Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

“Adamın Bulaşığı Yamandır.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Adamın Bulaşığı Yamandır.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Hayatımıza normal bir şekilde devam ederken  başımıza değişik  olaylar gelebilir. Yaşadığımız olaylar karşısında ne yapacağımızı bilemeyebiliriz bazen. Örneğin; trafikte  giderken arkamızdan gelen arabanın hakkı olmadığı halde bir an önce bizi geçmek isteyip bizim arabaya doğru düdük çalması bizi rahatsız eder. Bu durumda hakkımızı aramak için arabayı yavaşlatıp adama doğru yöneldiğimizde karşımızdaki adam  bulaşığın teki olabilir. 






İnsanca konuşmak yerine şiddeti tercih ederek elinde bıçağını sallayarak bize doğru yönelebilir.  Bizde ona aynı şekilde davranırsak başımıza istenmeyen belalar açabiliriz. İşte bu durumda o bulaşık adamla iyi geçinmekten, ona karşı savunmasız kalmaktan başka çaremiz vardır. O anda bizde aynı şiddetle o kişi ile konuşmaya başladığımızda elindeki bıçak ya da başka bir eşya ile bize ya da arabadaki sevdiklerimize zarar verebilir. Zor duruma düşmemek için o adam ile mecburen iyi geçinmek zorundayız. Bu tip belalı insanlar ne yazık ki çoktur ve  insanları zor anlarında sözleri ile, hareketleri ile taciz eder ve ne yapacağınızı bilemezsiniz. İşte bu durumda sağduyulu olup öyle kimselere uymadan yolumuza devam etmeliyiz ve kendimizi ve sevdiklerimizin yaşamını da tehlikeye atmamalıyız. 



Atalarımız da “Adamın bulaşığı yamandır” diyerek bu tip insanlara bulaşılmaması gerektiğini, bu tip insanları gördüğümüz yerde kaçmamız gerektiği mesajını vermek istemiştir. Böyle insanlar yaşamımızda her zaman olmayabilir ama azılı birine denk gelirsek de aman ha oradan hemen uzaklaşalım ve yolumuza devam ederek çamura batmayalım.

Fazla Yemenin İnsan Sağlığına Zararları Konulu Kompozisyon Yazınız.

 Fazla Yemenin İnsan Sağlığına Zararları Konulu Kompozisyon Yazınız.


Hepimizin de bildiği gibi  insan sağlığı her şeyden çok önemlidir. Bunun farkında olmamıza rağmen ısrarla çok yemeye ve hatta sağlıksız gıdaları da tüketmeye ne yazık ki devam ediyoruz. Biliyoruz ki alışkanlıkların değişmesi de çok zordur ve  beslenme konusunda sağlıklı gıdalar tüketmek için alışkanlıkların değiştirilmesi ve güçlü bir iradenin olması gerekir. Her şeyin fazlası gibi yemeğin de meyvenin de fazlasını tüketmek sağlığımız için son derece tehlikeli sonuçlara neden olur. Özellikle  karbonhidrat ürünlerini fazla tükettiğimiz zaman sağlımızı daha çok tehlike içine atmış oluruz.



 Buğday ve buğdaydan yapılmış her türlü gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi vücutta çeşitli hasarlara neden olabilir.  Proteini de gereğinden fazla tüketirsek elbette onun da vücuda çeşitli zararları olacaktır. Romatizmal hastalıklardan tutun da şeker hastalığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon,  obezite vb gibi çeşitli rahatsızlıklar ile karşı karşıya kalabiliriz. 





Çocukların ve gençlerin fastfood ürünlerini daha sık tüketmeye başlaması, paketlenmiş gıdaların hayatımıza iyice yerleşmesi ile yaşamımızdaki beslenme bozukluğu  bize hemen olmasa bile yıllar içinde yavaş yavaş zarar verecek ve yaptığımız yanlış beslenme şeklini çeşitli rahatsızlıkları çekerek sürdürmek zorunda kalacağız. Her şeyde ölçü olmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenmeyi hayatımızın en temel noktasına yerleştirmeliyiz.



 Fazla yemek yemenin zararları şunlardır: Çok fazla kalori aldığımız için obezite oluruz. Çok fazla kilo demek çok fazla hastalık da demektir aynı zamanda. Aşırı yağlı ve aşırı tuzlu gıdalar hayatımızı mahveder. Çok yemek insanın beynine zarar veriri ve kişiyi tembelleştirir. Sadece fiziksel anlamda zarar görmeyiz ruhsal anlamda da ciddi ciddi sorunlar yaşamaya başlarız fazla yersek. Çok fazla yiyen kimselerde zeka geriliği ortaya çıkar, dikkat eksikliği ortaya çıkar, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. 



Çok fazla yemek yeme kişinin sindirim sistemini zorlamaya başlar, sindirim sisteminin zorlanmaya başlaması ile bağırsaklar da çeşitli sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Kalbimiz normalden daha hızlı atmaya başlar, karında gaz birikir, kendisini yorgun hissedersiniz, gergin ve öfkeli olursunuz ve daha birçok olumsuz sonuçlar ile karşı karşıya kalabiliriz. Bunların yaşanmaması için sağlığımıza dikkat etmeli,  spor yapmalı, organik ürünler tüketmeli ve yeterli, dengeli beslenmeyi yaşam alışkanlığı haline getirmeliyiz.

“Bir Memleketin Yükselmesi Ev ve Aile Muhabbetine Bağlıdır.” (Charles Dickens) Sözü İle Kompozisyon Yazınız.

 “Bir Memleketin Yükselmesi  Ev ve Aile Muhabbetine Bağlıdır.” (Charles Dickens) Sözü İle Kompozisyon Yazınız.


Doğduğum, havasını içime çektiğim, billur gibi ırmaklarını doya doya içtiğim, toprağında atalarımın izini görebildiğim memleketim, yaşama sebebimdir. Memleket demek  yaşadığım yer, bana kucak açan ana toprağım demektir. Bir memleketin yükselmesi ise ev ve aile muhabbetine bağlıdır der büyük yazar Charles Dickens. Bir toplumu oluşturan ve toplumun temelini atan en önemli kurum elbette ki aile kurumudur. Özellikle de bizim toplumumuz için aile kutsaldır, aile sevgisi, aile bağı, aile dayanışması, aile huzuru vb olmazsa olmazlardandır.





 Ailenin ana yapısı yani temeli güçlü olursa o aile ve içindeki bireyler de güçlü olur ve en ufak bir sorunda ağaçtaki yapraklar gibi dağılmazlar. Bir aileyi güçlü tutan en önemli özellik ise o bireylerinin özellikle de anne ve babalarının birbirine karşı sevgi ve saygı alışverişi içerisinde bulunmasıdır. Anne ve baba çocuklara sevgi ve saygı bağı ile örnek olduğu zaman, ailenin temeline güzel ahlak oturduğu zaman o ailede ne şiddet olur ne huzursuzluk. 



Her ailede çeşitli sorunlar olabilir ama bunu şiddete dönüştürmeden, sağ duyu ile, akılcı bir yolla çözüme kavuşturduğumuz zaman işte o aile ya da aileler memleketin de gelişmesine, kalkınmasına büyük katkı sağlar. Toplumu meydana getiren aile bireyleri sevgiyi ana temele oturttukları zaman, sadakâtla birbirlerine bağlandıkları zaman, empatiye, sorgulayıcı zihniyete sahip oldukları zaman işte ailelerin içinde yaşadığı ülke de gelişmeye ve kalkınmaya başlar. Bir ailede temel ahlaki değerler çöktüğü zaman, kimin elinin kimin cebinde olduğu bilinmediği zaman, her türlü ahlaksızlık, sevgisizlik ve saygısızlık almış başını gittiği zaman işte o ailelerin içinde yaşadığı ülke de dağılmaya, parçalanmaya başlar.



 Bir memleketin yükselmesi sevgiyi, saygıyı içselleştirmiş kimselerin sayesinde olur. Sevgi ve saygı içinde büyüyen çocuklar  iyi bir eğitim de aldıktan sonra ülkelerini her alanda geliştirmek için mücadele ettikleri zaman ülke de kısa zamanda gelişir ve o ülke ve o ülkenin fertleri kolay kolay dağılmaz. Gününe güç katar ve onları bağlayan ana unsur da yine aile bireyleri arasındaki muhabbet bağı olur. Ev ve aile muhabbetinin güçlü olması için hepimizin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirip ülkemizi, güzel Türkiye Cumhuriyetimizi geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya, ilerlemeye devam etmeliyiz. Ailelerin dağılmaması için , ahlaki değerlerin temel alınması gerekir ve ahlaki olmayan şeylere de tepki gösterilmesi gerekir.

 

 

“Sevinçli Anında Kimseye Vaatte Bulunma, Öfkeli Anında Kimseye Cevap Verme.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Sevinçli Anında Kimseye Vaatte Bulunma, Öfkeli Anında  Kimseye Cevap Verme.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 


 Hayatın akışı içerisinde zaman zaman mutluluklar zaman zaman da acılar, üzüntüler yaşayabiliriz. Çok güzel bir haber aldığımız zaman, bizi çok mutlu eden şeyler olduğu zaman yerimizde duramayız ve o anda herkese karşı daha uysal, daha iyimser davranırız. Bu aşırı iyimser ruh halimiz bizi bazen başka insanlara boş vaat vermeye itebilir. Mutlu anlarımızda yapamayacağımız bir sözü o anlık kararla yaparım ederim diyerek karşımızdaki kişi ya da kişilere söylediğimiz zaman, mutluluk anımız geçip normal yaşama döndüğümüzde ise her şey değişebilir. O anki verdiğimiz vaatleri uygulama konusunda bahaneler üretmeye başlarız ve verdiğimiz sözü de tutmayız.


 

Verilen söz tutulmadığı zaman ise kişi keşke o mutlu anımda biri ya da birilerine boş vaatlerde bulunmasaydım, yapamayacağım bir şeyi söylemeseydim deriz  ama iş işten geçmiş olur. İnsan sevinçli anlarında kimseye yapamayacağı şeylerin sözünü vererek karşıda kişiyi de boş yere hayal kırıklığına uğratmamalıdır. Hayal kırıklığına uğrayan  insan ise bir daha size asla güvenmez. Öfke ise geçici bir durumdur. Kimi insanlar vardır ki öfkeli anlarında en sona söyleyecek sözü en başta söyleyip tüm ilişkilerini yerle bir ederler. Öfkeleri geçip gittiğinde ise elde kala şey utanma, pişmanlık ve üzüntüdür.




Kimi insanlar da vardır ki öfkeli anlarında sabırlı olmasını bilirler ve haksızlığa uğradığı bir konuda karşıdaki kişiye dilini bozmadan, terbiyesini bozmadan gerekli olan tepkiyi kibar bir şekilde verirler. İşte böyle bir insan da pişmanlık ve üzüntü yaşamamış olur. Elde olan şey sabrın zaferi ve üslubun kişiye kattığı değer olur. İnsan öfkeli anında sakin olmalı, hemen öfkeye kapılmamalıdır. Evet gerçekten kimi insanlar vardır ki sizi çıldırtabilir ve, sinirden deliye döndürebilir ve kişi bu durumda ne yapacağını bilemeyebilir. Zaten karşıdaki kişinin amacı da sizi çileden çıkarmak ve sabrınızın ne denli güçlü ya da güçsüz olduğunu görmektir.


 

İşte bu tip insanlara fırsat vermeden sebat göstermeye devam edilmeli ve öfkeli anlarda kimseyle fazla münakaşaya girilmemeli, sessizce durup öfkenin geçmesi beklenmelidir. Mutlu anlarda ani kararlar alınmamalı, öfkeli anlarda da ani tepkiler ve abartı tepkilerde bulunulmamalıdır. Bunu yaptığınız zaman kendinize daha çok değer vermiş olursunuz hem de insanların gözünde de saygın bir konuma erişirsiniz.

İyi İşler Başarmanın Tek Yolu Yaptığınız İşi Sevmekten Geçer.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 İyi İşler Başarmanın Tek  Yolu  Yaptığınız İşi Sevmekten Geçer.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 

Her insanın kendine göre mesleği vardır. Kimi insanlar mesleğini kendi seçmemiş, hayat koşulları onları o mesleğe yönlendirmişken,  kimi insanlar da sevdiği mesleği yapmak için yıllarca çabalamıştır. Bu çabanın sonucunda ya sevdiği mesleğe başlamış, işler yolunda gitmediği zaman ise getirisi olan farklı bir mesleğe yönelmiştir. ” İyi işler başarmanın tek yolu yaptığınız işi sevmekten geçer.” demek  şu demektir: İnsan yaptığı işi sevmediği zaman o işten bir verim alamaz . 





Bir işi, sevmeden yapmak o işi yapan kişiyi de mutlu etmez. Böyle olduğu zamanda başarılı sonuçlar  ortaya çıkmaz. Bunun için herkes sevdiği işi yapmak için mücadele etmelidir ve sevdiği iş gerçekleşene kadar da pes etmemelidir. Örneğin;  çocukları sevmeyen, öğretmeyi, öğrenmeyi sevmeyen biri sırf puanım tuttu diye öğretmenlik yaparsa o öğretmenin ne çocuklara ne de topluma faydası olur. Oysa çocukları çok seven, eğitime ve öğretime gönül veren , öğretmenlik için hayatını bu yola koyna kimseler ise hem çocuklara, hem de içinde yaşadığı topluma, ülkeye faydalı olur. 



Öğretmenlik mesleğini seven kişi bundan büyük zevk aldığı için kolay kolay da yıpranmaz ve ruhu hep genç kalır. İşte tüm bunlardan ötürü sevdiğimiz işi en iyi şekilde yapmak için o işe gönül vermek, sevdalı olmak gerekir.

Özgüvenli Olmak Ve Daha Güçlü Olmak İçin Neler Yapılabilir? Bu Konu Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 Özgüvenli Olmak Ve Daha Güçlü Olmak İçin Neler Yapılabilir? Bu Konu Hakkında Kompozisyon Yazınız.


Kişi hayatta dik durmasını bilmeli, kendini sevmeli ve kendine saygı duymalıdır. Özgüvenli olmak bir topluluk içinde kendini ispatlamaya çalışmak, güzel yanlarını övmeye çalışmak ve hep ben diye başlayan ifadelere yer vermek değildir. Özgüvenli olmak yeri geldiği zaman sessiz kalmayı bilmek ortamı dikkatlice gözlemlemek, konuşma sırası geldiğinde kendini nazik bir şekilde ifade edebilmek demektir. Özgüvenli insanlar kendisi ile barışık olan bireylerdir.



 Kendi başarılı ve başarısız yanlarını kabul eden, olduğu gibi görünen kimselerdir. Yapmacık hareketlerde bulunmayan, birileri konuşurken sürekli araya girip kendini ön plana çıkarmaya çalışmayan kimselerdir.  Kendine güvenen ve kendisine saygısı olan kimselerdir. Özgüvenli kimseler çok fazla konuşmazlar ve bu yüzden de gizemini kaybetmezler. Böyle olduğu zaman da çevresindeki insanlar bu tip kimselere  daha çok değer verir ve bu tip kimselerin yaşamını da daha çok merak ederler. Özgüvenli olmak için önce kendimizi iyi tanımalıyız ve kendimizi sevmeliyiz. Birilerine sürekli öğüt veren kimseler olmamalıyız. Biri bize bir şey sorduğu zaman, bilgilerimizden faydalanmak istediği zaman o kişilere gerekli yardımı yapmalıyız. 




Özgüvenli olmak için bizi mutlu eden kıyafetleri giymeliyiz, kişisel bakımımıza özen göstermeliyiz, kötümser olmamalıyız ve hayata olumlu bakmasını bilmeliyiz, kibar ve cömert bir insan olmalıyız, bir işimiz varsa o işe günler öncesinden hazırlanmalı, planlı ve programlı olmalıyız. Çok okumalıyız, kendi alanımızda  daha iyi yerlere gelmek için çok çalışmalı, kendimize ve içinde yaşadığımız topluma, dünyaya faydalı bir birey olmalıyız.



 Amacımıza ulaşmak için ilk olarak kendimize küçük hedefler koymalıyız ve bu hedeflerle yola çıkmalıyız. Kendimizi sevmeli, kendi bedenimize iyi bakmalıyız. Bunun için de yeterli ve dengeli  beslenmeli, spor yapmalı v kendimizi çok sevmeliyiz. İşte bunları yaptığımız zaman daha özgüvenli ve daha güçlü oluruz.

“Kendini Çok Beğenme Kul Katında, Ne Kendini Beğenmişler Var Toprak Altında.” Mevlana’nın nın Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Kendini Çok Beğenme Kul Katında, Ne Kendini Beğenmişler Var Toprak Altında.” Mevlana’nın Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



İnsana, insanlığa verdiği altın değerindeki nasihatleri ile, mesajları ile gönüllere taht kurmuş olan ve dünya tarafından tanınmış olan Mevlana Celaldeddin Rumi yine çok güzel bir sözü ile karşımıza çıkmaktadır. Kendini çok beğenme kul katında diyor. İnsanoğlu hiç öleceğini bilmemiş gibi dünyalık işlerde kibre kapılıyor. Kendini çok beğeniyor, kendini yüksek görüp başkalarını alçak görüyor ve böyle yaptığı zaman da büyük bir cehaletin içine girmiş oluyor. 



Hayatta  insanın başına her şey gelebilir. İyi günlerimiz de olur, kötü günlerimizde olur. Önemli olan insanca kalabilmek ve her şeye rağmen insanca yaşayabilmektir. İnsan varlıklı olabilir ama kibirli olmamalıdır. Kibir insan olan kişiye yakışmaz. Çünkü nice kibirli insanlar bu dünyada gelip geçmiştir de götürdüğü tek şey beş metrelik kefen parçası olmuştur. Bu dünyadan öbür dünyaya bir şey götürülmüyor. Götürülecek olan tek şey yaptığımız iyi şeylerdir. Dünyadayken alçakgönüllü olmuşsan, insanları sevmiş ve onlara tepeden bakmamışsan işte bunlar orada değerli oluyor. Yüce Allah insanın yaptığı güzel amellere bakar, kimsenin malına mülküne bakmaz ki malı veren de alan da Yüce Allah’tır zaten. Kendini beğenen insanların hiçbir bu dünyada sonsuz bir yaşam sürmeyecektir. 




Her canlı ölümü tadacaktır. Onun için başımız yere eğik olmalıyız hafif. Kimseyi kırmadan, dökmeden ayrılmalıyız bu dünyadan. Ah almadan, münafıklık yapmadan, sinsilik yapmadan ayrılmalıyız bu dünyadan. Kendini beğenen nice insanlar toprak altında yatıyor. Hani nerde o beni yüceyim, ben üstünüm diyen nice zenginler, nice insan olma kabiliyetine erişmemiş kimseler. Hiçbir kalmıyor dünyada ve kalmayacaktır da. Onun için de bu dünyanın yalan rüzgarına kapılıp insanlığımızdan asla ödün vermemeliyiz ve insan olarak yaşamaya devam etmeliyiz.

 

Kar Yağmasının Çocuklar Üzerindeki Etkisi İle İlgili Kompozisyon Örneği

 

Kar Yağmasının Çocuklar Üzerindeki Etkisi İle İlgili Kompozisyon Örneği



Kış mevsiminin gelmesi ile birlikte kar da yağmaya başladı.  Karın çocuklar üzerindeki etkisi çok farklıdır. Her çocuk kar yağdığında dışarı çıkmak, kar topu oynamak, kara yatarak izlerini çıkarmak  kardan adam yapmak yokuş aşağı hızla kayarak sevinç çığlıkları atmak ister. Çocukların mutluluğu karın yağması ile iki katına çıkar. Çünkü kar çocuklara mutluluk getirir ve çocukların çocukluğunu yaşamasına etki eder. Kar yağmaya başladığı zaman çocuklar hemen pencerenin önüne koşar ve yağan karın kendileri üzerinde bıraktığı etkiyi tebessüm ederek gösterir. Kar aynı zamanda bereket demektir. 


Doğanın, barajların, göllerin, nehirlerin kara doyması her yerin karla kaplanması  sadece çocuklar üzerinde değil yetişkin insanlar üzerinde olumlu etki bırakır. Kar yağdığı zaman çocuklar için aynı zamanda okullar da tatil edilmiş olur. Tatil sabahı çocuklar erkenden kalkarak sokağa koşar. Ellerine aldıkları kar toplarını gülerek , bağırıp çağırarak birbirlerinin üzerine atarak streslerini atar. Daha sonra elleri, yüzleri kıpkırmızı olan çocuklar akşama kadar kar oynamaya devam eder ve karın onlar üzerindeki mutluluğunu uzun bir süre üzerlerinden atamazlar. 



Çocukların bu mutluluğunu gören aileler de karın yağmasından çok mutlu olurlar. Kar yağdığı zaman çocuklarımızın  karla oynama isteğini geri çevirmeden onlarla doyasıya oynamalıyız ve kara doymalarını sağlamalıyız. Çünkü kar yağması, karla doyasıya oynamak onlar için en büyük mutluluk kaynaklarından biridir.

“ İlim Maldan Daha Hayırlıdır Malı Sen Korursun İlim Seni Korur Mal Harcamakla Biter İlim Paylaşmakla Artar.” Hz. Ali’nin Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “ İlim Maldan Daha Hayırlıdır Malı Sen Korursun İlim Seni Korur Mal Harcamakla Biter İlim Paylaşmakla Artar.” Hz. Ali’nin Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 

İlim öğrenmek, ilme merak salmak kişinin bilgi ve birikimini artırır. İlim demek; Gerçekte birebir olarak örtüşen ve bu konuda inanç ve merak    üzerinden araştırma gerçekleştirme durumuna ilim denmektedir. Dini açıdan ilim  ise alimler tarafından da ele alınan ve adına alem denmiş şeklinde ifade edilmektedir. İlim kavramı gerçek dünya kapsamında bilim ile karşılık bulmaktadır. İlim öğrenmek bireyin kendisi için ve içinde yaşadığı toplum için çok faydalıdır. Çünkü insanoğlu öğrendiklerini başka insanlara da aktarır.  


 

İlim maldan daha hayırlıdır. Malın elden gidip gitmemesi sana bağlıdır. Çünkü malı sen korursun. Seni koruyan ise ilim olur. Bilim olur. Mal bir gün bitebilir ama insanın öğrendiği bilgiler, kazanım sağladığı beceriler unutulmaz. Kişi zor durumlara düşse bile öğrendiği bilgiler sayesinde, ilim sayesinde tekrar düzlüğe çıkar. Çünkü ilim demek aydınlık yollara çıkmak demektir. Yeni şeyler öğrenmek, güncel yaşamı takip edip yeni kazanımlar sağlamak demektir. İlimle uğraşan insan körelmez aksine daha çok aydınlanır ve daha çok araştırır, inceler ve hayatta daha başarılı olur. İlimin olduğu yerde gelişme vardır, ilerleme vardır, bilim ve teknoloji vardır. Hayatı kolaylaştırma vardır. İşte tüm bunlardan dolayıdır ki ilim maldan daha hayırlıdır. İlim bizi korur.


 


Mal harcamakla biter, ilim ise paylaştıkça, öğrendiklerimizi başkalarına da aktardıkça daha da çoğalır ve kişinin kendisini geliştirmesine daha da çok yardımcı olur. Yeter ki ilim yolundan ayrılmayalım. Durmadan çalışmaya, üretmeye , okumaya devam edelim. Öğrendiklerimizi başkaları ile paylaştıkça da hem başkalarını aydınlatmış oluruz hem de öğrendiklerimizi pekiştirmiş oluruz.

 

 

 

“Başkaları Yararına İyi Bir Şey Yapmak Görev Değil Zevktir; Çünkü Sizin Sağlık Ve Mutluluğunuzu Artırır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

“Başkaları Yararına İyi Bir Şey Yapmak Görev Değil  Zevktir; Çünkü  Sizin Sağlık Ve Mutluluğunuzu Artırır.”  Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 İçinde yaşadığımız  topluma faydalı olmanın en önemli yolu çalışmaktan geçer. Çalışmak kadar, alın teri dökmek kadar insana huzur veren, insanı mutlu eden başka bir şey yoktur bence. İnsan çalıştığı zaman, kendi alın terinin ekmeği yediği zaman daha mutlu olur. Çalıştığı kazançtan kendine gerekli olanını alıp geri kalanını başka insanların mutluluğu için , refahı için harcadığı zaman kişi daha mutlu ve daha da huzurlu olur. İyilik yapmak, insanların gönlüne girmek, dertlerine çare bulabilmek , ufacık da olsa elimizden gelen iyiliği, maddi ve manevi desteği bir başkasının mutluluğu için yapabilmek kişiye pozitif  enerji sağlar.



 Başkalarının da mutlu olmasını sağlayan kişiler gece yatağa yattığı zaman huzur içinde, vicdan rahatlığı içinde yatarlar. Mesela; yeni doğmuş bir bebeğin ailesi maddi  olarak zor durumda olmuş olabilir. O yeni doğan bebeğe bez gerekir, kıyafet gerekir, süt gerekir, bebeğin içine girebileceği sıcacık bir battaniye gerekir.  Bebeğe bu temel ihtiyaçlar sağlandığı zaman, o bebek ve ailesi de zor durumda kalmaz. Annesi de bebeğe olan sevgiyi onu sarıp sarmalayınca siz daha da kendinizi iyi hissedersiniz. Böyle yaptığımız zaman da  başkalarına yardım etmek görev olmaktan çıkar ve zevke dönüşür. O bebeğe ufacık bir katkı sağladığınız için kendinizi dünyanın en mutlu ve en güzel insanı hissederseniz. Bu güzel ve muhteşem duygular ile hayatınıza devam eder ve  yaşamın tadının ancak böyle iyilikler ile olacağını anlarsınız.







 İnsan olan kişi bu yukarıda saydığım iyilikleri yapar ve kendini de ruhen doyurmuş olan.  İyilik yapmayı zevk haline getiren insan  sosyal yaşamında ve bireysel yaşamında da mutlu olur. Henüz insan olmanın , insanlığa yakışır hareket etmenin ne demek olduğunu bilmeyen insanlar ise başkalarına yardım etmekten aciz olurlar ve hep kendilerini düşünürler. İşte böyle insanları da iyi insan olma yolunda bilinçlendirmek gerekir. Başkalarına yapılan yardımı sorumluluk olarak görmek yerine mutluluk olarak görmeye başladığımız zaman hayata bakış açımız da daha bir değişmiş ve anlam kazanmış olur.

 

“Haktan, Adaletten, Merhametten, Azimden Garip Komasın.” Sözünü Açıklayınız.

 “Haktan, Adaletten, Merhametten, Azimden Garip Komasın.” Sözünü Açıklayınız.


Bir toplumda en önemli unsur adalettir. Adaletin olduğu yerde hak vardır. Adaletin olduğu yerde ahlak vardır.  Şeyh Edebali Osman Bey’e  verdiği öğütte bu sözü söylemiştir. Bu sözle anlatılmak istenen; Osman Bey’in adaletten yana olmasını istemiştir. Adalet her şeyin temelidir. Bir yerde adalet yoksa orada insan hakları da yoktur, insanlık da yoktur. Bir insana yakışan en önemli şey adaletli olması, merhametli olmasıdır. İnsan bu erdemlerden yoksun kalırsa insan olma vasfına erişemez. 





Bir toplum, bir millet adaletle yönetildiği zaman o millet ya da milletler kısa zamanda kalkınır ve gelişir. Adaletin olduğu yerde kaos ortamı da olmaz. İnsanlar birbirine güvenir. Sevgi, saygı daim olur.  Devletin başındaki kişiler merhametli olmayı bilmelidir. Affetmek  yeri geldiği zaman esnek olmak devlet yöneticilerine daha da yakışır. Devlet yöneticileri aynı zamanda azimli olmalıdır. Azimli olmalıdır ki milletinin de fertleri azimli olsun. Vatan için çalışılsın, alın teri dökülsün ve vatan her yönde geliştirilerek iyi yerlere gelsin.  


Yüce Allah bizleri haktan, adaletten, merhametten, azimden eksik koymasın. Bu güzel erdemler içimizde daim olsun , yaşamımızda her zaman uygulansın. İşte bunlar olduğu zaman  her şey daha da güzel olur. Adalet il ilgili şu özlü söz  de çok önemlidir:

* " Adaletin bulunmadığı yerde, herkes suçludur."

İnsanlara Ön Yargılı Davranmak Niçin Doğru Değildir? Arkadaşlarınızla Tartışınız.

 İnsanlara Ön Yargılı Davranmak Niçin Doğru Değildir? Arkadaşlarınızla Tartışınız.


Ön yargı;  Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli koşul,  olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hükümdür. Tanımadığımız, huyunu, suyunu bilmediğimiz, nasıl bir kişilik özelliğine sahip olduğunu bilmediğimiz insanlar hakkında verdiğimiz peşin hüküm,  insanlar arası iletişime ve etkileşime büyük bir darbe vurur. Bir kimseye ön yargılı şekilde yaklaştığımız zaman o kimseyi incitmiş oluruz. Hoşgörülü olmayan, kendisini geliştirmemiş insanlar ön yargılı olmaya meyilli kimselerdir.



 Ön yargılı olduğumuz kişiyi tanımaya çalışsak, onun bilmediğimiz özelliklerini öğrenmeye çalışsak belki de o kimse ile daha iyi iyi iletişim halinde oluruz, daha iyi arkadaş oluruz ya da daha farklı bir çok olumlu sonuçlar alırız. Ön yargılı davranmak kişiyi dar bir kalıba sokar ve kişinin zengin bir çevre oluşturmasına engel olur. Ön yargılı olunduğu zaman kişiler birbirinden uzaklaşır. Sevgi ve saygı ortamı yerine düşmanlık ve nefret ortamı oluşur. Arkadaşlık ilişkileri gelişmez. Ön yargılı davrandığımız kişi ile küseriz ve bu da arkadaş kaybetmemize neden olur. Toplumsal ayrışma ve toplumsal çatışma ortaya çıkar.



 Ön yargılı insanlar daha yolun başındayken birbirine karşı olumsuz tutum geliştirirler. Ön yargılı davrandığımız zaman yaşamımızın çoğu noktasında olumsuz sonuçlar ile karşı karşıya gelebiliriz. Ön yargılı davrandığımız zaman empati kurma becerisini de kazanmamış bir kişiye dönüşürüz. İşte tüm bu olumsuzlukların olmaması için, daha barışçıl, daha hoşgörülü ve daha insancıl bir dünyada yaşamak için ön yargıdan uzak durmalıyız. İnsanları olduğu gibi kabul etmeliyiz ve kimse hakkında peşin hükümler vermemeliyiz,  toplumda sorunlu kimseler haline dönüşmemeliyiz. Köprüleri yıkmak yerine aynı köprüden birlikte geçersek işte o zaman insan olma vasfına da ermiş oluruz.






Ön yargının ne kadar tehlikeli bir tutum olduğunu da şu özdeyişle belirtmek isterim:

“Bağnazlık veya herhangi bir biçimde önyargı bir sorundan daha fazlasıdır; toplumumuzun derinliklerine yerleşmiş bir kötülüktür.”  

“Asıl Engel, Bedende Değil Kalptedir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Asıl Engel, Bedende Değil Kalptedir.” Sözü İle İlgili  Kompozisyon Yazınız.


Engelli insanlar doğuştan ya da sonradan çeşitli nedenlerden dolayı engelli olabilirler. Bizim için önemli olan onlara elimizden geldiği kadar destek olmak, onların zorlandığı konularda onlara yardım etmektir. Asıl engel, bedende olan engel değil kalpte olan engeldir. Kalbiniz köhneleşmişse, içinizde şefkat ve merhamet kalmamışsa, bencillik ve acımasızlık sizi mutlu ediyorsa işte asıl engel budur, asıl engellilik budur. 



Toplum olarak bizlere düşen sorumluluk şunlardır:  Nerede engelli bir insan görürsek ona yardım elini mutlaka uzatmalıyız. Onların toplumdan dışlanmasına, hor görülmesine müsaade etmemeliyiz.  Bildiğiniz gibi engelli kardeşlerimizde fiziksel engeller olmasına rağmen onların ne kadar yetenekli işler yaptığını, hangi alanlarda nasıl başarılı olduğunu televizyonlarda hepimiz görmekteyiz. Onların duygularını anlamak, onları koşulsuz sevmek ve onlara samimiyetimizi göstermek insan olanın yapması gereken güzel ve doğru davranışlardan biridir. Onları sevdiğimiz zaman, düşüncelerine saygılı olduğumuz zaman çok mutlu olurlar. Kendilerine değer verildiğini onlara hissettirmek, onları koşulsuz sevmek ve sorunları olduğu zaman sorunlarını çözmeye yardımcı olmak son derece güzel bir davranış olur. 



İçi sevgi dolu olan, nerede bir engelli görürse ona insanlığını gösteren, onları kırmayan ve onlar istediği zaman onları koruyan insanlar iyi insanlardır. Asıl engel gözümüzün görmemesi, ayağımızın elimizin tutmaması değildir; asıl engel yüreğimizden sevgi tohumlarının  yok olması, insanlığımızı kaybetmemizdir. Şimdiden tüm engelli kardeşlerimizin gününü kutlar, yüreklerinden öper, sevgilerimi ve saygılarımı onlara en derinden iletmek isterim.

 

“İnsanlar, İnsanların İçinde, İnsana Hasret Yaşarlar.” Bu Söz İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “İnsanlar, İnsanların İçinde,  İnsana Hasret Yaşarlar.” Bu Söz İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Özdemir Asaf’ın çok güzel ve anlamlı bir sözü olan bu söz de şu söylenmek istenmiştir: Her ne kadar insanı diğer canlılardan ayıran şey akıl olsa da insanı insan yapan asıl önemli şey ise vicdan, merhamet ve hoşgörüdür. İnsanlar, insanların içinde, insana hasret yaşarlar. İçinde sevgi olan, sevgisini güneş gibi yeryüzüne yayan, herkesi olduğu kabul eden ve kimseyi yargılamadan, hor görmeden hayata bakabilen insanlar gerçek anlamda insan olarak kalmayı başarmış, değerli şahsiyetlerdir. 



İnsan olan kişinin önce kendisine öz saygısı olmalıdır. Bu hayat içinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirebilmelidir, çevresine saygılı olmalıdır. İçinde yaşadığı doğaya saygısı olmalıdır. İnsan olan kişinin içinde insan sevgisi, hayvan sevgisi, bitki sevgisi vb olmalıdır. İnsan olan kimse başka insanlar arasında dil, din, ırk ayrımı, cinsiyet ayrımı yapmayan kimsedir.  Adaletli olmalı, haksızlık karşısında susmamalı, menfaatlerinin peşinde değil, insanlığın peşinde koşmalıdır. Her görüşe saygılı olunmalı, kimse düşüncesinden dolayı dışlanmamalıdır. Bazı kimseler ile aynı görüşte olmasak bile onların görüşlerine saygı duymak, onların yaşam biçimlerine karışmamak, insanı sadece insan olduğu için sevebilmek ve kabul edebilmek.





 İşte bunlar olduğu zaman insanlar, insanların içinde, insana hasret yaşamazlar. Çünkü herkes insan olarak kalmayı başarmış, duyarlı, bilinçli kimseler olur. Böyle olduğu zamanda dünyada barış ve sevgi daim olur. İnsanlar birbirine güvenir, emanet hıyanet edilmez, güzel olan değerler toplum bilincine uılaştığı zaman dünya daha yaşanılır bir dünya olur.  Hayat, umutların yeşerdiği, hayallerin gerçek olduğu  bir cennete dönüşür.

 

Yeni Yıl, Yeni Umutlar İle İlgili İlgili Kompozisyon Yazınız

Yeni Yıl, Yeni Umutlar İle İlgili İlgili Kompozisyon Yazınız


 Eski yılı bitirip yeni yıla girmeye az bir zaman kaldı. Bir yılı daha devirip yine yeni bir yaş alacağız, yeni hayallerimiz olacak, umutlarımız olacak. Hayata dair beklentilerimiz olacak ve her şeyden önce sağlıklı olmak, eski ki virüssüz günlere kavuşmak ve sağlıkla okulumuza gitmeye devam etmek, sevdiklerimize sarılmaya devam edebilmek en büyük arzumuz olacaktır. 


Eski yıl iyisi ile kötüsü ile bitiyor. Yeni yılda ise inşallah her şey biz insanlık için daha güzel olur. Yeni yıldan diğer beklentilerim ise şunlardır: Dünya genelindeki kuraklığın son bulmasını istiyorum. Yağışlar yeterli olmadığı için barajlardaki, ırmaklardaki sular hızla tükenmek üzere. Böyle olunca da canlıları büyük bir tehlike beklemektedir. İşte bu tehlikenin olmaması için inşallah daha çok yağmur yağar, kar yağar ve canlılar kötü sonuçlar ile karşı karşıya kalmaz. Sel felaketleri yaşanmaz, deprem olmaz ve hiç kimsenin canı acımaz inşallah. Yaşanılan onca zorluğa rağmen kolaylıklar bizimle olur umarım.



 Ben yeni yıldan sağlık bekliyorum. Ailemle huzurlu bir vakit geçirip güzel bir akşam yemeği yiyerek yeni yıla girmeyi istiyorum. Her çocuğun anne ve babası ile birlikte olduğu, çocukların acı çekmediği ve her türlü şiddetten uzak kaldığı güvenli bir dünyada yeni yıla girmeyi istiyorum. Ülkemin ekonomik açıdan, kültürel açıdan, sosyal açıdan  daha iyi yerlere geldiği, geliştiği bir yıl istiyorum. Başarılarla dolu bir bir yılın geçmesini umut ediyorum. İnsanların birbirine karşı daha hoşgörülü olduğu, sevginin , saygının daim olduğu yeni bir yıla girmek ve bunu devam ettirebilmek benim en büyük hayalimdir. 




Kadına şiddetin olmadığı, kadın cinayetlerinin son bulduğu, hayvanlara daha duyarlı ve bilinçli insanların olduğu bir dünyada yaşamak istiyorum. Umarım bu hayallerim gerçek olur ve yeni yılda her şey çok güzel olur.  Şimdiden herkesin yeni yılını tebrik eder, büyüklerimizin ellerinden,  küçüklerimizin gözlerinden öperim. Sağlıcakla kalın.


“Gücün Ve Mutluluğun Temeli Sağlıktır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

“Gücün Ve Mutluluğun Temeli Sağlıktır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsanoğlu için  hayatta en önemli şey sağlıktır.  Sağlığımız olmadığı zaman yeme içmenin, gezmenin bir tadı olmaz. Sağlık yerinde olmadığı için yaşamın anlamı olmaz. Bunu insan en iyi de şu günlerde daha çok arar. Şu günler dediğim elbette ki virüs günleridir. 


Korona virüse yakalandığımız zaman nefes almakta zorlanmışızdır kimimiz. Ya da sabaha kadar bitmek bilmeyen öksürükler, geçmek bilmeyen eklem ağrıları ve baş ağrısı mahvetmiştir çoğumuzu. İşte o anda ilk düşündüğümüz şey dünya malı, mülkü değildir. Bir an önce sağlığımıza kavuşalım, normal yaşama dönelim umudu olmuştur  hepimizde. İşte burada gücün ve mutluluğun temelinin sağlık olduğunu çok iyi anlarız. Gerçekten de öyledir. Sağlığımız olmadığı zaman yaşadığımız acılar, çektiğimiz sancılar mahveder bizi. Her istediğimize sahip olsak da bunların hiçbir mutlu etmez bizi. Çünkü sağlığımız isteriz önce. Sağlıklı olduğumuz zaman kendimizde güç buluruz. 



Güçlü ve mutlu olduğumuz zaman ise daha çok çalışırız . İşimize mutlu gideriz, çocuklarımızla, sevdiklerimizle güzel günler geçirmeye bakarız. Sevdiğimiz yemekleri yeriz ailece, akrabalar ile birlikte, arkadaşlarla ile birlikte. İşte sağlık olduğu zaman olumlu şeylerin arkası da bir bir gelir. Yeter ki sağlıklı olalım ve sağlığımız elimizden gitmesin.

 


“Çocuklarınıza Verebileceğiniz En İyi Hediyeler Sorumluluğun Temelleri Ve Özgürlüğün Kanatlarıdır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Çocuklarınıza Verebileceğiniz En İyi Hediyeler Sorumluluğun Temelleri Ve  Özgürlüğün Kanatlarıdır.”  Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Çocuklarımız, yaşamın bize ne kadar anlamlı  olduğunu ve yaşamaya değer olduğunu gösteren baharlarımızdır. Yaptığı hareketler ile, kendine has tarzı ile her türlü yaramazlıkları ve şirinlikleri yapan, hiç yalan söylemeyen ve çocukluğunu çocukça yaşamaya çalışan kıymetlilerimizdir. Bir ailenin çocuğuna verebileceği en iyi hediye ona sorumluluk bilincini kazandırmaktır.  Sorumluluk sahibi olan çocuk kendi kararlarını verebilir. Böylece kendi doğruları ve yanlışları ile yüzleşerek deneyim sahibi olur ve yaşama da bir sıfır önde başlar.


 Onlara sorumluluk vermek, onlara güvenebilmek ve özgürlüklerine engel olmamak gerekir. Çocuklara zorla bir şey yaptırılamaz. Örneğin; Çocuğun önüne koyduğunuz bir yemeği çocuk sevmeyebilir. Bu son derece doğaldır. Biz yetişkinler de öyle değil miyiz? Sevmediğimiz yemeği yemiyoruz. Aynı durum çocuklar için de geçerlidir. Canı istemediği bir şeyi onlara zorla yedirmemeliyiz. Onları serbest bırakmak, düşüncelerine saygılı olmak demek her istediklerini yapmak demek de değildir elbette. Çocuk o günkü yemeği yemezse farklı bir yemek türü denemeliyiz. Baktık bunu da yemiyor. 




O zaman şu saate  kadar başka bir yemek yenmeyecek deyip hazırladığımız yemeği onun önüne bırakıp gitmeliyiz. Böylece çocuk o yemekle baş başa kaldığında  yemeğin kenarından, köşesinden yiyecek, ekmeği ile yiyecek, salatası ile yiyecek ve kendine göre deneyimler edinerek şununla yesem aslında bu yemek güzel oluyormuş gibi çeşitli deneyimler kazanacak. Böyle olduğu zaman da onu özgür bırakmış oluruz ve kendi sorumluluğu olan yemek yeme sorumluluğunu da ona kazandırmış oluruz. Bu ve bunun gibi örnekleri daha çoğaltabiliriz.


Çocukları yetiştirmede  ebeveynlerin en büyük problemi de şudur:  Kendi yapmadıkları şeyleri çocuklardan beklemek. İşte bunun olmaması için anne ve babalar  çocuklara örnek olmalı, işe kendini düzeltmekten başlamalı, kendi sorumluluklarını yerine getirmekten başlamalıdır ki çocuklar da onları model alsın. Böyle olunca daha başarılı ve daha mutlu çocuklar yetişir. Diğer bir sorun ise şudur: Çocuğa sürekli şuna dokunma, buna dokunma, bu kırılacak, şu kırılacak diye devamlı yasaklar koymak da yasaktır.


 Çocuk kırmadan, dökmeden nasıl deneyim sahibi olacak, nasıl yanlışlarını düzelterek doğruya ulaşabilecek? İşte bu da başka bir sorundur.  Bunun için çocukları kendi haline bırakmak gerekir bazen. Mesela odasını temiz ve düzenli tutma, kendi çiçeğine bakabilme ve onu günlük sulama, okul çantasına ders programındaki kitapları koyma, kendi başına çatal, bve kaşık kullanma gibi sorumlulukları yerine getirebilmesi için onlara öncü olmalıyız.


Çocuklarımızın sorumluluk sahibi olmasını istiyorsak onlara sorumluluk vermeliyiz, onları kendilerine zararı dokunmayan çoğu konuda serbest bırakmalıyız ve kendi kendilerine olan inançlarını, başarılarını görmelerini sağlamalıyız ve  onlar bizim değerlerimizdir, geleceğimizdir. Onun için çocuklarımızı çok sevmeli, onların bilinçli bir insan olmaları için emek etmekten kaçınmalıyız.

 

 

“Hırsızlığın Çirkinliği, Çalınan Şeye Göre Değişmez Ki; Ha Altın Çalmışsın, Ha Bir İğne." Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Hırsızlığın Çirkinliği, Çalınan Şeye Göre Değişmez Ki; Ha Altın Çalmışsın, Ha Bir İğne."” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Hırsızlık; insanı küçük düşüren ve kişinin kendisine karşı özsaygısını yitirdiği kötü bir davranış şeklidir. Hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez, sebebi ne olursa olsun hırsızlığın küçüğü ya da büyüğü olmaz. Hırsızlığın ne denli kötü bir şey olduğunu, insanın insan olma özelliğini yok ettiğini çocuklarımıza daha küçük yaşlardayken öğretmeliyiz. Bir kerecikten bir şey olmaz diyerek umursamayıp geçtiğimiz hırsızlıklar daha sonraları  başımıza daha büyük felaketler açabilir. Bunun için çocuklarımıza ilk olarak ahlak eğitimi vermeliyiz. 




İyi insan olma, kimsenin malına dokunmama, hak etmediği bir şey göz koymama gibi temel değerleri onlara öğretmeliyiz. Hırsızlık sadece eşya, para, gıda vb değildir.  Bir de fikir hırsızlığı vardır. Başkasının  düşüncelerini çalmak, bir  kitabın sahtesini almak, bir insanın size güvenerek anlattığı buluşunu ondan önce yayınlayarak kendi fikirlerinizmiş gibi, kendi emeğinizmiş gibi o kişinin emeğine göz koymak da en büyük ahmaklık ve en büyük hırsızlıktır. İçinde zerre kadar vicdan olmayan,  emek etmeden kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen kimseler kendilerine en büyük kötülüğü eden kimselerdir. Böyle kimseler toplum için de büyük bir sorun yaratır.  Böyle insanların olduğu toplumda kargaşa ve kaos ortamı olur. Ufak  ya da büyük fark etmez. 



Hırsızlık hırsızlıktır ve son derece ahlaki olmayan bir eylemdir. Çaldığınız bir para belki bir babanın evladına yollayacağı okul harçlığıdır, çaldığınız bir para belki hasta bir çocuğun ilaç parasıdır ya da emekli bir insanın evine Pazar ihtiyacını götürmek için kazandığı, alın teridir. İşte bunları düşünerek hareket etmelidir, hırsızlık yapan kimseler. Zararın neresinden dönülürse kârdır. Tövbe edip bir daha  hırsızlık yapmamak da insana yakışan onurluca eylemdir bana göre.

 

“Asalet; Boyda Değil Soyda, İncelik; Belde Değil Dilde, Doğruluk; Sözde Değil Özde, Güzellik; Yüzde Değil, Yürekte Olur.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

“Asalet; Boyda Değil Soyda, İncelik; Belde Değil Dilde, Doğruluk; Sözde Değil Özde, Güzellik; Yüzde Değil, Yürekte Olur.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Her insanı Yüce Allah yaratmıştır ve bunun için de tüm insanlar biricik ve değerlidir. İnsanlar doğdukları zaman masum ve savunmasız varlıklardır. Büyümeye başlamaları ile birlikte doğdukları aile, yetiştikleri çevre  vb. onların nasıl bir insan olmasına etki eder. Hiç kimse kimseden üstün değildir.



 Siyahın beyaza, beyazın da siyaha üstünlüğü yoktur dinimizde.  Asalet boyda ya da dış görünümde değildir.  Bu tür söylemleri yapan kimseler de insani değerleri, insanın kendi başına değerli bir varlık olduğunu anlamayan kimselerdir. İnsanı asaletli yapan özelliği onun güzel bir ahlaka sahip olması ve  yetiştiği çevrenin ona erdemli bir hayatı öğretmesindedir. İncelik belde değil sözdedir. İnsanı değerli kılan onun tatlı dilli ve güler yüzlü olmasıdır. Doğruluk söz ile belli olmaz. Öyle yalancı kimseler vardır ki bu kimselerin ağzı çok güzel laf yapar. Dışarıdan gören kimse o kişiyi dürüst biri zannedebilir. Oysa doğruluk kişinin özünde, benliğindedir. Doğruluk karakterli olan kimselerde olur. 




Kişiliği oturmuş, ona buna göre değişmeyen insanlarda doğruluk olur. Güzellik yüzde değildir. İnsanı güzel yapan en önemli vasfı güzel bir kalbe sahip olmasıdır. Bütün kötü düşüncelerden arındırılmış bir kalp kadar insanı güzel ve değerli kılan başka bir şey yoktur. İşte tüm bunlardan dolayı insani özelliklerimizi  korumalı ve onlara sahip çıkmalıyız. Doğru, dürüst, güvenilir , şefkatli ve merhametli bireyler olarak diğer insanlara da örnek olmalıyız.

“Eğitimli Olan İnsan, Öğrenmeyi Ve Değişmeyi Öğrenen Kişidir. ” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Eğitimli Olan İnsan, Öğrenmeyi Ve Değişmeyi Öğrenen Kişidir." Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Eğitimli olan kimse , öğrenmekten, araştırmaktan bir türlü doymayan ve sürekli bilgi öğrenme arayışı içinde olan, meraklı kimsedir. Eğitimli insan öğrenmeyi öğrenen, değişime açık olan ve değişimin peşinden koşan biri olduğu için hiçbir zaman gerilemez. Her zaman ilerlemeye, başarmaya devam eder. Eğitimli olmayan, içinde öğrenme merakı olmayan kimseler ise yeni bilgiler öğrenmekten yoksun kaldığı  için gerilemeye devam eder. 


Gerileme başlayınca da kültürsüzlük  ve cahillik içinde yaşamaya ve yerinde saymaya devam eder böyle kimseler. Eğitimli olmayan kimseler bilmedikleri konu hakkında biliyormuş gibi tavırlara girer ve yeni şeyler öğrenmeye karşı da direnç gösterir ve bildiğini okumaya devam eder. İnsan bu dünyaya çalışmak için gelmiştir. İmtihan için gelmiştir. Boş durmak, aylak aylak gezmek kişiyi geriletmekten başka hiçbir şey yapmaz. Boş duran insan çalışmadığı için de başkalarına muhtaç olur ve hem kişiliğini hem de karakterini kaybederek sönmeye başlar. Yaşamdan tat almaz, yaşamın çalışarak ne kadar da keyifli bir şey olduğunun farkına dahi varmaz. 





İşte bu olumsuz durumlara düşmemek için öğrenmeye, keşfetmeye devam etmeliyiz. Gündemdeki ve dünyadaki olaylardan haberdar olmalı, öğrendiklerimize her gün bir yenisini eklemeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi ; " Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder."