Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı


"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı

Türkçe dersi hem günlük hayatta kullanırken hem de sınavlarda çok önemlidir. Sadece Türkçe dersi için değil tüm derslerde de Türkçe'nin kurallarını iyi bilmek ve uygulayabilmek bizlere kolaylık sağlayacaktır .

Türkçe dersi ile ilgili bilgilerimizi kalıcı hale getirmek ve eksikliklerimizi görebilmek ve düzeltmek için testler son derece önemlidir . Test çözdükçe dilimize ait kuralları daha iyi özümser ve yazılarımızda daha doğru kullanabiliriz . Kompozisyon örnekleri yazarken ya da her hangi bir yazı türü ile ilgili çalışırken dilimizin özelliklerini etkin bir biçimde kullanmak önemlidir .

Kısaca online Türkçe testleri sitemiz ile sizin Türkçe dersi ile ilgili bilgi ve becerilerinizi geliştirmeyi amaçlıyoruz . Testlerde soruların altında açıklamalar vererek hem öğrenmenizi hem de hem de kendinizi sınamanızı sağlamayı amaçladık . Umarız iyi ve eğlenceli vakit geçirirsiniz .


Koronavirüs Sürecinde Okul İle İlgili Öğretmen, Veli ve Öğrenci İşbirliği İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 Koronavirüs Sürecinde  Okul İle İlgili Öğretmen, Veli ve Öğrenci İşbirliği İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Çocuklarımız okuldan uzun bir süre uzak oldukları için okula hasret kaldılar ve bir an önce okula ulaşmak için canla başla kurallara uymaya başladılar. Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra dünyaya yayılan koronavirüs çok can almış, çok kişiyi hasta etmiş ve hala da etkisini kaybetmeden canlar almaya devam etmektedir. Bu süreçte de çocuklar evde kalmış, okuldan ayrı kalmıştır. Bu süreç çocukları ciddi anlamda etkilemiştir.

 

Normalleşme sürecine daha sağlıklı dönmek için maske ile okula gelme şartı aranmış, ailelerinde virüs olan çocukların bir süre okula gelmemesi için aileler ile çeşitli antlaşmalar yapılmıştır.  Okula gitmeye başlayan çocuklarımız artık sosyal mesafeli oyunlar oynamaya başlamış, sınıflar  sosyal mesafeye göre ayarlanmıştır.

 

Bu süreçte veliler, öğretmenler ve öğrenciler işbirliği içinde hareket etmelidir. Veliler  çocuklarını okula getirmeden önce tertemiz ve düzenli olarak okula hazırlamalı, okulda maskesini çıkarmaması gerektiğini çocuğuna söylemeli, arkadaşları ile yakın temasta bulunmaması gerektiğini anlatmalıdır. Öğretmenler de bu süreçte teneffüste bile çocukların yanı başından ayrılmamalı ve çocukların sosyal mesafe kuralına uymasını sağlamalıdır. Bu süreçte çocuklar da büyüklerinin sözünü dinlemelidir. Sağlıklı bir eğitim ve öğretim ortamı olması için   koronavirüsten korunma yollarına uyulması gerekir ve herkesin bu konuda duyarlı ve bilinçli olması gerekir. Okuldan virüs getiren çocuk bunu  ailesine bulaştırdığı zaman  istenmeyen sonuçlar olabilir. Ya da çocuğunda virüs olduğu halde onu okula götüren aileler de  birçok insanın vebaline girebilir.

 

İşte bu tür olumsuzlukların yaşanmaması için  işbirliği  içinde hareket edilmelidir. Çocuklar bu konuda çok bilinçlendirilmeli, özellikle okul tuvaletine girerken çok dikkatli olmalıdır. Elleri ile musluğa dokunmamaya çalışmalı, mecbur olmadığı sürece de tuvalete gitmemeye çalışmalıdır. Herkes üzerine düşeni hakkı ile yaparsa Allah’ın izni ile de daha sağlıklı bir okul ortamı olur ve insanlık da bu virüsten kurtulmuş olur. Yeter ki maskemizi takalım, kurallara  uyalım ve bilinçli insanlar olalım.

Ana Dilimizi Korumanın Önemi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

Ana Dilimizi Korumanın Önemi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 

Dünyaya gözümü açtığımızda duyduğumuz ilk ses  anne sesi, ilk koku anne kokusudur. Çünkü insan dokuz ay boyunca içinde yaşadığı anne karnında annesine alışmıştır. Annenin konuştuğu dil bebeğin  o dile alışmasını sağlamıştır. Bunun için de dil çok önemlidir ve her zaman ana dilimizi iyi öğrenmek, onu yüceltmek ve geliştirmek  bizlerin sorumluluğu olmalıdır. Dil bir milletin kimliğidir, bir milletin kültürüdür ve en değerlisidir. Ana dline,  öz diline önem vermeyen milletler kısa zamanda yozlaşmaya  başlar. Hal böyle olunca da ne kültür kalır, ne de  benlik. 

 

Ana dilimiz bizim biribirimizi anladığımız, yaşadığımız çevredeki insanlar ile karşılıklı iletişim kurduğumuz en önemli aracımızdır. Onu yok etmemeliyiz. İnsan ana dilinin önemini en çok da yabancı ülkelere gidince onlar. Yabancı ülkede  dilini bilmeyen ve kendi konuştuğu dili anlamayan insanlara karşı soğuk olur ve ana dilini konuşan insanlara özlem duyar. Kişi yaşadığı yabancı  ülkede her ne kadar o ülkenin dilini öğrense de kendi dilini konuştuğu bir kişiye rastlayınca çok mutlu olur ve memleketine olan özlemi, ana diline olan özlemi bir kat daha artar.

Ana dilimizin güzel Türkçemizin değerini her zaman bilmeliyiz. İş yerlerimize, alışveriş merkezlerimize, lokantalarımıza vb. Türkçe isimler koymalıyız. Daha çok para kazanmak için, daha çok dikkat çekmek için yabancı adlar kullanan kimi iş yerleri  ne yazık ki ana dile büyük darbe vurmakta ve ana dilimizin, kültürümüzün göz göre göre yok olmasına seyirci kalmaktadır. Bu olumsuzlukların yaşanmaması için her yere Türkçe adlar vermeliyiz ve ana dilimizi dünya dilleri arasına hak ettiği yere getirmeli  ve onu hep  geliştirmeliyiz. Çünkü bir millet ancak ana dili ile var olur ve ana dili ile zengin olur. Gazi Mustafa Kemal’in ana dilin önemi ile ilgili şu sözü de hiçbir zaman  unutmamalıyız:

 

*‘’ Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.’’

Konusu ‘’Anne‘’ Olan Bir Kompozisyon Yazınız.


Konusu  ‘’Anne‘’ Olan  Bir Kompozisyon Yazınız.

Anne deyince akla gelen  ilk şey sıcak bir kucak, koşulsuz sevgi, koşulsuz bağlılık, sevme ve sevilme gelir aklıma. Anne demek  güzel yürek demektir, anne demek yavrusunu  ondan hiçbir şey beklemeden doya doya sevmek ve onu sağlıklı  bir şekilde topluma  kazandırmak demektir. Anne demek gül demek  sümbül demek, çiçeklerin hepsi demektir. 

Annelerimiz , o elleri öpülesi güzel yürekli insanlar bize  kendinden çok değer veren, bizim için fedakarlık yapan nadide , kıymetli hazinelerdir. Anne  demek ondan uzak kaldığımızda ona duyduğumuz hasret demektir, anne demek biz hasta olduğumuzda herkesten çok bizim için kaygılanan ve gün boyunca  telefonumuzun durmadan çalmasını sağlayan  melek demektir. İşte anne budur. Annelerimiz için ne kadar güzel benzetmeler yapsak azdır. Çünkü onlar her türlü sevgiye ve  saygıya layık kimselerdir. Bunun için annelerimizin değerini bilmeliyiz. Nasıl ki bebekken onlar bizi gözünden sakınmışsa, onlar da yaşlandığı zaman biz onlara gereken değeri vermeliyiz, gereken ilgiyi göstermeliyiz. Çünkü onlar da yaşlandığı zaman tıpkı bebek gibi olurlar ve evlatlarından sevgi beklerler. Sevgi ile, ilgi ile ruhları, gönülleri doyar ancak. Onun için bu güzel melekleri üzmeyelim, onları çok sevelim ve onları evimizin baş tacı yapalım.

Annelerimizin önemi ile ilgili şu sözleri de unutmayalım:  Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa anneler için şu sözü söylemiştir: ’’Cennet anaların ayakları altındadır.’’ ‘’ Bir anne, yüreği dibinde her zaman bir af bulunan bir uçurumdur.”

Nasıl Bir Doğada Ve Sosyal Çevrede Yaşamak İstediğinizi Anlatan Bir Kompozisyon Yazınız.

 Nasıl Bir Doğada Ve Sosyal Çevrede Yaşamak İstediğinizi Anlatan  Bir Kompozisyon Yazınız.

Yaşamak belki de insanoğluna verilmiş en değerli armağan, en güzel mucize bazen de en kaygılı ve acı günler, yaşanmışlıklar, acılar, aşklar, özlemlerdir.  Çünkü yaşamak nefes almaktır, yaşadığın ana,  birlikte yaşadığın kimselerin  sana olan  sevgisine, senin yaşama olan ilgine şükretmen, hepimizin de şükretmesidir. Yaşamak  her şeye rağmen gerçekten yaşamaktır ve yaşamı olduğun gibi kabul edebilmektir. 

Nasıl bir doğada yaşamak istersiniz denildiğinde aklıma nacizene şunlar gelmektedir.   Ormanların katledilmediği,  denizlerin kirletilmediği, denizdeki canlıların  zehirli atıklarla ölmediği, ağaçların  hunharca kesilmediği, daha çok para kazanma hırsı yerine insanların daha çok doğaya nasıl faydalı olurum, nasıl duyarlı olurum bilincinin olduğu temiz ve nefes alabildiğim bir çevrede, bir dünyada yaşamayı çok isterdim.  Bize verilmiş olan, her gün durmadan şırıl şırıl akan şelalerin  kirletilmediği, göllere çöplerin pisliklerin atılmadığı, hayvanların katledilmediği, türlerinin yok edilmediği bir dünyada yaşamak ne güzel olurdu aslında. İnsanların birbirlerine karşı sevgisinin daim olduğu, yüzüne gülüp arkandan konuşulmadığı, sevgili Mevlana’nın ‘’ Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.’’ sözünün tam anlamı  ile hayat bulduğu, dünyada barışın olduğu, bombaların  ülke ülke kol gezmediği, sevgi dolu bir sosyal çevrede, saygı dolu  bir dünyada yaşamak isterdim. Havanın, suyun, toprağın kirletilmediği,   bu doğal güzelliklerin  acımasızca, hunharca katledilmediği , incitilmediği,  yok edilmediği bir  doğada yaşamak belki de yaşamanın gerçek anlamıdır. Bunun için her zaman elimizden geldiği kadar doğamızı korumaya çalışalım ve onu yok etmek yerine onu daha da var edelim, daha da iyileştirelim ve onda açtığımız yarayı  sarmaya çalışalım ve doğamızın , dünyamızın gönlünü kazanmaya bakalım.

Yaşadığımız sosyal çevrenin ise şöyle olmasını arzu ederdim. Çevremdeki her insan  güler yüzlü, içten ve samimi olmasını isterdim.  İnsanların çıkarcı olmamasını,  içinde gerçek sevgi olmasını isterdim. Herkesin birbirine kucak açtığı, birbirine yardım ettiği sevgi dolu bir sosyal çevrede yaşamak isterdim. Sevgili Nazım’ın da dediği bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe bir dünyada yaşamayı o kadar çok isterdim ki…..

‘’ Babasına Hayır Etmeyenin Kimseye Hayrı Olmaz.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

‘’Babasına Hayır Etmeyenin Kimseye Hayrı Olmaz.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

Baba   belki de bu dünyada bizi  annemiz gibi koşulsuz seven, bizim için çalışıp çabalayan, cebindeki son kuruşu dahi yavrum zorda kalmasın diye  veren en büyük can dostumuz, sırdaşımız, arkamızda duran  dağımızdır. Evladı için her türlü zorluğa göğüs geren, gece gündüz demeden evine ekmek götürmek için alın  teri ile, helal yoldan ekmeğini kazanan can parçamızdır. Babamız bizim bu dünyada değer vermemiz gereken,  fedakarlık yapmamız gereken en önemli baş tacımızdır. 

O onca çileyi bizim için çekerken biz onun için ufak zorluklara  göğüs geremiyorsak, ona yeteri kadar sevgimizi, ilgimizi veremiyorsak bizim gibi evlatlara yazıklar olsun. Çünkü biz böyle davranırsak onlar çok üzülür ve   hayal kırıklığına uğrayabilirler.  Babasına hayrı olmayan bir kimsenin, babasına bakmayan, ona merhamet etmeyen kimsenin başkalarına da hayrı olmaz. Ne yazık ki kimi menfaatlerini düşünen kimseler babası olmadığı halde, zengin olan kimselere öyle bir yağ çekmektedirler ki sanki karşısındaki babası, sanki o zengin adam bu vefasız evladın çilesini, kahrını çekmiş de bu ilgiyi o adam hak ediyormuş gibi ona  babalık etmeye çalışırlar. Oysa bu o kadar aciz ve o kadar çıkarcı  bir davranıştır ki bu yapan kişi de  karakter  ve kişilik  olduğunu düşünmüyorum. Kişi önce kendi babasına, kendi ciğerine evlatlık etmelidir. Çünkü onu bugünlere getiren, onu kimselere muhtaç etmeden adam eden kişi babasıdır.  Onun için önce babalarımıza iyi davranmalıyız, onların hayır dualarını almalıyız ve onların gönüllerini fethetmeliyiz.

Babalarımızın kalbini asla kırmamalıyız, onu bir başına bırakıp gitmemeliyiz. Onu yanımızdan ayırmamalıyız ve ona olan saygımızı  her zaman  en güzel bir şekilde göstermeliyiz.

‘’Çok Zengin Olsaydınız Paralarınızı Nasıl Değerlendirirsiniz?’’ Konulu Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Çok Zengin Olsaydınız Paralarınızı Nasıl Değerlendirirsiniz?’’  Konulu  Bir Kompozisyon Yazınız.

Zengin olmak, kimseye muhtaç olmamak,   istediğin her türlü ihtiyacını karşılamak insanoğlu için  bulunmaz bir hazinedir. Zengin olan kimse başkalarına el açmak zorunda kalmaz tam aksine el açan kimselere yardım eder ve veren el olur. Çok zengin olsaydım paramı şu şekilde değerlendirirdim.   Çok sayıda ev alırdım . Bu eve  kiracılar koyardım. Kiracılardan aldığım parayı da  hesabıma yatırırdım. Yatırdığım paraları  da şu şekilde avantaja çevirirdim.

Altının fiyatı düştüğü zaman o bankadaki paralarımın hepsine altın alırdım. Yani altın hesabı oluştururdum. Böylece daha çok para kazanmış olurdum.  Daha sonra bu paramın  fazlası ile  de maddi durumu olmayan öğrencilere aylık belli miktarda burs bağlardım. Bu çocukların gelecekte ilim  insanı olmaları için onlara  para vermekten, onlara fayda sağlamaktan asla kaçmazdım. Böylece ülkeme de faydalı insanların yetişmesinde bir nebze de olsun katkı sağlamak beni mutlu eder.  Param çok olduğu için paralarımı ayrıca şu şekilde değerlendirirdim.  Büyük bir  alışveriş merkezi açardım.  Oradan gelen paralar ile de  kendi doğduğum ilçeye kocaman bir okul yaptırırdım. O okulun  da her türlü ihtiyacını ölene kadar karşılardım ve okula giden çocuklara da  elimden geldiğinde maddi destek sağlardım. Böylece hem ben mutlu olmuş olurdum hem de  kendi vatanımın insanlarına fayda sağlamış olurdum. Yine param çok olduğu için   yaşadığım ve doğduğum şehir olan  İstanbul’a kocaman bir hastane açardım.

Bu hastanenin geliri ile de  İstanbul’da maddi durumu  çok kötü olan ailelere  ev alırdım ve onların maddi açıdan rahat etmesini sağlamak için elimden  gelen her türlü çabayı gösterirdim. Yeter ki insanlar mutlu olsun, yeter ki her zaman biz anlayışı ile hayatımızı idame ettirelim ve bundan dolayı da  gerçek mutluluğu yaşamış olarak gece yatağımıza huzur içinde yatalım.

‘’Zor, İmkansızdan Kolaydır.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Zor, İmkansızdan Kolaydır.’’  Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

İmkansız olan şey her ne ise o gerçekleşmez.  Çünkü yapılan  ya da hedeflenen şeye ulaşılamaz. Çünkü  imkansız olacağı, istenilen şeyin kesinlikle gerçekleşmeyeceği bellidir. Adı üstünde imkansız  denilmiş ve son nokta konulmuştur. Oysa zor olan bir şey imkansız değildir. Her ne kadar zor olsa da  çalışarak, emek ederek, alın teri dökerek üstesinden gelemeyeceğimiz şeyler  değildir. Yani çözümsüz gibi görünen şeyler yüksek bir gayretle  çözülür.

Elbette ortaya koyduğumuz hedeflerimiz vardır, hayallerimiz vardır, umutlarımız vardır. Bunları gerçekleştirmek için ise yapılması gereken, aşılması gereken zorlu süreçler, dikenli yollar karşımıza çıkacaktır. Bu zorlu süreçte önemli olan pes etmeden yolumuza devam etmektir. Yani zorlukların üstesinden her ne pahasına olursa olsun gelmeliyiz. Bunun için de  çok çalışmalıyız, planlı ve programlı çalışmalıyız ve kesinlikle bir  sistemimiz olmalıdır. Kolay olanı her insan başarabilir. Kolay olana ulaşmak da kolaydır zaten. Zor olanı ise herkes başaramaz. Ancak disiplinli bir şekilde durmadan yoluna devam eden, azimle yola koyulanlar zor olanı başar.  Buna en güzel örnek olarak milletimizi zorluklardan kolaylığa çıkaran  ve bize yenilikler getiren Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü verebiliriz.  O zor yıllarda, hiç kimsenin umudu yokken  koca vatanı yeniden inşa etmiştir. Bizlere Cumhuriyeti, demokrasiyi  tanıtmıştır ve  ülkesini baştan yeniden şekillendirmiştir. Zor gibi görünen şeyi işte  bu  mavi gözlü koca adam başarmıştır. Bunun için hayatta her ne olursa olsun  bir şey zor diye onu imkansız gibi görmemeliyiz.

Zor olduğunu bilerek daha çok çalışarak, daha çok didinerek yolumuza  devam etmeliyiz. Zor olanı başarmak ile ilgili şu anlamlı sözü de aklımızın bir köşesinde bulundurmalıyız: ’’Başarının sırlarından biri, geçici başarısızlıkların bizi yenmesine izin vermemektir.’’   Mark Kay


‘’Çok Yaşamak Elimizde Değil ama Adımızı Çok Yaşatmak Elimizdedir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Çok Yaşamak Elimizde Değil ama Adımızı Çok Yaşatmak Elimizdedir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

Çok yaşamak ya da az yaşamak kimsenin elinde olan bir durum değildir. Bize verilmiş belirli bir yaşama ömrü vardır ve bu ömür sona erince hayat  da bizim için bitecektir. Çok yaşamak insanın elinde olmayabilir fakat adını yaşatmak ise kişinin elinde olan bir şeydir.  İnsan  yaptığı çalışmalar, topluma faydalı  olarak adını sonsuza kadar yaşatabilir.

Örneğin;  üretken, nitelikli bir kimse  hem çalışarak içinde yaşadığı topluma fayda sağlar  hem de kazandığı paralar ile okul, hastane yaparak veya kitap yazarak, veya bir buluşa imza atarak insanlığa  çok faydalı olabilir. İşte bunlar yapıldığı zaman  hayatta olunmasa bile o kişinin adı hiçbir zaman unutulmaz ve o kişi ya da kişilerden bahsederken yüzümüzde hep bir tebessüm ve gülümseme olur. Bunun için çok çalışmalıyız ki insanlığa, dünyaya bir  katkımız olsun ve ben de bir şey yapabildim, bu dünyadan ayrılırken benim de kalıcı bir imzam var diyebilelim. Ondan dolayı da her zaman  çok çalışalım ve adımızı tarihe yazdıramasak da  yaşadığımız toplumun gönlüne kazınalım. Bu bile insanı onurlandırır ve yaşamdan  mutlu ayrılmasını sağlar.

Bugün Mehmet Akifler, Atatürkler ve daha nice büyüklerimiz ömür olarak yüzlerce yıl yaşamamışlardır ama hizmetleri ile, ortaya koydukları eserlerle asırlarca unutulmayacaklardır. Bu yüzden adımızı yaşatabilmek için elimizden geldiği kadar vatana, millete hayırlı işler yapmaya çalışmalıyız.

Toplum Hayatında Herkese Düşen Belirli Görevler vardır sözünden yola çıkarak Kompozisyon Yazınız.


Toplum Hayatında Herkese Düşen Belirli Görevler vardır sözünden yola çıkarak Kompozisyon Yazınız.

Toplum hayatında herkese düşen belli görevler vardır. Bu görevler şunlardır:  Sorumlulukları yerine getirmek, başkalarının yaşamına saygı duymak, başkalarının özgürlüğüne müdahale etmemek, insan haklarına saygılı olmak,  adil olmak, eşit olmak vb. . gibi. Toplum içinde insanlar üzerine düşen görevi tam anlamı ile yerine getirdiği zaman toplumda kaos ve karmaşa yaşanmaz.

Böyle olunca da o toplum huzur, mutluluk ve barış içinde yaşar ve yaşamaya da devam eder.  Herkes görevini iyi bir şekilde yerine getirmelidir. Örneğin; öğrenci iyi bir öğrenci olmalı, derslerine iyi çalışmalı, öğretmen nitelikli bir öğretmen olmalı ve öğrencilerini en iyi şekilde  geliştirmeli ve yetiştirmelidir. Yine bir doktor çok iyi ve topluma faydalı bir doktor olmalıdır ki  her şey yolunda gitsin. Yani her meslekteki kişi ya da kişiler üzerine düşeni en iyi şekilde yapmalıdır. Böyle yapıldığı zaman  toplumda sevgi, saygı artar. Birlik, beraberlik ve dayanışma artar. Bunun için her birey  toplum içinde yaşıyorsa, sosyal olmak zorundadır. Sosyal olmak için üzerimize  düşen sorumluluklar hakkı ile yerine getirilmelidir.

Kısacası bir toplumun uyum içerisinde yaşaması, işlerin düzgün biçimde yürüyebilmesi, adaletli bir düzen sağlanabilmesi için herkesin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekir.

‘’ Bilgi Cesaret Verir, Cehalet Küstahlık.’’ Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


‘’Bilgi Cesaret Verir, Cehalet Küstahlık.’’   Sözü İle İlgili  Kompozisyon Yazınız.

Eğitim  insanın gelişmesinde ve ilerlemesinde en büyük aydınlatıcı yoldur.  Nitelikli bir eğitimden geçen kimseler hem kendilerine hem de içinde yaşadığı topluma fayda sağlar.  Bizler bilgileri eğitim yoluyla öğreniriz. Aldığımız eğitim bizim  bilgili ya da bilgisiz olduğumuzu  ortaya koyabilir. Bilgili insan cesaretli olur. Çünkü yeni bilgilere açıktır ve yeni şeyler öğrenmekten korkmaz.  Yanlış da yapsa kendini değiştirebilir ve geliştirebilir.

Cahil insan ise yeniliklere kapalı bir insandır. Böyle kimseler de yerinde saymaya devam eder ve kalıp, tutucu düşüncelere sahip olur. Cahil insan çok bilmiş havasına girer ve her şeyi biliyorum  düşüncesi içinde yanlış bir  yola girer. Bunun için   cahil  olmaktan, yeniliklere kapalı olmaktan uzak durmalıyız. Kendimizi her daim yenilemeliyiz ve öğrenmeye hayat boyu devam etmeliyiz.    Cahil kalıp kendimizi kandırmamalıyız. Bilimin ve ilimin ışığından  ayrılmamalıyız. Bizi aydınlatmaya çalışan, bize yol gösteren, bizim iyiliğimizi isteyen insanlara karşı kaba davranışlarda bulunmamalıyız ve kendimizi olumlu yönde değiştirmek için var gücümüzle  mücadele etmeliyiz   ve cehaletin içinde boğulup kalmamalıyız.

Cehalet ile  ilgili şu sözü de unutmamalıyız: ‘’Cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır fakat ona itiraf ettirmek güçtür.”  Hz. Ali

Vatandaş Olarak Toplumda Birbirimize Saygılı Olmayı Gerektiren Bir Afiş Hazırlamak İsteseydiniz Afişinizde Nelere Yer Verirdiniz.


Vatandaş Olarak Toplumda  Birbirimize Saygılı  Olmayı  Gerektiren Bir Afiş Hazırlamak İsteseydiniz Afişinizde Nelere Yer Verirdiniz.

Vatandaş olarak toplumda  yerine getirmemiz gereken belli başlı sorumluluklarımız vardır.  Bazen çevremize baktığımızda insanların  kimi değerlerden  uzak kaldığını görmekteyiz. Mesela otobüse hasta ve yaşlı bir kimse bindiği zaman  artık insanlarımız eskisi kadar duyarlı davranmamakta ve o kişiyi görmemezlikten gelmektedir. Vatandaş olarak  bu konu ile ilgili şöyle bir fiş hazırlamak isterdim.

Örneğin; çevrede intihar eden  bir kimseyi gören kimi insanlar o insanın yaşamını kurtarmak yerine cep telefonları ile o kişiyi videoya almaktadır. Bu son derece acımasızca ve  vicdansızca bir harekettir. Bu konu ile ilgili  hazırladığım afişte insanların  kendine zarar vermek isteyen birine  daha duyarlı olmalarını ve cep telefonlarını hemen bırakmalarını gösteren bir afiş hazırlardım. İnsanlar elinde olan her şeyi bırakıp orada canına kıymak isteyen kişinin hemen yardımına koşan bir afiş hazırlardım. Ya da sokakta hayvanlara eziyet etmeyen , aç bir sokak hayvanı gördüğü zaman herkesin elinde bir kap yemek ve su  olduğunu gösteren çizimler yapar ve  böyle bir afiş hazırlardım. Böylece insanları da hayvan sevgisi konusunda daha duyarlı ve daha bilinçli kimseler olmaları konusunda gereken mesajı da vermiş olurdum.  Toplum içinde  biri konuşurken onun sözünü kesmemeyi  gösteren afişler hazırlardım ve insanlara saygılı olmayı, başkalarını dinlemenin önemini  anlatmaya  çalışırdım. 

Kimsenin özel yaşamına müdahale etmeyen insanların olduğu , saygının, sevginin ve hoşgörün olduğu afişler hazırlardım. Bankada kuyrukta bekleyen ve herkesin  sırasına uygun   hareket ettiğini gösteren afişler hazırlardım. Böylece gereken  toplumsal mesajı da insanlara vermiş olurdum.

Hayalinizdeki Öğretmen Nasıl Olmalıdır? Düşüncelerinizi Yazınız.


Hayalinizdeki Öğretmen Nasıl Olmalıdır? Düşüncelerinizi Yazınız.

Öğretmen , her şeyden önce iyi bir insan olan, insanlara  da bunu öğreten , daha sonra akademik bilgi ve becerileri öğreten kimse olmalıdır. Benim hayalimdeki öğretmen içi şefkat ve merhamet dolan bir kişi olmalıdır. Her öğrencisine aynı değeri vermeli ve her öğrencisini koşulsuz sevmelidir. Öğrenciler arasında ayrım yapmamalıdır.

Ödevi bir gün yapmadı diye diğer arkadaşlarının yanında öğrencisinin kişiliğini hedef  alacak, kırıcı sözler söylememelidir.  Arkadaşlarımın yanında onurumu, gururumu  kırmamalıdır. Öğrencisinin saçı uzun  diye onun saçını çekmeye, canını yakmaya çalışmamalıdır.  İyi ve güzel ahlaklı bir kimse, kişilik ve karakter sahibi , olgun bir insan olmalıdır.  Daha sonra iyi ders anlatabilmeli, akademik becerilerini ve bilgilerini öğrencilerine aktarabilmelidir.  Yeri  geldiği zaman sırrımı verebileceğim, ona güvenebileceğim bir insan olmalıdır.   Yeri geldiği zaman bize babalık, annelik yapan, abilik yapan kimseler olmalıdır.  Hiçbir öğrencinin dış görünüşü ile  dalga geçmemelidir.  Bize   güzel örnek olmalıdır. Yalancı olmamalıdır, güvenilir ve dürüst bir insan  olmalıdır.   Öğretmen   mesleğine yakışır bir kişilikte olmalıdır  ve gerçekten öğretmen olmalıdır. Bizi yaşama hazırlamalıdır. Bize dersi yaparak, yaşayarak  anlatmalıdır. 

Çocuklar derste aktif  olmalı,  uyuşuk olmamalıdır. Öğretmen dikkat çeken materyaller hazırlamalı ve çocukları yaşama hazırlamalıdır. Benim hayalimdeki öğretmen  böyle olmalıdır.

Özgür Olmak Sizce Neden Önemlidir?


Özgür  Olmak Sizce Neden Önemlidir?  

Özgür olmak  çok önemlidir. Çünkü Özgürlük olunca insan başkasının yaşamına zarar vermeden istediği gibi yaşayabilir ve iradesi ile istediğini yapabilir. Özgür olunmadığı zaman ise her zaman bir başkasına bağımlılık olur. Bağımlı yaşamak da kişinin  gerçek kişiliğini yaşayamamasına ve hissetmemesine neden olur. Kişi kendi kararlarını kendi veremez, kendine güveni olamaz ve  öz benliğe sahip olamaz. İşte tüm bunlardan dolayı özgür olmak  çok ama çok önemlidir ve hassas bir konudur.


Özgür Olmak, İstediğimiz Her Şeyi Yapabilmek Midir? Örneklerle Açıklayınız.

Özgür olmak istediğimiz her şeyi yapabilmek değildir. Kişi istediği her şeyi yapamaz. Çünkü istediğimiz her şeyi   yapmaya çalışırsak başka insanların özgür yaşama hakkını da gasp etmiş oluruz ve onların özgürlüğüne engel olmuş oluruz. Özgür olmak, başkalarının yaşamına müdahale etmeden, bağımsızca , istediğin şekilde yaşayabilmek demektir.  Örneğin;  Apartmanda oturan bir kimse son sesle müzik açtıysa ve bu da  alt katta  hasta olan bir yaşlı amcayı rahatsız ettiyse bunun adı özgürlük olmaz. Bunun adı hak ihlali olur ve başkalarının özgürlüğünü, dinlenme hakkını  çalma olur. Onun için kimseye  zarar vermeden dilediklerimizi yapmalıyız ve bu şekilde yaşamanın keyfine varmalıyız.

Ailenizin Düğün Gelenekleri Nelerdir? Aile Büyüklerinize Danışarak Öğreniniz.


Ailenizin  Düğün Gelenekleri Nelerdir?  Aile  Büyüklerinize   Danışarak    Öğreniniz.  

Ülkemizde düğünler kültürümüzün bir parçasıdır.  Çeşitli düğün geleneklerimiz vardır.  Bizim düğün geleneklerimiz şöyledir: Erkek tarafı önceden kız tarafına haber ederek kızı istemeye gider. Kızı istemeye giderken kıza çiçek ve çikolata alınır. Aileler tanışır ve daha sonra Allah’ın izni, Peygamber’in kavli ile gelin  babasından istenir. Daha sonra  yüzük takılır. Sonra düğün hazırlıklarına başlanır. 

Düğün hazırlıkları da yöreden yöreye değişir. Bizim yöremizde ise düğün gelenekleri şöyledir: Kız tarafı   mutfak eşyalarını alır, erkek tarafı da yatak odası takımını, kanepeleri  vb. alır. Aileler gücü yettiğince çocuklarına altın takar. Eşten, dosttan gelen takılar damat ve geline kalır.  Toplanan takılar ile evlenen  çifte verilir ve onların eksiklerinin giderilmesi sağlanır. Düğünde çeşitli  oyunlar oynanır. Halaylar çekilir, Ankara havasında oyunlar oynanır. Her çeşit oyunlar oynanabilir.  Düğünden önce erkek evinde bayrak dikilir ve gelen konuklara fıstık ve akide şekeri ikram edilir. Gelinin  üzerinden içinde bozuk para, buğday, pirinç, şeker vb. olan tabak dökülür.

Gelin eve ilk adımını atarken  geline  ayağı ile bardak kırdırılır. Gelin anne evinden alınırken damattan sandık parası alınır. Yol kesilir ve damat tarafından para alınır. Gelinin  büyük abisi , abisi yoksa babası gelinin beline kırmızı kurdela takar. Daha birçok geleneklerimiz vardır.

Not: Geleneksel Müzik Aletlerimizin Adalarını Araştırınız.
* Zurna
* Davul
* Def
* Bağlama
* Yaylı Tambur
* Kemençe
* Bağlama
* Ud
* Kava
* Gayda
* Tapan
* Tambura
* Tapan
* Tarabuka  gibi geleneksel müzik aletlerimiz vardır.

Çevre Kirliliğinin Sebepleri İle İlgili Bir Araştırma Yapınız.


Çevre Kirliliğinin Sebepleri İle İlgili Bir Araştırma Yapınız.

Çevre kirliliği günümüzde  dünyanın en büyük sorunlarından biridir. İnsnların  daha çok  para kazanmak için, daha fazla mala sahip olmak için, bitmek bilmeyen hırsları yüzünden çevremiz gün geçtikçe solmaya başlamakta ve  çevredeki diğer canlıların yaşamı da tehlike altına girmeye başlamaktadır.
Çevre kirliliğinin sebepleri şunlardır:
* Çarpık kentleşme ve altyapı hizmetlerinin yetersiz olması
* Köyden  şehirlere kontrolsüz bir şekilde göç olması

* Sanayiden çıkan fabrika atıklarının denize, suya, havaya karışması
* Her geçen gün   yapılan binaların daha çok artması ve yeşil alanların daha az olmaya başlaması
* Arazinin yanlış  kullanımı
*  Ormanların tahrip edilmesi, orman yangınlarının  çıkarılması, çıkması
*  Kişi başına düşen doğal kaynak  miktarındaki tüketimin artması
*  Doğal bitki örtüsünün tahrip edilmesi
*  Motorlu araçlardan  ve deniz araçların  çevreye olumsuz etkileri
*  Toprağa  karışan, suya karışan kimyevi ilaçlar, kimyevi zehirler
*  Isınmadan kaynaklanan hava kirliliği
*   Göllerin, nehirlerin kısacası sulak alanların kurutulması
*  Kaçak  avlanma yapılması
*  Çöplerin  suya, toprağa karışması
*  Doğal afetler
*  Küresel ısınma
 * Çeşitli teknolojik aletlerden yayılan radyasyonun artması
*  İnsanların bilinçli olmaması
* İnsanların tüketim çılgını olması ve israfın her geçen gün artarak çevre kirliliğine sebep olması .. vb. gibi nedenlerdir.

Not: Çevrenin önemi ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız:
’’Tabiatın isteklerini anlamazlıktan gelen, cezasını görür.’’(Balzac)
‘’Bir ağaç, herhangi bir prensten daha soyludur. ‘’ (Alexander Pope)

Çevreyi Korumak İçin Çalışan Sivil Toplum Kuruluşlarını Araştırınız. Bu Kuruluşların Adlarını, Hangi Amaçla Kurulduklarını ve Hangi Çalışmaları Gerçekleştirdiklerini Araştırınız.


Çevreyi Korumak İçin Çalışan  Sivil Toplum  Kuruluşlarını Araştırınız. Bu Kuruluşların Adlarını, Hangi Amaçla Kurulduklarını ve  Hangi Çalışmaları Gerçekleştirdiklerini Araştırınız. 

Çevreyi korumak için çalışan sivil toplum kuruluşları ve amaçları şunlardır:
* TEMA ( Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı): Bu vakfı kuran kişiler Toprak Dede Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede Nihat Gökyiğit’tir. 1922’de kurulmuştur. Bu vakfın kurulma amacı şudur: Erozyona ve çölleşmeye dikkat çekmek ve insanların bu konuda duyarlı olmasını sağlamaktır. Bu amacın devlet politikası haline gelmesi için çalışmışlardır. Var olan ormanları korumak, kuru alanlara ağaçlandırma çalışmaları yapmak, mera ve çayırları korumak, topluma ağaç sevgisi kazandırmak, bilinçli nesiller ve bilinçli toplumlar  yetiştirmek , doğal varlıkların korunmasını sağlamak, tarım alanlarını korumak gibi amaçları vardır. Bunun için de sloganları şudur: ‘’ Türkiye Çöl Olmasın.’’  Bundan dolayı da her yıl ağaç dikme çalışmaları yapılmakta, çevreyi korumak için  var güçleri ile çalışmaktadırlar ve yeşil alanların çoğalmasını sağlamaktadırlar. TEMA’ya her binlerce kişi gönüllü olarak bağış yapmaktadır.

*   TÜRÇEK  ( Türkiye Çevreyi Koruma ve Yeşillendirme Kurumu): Bu kurum 1972 yılında Selahaddin  Üzel tarafından kurulmuştur. Amaç ülkemizde doğal varlıkların korunmasını sağlamak, erozyonla mücadele edilmesini sağlamak, bitki örtüsünü ve toprağı  vb. gibi amaçları vardır. Bunun için  ellerinden gelen emeği harcamakta ve ülkemizin çöle dönüşmemesi için mücadele etmektedirler.

ÇEKÜL  (Çevre ve  Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı):  Bu vakıf da 1990 yılında korunmuştur. Amaçları şunlardır: Ülkemizin kültürel, tarihsel ve doğal varlıklarını korumaktır. Sloganı şudur:  ‘’ Doğa ve Kültürle  Varız .’’ Kültürel mirasın önemine vurgu yapmaktadırlar.

TTKD ( Türkiye Tabiatını Koruma Derneği):  1995 yılında kurulmuştur. Amaçları şudur: Kaybolan doğanın  güzelliklerini kurtarmak, geleceğe daha yaşanılır bir yer bırakmak , yoksuuluğu ve açlığı yok etmek,bilinçli toplum oluşmasını sağlamak,   barışa ve  ülke topraklarına katkı sağlamaktır.

Not: Diğer  doğayı koruyan  vakıflar şunlardır:
- ÇEVKO ( Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı)
- Doğa Derneği
- Deniztemiz / Turmepa Derneği
- Dünyayı Koruma Vakfı  (WWF)
- Greenpeace ( Yeşil Barış)

Kültürel Farkındalık Oluşturmak Amacıyla Farklı Kültürler Hakkında Bilgi Sahibi Olmak Neden Önemlidir?


Kültürel Farkındalık Oluşturmak Amacıyla Farklı Kültürler Hakkında Bilgi Sahibi Olmak Neden Önemlidir?

Bir toplumun  maddi ve manevi değerleri kültürdür. Kültür toplumu toplum yapan en önemli etmenlerden biridir.  Gelenek, görenek, adetler,  dil vb. hepsi kültürün içine girer. Her milletin kendine özgü kültürel özellikleri vardır. Kişi kültürel farkındalık geliştirmek için, farklı yörelerin kültüründen de faydalanmak için farklı kültürlerin özelliklerini araştırmalı, bilmelidir. Farklı kültürler hakkında bilgi sahibi olan kişi kendini daha çok geliştirir ve o kişide hoşgörü, değerlere saygı, bağlılık gibi kavramlar da gelişir.

Farklı kültürlere de hoşgörü ile yaklaşmasını bilmeliyiz ve herkesin  görüşüne, gelenek ve göreneklerine saygı  duymalıyız. Kimsenin kültürünü küçümsememeliyiz . Çünkü her kültürün yaşanmışlığı, geçmişi farklıdır. Önemli olan bu farklılıklara  hoşgörü ile bakmak ve bu farklılıkları büyük zenginlik olarak görmektir. Başka kültürlerden farklı yemekler öğrenebiliriz, farklı yöresel kıyafetler öğrenebiliriz ve daha birçok şey öğrenebiliriz. Bu öğrendiğimiz şeyler kendi kültürümüzle yoğurduğumuz zaman da ortaya çok zengin bir kültür ortaya çıkar ve  kendi kültürümüze büyük fayda sağlamış oluruz ve sürekli gelişmeye, ilerlemeye açık oluruz. Farklı ülkelerin kültürel özelliklerini öğrendiğimiz zaman buna uygun  çalışmalar yaparız. Örneğin;  farklı bir ülkede  onlara özgü geleneksel kıyafetler yapabiliriz ve onlar ile hem ekonomik anlamda hem de insani anlamda iletişim kurabiliriz. Böyle olunca onlar da bizim kültürümüzden çeşitli şeyler öğrenir ve böylece kültür alışverişi gerçekleşmiş olur. Bu olunca da toplumlar arasında sevgi, saygı , barış, dayanışma ve kardeşlik gibi duygular artar ve toplumlar daha mutlu olur.

Kültürel farkındalığı geliştirmek için farklı kültürlere saygılı olmalıyız ve  empati kurma becerisine sahip olmalıyız. Farklı kültürleri öğrenerek   farklı güzellikleri yaşamaktan da kendimizi mahrum bırakmamalıyız.
Kültürün önemi ile ilgili şu sözleri de  unutmamalıyız:
‘’ Kültür düşünce faaliyetine, güzellik ve insani hislerle kapıyı açık tutabilmektir.  A.North Whitehead .
* ‘’ ne büyük mutluluktur ki dünyamız hâlâ on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi,bir kokusu vardır. Yaşar Kemal.
* ‘’ Üstün insan kültür yoluyla arkadaşlarını bulur. Onların arkadaşlıklarıyla da kendi erdemini yükseltir.’’

‘’Toplum Hayatında Herkese Düşen Belirli Görevler Vardır.’’ Sözünden Ne Anlıyorsunuz? Gözlemlerinizden Hareketle Açıklayınız.


‘’Toplum Hayatında  Herkese Düşen  Belirli Görevler Vardır.’’ Sözünden  Ne Anlıyorsunuz? Gözlemlerinizden Hareketle Açıklayınız. 

İnsan sosyal bir olduğu için   toplum içinde yaşayan herkes de üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir. Çünkü hepimizin görevleri vardır ve hepimiz birbirimize muhtacız. Ben öğrenci olduğum için benim  ders  çalışmak, odamı düzenlemek, anne ve babama ev işlerinde yardım etmek, çevremiz temiz tutmak gibi sorumluluklarım vardır. Öğretmen olan  bir kişinin ise iyi bir öğretmen olma, öğrencilerine iyi insan olmayı öğretme ve onları bilinçli bir insan olarak geleceğe hazırlama, onları bilgileri ile aydınlatma gibi görevleri vardır. Bir doktorun görevi ise hastası için elinden gelen fedakarlığı yapmak ve onu iyileştirmektir. Anne ve babaların görevi  ailenin geçimini sağlamak, aile huzurunu sağlamak, çocuklara koşulsuz sevgi vermek, onlara saygılı  ve güzel ahlaklı insanlar olmayı öğretmek vb.dir.

Bir terzinin görevi ise güzel elbiseler, kıyafetler dikmek, bir bekçinin görevi güvenliği sağlamak, bir  müdürün görevi okulu yönetmek vb dir. Yani herkesin bu yaşamda sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar yerine getirildiği zaman toplumda kargaşa ve kaos olmaz. Toplum birlik, beraberlik, dayanışma ve sorumluluk duygusu ile hareket ederse daha güçlü ve daha mutlu bir toplum olur. Yeter ki sorumluluklarımızın ne olduğunu bilelim ve onları yerine getirelim.

Not: Üzerinize düşen görevi en iyi şekilde yapabilmek için  nelere dikkat edersiniz?
Öncelikle sorumluluklarımızı yerine getirmek için emek ederim. İyi ve kendimi geliştirmiş bir insan olurum. Derslerime çalışırım, sınıfta öğretmen ders anlatırken dikkat çekici hareketler yapmam, başka bir arkadaşımı  rahatsız etmem, sınıfımızı, okulumuzu temiz tutarım. Yerlere çöp atmam, hayvanlara zarar vermem. Aileme saygılı olurum ve aile içindeki gündelik sorumluluklarımı yerine getiririm. Kardeşimin ödevlerini yapmasına yardımcı olurum. Bana verilen sorumluluğu yerine getirmek için  iyi çalışırım, dikkatli ve özenli bir kimse olurum. Baştan savma iş yapmam ve uyanık olurum, çalışkan olurum.

Ailenizden Geçici Bir Süre Bile Olsa Ayrılmak Zorunda Kaldınız Mı? Ayrı Kaldığınızda Hissettiklerinizi Yazınız.


Ailenizden Geçici Bir Süre  Bile Olsa Ayrılmak Zorunda Kaldınız Mı? Ayrı Kaldığınızda Hissettiklerinizi Yazınız.

Aile bir toplumun en önemli kurumudur. Aile bireyleri arasındaki bağlılık ve sevgi bu kurumun daha da güçlenmesini sağlar. Ailemden geçici bir süre ayrı kalmak zorunda oldum. Ayrı kalmak ilk başlarda çok zordu ve kendimi  yalnız ve gariban hissediyordum.  Hem ağlıyor hem de üzülüyordum.  Fen lisesini kazandığım zaman ailemden ayılmak zorunda kaldım. Onlardan ayrı kalmak içimi çok acıtmıştı. Çünkü yeni bir ortama, yeni bir hayata ve yeni arkadaşlara alışmak  bir  bir anda  olmuyordu.

Annemin sabah beni kahvaltıya kaldırılışını hatırlıyordum, babamın  bana verdiği  öğütleri  hatırlıyordum. Kardeşimle ve ablalarımla  geçirdiğim o güzel anıları ve günleri hatırlıyordum. Bunun için de duygulanıyordum ve kimse ile fazla konuşmak istemiyordum. Çünkü hiç kimse insanın ailesi gibi olamaz ve insanı ailesi gibi seven koşulsuz kimse de olamaz. Onlardan  geçici süreliğine de ayrı kalmak yine zordu. Çünkü onlar benim canım ailem , her şeyimdi. Annemin sardığı sarmalar, yaptığı mantıları özlüyordum. Onun bana sarılışını, babamın gülümsemesini hatırlıyordum.  Annemin o güzel kokusunu özlüyorum ve  onu çok özlüyorum. Bazen onlara yaptığım  yaramazlıkları hatırlıyor ve vicdan azabı hissediyordum.  Neyse ki yaz tatili geldiği zaman onlara  kavuştum. Allah hiç kimseyi ailesinden, sevdiklerinden ayrı koymasın.

Not: En çok hangi  meyveyi seviyorsunuz?  Neden?
Hemen hemen tüm meyveleri çok seviyorum. En çok sevdiğim  meyve ise üzümdür. Yaş üzümü  çok seviyorum. Çünkü tadı lezzetli ve sulu. Çeşitli renkte üzümler oluyor ve bunları kurutarak yemeyi de çok seviyorum. Üzümü yiyince mutlu da oluyorum.