Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

“Hata Yapmak, Hile Yapmaktan Çok Daha Onurluca Bir Eylemdir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

“Hata Yapmak, Hile Yapmaktan Çok Daha Onurluca Bir Eylemdir.”  Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 


Yaşadığımız bu kısa hayat sürecinde  iyi günlerimiz de olur kötü günlerimizde. Acılarımız da olur, sevinçlerimiz de. Doğru bir insan, güvenilir bir insan olmak hayatta bizim için en değerli hazine olmalıdır. İnsan olarak her zaman mükemmel olamayız. Duygularımız, düşüncelerimiz her zaman aynı düzeyde olmayabilir. Hatalar yapabiliriz, kalpler kırabiliriz, yanlışlar yapabiliriz. Önemli olan yapılan hataları düzeltmek, yanlışlardan dönmektir. Hata yapmak ayıp bir şey değildir. İnsanoğlunun doğasında vardır hata yapmak. Hile yapmak ise hata yapmaktan çok daha kötü, itici ve şeytani bir durumdur.



 Dürüst insanlar, onurlu insanlar yaptıkları işlerde ve eylemlerde asla hileye başvurmazlar. Hile yapmak kişiyi değerli yapmaz, aksine insanın değerinin yerler  altında sürüklenmesine neden olur. Hile yapan kişi onursuzca bir eyleme başvurmaktadır. Örneğin; aynı iş yerinde çalışan iki mühendisi hayal edelim. Mühendisin biri çok çalışkan, emek eden, başarılı biri olsun. Diğeri ise çalışmasına rağmen daha çok hileciliğe başvursun. Arkadaşının bulduğu bir buluşu o kötü olan, hileci olan kişi çalarsa onursuzca bir davranış sergilemiş olabilir. O başarılı ve emek eden mühendis yaptığı buluşunda hatalar yapmasına rağmen hırsızlığa başvurmamış  emek hırsızlığı yapmamıştır.


 Burada  onurlu olan , çalışmasında eksiklikleri olan, hataları olan dürüst mühendistir. Yani hata yapmak kötü bir şey değildir, hile yapmak ise insana yakışmayan, insanlığa sığmayan aşağılık bir eylemdir. Ya da başka bir örnek verelim. Süt satan iki komşuyu örneklendirelim bu defa. A kişisi her sabah sütünü sağdıktan sonra içine yarım kilo kadar kadar da su katmaktadır. B kişisi ise sütü en saf hali ile almakta ve içine hiçbir şey katmamaktadır.






 Onlardan süt alan kişi her iki süt arasındaki farkı da bilmeyebilirler. Hile yapan kişi her ne kadar diğeri ile aynı parayı kazansa da hile yapmayan kişinin davranışı daha şerefli bir davranış olur. Bunun için her zaman doğruluktan, dürüstlükten yana olmalıyız. Hatalarımız olur, bunları düzeltiriz ama işimize hile karıştırırsak bu insana yakışmayan en çirkin davranış şekli olur ve sahtekarlığın ve hilenin sonu da gün gelir acı ile sonlanır. Bundan dolayı her zaman doğruluktan yana olmalıyız. Hatalarımız olsun ama hilemiz asla olmasın.

 

Kitap Okumanın Faydaları İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 Kitap Okumanın Faydaları Nelerdir? Konulu Kompozisyon Yazınız.

 

Günlük yaşamda herkesin kendine göre bir işi vardır. İnsanlar işlerini ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Bu iş yoğunluğunun ardından insanı rahatlatacak, dinginleştirecek şey kitaplardır. Kitapları ile baş başa kalması. Sevdiğimiz bir yazarın, ilgi duyduğumuz kitap türlerinin bizi ne kadar mutlu edeceğini bilemezsiniz. İnsanın kendisi ile baş başa kalması, kafasını dinlemesi kitaplar sayesinde olur. Kitaplar ruhumuzu aydınlatan dev eserlerdir.

 

İnsanı bir yerde alıp başka bir güzelliğe götüren hazinelerdir. Kitap okumak bireyin ilk olarak ufkunu açar. Okuyan insan aynı zaman da sorgulayan kimse olur. Sorgulayan insan eleştirilere de tahammül edebilen insan olur. Okuyan insan kendisini başkalarına yerine koyan, empati kuran bir birey olur. Kitap okuyan insan devamlı yeni bilgiler öğrenir. Öğrenen insan, merak eden insan da kendini daima geliştirir. Kitap okumak kişiyi daha duyarlı yapar. İnsanın kelime hazinesi gelişir. Okumak zeka kapasitemizin de artmasını sağlar. Okumak insanda yeni fikirlerin de ortaya çıkmasını sağlar. Stresli zamanlarımızda elimize en sevdiğimiz kitabı aldığımız zaman stres azalmaya başlar.






 

Kişi okuduğu zaman, öğrendiği zaman mutlu olur, yaşama sevinci daha çok olur. İşte tüm bunlardan dolayı küçük yaşlardayken çocuklarımıza kitap okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Herkes kitap okuyup ülkesi için faydalı bir iş yaparsa dünyamız da daha güzel ve daha barış dolu bir dünya olur. Kitap okumanın faydaları ile ilgili şu söz benim için çok önemlidir:

“İyi bir kitap insana can veren kandır.” John Milton

Vefa İle İlgili Hikaye Yazınız.

 Vefa İle İlgili Hikaye Yazınız.


Sabah erkenden kalktığımda çok üşümüştüm. Ellerim üşüyor, karnım da soğuktan ağrımaya başlamıştı bile. Henüz kış mevsimi tam olarak gelmemişti ama kış mevsiminin belirtileri başlamıştı bile. Annem çayı hazır almış, yumurtaları küçük tencerede haşlamış, patatesi kızartmış sabah kahvaltısı hazırlığına devam ediyordu. Anne bugün hava çok soğuk dedim. Evet yavrum galiba Erciyes’e kar yağdı dedi. Akşam haberleri izlediğimde Erciyes Dağı’na karın yağdığı da netleşmiş oldu. Babam işten eve yeni gelmişti. Kış mevsimi yaklaştığı için babamın işleri de artık bitmek üzereydi. Babam inşaatta çalışırdı.


 Bana, kardeşlerime ve anneme buradan aldığı para ile bakar, geçimimizi zar zor da olsa sağlardı. Emek işçisiydi benim babam. Akşama kadar ter dökerdi. Güneşin altında çalışmak kolay değildi inşaat işçileri için. Hele hele tam öğle vakti onlar için çok zor olur. Ama onlar yine de sabırla, azimle çalışmaya devam ederler ki evlerine ekmek götürebilsinler.

 

O gün babam eve geldiğinde üzgündü. Ona neden böyle üzgün olduğunu sordu annem. O da konuşmaya başladı: Bugün iş yerinde  arkadaşım Mücahit Bey , iş kazası geçirdi. İskeleden düşüp bacağını kırdı. Onun o acı ile bağıran sesi kulaklarımdan gitmiyor, çok üzgünüm dedi. Annem, kardeşim ve ben de Mücahit Amcanın bu durumuna çok üzüldük. Mücahit Amcanın beş çocuğu vardı ve hepsi de küçük küçüktü. En büyük çocuğu benimle yaşıttı. İkimiz de on iki yaşındayız. Arar ara görüşürüm hep onunla.   Bu arada benim adım Salih, onun adı ise Kemal’di. Kemal küçük yaşlardayken geçirdiği bir trafik azası sonucunda yürüme yeteneğini kaybetmiş, tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştı. Mücahit Amcanın eşi Hatice Teyze de çocuklarına bakmak zorunda kaldığı için o da çalışmıyordu

 

 Mücahit Amcanın geniş bir ailesi vardı. Üstelik Mücahit Amca kendi anne ve babasına da bakıyor ve geçim sıkıntısı yaşıyordu. Bu geçirdiği kazadan sonra ise bir zaman iş yapamayacak ve çok zorluklar çekecekti. Bu duruma ailece üzülmüştük. Bir hafta böyle geçti. Bir Pazartesi günü babam telefondan annemi arayarak akşama işçi arkadaşları ve eşlerinin geleceğini,, çay yapmasını, çayın yanına bir şeyler hazırlamasını rica etti. Annem de elbette , seve seve dedi. Akşam oldu. Akşam babam ve arkadaşları, onların eşleri ile geldi.

 

 Neden bize geldiklerini anlamıştım galiba. Konu Mücahit Amcaydı. Hepsi de elinden gelen yardımı onun için yapacak, bu zorlu kış şartlarında geçim sıkıntısı yaşamamak için ona maddi yardım sağlayacaklardı. Çayla içildi, kekler, kurabiyeler yenildi ve daha sonra herkes cebinden bir miktar para çıkararak masaya koydu. Masada çok para olmuştu. Ertesi günü babam o paraları alıp bir arkadaşı ile birlikte markete gitti. Bir kışlık erzak alındı, kışlık kömür, odun alındı, çocuklarına kışlık kıyafetler alındı ve daha bir sürü şey. Akşam olunca babamın arkadaşları, arkadaşlarının eşi ve biz Mücahit Amcalara gittik. 


Arabadan çıkan erzakları eve yerleştirdik. Evdeki küçük çocuklar kendilerine alınan hediyeleri görünce sevinçten bir o yana bir bu yana koşuştular. Mücahit Amca bu yapılan fedakarlık ve gösterilen vefa karşısında duygulandı ve gözünden iki damla yaş geldi. Eşi ise hepimize teşekkür etti.  Babam ve arkadaşları vefalı insanlardı. Kim zorda kalırsa ona yardım edilirdi. Sadece inşaat işçisi değil aynı zamanda gönülleri kazanma işçileriydi galiba benim babam ve onun o güzel kalpli ve vefalı arkadaşları. Kendi durumla bile çok iyi değilken başkalarına yardım etme düşüncesi, vefalı olma örneği ancak benim babam gibi güzel kalpli insanlara özgüydü galiba.





 

“Mala Mülke Olma Mağrur, Deme Var Mı Ben Gibi? Bir Muhâlif Yel Eser , Savurur Harman Gibi.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Mala Mülke Olma Mağrur, Deme Var Mı Ben Gibi? Bir Muhâlif  Yel Eser , Savurur Harman Gibi!"  Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İnsan sevgisi ile, hoşgörü ile , şefkat ve merhameti ile bilinen Mevlana bu sözü ile de kibirli insanlara uyarı niteliğinde mesaj vermiştir. İnsan; doğrusu ile yanlışı ile olan bir bütündür. Her ne kadar insanı diğer canlılardan kılan üstün özellikleri olsa da o da nihayetinde bu dünyadan ebedi olarak  ayrılacaktır. Çünkü ölüm vardır, ölüm. Her insanın maddi durumu da farklı olabilir. Zaten Yüce Allah ilmi isteyene, malı istediğime veririm diyor. Önemli olan  zengin olan kimselerin  insan ilişkilerinde nasıl davrandığıdır. Malım , mülküm var diye gururlu olma, kibirli olma diyor Mevlana Celaleddin Rumi. Hep ben çok güzelim, ben çok zenginim, ben en iyisiyim hep ben ile başlayan cümleler kurmamak gerekir. 


 İnsan ben  çok varsılım, diğer insanlardan daha yüksekteyim, fakirler ile beni bir arada tutmayın ben seçilmişim gibi cahilce yanıltıcı cümleler kurmamalı, bunu kalbinden dahi geçirmemelidir. Yani ne oldum delisi olmamalı, ne olacağım düşüncesi  ile hareket etmelidir. Mütevazi olmalıdır insanoğlu. Zenginliğine güvenmemelidir. Allah katında zenginliğin hiçbir önemi yoktur önemli olan takva ve güzel ahlaktır. Mağrur olursan kimse seni sevmez, herkes senden uzaklaşır ve yalnızlığa terk edilirsin. Malın olabilir, çok zengin olabilirsin . Zengin olmak kötü değildir tam aksine güzeldir ama o zenginliği, o malı , mülkü hayır yolunda harcadığın zaman, kibirli olmadığın zaman, alçakgönüllü ve merhametli olduğun zaman işte o zaman zenginliğin anlam kazanır.





 Malı ile övünüp insanlara tepeden bakan nice kendini  bilmezler  bir anlık büyük kayıplar yaşayarak o yüksek tepelerden aşağılara doğru sürüklenip kaybolup gitmişlerdir. Onun için ne kadar zengin olursak olalım, ne kadar bilgili olursak olalım her zaman önce insan olarak kalalım ve insanca yaşamaya ve davranmaya devam edelim.

“Doğru Düşündüğüne İnanan, Yanlış Fikirlerle Savaşmak Zorunda Kalır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “Doğru Düşündüğüne İnanan, Yanlış Fikirlerle Savaşmak Zorunda Kalır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon


Yaşamda her insanın yetişme tarzı, yetiştiği çevresi , aile yapısı vb.  farklıdır. İnsan başlı başına kendine özgü bir varlıktır. Her insanın kendine ait doğru ve yanlış düşünceleri vardır. Ama bazı insanlar sadece kendi düşündüklerinin doğru olduğunu savunurlar, başkalarının fikirlerini hiçe sayarlar. Dar bir düşünceye hapsederler kendilerini. Oysa insan sadece kendi düşündüklerinin doğru olmadığını bilmelidir. Bunu anlamak için de başkalarının da düşüncelerini anlamalıdır, kendi düşüncelerindeki yanlışları sorgulayabilmelidir. 


Sadece kendi düşündüklerinin gerçek olduğunu, doğru olduğunu kabul edenler asıl gerçeğe, asıl doğruya ulaşmada sıkıntı yaşarlar. İnsan kusursuz bir varlık değildir. Yanlışlarımızla, doğrularımızla eleştiriye açık olmalıyız, yanlışı da düşünebileceğimizi kabul etmeliyiz ve Akıl akıldan üstündür “.sözü ile hareket etmeliyiz. Doğru düşündüğüne inanan ve daha sonra yanlış fikirlerle savaşan bir kişiden örnek vermek istiyorum. Sınıfta bir arkadaşımız vardı. Sınıfın en çalışkan öğrencisiydi. Ona göre yalnız olmak , kimseyle samimi olmamak ve hiçbir insana güvenmemek onun için en doğru şeydi. Bu düşüncelerini bir ders sırasında öğretmene anlatmıştı. 


Benim düşüncelerim bu ve doğru olan da budur dedi. Öğretmen onun yanlış düşündüğünü söylese de o bu fikrinden vazgeçmedi. Kimseye yanaşmadı, kimse ile samimi olmadı. En sonunda sınıfta yalnız kalmaya başladı. Kimse onu önemsemiyor çalışkan olsa bile ona değer vermiyordu. O arkadaşımız bir zaman sonra sıkılmaya başladı ve hepimizle konuşmaya çalıştı, yaptıklarından pişman olduğunu yalnız kalma düşüncesinin insanı iyileştirmek yerine kötüleştirdiğini yaşayarak öğrendi. 


Bundan sonra başkalarının sözlerine de önem vereceğini, yanlış fikirleri ile uğraşmayacağını söyledi. Daha sonra diğer arkadaşlarımız ile birlikte olup onun yaptığı yanlışları ona güzel bir şekilde ifade ettik.  Her şeyi ben bilirim düşüncesi ile hareket etmemeliyiz. Mutlaka bizden daha iyi bilenler çıkacaktır ve bunun içinde başkalarının görüşlerine başvurmalı, ortak akla yeri geldiği zaman güvenmesini bilmeliyiz.





Hata Yapmamak İçin Derse Katılmak İstemeyen Bir Arkadaşınız Olduğunu Hayal Ediniz. Arkadaşınızı Derse Katılmak Üzere İkna Edecek Bir Konuşma Hazırlayınız.

 Hata Yapmamak İçin  Derse Katılmak İstemeyen  Bir Arkadaşınız Olduğunu Hayal Ediniz. Arkadaşınızı Derse Katılmak Üzere  İkna Edecek Bir Konuşma Hazırlayınız.


İnsan kusursuz bir varlık değerlidir. İnsanın zaman zaman doğruları, yeri geldiğinde de yanlışları olacaktır. Hata yapmak kadar normal bir şey yoktur. İnsan hata yapa yapa deneyim sahibi olur, yaptığı yanlıştan ders alarak geleceğe daha temkinli yaklaşır ve yeni adımlar atar.

 

Sevgili arkadaşım Rümeysa!


Yaşadığın kimi olaylar, içinde yaşadığın çevre, insanların yaklaşımı  belki sana hata yapmaman gerektiği düşüncesini empoze etmiş olabilir. Hata yapıp da hata yapmamanı isteyen kimi çok bilmişler  de olabilir. Ama bu doğru değildir. Sana hata yapmaman gerekir diyen kişi ya da kişilerin bile mutlaka hataları vardır. Onun için kendini garip hissetmene, kötü hissetmene neden olacak bu düşüncelerden uzak durmanı dilerim.


Neden hata yapmayalım ki Rümeysa?  Hep doğruları yaparsak hayattan  nasıl zevk alacağız. Bazen hatalar yapacağız ve onlarla yüzleşeceğiz ki bir dahaki yaşadığımız olayda daha akıllıca davranışlar sergileyelim. Hata yapmak her zaman olmadığı sürece bazen fayda bile sağlar insana. Düşün mesela; yeni doğmuş bir bebek yürümeye ilk başladığında yere sürekli düşe düşe yürümeyi öğreniyor. Neden peki diye sor kendine.


 Çünkü bebeğin henüz olgunlaşma düzeyi gelişmediği ve herhangi bir çevre baskısı da yaşamadığı için bebek bebekliğini yapıyor. Yani doğal olanı yapmaya devam ediyor. Hata yapa yapa en sonunda yürümeyi öğreniyor. İşte sen de kendine bu bebekten pay biçebilirsin. İnsanların  senin hakkında ne dedikleri, sana güldükleri, seninle alay  edecekleri düşüncesini bir kenara bırak ve ben değerliyim de.

 

Geç aynanın karşısına ve kendimi seviyorum, doğrularım ve yanlışlarımla ben bütünüm de. İşte böyle yaptığın zaman kendine daha çok güvenecek ve topluluk içinde konuşurken hata yapsan bile daha sonraları bu yaptığına gülüp geçeceksin. Ama neyi öğreneceksin. 


Daha iyi kendimi nasıl ifade edebilirim, nerede heyecanlanmışım, nerede dilim sürçmüş, ses tonumu nasıl kullanmışım, kelimeleri telafuz ederken nerede yanlış kelimeler ya da cümleler kullanmışım, nerede mantık hatası yapmışım vb. diye çok sayıda deneyimlere sahip olacaksın. Bir daha ki konuşmanda daha dikkatli ve daha güzel sonuçlar ortaya çıkacaktır emin.


Kıymetli arkadaşım senin  topluluk önünde konuşmanı ve seni dinlemeyi o kadar çok isterim.  Çünkü başarılı ve kendini çok güzel ifade eden birisin normalde. Baş başa kaldığımızda nasıl da güzel konuşuyorsun, bunu herkesin önünde de yapabilirsin ,inan bana zor değil kardeşim.

 

Değerli arkadaşım; hata yapmak insana ayrıca şunları da öğretir:

İnsan hata yapa yapa doğruya ulaşır, yaptığımız hataların beklenmedik olumlu sonuçlarını görebiliriz, kim olduğumuzu görürüz, hata yapmak önceliklerimizi anlamamızı sağlar, hata yapmak, amaçlarımıza ulaşmak için bizi özgür kılar ve en azından geçmişte güleceğimiz güzel anılar yaşamış oluruz.





İyimser Uçak Yapar, Kötümser İse Paraşüt Sözünde Ne Anlıyorsunuz?

 İyimser Uçak Yapar, Kötümser  İse Paraşüt Sözünde Ne Anlıyorsunuz?


 Öncelikle iyimser ve kötümser kavramlarının ne olduğunu tanımlayalım.

İyimser demek; Her şeyi iyi yönlerinden gören, iyi yönlerinden bakan, geleceğe umutla bakabilen anlamına gelir.


Kötümser ise;  Dünyada iyi şeylerden çok kötü şeyler olduğuna inan, her şeyin sonunu gören ya da belli bir işin kötü sonla biteceğini gören kimsedir.


Hayatın akışına baktığımızda ise hayatta hem güzel günler olur, hem kötü günler olur. İyimser insanlar her şeye olumlu bakmak gerektiğini düşünür, bir şeyin olumsuz yanları olabileceği de aklına gelmez. Yani burada biraz polyannacılık vardır. Kötü şeylerden bile iyi anlamlar çıkarabilirler. Oysa kötümser kimseler hayatın her zaman iyimserlikle gitmeyeceğini söylerler. Bu da gerekli aslında. Bazen kötümser olmak gerekir. Çünkü kötümser yaşanılan olaylara  kötümser olarak bakan kimseler de aslında bize  olabilecek tehlikeleri söyleyen kimselerdir.


 İyimser insanlar uçak yapar ve bu son derece de müthiş  iştir ama uçak havada bir sorun çıkarsa bu sorunun çözümünü o anda bulamazlar. Çünkü onlar sadece uçmaya hedeflenmişlerdir. Oysa kötümser insanlar uçak yapmaya karşı değildir, uçakta olabilecek tehlikelerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini söylerler. Kötümser insanalar ayrıntıya ve gelebilecek tehlikeye karşı uyarmaktadır aslında bizi.


Yani önlem almak isterler ve bunun için de paraşüt yaparlar. Oldu ki uçak havada büyük bir sorun çıkardı  ve o anda hemen neye ihtiyaç vardır? Elbette paraşüte. Çünkü paraşütle hayatımız kurtarırız. Çünkü o anda gerekli olan şey odur. İşte kötümser insanlar bir olayın sadece olumlu yanlarını değil olumsuz yanlarını da düşünürler. Kötümserlik ve iyimserlik ile ilgili yaşadığım bir olayı anlatmak isterim.


Geçenlerde komşumuzun küçük kızı benim küçük oğlanla benim evde oynamak istedi. Normal zamanlar da bu kız çocuğu gelir oğlumla güzel vakitler geçirirdi. Kız çocuğu eve girdiği zaman yaramazlık yapıp oğlumla yine oynamaya başladı. Kayınvalidem ise beni önceden bu konuda uyarmış ve şunu söylemişti: Başkasının çocuğunu evine alma kızım, ne olur olmaz, başına bir şey gelir senden bilirler dedi. Ben de anne kadar kötü niyetlisin , yazık gelsin oynasın çocuk değil mi diye iyimser havalardan geçiyordum. 


Neyse çocuklar oyun oynarken o küçük kızı defalarca uyarmama rağmen yatak odamdaki oynayan dolabın yanına gitmişti. Bir anlık gözümden kaçma ile gerçekleşen bu küçük kazada aynalı dolabım büyük aynasının yere düşme sesi ile irkildim ve hemen oraya koştum. Oğlum az kalsın dolabın altına kalıyordu ve sonuçlar çok kötü olabilirdi. O gün kayınvalidemin dediği aklıma geldi ve keşke onu dinleseydim dedim. Demek ki bazen kötümser düşünmek gerekiyor ve sonunu düşünmediğin bir işin sorumluluğunu üstlenmemen gerekiyor. O günden sonra daha dikkatli oldum ve akıllandım.





 Sevgili  arkadaşlar! Adı üstünde kötümser insan deniliyor. Kötü denilmiyor. Çünkü kötü kavramı farklıdır, kötümser kavramı farklıdır. Kötümserlik iyi bir şeydir aslında ve hayatta bazen kötümser de olmak gerekir. Ama her zaman kötümser olmak ya da her zaman iyimser olmak mantıklı bir davranış biçimi değildir. Yerine, zamanına ve olayın akışına göre bu durum belirlenir.

Sizce Mutlu Olmak İçin Nelere Sahip Olmak Gerekir?

 Sizce Mutlu Olmak İçin Nelere Sahip Olmak Gerekir?

 

Her insan mutlu olmak ister.  Bence mutlu olmak için insanın ilk olarak sağlığının yerinde olması gerekir. Çünkü en büyük hazinemiz sağlığımızın yerinde olmasıdır. Mutlu olmak için sahip olunması gereken şeyler şunlardır: İyi bir ailede yetişmek, aile huzurunun olması, iyi bir çevrede büyümek ve iyi insanlarla komşu olmak gerekir. Mutlu olmak için kalbinin temiz olması gerekir. Herkese karşı iyi niyetli olmak, kin tutmaktan uzak durmak, intikam almak yerine affetmek, zorlaştırmamak, kolaylaştırmak gerekir. Kendi geçimini sağlayacak kadar, fiziksel ve sosyal gereksinimlerini karşılayacak kadar paran olması gerekir. Elbette milyon dolarlardan bahsetmiyorum ama mutluluk için paranın da olması olmazsa olmazlardandır.  

 

 Mutlu olmak için sağlıklı düşünmek gerekir. Ders çalışmak, ödevlerimizi zamanında yerine getirmek, kendiliğinden sorumluluklarımız yerine getirmek gerekir. Bir iş sahibi, meslek sahibi olmak gerekir. O mesleği hakkaniyetle yerine getirmek ve kazandığımız para ile hem kendimizi mutlu edecek, hem de çevremizdekileri mutlu edecek işler yapmalıyız.  İşte tüm bunlar olduğu zaman insan mutlu olur. Mutlu olmak için kısacası şunlara sahip olmak gerekir:

 Kişi kendini olduğu gibi kabul etmelidir. Yani kendini sevmeli ve beğenmelidir. Eksik yanlarının neler olduğunu bilmeli ve yapamayacağı şeyler için kendi canını sıkmamalıdır. Sevdiklerimizle aramızdaki bağları güçlendirmeli ve onlar ile iletişim halinde olmaya devam etmeliyiz. Bir sıkıntımız olduğunda bunu yakınlarımızla paylaşıp sıkıntıyı içimize atmamalıyız.


 Mutlu olmak için sevmeliyiz. Doğadaki hayvanları, bitkileri,  havayı, suyu, toprağı vb... Mesela bir ağaç dikmeliyiz ve o ağacın büyümesini günden güne izlemeliyiz. Ya da bir çiçek büyütmeli ve bu çiçeği ben büyüttüm, emek ettim demeliyiz. İşte bunlar da kişiyi mutlu eder ve kişinin mutlu olması için sahip olması gereken şeylerdir.


 

Hedeflerimiz olsun ve hedefleri yerine getirmek için çok çalışalım. İnsanlara karşılık beklemeden yardım etmeliyiz ve kimseden de bir şey beklemezsek mutlu oluruz. Kendimize değer vermeli, kendimiz sevmeliyiz. Var olanla yetinmeyi bilip şükredersek mutlu oluruz.

Cömert İnsanların Özellikleri Nelerdir?

Cömert İnsanların Özellikleri Nelerdir?


Cömertlik  kelimesinin anlamı ihsan, ikram anlamlarına gelir.

Cömert insanlar genel olarak yardımsever olup bencil olmayan kimselerdir. İçinde şefkat ve merhamet duygusu olan , insan kelimesini tam olarak hak eden kimselerdir. Cömert insanlar bir kimseye yardım ettiği zaman ondan karşılık vermezler. İyilik yapmayı, merhametli olmayı insan yakışan hareket olarak gördükleri için her zaman vermeye, yardım etmeye devam eder. Cömert insanlar eli bol olan insanlardır. Sadece maddi olarak değil manevi olarak da insanlara ellerinden gelen her türlü desteği yaparlar. Kin tutmazlar, kolay affederler ve içlerinde sevgi dolu bir dünya vardır. Bu sevgi dolu aydın dünyasına diğer insanları da çekmek isterler. Sözlerine sadık güvenilir kimselerdir. Başka insanların halini hatırını sorarlar, karşısındaki kişiye değer verir . Kim zor durumda, kimin bir şeye ihtiyacı var diye devamlı takip halinde olan kimselerdir. Bunun için bizler de her zaman cömert olmalıyız ve cömert insanların da toplum içinde değerini bilmeliyiz.

 

 

 



Ey îmân edenler! İçinde ne bir alış veriş ne bir dostluk ne de (Allâh’ın izni olmadıkça) bir şefâat bulunmayan kıyâmet günü gelip çatmadan önce, rızıklandırdığımız şeylerden Allah yolunda cömertçe sarfedin. Küfrân-ı nîmet içinde olanlar zâlimlerin tâ kendileridir.” (Bakara) Kuran-ı Kerim’de cömertliğin ne denli önemli olduğu söylenmiştir.

Cömert kişi Allah’a yakın, cennete yakın, insanlara yakın ve cehennem ateşinden uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak ve cehennem ateşine yakındır. Cömert câhil, ibadet eden cimriden Allah’a daha sevimlidir.” (Tirmizî, Birr, 40)

Koronavirüs Günlerimde Neler Yaşadım Konulu Bir Metin Yazınız.

 


Koronavirüs Günlerimde Neler Yaşadım Konulu Bir Metin Yazınız.

 

Virüsün ne dünyada ne de ülkemizde bittiği yoktu. Bugün geçecek yarın geçecek derken henüz net   bir son yoktu. Annem, babam ve ablam aşı olmuştu. Ben ise aşıya fazla inanmıyor, aşı hakkında çok bilgim olmadığı için aşı vurulmuyordum. Arkadaşım  Şevval beni evlerine yemeğe çağırmış ve orada maskesiz bir şekilde, sosyal mesafeye dikkat etmeden güzel bir  gün geçirmiştik. Eve geldikten iki gün sonra arkadaşımın virüs olduğunu duydum. Mutlaka bana da geçmişti, çünkü sürekli içe içeydik. Sarılmıştık, gülüşmüştük vb.


Aradan geçen beş gün sonra bir sabah şiddetli bir karın ağrısı ile uyandım. Midem bulanıyor ve her şeyden tiksiniyordum. Hemen ailem hastaneye götürdü ve virüs testi yapıldı. Testimin sonucu hiç şüphesiz ki pozitif çıkmıştı. Şiddetli baş ağrısı ile baş gösteren virüs organlarımın içinde cirit atıyordu. Her gün başka bir yerim ağrıyordu. Bir gün eklem ağrıları diğer gün kuru öksürük ve eşliğinde seyreden boğaz ağrısı, baş dönmeleri vb derken günler böyle geçiyordu. Annem yemeklerimi yapıyor bu süreçte iyi beslenmem için ailem elinden gelen her türlü fedakarlığı yapıyordu. Odada yalnız başına 14 gün geçirmek çok sıkıntılı olmuştu. Annemle, babamla sarılmak istiyordum, kardeşimle, ablamla oyunlar oynamak istiyordum ama elimden odamda durmaktan başka bir çare gelmiyordu.





Derken sayılı günler bitti ve testim şükürler olsun ki negatife dönmüştü. Vücudumda her ne kadar virüse karşı antikor oluşsa da altı ay sonra gidip aşımı vurulacaktım yine de. Bundan sonra sosyal mesafeye dikkat edeceğim, maskesiz kimseyle iletişim halinde olmayacaktım. Ev  ziyaretlerinde de bulunmayacağım, evimize gelmek isteyenleri de tatlı bir dille kabul etmeyeceğim.  Artık daha bilinçli olacağım, daha dikkatli olacağım. Sizler de lütfen benim gibi aşıya karşı olmayın ve zamanında aşınızı olun.

“Eğitimdir ki Bir Milleti Ya Özgür, Bağımsız, Şanlı Yüksek Bir Topluluk Halinde Yaşatır, Ya da Sefalete Terk Eder.” Atatürk’ün Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 

“Eğitimdir ki Bir Milleti Ya Özgür, Bağımsız, Şanlı Yüksek Bir Topluluk Halinde Yaşatır, Ya da Sefalete Terk Eder.”  Atatürk’ün Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Eğitim, toplumların muasır medeniyet seviyesine çıkmasında en önemli ve en etkili yoldur. Eğitime önem vermeyen toplumlar kısa zamanda başka ülkelerin kölesi olmaya mahkum kalır. Eğitimin olduğu yerde bilgi edinme vardır, araştırma vardır, sorgulama vardır, merak vardır, eleştirel düşünme vardır, empati kurabilme becerisi vardır, bilim ve teknik vardır, deney ve gözlem vardır ve daha sayamadığımız çok sayıda faydalı işler vardır.

 

Eğitime önem veren milletin fertleri kendilerini her alanda geliştirmek için çok çalışır. İçinde yaşadığı topluma, dünyaya faydalı olmak için durmadan ilerlemeye devam eder. Bunun sonucunda çok güzel işlere imza atar ve cahil olmaktan kurtulup aydın insan olma yönünde çalışmaya devam ederler. Eğitimin olduğu yerde  dogmatik bilgiler yoktur, esneklik vardır, değişim vardır, tutuculuk ve gerilik yoktur. Eğitimin olmadığı yerde ise hiç kimse kendini geliştiremez. Geliştiremediği gibi üstüne bir de kendi bildiklerinin dışındakilere inanmaz ve kendini geliştirmek için en ufak bir çaba harcamaz. İşte tüm bunların sonucunda ne ülkesine faydalı olur, ne de içinde yaşadığı topluma.

 

Gelişmemiş ülkelere baktığımızda bu ülkelerde eğitime verilen değerin  ne denli yok derecede olduğunu görebiliriz. Gelişmemiş ülkeler durmadan beyin göçü verir ve ellerindeki değerli ilim insanlarını da ne yazık ki başka ülkelere vermek zorunda kalır. Eğitime önem veren ülkeler ise beyin göçü alır ve gücüne güç katar . Böylece dünyada güçlü bir konuma gelir. Eğitim seviyesi yüksek ve kaliteli olan toplumlar başka ülkelerin egemenliği altına girmez, kendi toprakları üzerinde özgürce ve dimdik yaşarlar. Eğitime önem verilince her alanda gelişme de sağlanmış olur( sosyal, siyasal, kültürel vb)  İşte tüm bunlardan dolayı da Mustafa Kemal Atatürk de eğitimin ne derece önemli olduğunu vurgulamak istemiştir.

"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı


"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı

Türkçe dersi hem günlük hayatta kullanırken hem de sınavlarda çok önemlidir. Sadece Türkçe dersi için değil tüm derslerde de Türkçe'nin kurallarını iyi bilmek ve uygulayabilmek bizlere kolaylık sağlayacaktır .

Türkçe dersi ile ilgili bilgilerimizi kalıcı hale getirmek ve eksikliklerimizi görebilmek ve düzeltmek için testler son derece önemlidir . Test çözdükçe dilimize ait kuralları daha iyi özümser ve yazılarımızda daha doğru kullanabiliriz . Kompozisyon örnekleri yazarken ya da her hangi bir yazı türü ile ilgili çalışırken dilimizin özelliklerini etkin bir biçimde kullanmak önemlidir .

Kısaca online Türkçe testleri sitemiz ile sizin Türkçe dersi ile ilgili bilgi ve becerilerinizi geliştirmeyi amaçlıyoruz . Testlerde soruların altında açıklamalar vererek hem öğrenmenizi hem de hem de kendinizi sınamanızı sağlamayı amaçladık . Umarız iyi ve eğlenceli vakit geçirirsiniz .


Ramazan Bayramı İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 


Ramazan Bayramı İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 Bayramlarımız milli ve dini bayramlar olarak ikiye ayrılır. Dini bayramlar ise Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olarak iki bölümde incelenir. Ramazan Ayının sonlarına doğru yaklaştığımız bu günlerde Ramazan Bayramının gelmesini heyecanla beklemekteyiz. Yüce Allah tutulan oruçları, verilen sadakaları  kabul etsin inşallah.




 Her ne kadar bu yıl oruç zamanında gidip gelmeler, misafir ağırlamalar olmasa da yine de oruç tutmanın fazileti ve insan vücuduna katkıları saymakla tükenmez. Tuttuğumuz oruçların bitmesi ile yeni bir güne bayram gününe uyanacağız inşallah. Korona virüsten dolayı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da misafirlikler olmayacak ve tam kapanma olacak. Tüm bunlara rağmen umudumuzu kaybetmeden ailemiz ile bayramımızı güzel ve mutlu bir şekilde geçirmeliyiz. Ramazan Bayramı namazının ardından babaların ve annelerin elleri öpülür. Küçüklerin ise gözlerinden öpülür. Aile bireyleri arasında karşılıklı hediyeleşmeden sonra güzel ve sabah kahvaltısı hep birlikte hazırlanır ve hep birlikte yenir. Akrabalarımızı  bu bayramda telefondan arayıp onlarla görüntülü bir şekilde konuşmalıyız. Komşu ziyareti, eş dost ziyaretini bu bayramda ertelemeliyiz.

 

Evde annemizin hazırladığı güzel yemeklerden ve tatlılardan yiyerek , güzel vakit geçirmeye gayret göstermeliyiz. Bu zorlu günlerin geçeceğini düşünerek kendimizi güzel düşüncelere, umutlu bekleyişlere bırakmalıyız. Virüsün olmadığı ilkbaharların geleceği, virüsün ortadan kalktığı oruçların tutulup bayramların kutlanacağı o günleri özlemle beklemeliyiz ve asla moralimizi bozup boşluğa düşmemeliyiz.  Her bayramda olduğu gibi bu bayramda da telefon ya da başka bir teknolojik alet aracılığı ile küs olanlar barıştırılmalı, yakınlar aranmalı ve ha, hatır sorularak gönüller alınmalı, gönüllere güzel bir iki çift sözler söylenmelidir. Gönüllere girilmeli, sevgi ve saygının bütünleştiği, güzel ahlakın daim olduğu bayramların olması dileği ile herkese şimdiden iyi bayramlar ve sağlıklı günler dilerim. Sağlıkla kalın.

Türkiye'deki Yayla Turizmi Konusunda Bir Deneme Yazınız .

  

Türkiye'deki Yayla Turizmi Konusunda Bir Deneme Yazınız.


Ülkemiz  yayla turizmi  yönünden   zengin bir  ülkedir.  Ayder  yaylası ,  Aladağlar,   Ardahan Yaylası ,  Perşembe Yaylası, Kümbet  Yaylası, Elmacık Yaylası  gibi yaylalarımız vardır. İnsanlar yaz geldiği zaman sıcak havadan bunalıp yaylalara çıkar. Yaylaya gitmek insanın içini açar, insan temiz hava alır , stres atar. Özellikle  de  bahar geldiği zaman  açan mis gibi papatya kokuları , mor sümbüllü çiçekler , ekşimsi  bir tadı olan kuzukulağı yaylalarda çok sayıda olur.


Yaz  mevsiminde şehrin  kalabalığından , gürültüsünden  bıkan  insanlar hafta sonları ya da diğer tatil günlerinde  yaylalara gider ve orada  akşama  kadar eğlenerek  günü tamamlarlar. Kimi insanlar ise yaylacılıktan  geçimini sağladığı  için orada hayvancılık yaparlar. Yaylalarda hayvan otlatırlar , hayvanların  sütünden  peynir ,  tereyağı , çökelek,   kaymak  vb.  ürünler  yaparak  kışa  hazırlıklı olurlar  ve  aynı  zamanda  bu ürünlerini pazarda satışa sunarlar. Yaylalarda yazın çeşitli şenlikler olmaktadır.  


 Bu şenliklere eşini , çocuğunu , akrabalarını alan insanlar gelir ve mutlu bir gün geçirmiş olurlar.  Yaylalarda yapılan bu etkinlikler insanlar arasında kaynaşmayı sağlar , birlik ve beraberliği , dayanışmayı sağlar. Yaylanın o temiz  sularından kana  kana içilir ve bu müthiş bir zevktir.





 Yaylalarımızın değerini  bilmeliyiz ve  bu doğal güzelliklere sahip çıkmalıyız . Orada bizler için yapılmış olan alanları , mescitleri kirletmemeliyiz. Oralara çöplerimizi bırakmamalıyız. Yaylaları doğal güzelliği içinde bırakmalıyız  ve o temiz olan yerleri çöp yerine dönüştürmemeliyiz. 


Temiz bir dünyada yaşamak için , temiz bir havada yaşamak için ve temiz sulardan kana kana içebilmek için yaylalarımı korumalıyız  ve oraları  tertemiz bırakmalıyız.

Ramazan Ayı Döneminde Yardımlaşma İle İlgili Kompozisyon

 

Ramazan Ayı Döneminde Yardımlaşma  İle İlgili Kompozisyon


Ramazan Ayı dünyadaki tüm Müslümanlar için özel  bir gündür. Bu ay yardımlaşma, dayanışma, empati ve merhametin insanlar  için daha da  yoğunlaştığı bir  aydır. Tutulan oruçlar, verilen fitreler insanı daha huzurlu ve daha mutlu yapar.  İnsan olabilmenin, iyi bir Müslüman olabilmenin koşulu fakirleri de düşünmekten geçer. Çünkü insan sadece kendi nefsini, kendi istek ve gereksinimlerini düşünmemelidir. Bu durum sadece Ramazan ayı boyunca değil, hayat boyunca devam etmelidir.

 

Yoksul olanlara yardım etmek,  kendimizi onların yerine koyarak hareket etmek ve ben değil biz düşüncesi ile hareket etmek insan olabilmenin tam anlamı ile mana kazandığı bir durumdur aslında. Özellikle de korona virüsün hayatımıza girmesi ile binlerce insan işinden ayrılmak ve çıkmak zorunda kaldı. Evine ekmek götüremeyen ana ve babalarda tutun da yaşlı, genç çok sayıda insanımız maddi zorluk içine girdi.

Yardım etmek için, onları sevindirmek ve  mutlu etmek için çok güzel ve anlamlı bir ay içindeyiz. İşte bu ay bize sevaba girmenin ve insana yakışır hareket etmenin ne kadar güzel olduğunu gösteren bir aydır. Maddi durumu olmayan kimselere elimizden geldiği kadar yardım etmeliyiz, sağ elin verdiğini sol el görmemeli, yetimler ve öksüzler giydirilip kuşatılmalı ve mutlu edilmelidir.  İftar açma saatine az zaman kaldığında yaptığımız sıcak yemeklerden komşularımıza ve fakir olan kimselere de vermeliyiz. Onların da  yiyeceğimiz yemeklerden tatmasını sağlamalıyız.


  İnsan ancak iyi olduğu sürece, yardımsever ve şefkatli olduğu sürece mutlu olur ve kendini gerçekleştirmiş olur.

İnsan her zaman iyi olmalıdır. Yüce Allah yapılan iyiliklerin karşılığını hem dünyada hem de ahirette verecektir inşallah.  Ramazan Ayı boyunca  değil hayatımız boyunca iyi olmalıyız ve yardımlaşma içinde , dayanışma içinde bir yaşam sürdürmeliyiz.

 

Hz.Âişe'den rivâyet edildiğine göre, Peygamber hanımları bir koyun kesmişlerdi de Resûlullah(s.a.v): "Koyundan ne kadarı kaldı?" diye sordu. Âişe, dedi ki: "Sadece kürek kemiği bölgesi kaldı! Gerisini dağıttık" deyince; Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu: "Küreğinden başka hepsi bize (sevap olarak) kaldı."

İşte tüm bu sevaplara nail olmak için gerçek anlamda Müslüman olmalıyız ve  sadece kendimizi düşünmemeliyiz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramının Çocuklar İçin Önemi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramının Çocuklar İçin Önemi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 

Bilindiği üzere 23 Nisan 190 yılında 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Ulusal Meclisin açılması ile egemenliğin millete ait olduğu benimsenmiştir.  Mustafa Kemal Atatürk bu kadar anlamlı bir günü aynı zamanda çocuklara hediye etmiştir.


Böylece bu bayram 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olmuştur.

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkemiz çocukları için ve dünya çocukları için çok büyük öneme sahiptir. Çünkü bu gün çocuklarımızın bayramı, çocukların armağanıdır. Normal zamanda her yıl dünyanın farklı ülkelerinden gelen dünya çocukları ülkemizde çeşitli gösteriler yapar ve hem kendi ülkelerini tanıtır hem de kendi ülkemizi tanımaya çalışırdı. Bu yıl korona virüsten dolayı sınırlamalar geldiği için  dünya çocukları bu yıl gelemeyecek ve etkinlikler yapılamayacak olsa da çocuklar yine umudunu kaybetmemelidir.

 

Evlerimizin camlarına, balkonlarımızın camlarına 23 Nisan ile ilgili afişler, resimler, Atatürk fotoğrafları, meclis fotoğrafları asılmalı, balonlarla çeşitli süslerle evlerimiz süslenmeli ve ulusun egemenliğinin önemi, çocuklarımın anlamlı gününde  güzel bir şekilde kutlanmaya devam edilmelidir. Dışarı çıkamasak da aile bireyleri evde güzel etkinlikler yapıp çocukları bu özel günlerinde yalnız bırakmamalı ve onlarla güzel oyunlar oynamalıdır. Şiirler okunmalı, şarkılar söylenmeli ve çocuğumuzun okuduğu şiirler, metinler sınıf öğretmenine  gönderilmeli ve çocuğun böylece mutlu olması sağlanmalıdır.

 

 Çocuklara çeşitli hediyeler alınmalı, onları bu günde tamamen ödevden, ders çalışmaktan uzak tutmalı ve istedikleri gibi güzel bir gün geçirmelerini sağlamalıyız. Bugünün onların günü olduğunu unutmadan, onlara baskı yapmadan tatlı ve hiç unutamayacakları bir 23 Nisan geçirmelerini sağlamalıyız. Unutmayın ki çocuklarımız, geleceğimizi emanet ettiğimiz birer  elmastır.

İyi Arkadaşın Özellikleri Nelerdir ? Yazınız .

  İyi Arkadaşın Özellikleri Nelerdir? Yazınız .


İyi arkadaş ,  birey için hayatı daha yaşanılır hale getiren kimsedir . İyi arkadaşlar bizim  iyi günlerimizde  ve zor zamanlarımızda yanımızda olan , bizi asla yalnız bırakmayan  kimselerdir. Yeri geldiğinde yanlışlarımızı yüzümüze söylemekten çekinmeyen kimsedir . Bizim iyi olmamızı isteyen bunun için de  bize gerektiğinde  acı da olsa gerçekleri söyleyen kimsedir.

 Bize hatalarımızı söylemeyen , bizi yanlışa sürükleyen , yaptığımız yanlışlara sevinen kimse asla iyi bir arkadaş olamaz. Bunun için arkadaş seçiminde çok dikkatli olmalıyız.

İyi arkadaşlar hatalarımızı , kusurlarımızı bize söyleyerek bizim daha  iyi olmamızı isterler .  Ama asıl iyi arkadaş ise başarılarımızı da tebrik eden, bizim başarılarımızdan mutlu olan kimselerdir . Böyle olunca arkadaşlık bağı daha çok güçlenir ve kişiler bir birlerini  daha çok sever ve sayar . İyi arkadaş kişiyi  belli şeyleri yapmaya zorlamayan , onu aşağılamayan , küçümsemeyen , hor görmeyen kimsedir.

 Bunun için hepimiz böyle özelliklere sahip olmalı , iyi  insan olmalı , iyi arkadaş olmalıyız . Arkadaşlarımızın bize söylediği sırları, özel aile durumlarını kesinlikle başkalarına söylememeliyiz . 




Arkadaşımıza ihanet etmemeliyiz . Onun arkasından asla iş çevirmemeliyiz . Arkadaşımıza karşı net olmalı ya olduğumuz gibi görünmeli ya da göründüğümüz gibi olmalıyız .


Arkadaşımızı koşulsuz sevmeli ve onu asla yarı yolda bırakmamalıyız . Güvenilir , dürüst kimseler olmalıyız . Topluma örnek bir arkadaşlık ilişkisi kurarak hayatı daha  güzel yaşamaya çalışmalıyız .

Peygamberimizin Bize Sevgisi Hakkında Kompozisyon

  Peygamberimizin Bize Sevgisi  Hakkında Kompozisyon


Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) her zaman ümmetine düşkün olmuş , ümmetinin  yanlış yapmaması için , onların iyiliği için her zaman Cenabı Allah'a dua etmiştir . Çünkü o bizleri her zaman çok sevmiş ve bizlerin yanlış yapmamasını istemiştir.

 Ümmeti bir sıkıntıya düştüğü  zaman daha çok sıkıntıya düşer ve o sıkıntının gitmesi için Allah'a dua edermiş.  Çünkü ümmetine karşı çok şefkatli ve merhametli olan alemlerin son peygamberi olan Muhammed Mustafa'dır . Çünkü o bizim canımızdan bile çok sevdiğimiz bir Peygamberdir.  Biz Müslümanlar da onun yolundan gitmeliyiz ve onun sevgisine , şefkatine ve merhametine layık birer ümmet olmaya çalışmalıyız. Onun sünnetini hayatımızda uygulamaya çalışmalıyız .

O alemlere rahmet olarak gönderilmiş , her zaman ümmetinin  iyiliğini istemiştir. Mesela bir ilahide  '' Getirdiler Burak'ı bin Muhammed dediler''. Binmem Ya Cebrail Ümmetim binmeyince'' demiştir . Yani önce ümmetini düşünmüştür . İşte böyle bir Peygamberdir bizim sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa . Rabbim bizleri onun şefaatinden mahrum bırakmasın . O Yüce Peygamber Rabbimizin bize kolaylıklar sağlaması için Yüce Allah'a her zaman yalvarmıştır.

Onun ümmetine olan sevgisini şu sözler ile de anlayabiliriz :

''Onun düşkünlüğü sadece devrindeki insanları değil, kıyamete kadar gelip geçecek bütün ümmetini de kapsamaktaydı. Bu düşkünlüğü onu her gece uykusunun en tatlı yerinde yatağından kaldırır, sabahlara kadar ümmeti için dualarla Rabbine yakarmasına neden olurdu . Bir gün , Peygamberimiz ellerini kaldırmış, “Allah' ım, ümmetimi koru, ümmetime acı!” diye ağlayarak dua ederken, Yüce Allah, Cebrail’e buyurdu ki:

“Ey Cebrail! Gerçi Rabbin her şeyi bilir; ama sen git, Muhammed’e niçin ağladığını sor.” Cebrail geldiğinde, Peygamberimiz, ona, ümmeti için ağladığını söyledi. Cebrail Allah huzuruna dönüp durumu anlattı. Yüce Allah buyurdu ki :“Ey Cebrail, Muhammed’e git ve şunu söyle: Biz seni ümmetin hakkında hoşnut edeceğiz ve asla üzmeyeceğiz.”

Bizler de Müslüman olarak onu he zaman salavat getirerek anmalıyız ve ona yakışır bir ümmet , Allah'a yakışır bir kul olmak için ömrümüz İslam yolunda geçirmeye gayret etmeliyiz.



Okulu Temiz Tutmak İle İlgili Bir Metin Yazınız.


 Okulu Temiz Tutmak İle İlgili Bir Metin Yazınız.


Eğitim ve öğretim yuvası olan okul çocuklar için vazgeçilmez bir yerdir. Hem eğitim hem de öğretimin verildiği yerde sosyalleşme de sağlanmış olur. Çocuklar okulda akademik anlamda ve insanlar arası iletişimde neler yapılmasını gerektiğini öğrenirler. Okul bir toplumun olmazsa olmaz önemli eğitim kurumlarından biridir.

 

Okulumuzu, okuduğumuz , bilgi ve güzel ahlak öğrendiğimiz yeri temiz tutmaya özen göstermeliyiz. Sınıfımıza çöpleri atmamalıyız. Kullandığımız yiyeceklerin kabuklarını okul içine ya da çevresine atıp okulu pislik içinde bırakmamalıyız. Özellikle de bu virüs döneminde okul temizliğine çok önem vermeliyiz. Maske, mesafe ve hijyene de dikkat etmeliyiz. Okul tuvaletlerine girdiğimiz zaman  çeşmeleri peçete ile açmalıyız ve kullandığımız atık peçeteleri  hemen tuvaletin çöp kovasına atmalıyız. Tuvaletin içine atılan her türlü çöp tuvaleti tıkar ve bu durum da okulun  kir ve pislik içinde kalmasına neden olur. Bundan etkilenen de yine biz öğrenciler oluruz. Okul hepimizin ortak yuvasıdır. Nasıl ki evimizi temiz tutmaya dikkat ediyorsak okulumuzu da aynı şekilde temiz tutmaya özen göstermeliyiz.


 

 Okulun çevresine de çöp atmamalıyız. Yerde bulduğumuz bir çöpü hemen alıp doğruca çöp kutusuna götürmeliyiz. Müdürümüz ve öğretmenlerimiz eşliğinde yapılan okul çevresini temizleme etkinliğine mutlaka katılmalı ve biz de okul temizliği için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Virüs döneminde okuldaki arkadaşlarımızla aramızdaki sosyal mesafeye de dikkat etmeliyiz ve virüsün de bir an önce son bulması için her türlü temizliğe önem vermeliyiz.

Yaşlılar Yaşlandıkça Ne İster? Bu Konu İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Yaşlılar Yaşlandıkça Ne İster?  Bu Konu İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Tecrübelerine en çok güvendiğimiz,  sevgisi ve samimiyetleri ile bizlere yol gösteren , toplumun en önemli büyük çınarlarıdır yaşlılar. Yıllarca çocuklarına iyi bir baba olmak için, içinde yaşadığı vatana faydalı bir insan olmak için çalışmış, emek etmiş, alın teri dökmüş, aydın yaşlılarımız bizim en değerlilerimizdir. Elleri öpülesi  nur yüzlü bu insanların değerini bilmeliyiz. Onların kalbini kıracak en ufak bir hareketten kaçınmalıyız.





Yaşlılar ne ister sorusuna gelince cevap olarak şunları verebilirim: Yaşlılar her şeyden önce kendisine saygı gösterilmesini ister. Edep isterler. Kendinden küçük kimselerin  onlara karşılı edepli ve ahlaklı davranışlarda bulunmasını isterler. Gençlerin çalışkan ve üretken olmasını ister. Onlara yol gösterirler. Gençlerin iyi insan olmasını, vatanı ve milleti için ellerinden gelen her zorluğa göğüs germesini isterler. Yaşlı bile olsalar okumaktan vazgeçmezler. Daha çok okumak ve öğrenmek isterler. Kendilerine gündemdeki haberlerin denmesini isterler.  Okumaktan ve araştırmaktan vazgeçmezler. Sağlıklı olmak isterler. Bunun için evlatlar ana ve babalarına güzel yemekler yapmalı ve onları yalnız bırakmamalıdır. Evladı olmayan yaşlılara ise komşuları elinden gelen desteği sağlamalı ve onlara bir sıcak çorbayı çok görmemelidir.

 

Yaşlı insanlar şefkat ve merhamet isterler. Tıpkı küçük bebek gibi ilgi ve sevgi isterler. Kendilerine tepeden bakılmamasını , sözlerinin önemsenmesini isterler.  Yalanı sevmezler, doğruluktan ve dürüstlükten yana olmayı tercih ederler. Güven duymayı isterler. Onun için yaşlılarımızı elimizden geldiği kadar mutlu etmeliyiz. Onların yapamadığı, zorlandığı işlerde onlara yardım etmeliyiz. Zor günlerinde yanlarında olmalıyız. Onları  rahatsız etmemeliyiz  ve incitmemeliyiz.