginim diyerek ortalarda dolanmamak, sonradan görmüş gibi hareketlerde bulunmamak, insanların her şeyini eleştirmemek ve eleştiriyi ölçülü yapmak, sulu şakalar yapmamak, her zaman insanlar ile iyi iletişim kurulmalı ve mesafe de konulmalıdır, Emanete hıyanet etmemek ve verdiğiniz sözleri tutmak..vb bunlar da günlük hayatımızda uymamız gereken görgü kurallarıdır.

Toplum İçinde Uymamız Gereken Kurallar Nelerdir, Bu Kurallara Uymazsak Ne Olur Konulu Yazı

 Toplum İçinde Uymamız Gereken  Kurallar Nelerdir, Bu Kurallara Uymazsak Ne Olur Konulu Yazı

İnsanın toplum içinde uyması gereken kurallar vardır. Bunlar görgü kuralları, ahlak kuralları , sosyal yaşama uyum gibi kurallardır . Bu kurallar insanların bir düzen içinde yaşayabilmesi  için gerekli olan kurallardır. Toplum içerisinde uymamız gereken kurallar şunlardır :

* Sokakta bağırarak konuşulmalı,
* Yolda sakız çiğneyerek yürümemeli,
* Yüksek sesle televizyon açılmamalı
* insanlarla kibar bir şekilde konuşulmalı
* Haber vermeden misafirliğe gidilmemeli
* Yaşlı insanlar karşısında saygılı bir şekilde oturulmalı ve onlara saygısızlık yapılmamalı,
* Toplum içinde burun karıştırılmamalı ,
*  Sinemaya gidildiğinde ses çıkararak bir şey yenilmemeli,
*  Konuşurken ses tonuna dikkat edilmeli ve kibar olunmalı,
* Yardımsever olmak,
* Hoşgörülü olmak,
* Tok gönüllü olmak,
*  Sürekli başkalarından bir şey istememek,
* Başkalarının  eşyalarını izinsiz kullanmamak,
*  Dedikodu yapmamak,
* Başkalarının lafına kulak kesmemek,
* Tertipli ve düzenli olmak,
* Beden temizliğine önem vermek,
* Başka insanlar konuşurken araya girmemek ve konuşan kişinin konuşmasını bitirene kadar beklemek,
* İnsanlarla konuşurken onları anlayarak, ciddi bir şekilde dinlemek,
* Yolda dikkat çekmek için farklı hareketler yapmaktan kaçınmak,
* Misafirliğe gidildiğinde evdekilerin eşyasını izinsiz kullanmamak,
* Yeni bir şey aldığında sonradan görmüş gibi davranmamak,
* Başkalarının özel hayatını konuşmaktan çekinmek, özel hayata müdahale etmemek,
* Yemek yerken ağzını açarak yemek yememek
* Tevazu sahibi olmak ......vs gibi çoğaltabiliriz.


Toplum içindeki kurallara uyulmazsa toplum uymayan kişiyi  kınar, benimsemez.  Kurallara uyulmadığı takdirde size saygı duyulmaz  ve insanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmazsınız. Bunun için toplum içindeki kurallara her zaman uyulmalıdır.

Yaşanmış Başarı Hikayeleri

Yaşanmış Başarı Hikayeleri

1. Walt Disney
Fakir biriydi . Geceleri çalıştığı depoda ekmek kırıntıları verdiği fareyi seyrederken onu çizmek aklına geldi . Çizdiği bu fare daha sonra tüm dünyanın tanıdığı " Micky Mouse "oldu ve onun dünyanın en başarılı çizgi film yapımcısı olmasını sağladı .

2. Stephen Hawking
Dünyanın en ünlü fizikçilerinden biri . Genç yaşta ALS Motor Nöron hastalığına yakalandı ve beyni dışında vücudu tamamen çöktü . Pes etmedi ve sürekli klasik müzik dinleyerek kitap okudu . 1978 ' te fizik alanındaki en büyük ödül olan Albert Einstein ödülünü aldı . Daha sonraki çalışmaları ile sayısız ödül aldı . "Küresel Isınma"yı ilk olarak tespit eden ve ortaya atan bilim adamı oldu .

3. Alfred Nobel
Fakir bir ailenin çocuğuydu . Onun döneminde yaşadığı dönemde kömür ve başka madenlerin çıkarılması çok zahmetliydi . Bu sorunu çözebilmek için çok çalıştı . Hatta kardeşini bile yaptığı deneyle esnasında patlama sonucu kaybetti . Sonunda başardı ve dinamitin mucidi oldu . Bu buluş ona ve ailesine büyük zenginlik kazandırdı .

4. Enzo Ferrari :
Sakat olması sebebiyle herkes onunla dalga geçiyor , kimse ona iş vermek istemiyordu . Otomobil fabrikalarında işçi olarak çalıştı ve insanların onu küçük görmesine rağmen o dünyanın en hızlı arabasını yapmayı kafasına koydu . 1920 yılında yaptığı arabayla pistlerde rakipsiz oldu ve kimse ona yetişemedi . Bugün de dünyanın en tanınmış ve pahalı arabalarından biri olarak Ferrari en önde gelmektedir .


Sonuç : Yaşanmış kişisel başarı hikayeleri bizlere şunu gösteriyor ki fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmek ya da engelli bir birey olmak peşinen yenilgiyi kabullenmeyi gerektirmiyor . İnsan inanır ve yılmadan çalışırsa sonunda istediğini elde eder . Bizlerin bu hikayelerden alması gereken ders bıkmadan , yılmadan çalışmak ve zirveye ulaşmaktır .

Hıdırellez Hakkında Bilgi

Hıdırellez Bayramı Hakkında  Bilgi

* Daha çok  Türkiye’de kutlanan bir bayramdır.

* Bu bayram Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan  biridir.

* Hızır günü olarak da isimlendirilir.

*  Hızır ve İlyas’ın  yeryüzünde buluştukları gün olduğu için önemlidir.

* Türklerin Orta Asya’dan  getirdikleri  Nevruz Bayramı’nın  değişime uğramış ve İslamlaşmış halidir yönünde  görüşler de vardır.

* Bu bayram Miladi takvime göre 6 Mayıs Rumi takvime göre ise  23 Nisan günü kutlanır.

* Hızır, hayat suyu yani ab-ı hayat içerek ölümsüzleşmiş özellikle bahar aylarında aramızda gezinerek sağlık ve bolluk dağıttığı inancı vardır.

*Dertlilere derman, hastalara şifa verir.

* Kalbi temiz olan insanlara yardım eder.

* Kısmet  ve uğur getirir.

* İnsanların güçlenmesini, hayvanların üremesini ve bitkilerin yeşermesini sağlar.


* Hıdırellez Günü birçok etkinlikler yapılır. Evin genel olarak temizlenmesi gerekir. Geceyi ibadetle geçirmek gerekir, İçki içilmez, kumar oynanmaz, evde yumurta kaynatılır, helva yapılır, evin kapı ve pencereleri kapatılmaz, ellere kına yakılır, akarsuya yazdığımız dilek kağıtları atılır, bu günde sabah erken kalkmayanın işi yolunda gitmez, tarlada çalışılmaz, çamaşır yıkanmaz .... vs gibi  inançlar vardır bunları daha da çoğaltabiliriz.

Telefonun Faydaları Ve Zararları

Telefonun  Faydaları Ve Zararları 

- Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi ile son model teknolojik araçlar yapılmıştır. Bunların da en önemlisi  telefondur. Yararları:

- Telefon insanlar arasındaki iletişimi sağlayan , yeri geldiğinde telefonun internetinden bize faydalı olan bilgileri öğrendiğimiz sosyal medya araçlarından biridir.

- Acil ve olağanüstü durumlarda insanın yardımına koşarız . Örneğin hasta oldunuz  ve araba tutacak paranız yok . Hemen telefonla hastanenin acil numarasını arar ve ambulansın gelmesini sağlarsınız. Ya da bir yere geziye gittiğinizde telefonla resim ve videolar çekersiniz. Yani Kamera gibi kullanırsınız.

- Telefonun zararları baktığımızda ise Telefonda çok fazla konuşulması kulak zarına zarar verir.

- Elektronik bir alet olduğu için fazla kullanımı radyasyon almanıza neden olur.Bu da sağlığınızı ciddi şekilde etkileyebilir.

-  Amacınız dışında kullanıldığında size zarar verir.

- Küçük çocukların eline verilen telefon o çocukların çevresi ile ilgilenmesini engeller ve çocukların göz sağlığı için de çok tehlikeli bir hal alır.


- Fazla telefona bakıldığında sadece çocukların değil hepimizin göz retinaları zarara uğrayabilir.

Şahmaran Efsanesi

Özet : efsane örnekleri, efsanelere örnek, şahmaran efsanesi, şahmaran efsanesi kısaca, şahmaran efsanesi nedir, şahmaran nedir, şahmeran efsanesi

Efsaneye göre Şahmaran Mersin Tarsus'ta yaşayan vücudu yılan, başı ise kadın biçiminde bir yaratıktır. Şahmaran'ın yılanların lideri olduğuna inanılır.

Şahmaran insanların bilmediği yer altında bir yerde yaşar. Bu yerde birbirinden güzel çiçekler, tadına doyum olmaz yiyecekler vardır. Hiç kimsenin haberi olmadan yıllarca yaşar gider Şahmaran ta ki onu insan Camsab görene kadar.

Camsab ormanda içi bal dolu bir kuyu bulur ve arkadaşlarının yardımı ile kuyuya iner ve tüm balı yukarı verir. Arkadaşları ise daha fazla bal almak için onu kuyuda bırakarak giderler. Camsab çok çabalar ama kuyudan çıkamaz. Tam umudunu kesmişken kuyuda iğne deliği kadar bir oyuk görür ve bu deliği iyice oymaya başlar. Camsab sonunda Şahmaran'ın gizli mekanına girer. Şahmaran Camsab'dan olanları dinler ve ona zarar vermeyeceğini istediği gibi bahçede yaşayabileceğini söyler. Yıllar sonra Camsab ailesini özler ve Şahmaran'a gitmek için yalvarır. Şahmaran kimseye burayı söylememesi ve asla hamama gitmemesi şartıyla ona izin verir.

Şahmaran Efsanesi
Camsab sözünde durur ve kimseye gördüklerini anlatmaz, hamama da gitmez. Uzun yıllar sonra oraların hükümdarı Keyhüsrev hastalanır. Vezir çarenin Şahmaran'ın etini yemek olduğunu söyler. Herkesi hamama toplarlar. Camsab dirense de zorla götürürler ve hamama girince vücudu pullarla kaplanır. Camsab'a türlü işkenceler ederek Şahmaran'ın yerini öğrenirler. Hükümdar ve adamlarını karşısında gören Şahmaran "Ben insanoğlunun vefasızlığını bilirim ama ne çareki sana kıyamadım" der.  Şahmaran Camsab'a  son olarak "Beni toprak çanakta kaynattıklarında ilk suyumu sana içirtmek isterler içme, ilk suyu vezire içir ikinci suyu sen iç, etimi de hükümdara yedir" der. Camsab dediklerini yapar ve ilk suyu vezire içirir, ikinci suyu kendi içer, Şahmaran'ın etini de hükümdara yedirir. Sonunda Vezir zehirlenip ölür, hükümdar da iyileşir ve Camsab'ı vezir yapar.

Efsaneye göre yılanlar başları Şahmaran'ın öldüğünden hala habersizler. Öğrendiklerinde tüm yılanların Tarsus'u basacağına inanılır.

Mehmet Akif'ten Anılar

Mehmet Akif Ersoy İle İlgili Anılar

Anı 1:
Bir gün Mehmet Akif'e İstiklal Marşını niçin Safahat'a koymadığını sormuşlar .
Mehmet Akif İstiklal Marşını millete hediye ettiğini ; artık onun milletin malı olduğunu . kendisiyle alakası kalmadığını söylemiştir . Mehmet Akif İstiklal Marşı zaten milletin eseri milletin malı olduğunu kendisinin yalnızca millette gördüğünü yazdığını söylemiştir .

Anı 2 :
Mehmet Akif'in müsamaha gösteremediği tek şey dini ile ilgili olumsuz düşüncelerdi . Yani bir adam onunla düşman olmak istiyorsa şahsına değil , inançlarına saldırması gerekirdi . Bu yüzden şiirlerinde onun düşmanlığına uğrayanlar onun dini inançlarına saldıranlardı .

Anı 3 :

Mehmet Akif her şeyi tam yaşardı . İlgisi de , ilgisizliği de , düşmanlığı da tam olurdu . Bir insanı sevdiği zaman artık onun için her şeyi yapabilirdi . İlgisizliği de aynı bu şekildeydi . Hoşlanmadığı insanlarla alakayı keser bir daha görüşmezdi . Görüştüğü insanlar içerisinde yoldan çıktığını gördükleri ile de derhal ilgisini keserdi .
Bir gün bu şekilde eski güzel vasıflarını kaybetmiş bir tanıdığı ile karşılaşır ve kendisine selam veren o adama cevap vermez ve adam bu duruma bozulunca da ;
- Artık bir daha görüşmemizde yarar yok , dedi ve oradan uzaklaştı bir daha da o adamın adını ağzına almadı .

Anı 4 :

Akif , fakirlik zamanlarında da kimseye eyvallah etmemiştir . Seferberlik döneminde arkadaşı ile oturmuş kuru fasulye yiyordu . Nezaret görevlilerinden biri geldi ve yazdıklarında çok fazla ileri gitmemesini söyledi . Mehmet Akif görevliye döndü ve " nazırına söyle kendilerini düzeltsinler ben fasulye aşı yemeye razı olduktan sonra kimseden korkmam " dedi .



Ortamları Uygun Şekilde Aydınlatmanın Göz Sağlığı Açısından Önemi Nedir ?

Doğru aydınlatmanın göz sağlığına olan katkılarına geçmeden önce doğru aydınlatmanın temel şartlarının  ne olduğunu irdelemekte yarar var. Doğru aydınlatma yalnızca sağlığı değil tasarruf, verimlilik, israf ve ışık kirliliği vb.  çoğu konuyu ilgilendirmektedir . Doğru aydınlatmayı açıklamak gerekirse,  ışığın arzulanan hedeflere tam verimle, en az enerjiyle ve en sağlıklı bir biçimde kullanılmasıdır. Doğru aydınlatmayı dış aydınlatma (ya da cadde aydınlatması) ve iç aydınlatma (ya da ev, büro aydınlatması) şeklinde 2 farklı biçimde incelemeliyiz.
Dış aydınlatma konusunu incelediğimizde, çoğu mevcut aydınlatma sistemleri genellikle  gökyüzünü aydınlatıyor ve bu ışığın yetersiz ve israf edilen bir biçimde kullanılmasına neden oluyor. İstenilen kadar aydınlatamayan bu sistemler karanlıkta insan gözünü daha çok yorarak ve rahatsız ederek göz sağlığı bakımından olumsuzluklar oluşturabilmektedir . Bu sebeple dış mekanlarda lambalar, lambanın bulunduğu konumdan daha yukarı ışık yayılmayacak biçimde perdelenmelidir. Bu sayede  ışığın yansıması ile daha çok ve parlak aydınlatma sağlanabilir. Eğer dış aydınlatma doğru bir biçimde yapılırsa göz sağlığına katkılarının yanında ;

►Daha düşük  enerji harcanır.
►Daha net bir gece görüşü olur .
►İnsanlar kendini daha güvende hisseder .

İç aydınlatma ya da kapalı alan aydınlatmasını irdelediğimizde , yanlış aydınlatmanın göz sağlığını daha fazla ve hızlı etkilemesi kesindir . Direkt biçimde gözün ışığa maruz kalması , ışığın hatalı  yönlendirilmesi ve konumlandırılmasıyla göz sağlığını tehdit etmektedir . Hatalı aydınlatma yüzünden , göz kuruluğu, baş ağrısı , göz yorgunlukları ve görme sorunları oluşuyor . Uzmanlara göre, yeterli ışığın ve ışığa göre doğru oturuşun önemli olduğu aydınlatma biçiminde; ışığın sol omuzumuz üzerinden gelmesine, ışığın karşımızdan doğrudan gelmemesine ve lambaya olan mesafeyi doğru ayarlamaya özen göstermek gerekiyor. Bunun yanında  şayet ortamda bilgisayar kullanılıyorsa, oda ışığının bilgisayar ekran ışığına uyumlu olması ve yüksek bir parlaklık olmaması lazım . Aksi halde , gözler olması gerekenden çabuk yorulmaya başlar  ve baş ağrılarına neden olabiliyor. 
Özellikle ufak, kapalı yerlerde , gözü yormayan, ruhsal ahengi artıran, kullanım maksadına göre seçilmiş lamba ve armatürler doğru aydınlatmanın parçalarıdır . Fakat bu tür kolay değerlendirmeleri ve değişiklikleri uygulamamak , göz sağlığında; 

- kaşıntı
- göz yaşarması
- gözlerin ahenk ve konverjans kabiliyetinin azalması
- Baş ağrısı, renk yanılgıları gibi sorunları ortaya çıkaracaktır . 

Netice olarak, yaşanılan  mekanlarda ve ortamlarda doğru aydınlatmayı sağlayabilmek ve sağlık açısından başta göz sağlığını muhafaza edebilmek adına doğru bir aydınlatma oluşturmak  için;

- Aydınlık düzeyi
- Işık ve gölgenin yönü
- Işığın eşit dağılımı
- Işıktan faydalanma
- Işığın rengi
- Lamba ve armatür çeşidine dikkat etmek gerekir. 


Şehir İsimlerinin Efsaneleri

Güzel Anadolu'nun her şehri Anadolu insanının gönlünde taht kurmuş ve bu şehirlerin isimleri ile ilgili birçok rivayet ortaya atılmıştır. Bazı şehirlerimiz ve isimlerinin efsaneleri  şöyledir.

Sivas İsminin Efsanesi


Sivas ismi ile ilgili en çok bilinen efsanelerin başında Sivas adının "Sipas" kelimesinden geldiği ile ilgilidir. Efsaneye göre bugünkü şehir meydanında yer alan bir çınar ağacının altında üç tane çeşme bulunmaktadır. Bu çeşmeler Allah'a şükrü, ana-babaya saygıyı ve küçüklere sevgiyi temsil etmektedir. Bölgede yaşayan insanların zamanla bu özelliklerini kaybetmeleri sebebiyle çeşmeler kurumuştur. Efsaneye göre şehrin ismi, bu üç çeşmenin adı olan ve "üç göze" anlamına gelen "Sipas" kelimesinin söylene söylene bu günkü haline gelmesidir.

Ankara ve Gemi Çapası


Uzun zaman öncelerinde bugünkü Ankara yöresine hakim olan Frigya kralı Midas rüyasında "Durma, kalk. Ülkende bir gemi çapası ara. Çapanın bulunduğu yere bir şehir kur. Bu şehir sana mutluluk getirecektir.'' Sözlerini duyar. Midas adamlarına bu çapayı aratır ve bugünkü Ankara'nın yerinde çapayı buldurur. Kral Midas bu yörede bir şehir kurdurur ve adına da gemi çapası anlamına gelen "Anker" ya da "Ankira" adını verir.

Cennet Bursa


Hz. Süleyman dünyaları dolaşan tahtı ile bir gün Uludağ'ın tepesine konmuş ve etrafına bakınca bakmaya doyamadığı yemyeşil bir çevre, içmeye kanamadığı masmavi sular ve bin türlü meyveler görmüş. Hz. Süleyman gördüğü manzara karşısında yanındaki vezirine dönerek "Cennet burası" demiş. Kulağı ağır işiten vezir, bu sözü " Cennet Bursa " anlamış ve o zamandan bu zamana şehrin adı Bursa olmuş.

Konya


Günümüzde inancın merkezi olan, Mevlanalar çıkarmış olan Konya şehrinin anlamı aslında "Put Şehri" demektir. Efsaneye göre şehre musallat olan bir canavar, tanrı Zeus'un oğlu Perse tarafından öldürülmüş ve halk da Perse'nin heykelini şehrin merkezine dikmiştir. Şehre put şehri demek olan "İkonnium" adı verilmiştir. Selçuklular döneminde bu isim önce Kunniye sonra ise Konya olmuştur.