Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı


"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı

Türkçe dersi hem günlük hayatta kullanırken hem de sınavlarda çok önemlidir. Sadece Türkçe dersi için değil tüm derslerde de Türkçe'nin kurallarını iyi bilmek ve uygulayabilmek bizlere kolaylık sağlayacaktır .

Türkçe dersi ile ilgili bilgilerimizi kalıcı hale getirmek ve eksikliklerimizi görebilmek ve düzeltmek için testler son derece önemlidir . Test çözdükçe dilimize ait kuralları daha iyi özümser ve yazılarımızda daha doğru kullanabiliriz . Kompozisyon örnekleri yazarken ya da her hangi bir yazı türü ile ilgili çalışırken dilimizin özelliklerini etkin bir biçimde kullanmak önemlidir .

Kısaca online Türkçe testleri sitemiz ile sizin Türkçe dersi ile ilgili bilgi ve becerilerinizi geliştirmeyi amaçlıyoruz . Testlerde soruların altında açıklamalar vererek hem öğrenmenizi hem de hem de kendinizi sınamanızı sağlamayı amaçladık . Umarız iyi ve eğlenceli vakit geçirirsiniz .


Çevre Kirliliğinin Sebepleri İle İlgili Bir Araştırma Yapınız.


Çevre Kirliliğinin Sebepleri İle İlgili Bir Araştırma Yapınız.

Çevre kirliliği günümüzde  dünyanın en büyük sorunlarından biridir. İnsnların  daha çok  para kazanmak için, daha fazla mala sahip olmak için, bitmek bilmeyen hırsları yüzünden çevremiz gün geçtikçe solmaya başlamakta ve  çevredeki diğer canlıların yaşamı da tehlike altına girmeye başlamaktadır.
Çevre kirliliğinin sebepleri şunlardır:
* Çarpık kentleşme ve altyapı hizmetlerinin yetersiz olması
* Köyden  şehirlere kontrolsüz bir şekilde göç olması

* Sanayiden çıkan fabrika atıklarının denize, suya, havaya karışması
* Her geçen gün   yapılan binaların daha çok artması ve yeşil alanların daha az olmaya başlaması
* Arazinin yanlış  kullanımı
*  Ormanların tahrip edilmesi, orman yangınlarının  çıkarılması, çıkması
*  Kişi başına düşen doğal kaynak  miktarındaki tüketimin artması
*  Doğal bitki örtüsünün tahrip edilmesi
*  Motorlu araçlardan  ve deniz araçların  çevreye olumsuz etkileri
*  Toprağa  karışan, suya karışan kimyevi ilaçlar, kimyevi zehirler
*  Isınmadan kaynaklanan hava kirliliği
*   Göllerin, nehirlerin kısacası sulak alanların kurutulması
*  Kaçak  avlanma yapılması
*  Çöplerin  suya, toprağa karışması
*  Doğal afetler
*  Küresel ısınma
 * Çeşitli teknolojik aletlerden yayılan radyasyonun artması
*  İnsanların bilinçli olmaması
* İnsanların tüketim çılgını olması ve israfın her geçen gün artarak çevre kirliliğine sebep olması .. vb. gibi nedenlerdir.

Not: Çevrenin önemi ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız:
’’Tabiatın isteklerini anlamazlıktan gelen, cezasını görür.’’(Balzac)
‘’Bir ağaç, herhangi bir prensten daha soyludur. ‘’ (Alexander Pope)

Çevreyi Korumak İçin Çalışan Sivil Toplum Kuruluşlarını Araştırınız. Bu Kuruluşların Adlarını, Hangi Amaçla Kurulduklarını ve Hangi Çalışmaları Gerçekleştirdiklerini Araştırınız.


Çevreyi Korumak İçin Çalışan  Sivil Toplum  Kuruluşlarını Araştırınız. Bu Kuruluşların Adlarını, Hangi Amaçla Kurulduklarını ve  Hangi Çalışmaları Gerçekleştirdiklerini Araştırınız. 

Çevreyi korumak için çalışan sivil toplum kuruluşları ve amaçları şunlardır:
* TEMA ( Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı): Bu vakfı kuran kişiler Toprak Dede Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede Nihat Gökyiğit’tir. 1922’de kurulmuştur. Bu vakfın kurulma amacı şudur: Erozyona ve çölleşmeye dikkat çekmek ve insanların bu konuda duyarlı olmasını sağlamaktır. Bu amacın devlet politikası haline gelmesi için çalışmışlardır. Var olan ormanları korumak, kuru alanlara ağaçlandırma çalışmaları yapmak, mera ve çayırları korumak, topluma ağaç sevgisi kazandırmak, bilinçli nesiller ve bilinçli toplumlar  yetiştirmek , doğal varlıkların korunmasını sağlamak, tarım alanlarını korumak gibi amaçları vardır. Bunun için de sloganları şudur: ‘’ Türkiye Çöl Olmasın.’’  Bundan dolayı da her yıl ağaç dikme çalışmaları yapılmakta, çevreyi korumak için  var güçleri ile çalışmaktadırlar ve yeşil alanların çoğalmasını sağlamaktadırlar. TEMA’ya her binlerce kişi gönüllü olarak bağış yapmaktadır.

*   TÜRÇEK  ( Türkiye Çevreyi Koruma ve Yeşillendirme Kurumu): Bu kurum 1972 yılında Selahaddin  Üzel tarafından kurulmuştur. Amaç ülkemizde doğal varlıkların korunmasını sağlamak, erozyonla mücadele edilmesini sağlamak, bitki örtüsünü ve toprağı  vb. gibi amaçları vardır. Bunun için  ellerinden gelen emeği harcamakta ve ülkemizin çöle dönüşmemesi için mücadele etmektedirler.

ÇEKÜL  (Çevre ve  Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı):  Bu vakıf da 1990 yılında korunmuştur. Amaçları şunlardır: Ülkemizin kültürel, tarihsel ve doğal varlıklarını korumaktır. Sloganı şudur:  ‘’ Doğa ve Kültürle  Varız .’’ Kültürel mirasın önemine vurgu yapmaktadırlar.

TTKD ( Türkiye Tabiatını Koruma Derneği):  1995 yılında kurulmuştur. Amaçları şudur: Kaybolan doğanın  güzelliklerini kurtarmak, geleceğe daha yaşanılır bir yer bırakmak , yoksuuluğu ve açlığı yok etmek,bilinçli toplum oluşmasını sağlamak,   barışa ve  ülke topraklarına katkı sağlamaktır.

Not: Diğer  doğayı koruyan  vakıflar şunlardır:
- ÇEVKO ( Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı)
- Doğa Derneği
- Deniztemiz / Turmepa Derneği
- Dünyayı Koruma Vakfı  (WWF)
- Greenpeace ( Yeşil Barış)

Kültürel Farkındalık Oluşturmak Amacıyla Farklı Kültürler Hakkında Bilgi Sahibi Olmak Neden Önemlidir?


Kültürel Farkındalık Oluşturmak Amacıyla Farklı Kültürler Hakkında Bilgi Sahibi Olmak Neden Önemlidir?

Bir toplumun  maddi ve manevi değerleri kültürdür. Kültür toplumu toplum yapan en önemli etmenlerden biridir.  Gelenek, görenek, adetler,  dil vb. hepsi kültürün içine girer. Her milletin kendine özgü kültürel özellikleri vardır. Kişi kültürel farkındalık geliştirmek için, farklı yörelerin kültüründen de faydalanmak için farklı kültürlerin özelliklerini araştırmalı, bilmelidir. Farklı kültürler hakkında bilgi sahibi olan kişi kendini daha çok geliştirir ve o kişide hoşgörü, değerlere saygı, bağlılık gibi kavramlar da gelişir.

Farklı kültürlere de hoşgörü ile yaklaşmasını bilmeliyiz ve herkesin  görüşüne, gelenek ve göreneklerine saygı  duymalıyız. Kimsenin kültürünü küçümsememeliyiz . Çünkü her kültürün yaşanmışlığı, geçmişi farklıdır. Önemli olan bu farklılıklara  hoşgörü ile bakmak ve bu farklılıkları büyük zenginlik olarak görmektir. Başka kültürlerden farklı yemekler öğrenebiliriz, farklı yöresel kıyafetler öğrenebiliriz ve daha birçok şey öğrenebiliriz. Bu öğrendiğimiz şeyler kendi kültürümüzle yoğurduğumuz zaman da ortaya çok zengin bir kültür ortaya çıkar ve  kendi kültürümüze büyük fayda sağlamış oluruz ve sürekli gelişmeye, ilerlemeye açık oluruz. Farklı ülkelerin kültürel özelliklerini öğrendiğimiz zaman buna uygun  çalışmalar yaparız. Örneğin;  farklı bir ülkede  onlara özgü geleneksel kıyafetler yapabiliriz ve onlar ile hem ekonomik anlamda hem de insani anlamda iletişim kurabiliriz. Böyle olunca onlar da bizim kültürümüzden çeşitli şeyler öğrenir ve böylece kültür alışverişi gerçekleşmiş olur. Bu olunca da toplumlar arasında sevgi, saygı , barış, dayanışma ve kardeşlik gibi duygular artar ve toplumlar daha mutlu olur.

Kültürel farkındalığı geliştirmek için farklı kültürlere saygılı olmalıyız ve  empati kurma becerisine sahip olmalıyız. Farklı kültürleri öğrenerek   farklı güzellikleri yaşamaktan da kendimizi mahrum bırakmamalıyız.
Kültürün önemi ile ilgili şu sözleri de  unutmamalıyız:
‘’ Kültür düşünce faaliyetine, güzellik ve insani hislerle kapıyı açık tutabilmektir.  A.North Whitehead .
* ‘’ ne büyük mutluluktur ki dünyamız hâlâ on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi,bir kokusu vardır. Yaşar Kemal.
* ‘’ Üstün insan kültür yoluyla arkadaşlarını bulur. Onların arkadaşlıklarıyla da kendi erdemini yükseltir.’’

‘’Toplum Hayatında Herkese Düşen Belirli Görevler Vardır.’’ Sözünden Ne Anlıyorsunuz? Gözlemlerinizden Hareketle Açıklayınız.


‘’Toplum Hayatında  Herkese Düşen  Belirli Görevler Vardır.’’ Sözünden  Ne Anlıyorsunuz? Gözlemlerinizden Hareketle Açıklayınız. 

İnsan sosyal bir olduğu için   toplum içinde yaşayan herkes de üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir. Çünkü hepimizin görevleri vardır ve hepimiz birbirimize muhtacız. Ben öğrenci olduğum için benim  ders  çalışmak, odamı düzenlemek, anne ve babama ev işlerinde yardım etmek, çevremiz temiz tutmak gibi sorumluluklarım vardır. Öğretmen olan  bir kişinin ise iyi bir öğretmen olma, öğrencilerine iyi insan olmayı öğretme ve onları bilinçli bir insan olarak geleceğe hazırlama, onları bilgileri ile aydınlatma gibi görevleri vardır. Bir doktorun görevi ise hastası için elinden gelen fedakarlığı yapmak ve onu iyileştirmektir. Anne ve babaların görevi  ailenin geçimini sağlamak, aile huzurunu sağlamak, çocuklara koşulsuz sevgi vermek, onlara saygılı  ve güzel ahlaklı insanlar olmayı öğretmek vb.dir.

Bir terzinin görevi ise güzel elbiseler, kıyafetler dikmek, bir bekçinin görevi güvenliği sağlamak, bir  müdürün görevi okulu yönetmek vb dir. Yani herkesin bu yaşamda sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar yerine getirildiği zaman toplumda kargaşa ve kaos olmaz. Toplum birlik, beraberlik, dayanışma ve sorumluluk duygusu ile hareket ederse daha güçlü ve daha mutlu bir toplum olur. Yeter ki sorumluluklarımızın ne olduğunu bilelim ve onları yerine getirelim.

Not: Üzerinize düşen görevi en iyi şekilde yapabilmek için  nelere dikkat edersiniz?
Öncelikle sorumluluklarımızı yerine getirmek için emek ederim. İyi ve kendimi geliştirmiş bir insan olurum. Derslerime çalışırım, sınıfta öğretmen ders anlatırken dikkat çekici hareketler yapmam, başka bir arkadaşımı  rahatsız etmem, sınıfımızı, okulumuzu temiz tutarım. Yerlere çöp atmam, hayvanlara zarar vermem. Aileme saygılı olurum ve aile içindeki gündelik sorumluluklarımı yerine getiririm. Kardeşimin ödevlerini yapmasına yardımcı olurum. Bana verilen sorumluluğu yerine getirmek için  iyi çalışırım, dikkatli ve özenli bir kimse olurum. Baştan savma iş yapmam ve uyanık olurum, çalışkan olurum.

Ailenizden Geçici Bir Süre Bile Olsa Ayrılmak Zorunda Kaldınız Mı? Ayrı Kaldığınızda Hissettiklerinizi Yazınız.


Ailenizden Geçici Bir Süre  Bile Olsa Ayrılmak Zorunda Kaldınız Mı? Ayrı Kaldığınızda Hissettiklerinizi Yazınız.

Aile bir toplumun en önemli kurumudur. Aile bireyleri arasındaki bağlılık ve sevgi bu kurumun daha da güçlenmesini sağlar. Ailemden geçici bir süre ayrı kalmak zorunda oldum. Ayrı kalmak ilk başlarda çok zordu ve kendimi  yalnız ve gariban hissediyordum.  Hem ağlıyor hem de üzülüyordum.  Fen lisesini kazandığım zaman ailemden ayılmak zorunda kaldım. Onlardan ayrı kalmak içimi çok acıtmıştı. Çünkü yeni bir ortama, yeni bir hayata ve yeni arkadaşlara alışmak  bir  bir anda  olmuyordu.

Annemin sabah beni kahvaltıya kaldırılışını hatırlıyordum, babamın  bana verdiği  öğütleri  hatırlıyordum. Kardeşimle ve ablalarımla  geçirdiğim o güzel anıları ve günleri hatırlıyordum. Bunun için de duygulanıyordum ve kimse ile fazla konuşmak istemiyordum. Çünkü hiç kimse insanın ailesi gibi olamaz ve insanı ailesi gibi seven koşulsuz kimse de olamaz. Onlardan  geçici süreliğine de ayrı kalmak yine zordu. Çünkü onlar benim canım ailem , her şeyimdi. Annemin sardığı sarmalar, yaptığı mantıları özlüyordum. Onun bana sarılışını, babamın gülümsemesini hatırlıyordum.  Annemin o güzel kokusunu özlüyorum ve  onu çok özlüyorum. Bazen onlara yaptığım  yaramazlıkları hatırlıyor ve vicdan azabı hissediyordum.  Neyse ki yaz tatili geldiği zaman onlara  kavuştum. Allah hiç kimseyi ailesinden, sevdiklerinden ayrı koymasın.

Not: En çok hangi  meyveyi seviyorsunuz?  Neden?
Hemen hemen tüm meyveleri çok seviyorum. En çok sevdiğim  meyve ise üzümdür. Yaş üzümü  çok seviyorum. Çünkü tadı lezzetli ve sulu. Çeşitli renkte üzümler oluyor ve bunları kurutarak yemeyi de çok seviyorum. Üzümü yiyince mutlu da oluyorum.

Mimar Sinan’ın Hayatı, Eserleri Ve Kişilik Özellikleri İle İlgili Araştırmanızdan Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınıza Anlatınız.


Mimar Sinan’ın Hayatı, Eserleri Ve Kişilik Özellikleri İle İlgili  Araştırmanızdan Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınıza Anlatınız.

* Mimar Sinan  28 Mayıs 1489 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir.
* 22 yaşında Acemi Oğlanlar Ocağına alınmıştır.
* Mimar Sinan Acemi Oğlanlar Ocağı’nda dülgerliği  ( kaba ağaç işlerini yapan usta) öğrenmiştir.
*  Mimar Sinan  Birinci Süleyman, İkinci Selim ve  Üçünü Murat zamanlarında baş mimar olarak görev yapmıştır.
* Osmanlı zamanında çeşitli seferlere katılan Mimar Sinan buralardan yeni şeyler öğrenmiş ve mimarlık alanında da kendini daha çok geliştirmiştir. Farklı mimari yapılar ortaya koyarak kendini geliştirmiş ve  Osmanlı Devleti’ne fayda sağlamıştır.
* Mimar Sinan 17 Temmuz 1588 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur.

* Mimar Sinan’ın Eserleri:
- Şehzade Camii
- Selimiye Camii
- Süleymaniye Camii
- Hadım İbrahim Paşa Camii
- Sokullu Mehmet Paşa Camii
- Drağman Yunus Camii
- Kara Camii
- Rüstem Paşa Camii
- Çavuşbaşı Camii
- Haseki Camii
- Kazasker İvaz Efendi Camii
- Eski Valide Camii
- Piyale Paşa Camii
- Ahmet  Paşa Camii
- İbrahim Paşa Camii
- Mihrimah Sultan Camii
- Nişancı Paşa Çelebi Camii
- Molla Çelebi Camii
- İskender Paşa Camii
- Sultan Süleyman Medresesi
- Hamid Efendi Medresesi
-  Yavuz Sultan Selim Medresesi
- Mihrimah Sultan Medresesi
- Sinan Paşa Medresesi
- İskender Paşa Medresesi
- Haseki Külliyesi
- Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi
- Yahya Efendi Türbesi
- Arap Ahmet   Paşa Türbesi
- Sultan Süleyman Türbesi
- Hüsrev Paşa Türbesi ….vb daha birçok eseri vardır.

Mimar Sinan’ın  Kişilik Özellikleri şunlardır:
- Çalışkan ve azimli  biriydi.
- Gittiği her yerden yeni bir şeyler öğrenen yetenekli bir mimardı.
- Zekiydi.
- Vatansever biriydi.
- Matematiği çok iyiydi.
- Kültürlüydü.
- Güzel ahlaklı bir insandı.
- İşlerini titizlikle yapan ve   büyük bir ustaydı.
- Estetik algısı yüksek olan sanatkar ruhlu bir insandı.
 Yaptığı eserler yıllarca ayakta kalmış ve kalmaya da devam etmektedir. Bu da onun ne kadar çalışkan, bilgili, becerikli ve ileri görüşlü olduğunu gösterir.

‘’Bana İyi Analar Verin Size İyi Vatandaşlar Vereyim.’’ İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


‘’Bana İyi Analar Verin Size İyi Vatandaşlar Vereyim.’’ İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Çocuğa eğitimin verildiği ilk yer, güzel ahlakın öğretildiği ilk yer ailedir. Aile içinde anne ve baba elbette önemlidir fakat çocuğun gelişmesinde, yetişmesinde, onun toplum içine girmesinde annelerin daha fazla emeği vardır. Çünkü anneler çocukları için daha fedakar ve daha çok çalışan, emek eden kimselerdir. 

Bir anne nitelikli bir çocuk yetiştirirse, başarılı bir çocuk yetiştirirse o çocuk ilerde kendi yaşadığı topluma ve dünyaya faydalı olur. Başarılı olan çocuk  yaptığı çalışmalar ile, buluşlar ile, icatlar ile dünyaya yön verebilir.  Annelerin  iyi bir vatandaş yetiştirmesi, iyi çocuk yetiştirmesi ile ilgili şu söz de çok önemlidir: ‘’ Beşiği sallayan, dünyayı sallar.’’ Gerçekten de öyledir. Her şey annede biter. Anneler çocuklarına iyi bakarsa, onlara sevgiyi, saygıyı öğretirse, onların emeğin ne demek olduğunu yaşatır ve öğretirse onların yetiştirdiği çocuklar da iyi vatandaş olur, iyi evlat olur, iyi baba ya da iyi anne olur, iyi komşu olur, iyi iş arkadaşı olur vb.   Bugün kendini yetiştirmiş, başarılı insanların , bilim insanlarının arkasında mutlaka güçlü bir kadın, güçlü bir anne olduğunu görmekteyiz.

Çocuklara değer veren, onların iyi insan olmasını sağlayan  kişiler annelerdir, kadınlarımızdır. Ancak onların sayesinde iyi vatandaşlar,  vatanına, milletine bağlı vatandaşlar ortaya çıkar.

Dürüstlüğün Arkadaşlık İlişkilerindeki Önemini Kısaca Yazınız.


Dürüstlüğün Arkadaşlık İlişkilerindeki Önemini  Kısaca Yazınız.

Hayatta en önemli değerlerden biri de erdemli olmak, dürüst ve güvenilir olmaktır.  Dürüst olmak aynı zamanda kişinin kendine olan saygısını da gösterir. İnsan sosyal bir varlık olduğu için çevresindeki kimseler ile arkadaşlık dostluk kurar. Kurduğumuz ilişkilerde de aranan en önemli unsur güvenilir ve sağlam bir kişiliğe sahip olmaktır. Özü sözü bir olmak, dürüst  olmaktır en önemli gayemiz.

Dürüst olan kişi  hem ailesi tarafından  hem arkadaşları tarafından hem de toplum tarafından sevilen, sayılan kimse olur. Böyle kimselere herkes güvenir ve böyle kimseler ile herkes konuşmak, dertleşmek ister. Çünkü dürüst insanlar da yalan dolan yoktur, samimiyetsizlik yoktur ve  kişi ne ise odur. Arkadaşlarımızla ilişkilerimizde de her zaman dürüst olmalıyız. Onlara asla yalan söylememeliyiz ve onların bize olan güvenini boşa çıkarmamalıyız. Bize olan güveni bir defa kaybedersek bir daha da kazanamayız. Bunun için sosyal ilişkilerimizde de her zaman dürüst olmalıyız.  Böylece hem severiz, hem seviliriz. Hem de  güzel bir ortam ortaya çıkmış olur.

Dürüstlüğün önemi ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız: ‘’ Yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye, cesaretini kullan da dürüst olmayı dene.” (Victor Hugo)

Yetenekli Olduğunuz Bir Alan Var Mı? Yeteneklerinizi Geliştirmek İçin Neler Yapıyorsunuz?


Yetenekli Olduğunuz Bir Alan Var Mı? Yeteneklerinizi Geliştirmek İçin  Neler Yapıyorsunuz? 

Her insanın ilgisi ve  yetenekleri  farklıdır. Kimisi  resim yapmayı sever, kimisi bir müzik aleti çalmayı sever, kimisi el işlerini sever vb. Benim de yetenekli olduğum alan futboldur. Futbol oynamayı küçüklükten beri çok sevdiğim için sürekli topla  oynarım. Bunun için günlük idmanlarımı yaparım ve her  hafta sonu halı saha maçlarına giderim.

Futbola olan yeteneğimi geliştirmek için her gün düzenli olarak antrenman yapıyorum, düzenli olarak günde yarım saat yürüyorum,  15 dakika koşuyorum.  Sıcak havalarda mahalledeki arkadaşlarımla top oynuyorum ve maç yapıyorum. Futbol alanında kendimi geliştirmek için var gücümle çalışıyorum ve ileride iyi bir futbolcu olmak istiyorum. Bunun için de şimdiden mücadele ediyorum. Aynı zamanda okul derslerimi de ihmal etmiyorum  derslerime de çalışmaya devam ediyorum. İleride bilinen bir futbol kulübünde oynamak ve adımı dünyaya duyurmak  istiyorum.

Bu alandaki yeteneğimi geliştirmek için de çalışmaya devam edeceğim ve azimli olmaya , cesaretli olmaya devam edeceğim ve asla yılmayacağım. Çünkü futbol benim en yetenekli olduğum alan ve en sevdiğim spor dalıdır.

Vatanımıza Ve Milletimize Karşı Sorumluluklarımız ve Görevlerimiz İle İlgili Kompozisyon


Vatanımıza Ve Milletimize Karşı Sorumluluklarımız  ve Görevlerimiz İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

İçinde yaşadığımız bu vatan topraklarında binlerce  vatan evladının  kanı vardır. Bu vatan toprakları kıymetli atalarımızdan bize emanet edilmiş ve armağan edilmiştir. Vatan söz konusu olduğunda, bağımsızlık söz konusu olduğunda ülkemizin, milletimizin  fertleri birlik, beraberlik ve dayanışma  içinde hareket etmesini bilmiştir. Bize düşen de bu vatana sahip çıkmaktır, bu vatanı batırmamaktır. Bunun içinde her birey vatan söz konusu olduğu zaman çok çalışmalıdır, üretmelidir, alın teri dökmelidir.  

Vatana layık birer vatan evladı olmak için  askerlik çağına gelen gençlerimiz askerlik görevini yerine getirmelidir.  Herkes gelirine  göre vergi vermeli ve ülkesini kalkındırmalı, geliştirmelidir. Bu vatan topraklarında yaşayan kişiler bu vatanın kıymetini bilmeli, kanunlara uymalıdır, kanun dışı  eylemlerde bulunmamalıdır. Vatanını seven insan  terör örgütlerine yardım etmemelidir. Bilim, fen ve ilim yolunda ilerlemelidir. Sadece vatanımı çok seviyorum deyip evde boş boş oturmamalıdır. Vatanı için gerekli olan çalışmaları yapmalıdır.  Örneğin; öğretmen olan kimse iyi bir öğretmen olmalı, avukat olan kimse iyi ve adil bir avukat olmalı, doktor olan kimse  kendini geliştirmiş iyi bir doktor olmalıdır.  Kadınlarımız , erkeklerimiz iş yaşamının içinde  aktif olmalıdır.  İyi çocuklar, nitelikli ve vatanını seven çocuklar yetiştirilmelidir. Bayrağını seven, vatanına ihanet etmeyen çocuklar yetiştirilmelidir.

Bu vatan için herkes üzerine düşen sorumlulukları tam anlamı ile yerine getirmelidir. Milletimize bağlı olmalıyız. Zor günlerde milletçe el ele olmalıyız. Cumhuriyeti, demokrasiyi korumalıyız ve bunlara sahip çıkmalıyız.

Ülkemizde Farklı Kültürlerden İnsanların Bir Arada Yaşamasının Kültürümüze Katkıları Nelerdir? Yazınız.


Ülkemizde Farklı Kültürlerden İnsanların  Bir Arada Yaşamasının Kültürümüze Katkıları Nelerdir? Yazınız.

İnsanın olduğu yerde sosyallik olmalıdır. Çünkü insanlar birlikte yaşadığı zaman, eğlendiği zaman, ortak bir amaç uğruna çalıştıkları zaman yaşam  daha kaliteli olur, geçirilen zaman daha keyifli olur. Bizim cennet vatanımızda da yaşayan farklı kültürlerden insanlar vardır. Önemi olan bu farklılıkların bir olma bilincine  ulaşabilmesidir.

Bizler ancak farklılıklarımız bizim bütünlüğümüz, birliğimiz şeklinde hareket edersek yaşam daha güzel olur.  Farklı kültürlere, farklı kültürden gelen insanlara her zaman hoşgörülü, saygılı olmalıyız. İnsanı olmak istemediği bir kültüre, kültürel kalıba sokmaya çalışmamalıyız.  Sevgi, saygı, dayanışma içinde farklılıklara hoş görü ile yaklaşıldığı zaman o toplum daha huzurlu ve daha mutlu olur. Farklılıkların olduğu yerde gelişme de , ilerleme de kaçınılmaz olur. Farklı kültürleri tanıdıkça daha çok şey öğreniriz. Öğrendiğimiz yeni  bilgiler, yeni kültürler kişiyi daha çok geliştirir. Kültürel alışveriş sağlanmış olur. Böylece her kültür birbirinden faydalı  şeyler öğrenmiş olur.

Bunun için farklılıklar içinde yaşamanın bilinci  ile hareket etmeliyiz ve farklılıkların hayata renk kattığını unutmamalıyız.

Çanakkale İle İlgili Ezberlediğiniz Şiiri Sınıfta Okuyunuz.


Çanakkale İle İlgili  Ezberlediğiniz  Şiiri Sınıfta Okuyunuz.

Çanakkale’de  milletimiz büyük bir  destan yazmış ve adını tarihe yazdırmıştır. Yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan milletimiz düşmanı yerle bir etmiş ve iman gücü ve inanç ile Çanakkale Geçilememiştir.
Çanakkale  ile ilgili ezberlediğim şiir şudur:

Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor:
Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış, kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye fâniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,
Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!
Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle, söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor!
Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!
Destanı öksüz, sükûtu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? ...

Arif Nihat Asyalı

Atatürk’ün Millet Sevgisi İle İlgili Bir Sözünü Konuşma Halinde Yazarak Açıklayınız.


Atatürk’ün Millet Sevgisi İle İlgili  Bir Sözünü Konuşma  Halinde Yazarak Açıklayınız.

Türk Milleti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal , millet sevdalısı bir liderdir. Milletine olan düşkünlüğü ile bilinen  lideri de milleti her zaman çok sevmiştir ve sevmeye de devam edecektir.  Mustafa Kemal Atatürk’ün millet sevgisi ile ilgili şu sözü çok önemlidir:

‘’Bizim bαşkα milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çαlışkαnız, yüksek mαksαtlαr uğrundα ölmesini biliriz.’’
Türk Milleti büyük ve  güçlü bir millettir. Başka milletlerden elbette eksiği yoktur hatta fazlası vardır. Çünkü bizim milletimiz manevi değerlerine, kültürel değerlerine bağlı bir millettir. Vatan ve millet söz konusu olunca birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket ederiz.  Cesuruz çünkü hiçbir tehditten korkmayız ve zorbalıklara asla boyun eğmeyiz. Zekiyiz çünkü çalışmayı seven bir milletiz. Zeki olmak için çok çalışmak ve bu yüce vatanı muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak lazımdır. Bizim milletimizin fertleri ekmeğini taştan çıkaran bir millettir. Yani çalışkan bir millettir. Eğer ki çalışkan bir millet olmasaydık bugünlere gelemezdik ve  hiçbir ilerleme sağlayamadık. Yüksek maksatlar, yüksek idealler uğrunda ölmesini biliriz. Çünkü bizler vatan sevdalısı, toprak sevdalısı bir milletiz.

Milletimizin  bir karış toprağını uğrunda ölüm dahi olsa hiçbir millete vermeyiz  ve hiçbir milletin boyunduruğu altına girmeyiz. Çünkü  atalarımızın bize miras bıraktığı bu toprakların bizim için ne kadar önemli olduğunu biliriz ve bunun için de gerekli olan fedakarlığı yaparız.

Bir insanın bilgisi neye yeterse yetsin onu taşıyacak erdemi bulunmuyorsa neyi kazanırsa kazansın sonunda her şeyi kaybeder


Bir insanın bilgisi neye yeterse yetsin onu taşıyacak erdemi bulunmuyorsa neyi kazanırsa kazansın sonunda her şeyi kaybeder ana fikirli bir kompozisyon içinde geçecek kelimeler: iletişim, muhakeme, törpü, kaide.

Bir insanın  bilgili olması, çalışkan olması hem kendi için  hem içinde yaşadığı toplum için yararlı olur fakat bilgi tek başına güç olamaz. Yani insan olmak için sadece bilgili ve çalışkan olmak yetmez. Aynı zamanda erdemli, güzel ahlaklı, yardımsever ve dayanışmacı bir insan olmak da gerekir.

Toplum içindeki  insanlarla iyi bir iletişim içinde olmak gerekir. Ön yargılı olmamak, insanlara hoşgörü ile yaklaşmak gerekir.  İnsanlarla iletişim kurarken  de tek taraflı olmamak gerekir. Bir sorun olduğu zaman iki tarafı dinlemek yani muhakeme yapmak gerekir. İşte bunları yapınca daha iyi bir insan ve daha faydalı bir insan oluruz. Bazı  olumsuz yanlarımızı da törpülemek gerekir. Yani kaba davranışlarımız varsa bunların törpülenmesi, daha iyi bir hale getirilmesi gerekir. Örneğin; her şeyi pat diye insanın yüzüne söyleyen biriysek bu davranıştan vazgeçmemiz ve kendimizi törpülememiz gerekir. Çünkü hayatta belli kaideler, belli kurallar vardır.

İnsan bunlara uyduğu zaman toplum içinde daha saygın ve daha erdemli insan olur. Bilgimiz bizi daha iyi insan ve daha alçak gönüllü insan yaptığı zaman biz yüceliriz ve daha çok sevilir ve sayılırız.


‘’Bir Şeyleri Değiştirmek İsteyen İnsan Önce Kendinden Başlamalıdır.’’ Sözünden Yola Çıkarak Duygu Ve Düşüncelerinizi Anlatan Planlı Bir Yazı Yazınız.


‘’Bir Şeyleri Değiştirmek İsteyen İnsan Önce Kendinden Başlamalıdır.’’ Sözünden Yola Çıkarak Duygu Ve  Düşüncelerinizi Anlatan Planlı Bir Yazı Yazınız.

Herkes iyi niyetli insan olsa, kimse kimseye zarar vermese hayat  ne de güzel olur diye düşünürüz fakat  ilk önce kendimizden başlayacağımız nedense bir türlü aklımıza gelmez. Dünyayı  olumlu yönde değiştirmek isteyen insan  ilk olarak kendinden  başlayacaktır. Bunun için de kendini geliştirmek için, kendini gerçekleştiren bir insan olmak için çok çalışmalıdır, her zaman üretken  ve çalışkan bir kimse olmalıdır.

Yaptıkları ve yaşattıkları ile başka kimselere örnek olmalıdır. Doğaya, çevreye zarar vermemelidir. Sorumluluklarını yerine getirmelidir. İçten güdülenmelidir.  Gösteriş düşkünü olmamalıdır. Yalandan, dedikodudan uzak durmalıdır. Güzel ahlaklı ve  erdemli olmalıdır. Ülkesini ve vatanını çok seven  kişi olarak her zaman  çok çalışmalıdır ve ülkesini daha iyi hale getirmek için uğraşmalıdır. Böylece  kişi kendinden değişime ve ilerlemeye başlayacağı için  her şey daha güzel ve daha anlamlı olur. Her birey böyle düşündüğü zaman da dünyada daha çok barış ve daha çok huzur olur.

Kişi başkalarını eleştirmeden önce , yargılamadan önce aynaya bakmalı ve  kendi ile yüzleşmeyi bilmelidir.  Bunun için önce kendimizden  işe başlamalıyız.

Barış Dolu Bir Dünya İçin Neler Yapılabilir?


Barış Dolu Bir Dünya İçin Neler Yapılabilir?

Bu dünyada sevgiden, saygıdan, güzel ahlaktan yana olanlar her zaman kazananlardır.  Dünyada barışın olması için dünyada yaşayan,   aklı başında her kimseye büyük sorumluluklar düşer. Barış dolu bir dünyada olmak için   ilk olarak her insanda  güzel ahlak olmalıdır. Aileler çocuklarına güzel ahlakı ve  sevgiyi, saygıyı öğretmeli ve yaşatmalıdır. Barış dolu bir dünyanın olması için  yardımlaşma ve dayanışma olmalıdır, birlik ve beraberlik olmalıdır. 

Savaşlar son bulmalı, gözü yaşlı çocuklar anasız, babasız bırakılmamalıdır.  Ülkeler aralarındaki siyasi anlaşmazlıklara son vermelidir. Hiçbir ülke başka bir ülkeyi sömürmemelidir. İnsan hakları, adalet olmalıdır. Güçlü ve zalimden yana olunmamalıdır. Doğrunun ve haklının yanında olunmalıdır.  Barış dolu bir dünya için terör olmamalıdır. İnsan yaşamalı, insanlık yaşatılmalıdır. Hiç kimse aç olmamalıdır. İnsanlarda empati kurma becerisi olmalıdır. İnsanlarda şefkat ve merhamet olmalıdır. Bu duygular çocuklarımıza daha küçük yaşlarda öğretilmelidir. Barış dolu bir dünya için, barış ve mutluluk içinde yaşamak için yeşil alanlarımız yakılmamalı, yıkılmamalıdır.  Hayvanlara zarar verilmemelidir. Mal hırsı ,  daha fazla kazanma istediği olmamalıdır. ‘’ Barış için insan olarak daha ne yapabilirim .‘’ düşüncesi  tüm insanlarda olmalıdır. İç çatışmalar,  kazalar olmamalıdır. Kimse kimsenin kuyusunu kazmamalıdır. Herkes birbirini gerçekten sevmelidir.

Dedikodu, iftira, kıskançlık gibi kötü duygulardan herkes arınmalıdır.  Herkes çevre temizliğine önem vermeli, herkes sağlıklı beslenmeli ve herkes spor yaparak mutlu olmaya çalışmalıdır.  Çocuklar, bebekler, yaşlılar yaşamalı ve yaşatılmalıdır.

Çevrenin Korunması Niçin Önemlidir?


Çevrenin Korunması Niçin Önemlidir?

Çevre temizliği hem insan sağlığı için hem de  diğer canlıların sağlığı için çok önemlidir. Çevre temiz tutulmadığı zaman  her yer pislik içinde olur. Çevre temiz olmadığı zaman salgın hastalıkların  artması çoğalır ve bundan tüm canlılar büyük zarar görür. Çevre  temiz tutulduğu zaman toprak, hava ve su kirlenmez. Bunlar kirlenmediği zaman temiz bir dünya oluştururuz  ve gelecek nesillere de temiz ve mis gibi bir ortam bırakılır.

Bugün bakıldığında çevre temizliğine hiç önem verilmemektedir. Çevre temizliğine önem verilmediği içinde pis havayı içimize çekmekteyiz ve en ufak bir şeyde hemen hasta olmaktayız. Bu konuda insanların çok dikkatli olması gerekir. Bilinçli  birer çevre temizleyicisi olmalıyız. Okullarımızın, evlerimizin, yollarımızın vb.  çevresine çöp bırakmamalıyız, orada olan çöpleri hemen almalıyız ve her yeri tertemiz yapmalıyız. Çevre temiz olmadığı zaman dünya da temiz olmaz. Çevre temiz olmadığı zaman tüm canlıların yaşam alanı da tehlikeye girer ve her türlü hastalıklar ile karşı  karşıya kalınır.

İşte tüm bu olumsuzlukların olmaması için çevremizi temiz tutmalıyız.  Çevremiz  çiçekler gibi kokmalıdır. Çevreyi temiz tutma konusunda çocuklarımıza iyi bir eğitim vermeliyiz ve bu konuda çok duyarlı olmalıyız.

İyi İnsan Nedir, İyi İnsanın Özellikleri Sizce Nelerdir? Kendinizi İyi Bir İnsan Olarak Tanımlar mısınız?


İyi İnsan Nedir, İyi İnsanın Özellikleri Sizce  Nelerdir?  Kendinizi İyi  Bir İnsan Olarak Tanımlar mısınız?

İyi insan kimseye kötülüğü dokunmayan, çevresindeki tüm canlılara karşı  merhametli ve şefkatli olan kimsedir. İyi insanın en önemli özelliği güzel bir ahlaka sahip olmasıdır. Güzel ahlaklı olan insan da herkes tarafından sevilen, değer verilen, saygı duyulan kimsedir. İyi insanlar güvenilir kimselerdir.  Yalan söylemezler, kimsenin dedikodusunu yapmazlar ve kimsenin kuyusunu kazmazlar. 

Yapmacık kimseler değildir. İçten  ve samimi insanlardır. İnsanlar ile iyi iletişim kuran, empati kurma becerisine sahip olan kişilerdir. İyi insanlar güzel ahlaklı olduğu için aynı zamanda sorumluluklarını da yerine getiren insanlardır. Ailesine bağlı insanlardır. Küçüklerine sevgi ile yaklaşan , büyüklerine saygılı olan kimselerdir. Hoşgörülü ve  sevecen  insanlardır. Olduğu gibi görünen, kendisi olan insanlardır. Kültürüne sahip çıkan, vatanını ve milletini çok seven insanlardır. Kendimi iyi bir insan olarak tanımlayabilirim. Çünkü insanları çok seviyorum ve kimseye karşı art niyetli değilim. Yalan söylemeyi sevmem. Güvenilir bir insan olduğum çevremdeki kişiler tarafından söylenir. Samimi bir insanımdır. Sahte ilişkiler kurmayı hiç sevmem.

Sorumluluklarımı yerine getiren bir insanım. Merhametli bir insanımdır. Çevremdeki hayvanlara su veririm, onlara asla kötülük etmem. Yaşlı insanlara yardım ederim ve onların yapamadığı işleri yapmaya çalışırım.

“Bir insanın bir lokma ekmek yiyebilmesi için bin kişinin çalışması gerekir.” sözünden ne anlıyorsunuz?


“Bir insanın bir lokma ekmek yiyebilmesi için bin kişinin çalışması gerekir.” sözünden ne anlıyorsunuz?

Sabah kalkıp bakkala gidiyoruz ve tazesinden hatta sıcacık, üzerinde buharı tüten birkaç ekmek alıp evimize geliyoruz. Bu iş bizim için artık her gün yaptığımız sıradan bir iş gibi geliyor ama aslında o ekmeğin soframıza gelebilmesi için yüzlerce hatta binlerce insanın emeği var.

İlk önce buğdayın ekilmesi aşamasını düşünelim çiftçiler elleri ile ya da makinalar yardımı ile uçsuz bucaksız tarlalara buğdayı serpiyor. Bu tohumlar büyüyor ve başak oluyor. Olgunlaşınca bir sürü çiftçi yine tarlaya giriyor ve ekinler biçiliyor. Biçilen ekinlerin saman olacak kısmı ve un olacak kısmı yine çiftçiler tarafından ayıklanıyor. Buğdaylar değirmene gidiyor ve değirmenciler tarafından öğütülüyor ve un haline geliyor. Unlar kamyon şoförleri tarafından taşınıyor ve fırınlara geliyor. Fırıncılar bu unlardan ekmek yapıyor. Yapılan ekmekler ekmek fabrikalarının şoförleri tarafından bakkallara ve marketlere dağıtılıyor. Bakkal ve marketlerdeki görevliler de ekmekleri bizlere ulaştırıyor.

Gördüğünüz gibi bakkala girip 1 ya da 2 lira verip aldığımız bir ekmeğin orta çıkışında ne kadar insanın emeği var. Bu sebeple ekmeğimizi yerken iki kere düşünelim ve ekmeğimizin bir lokmasının bile israf olmaması için elimizden geleni yapalım.