Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı


"Online Türkçe Test" Sitemiz Açıldı

Türkçe dersi hem günlük hayatta kullanırken hem de sınavlarda çok önemlidir. Sadece Türkçe dersi için değil tüm derslerde de Türkçe'nin kurallarını iyi bilmek ve uygulayabilmek bizlere kolaylık sağlayacaktır .

Türkçe dersi ile ilgili bilgilerimizi kalıcı hale getirmek ve eksikliklerimizi görebilmek ve düzeltmek için testler son derece önemlidir . Test çözdükçe dilimize ait kuralları daha iyi özümser ve yazılarımızda daha doğru kullanabiliriz . Kompozisyon örnekleri yazarken ya da her hangi bir yazı türü ile ilgili çalışırken dilimizin özelliklerini etkin bir biçimde kullanmak önemlidir .

Kısaca online Türkçe testleri sitemiz ile sizin Türkçe dersi ile ilgili bilgi ve becerilerinizi geliştirmeyi amaçlıyoruz . Testlerde soruların altında açıklamalar vererek hem öğrenmenizi hem de hem de kendinizi sınamanızı sağlamayı amaçladık . Umarız iyi ve eğlenceli vakit geçirirsiniz .


Bilim Ve Sanat Takdir Edilmediği Yerden Göç Eder Sözünü Açıklayınız .

Bilim Ve Sanat Takdir Edilmediği Yerden Göç Eder Sözünü Açıklayınız . 


Bilime ve sanata önemin verilmediği toplumlarda  hiçbir gelişme ve kalkınma sağlanamaz. Buradaki bilim insanları da kendilerine ve çalıştıkları alana yeteri kadar ilgi gösterilmediği için , bilime önem veren başka yerlere gitmek zorunda kalırlar.

Bilim insanları önem gördüğü yerde ise kendini daha çok geliştirir ve bulunduğu ülkeye  çeşitli yönlerden fayda sağlar. Sanata ve sanatçıya gereken önem verilmezse de sanatçılar , sanata önem verilen ülkelere gider . Oralarda kendilerini geliştirir ve çok iyi ürünler ortaya çıkarırlar.

Özgürce kendilerini daha iyi ifade ederler ve insanlığa faydalı şeyler bırakırlar . Bilim ve sanata gereken önem verilmezse bilim ve sanat  o bölgede gelişmez ve oradan uzaklaşır.

Yani başka ülkelere beyin göçü yaşanır. Bu da beyin göçü veren ülkelerin geri kalmasına neden olur . Beyin göçü alan ülkelerin ise daha çok gelişmesine katkı sağlar.  Beyin göçü alan ülkeler bilimde , teknolojide ve sanatta daha çok ilerler . Devlet yöneticileri özgür bilimsel ortam sağlamalı , bilim insanlarına , sanata , sanatçıya gerekli çalışma ortamları sağlamalıdır.





Bir ülkenin iyi bir şekilde gelişmesi için bilime , bilim insanlarına, sanata ve sanatçıya önem vermesi gerekir. Bilime ve sanata, sanatçıya gerekli önem verilmediği takdirde o ülke günden güne geriler, gelişemez, kültürel anlamda zengin bir ülke olmaz.

Ülkemizde Kitaba Verilen Önem Nedir? Yazınız .

Ülkemizde Kitaba Verilen Önem Nedir? Yazınız .


Ülkemizde kitaba verilen önem ne yazık ki istenilen düzeyde değildir . Çünkü kitap okuma alışkanlığımız fazla yoktur . Toplum olarak kitap okumayı boş zaman etkinliği gibi görüyoruz . Aslında bu son derece yanlış bir düşünce ve yanlış bir inançtır . Oysa kitap okuma her zaman olması gereken bir alışkanlık olması gerekir . Bunun için de daha çocukken bu okuma alışkanlığını , okuma disiplinini edinmemiz gerekir.

Gelişmiş ülkelerde yıllık kitap okuma sayısına baktığımızda bizden kat kat fazladırlar . Biz ise  daha çok televizyon başında vakit geçiriyoruz ve ne yazık ki kitap okumaya gereken önemi  vermiyoruz . Unesco'nun verilerin göre Türkiye Dünyada kitap okuma  oranı  bakımından 86 .sırada yer alıyor . Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan bir ülkenin bu sıralamada olması sizce de garip değil mi?  Aslında kitap okumayı özendirmek için devletimiz çeşitli etkinlikler düzenlenmeli ve kütüphaneler hızla çoğaltılmalıdır .  Tabi ki okuyan , araştıran , ilgilenen kesim de vardır ama çok fazla değildir.

Bu okuma oranının daha fazla olmasını sağlamalıyız ve daha çok okumalı, daha çok kültürel birikime sahip olmalıyız . Japon biri yılda 25 kitap okunmakta, Fransız   yılda  7 kitap okunmakta, İsviçreli yılda ortalama 10 kitap okuyor . Bize baktığımızda ise biz 10 yılda bir kitap bitiriyoruz . Ne komik, ne acı bir durum sonuca baktığımızda .





Arkadaşlar bu durum  çok kötü. Geleceğimiz için hiç de parlak bir durum değildir. Milli kültümüzü korumak için, değerlerimiz unutmamak için kitap okuma sayısı artmalı ve bu kitap okuma konusunda gerekli olan çalışmalar, hazırlıklar yapılmalı, gerekli önlemler de alınmalıdır.

Yarıyıl Tatilinde Neler Yapılabilir? Bu Konu Hakkında Kompozisyon Yazınız.

Yarıyıl  Tatilinde Neler Yapılabilir? Bu Konu Hakkında Kompozisyon Yazınız.


Koronavirüsten dolayı bir türlü açılamayan okullarımız ne yazık ki hala kapalı olmaya devam etmektedir. Birinci dönemde eğitim,  uzaktan eğitim şeklinde sona ermiştir ve üç haftalık olan yarı yıl tatilinin bir ay daha uzatılması  düşünülmektedir. Dünya genelinde virüsün mutasyona uğramış hali de ortaya çıktığı için, eğitimciler okulların açılması konusunda acele edilmemesi gerektiğini söylemektedirler.

 

Yarı yıl tatilini boş geçirmemek için kendimize uygun planlar yapmalıyız. Elbette ailemizle güzel ve eğlenceli vakitler geçirmeliyiz.  Bol bol dinlenmeliyiz. Bizi mutlu eden  şeyleri yapmalıyız.  Bu süreçte her ne kadar okullar kapalı da olsa kitap okumaktan, ders çalışmaktan asla vazgeçmemeliyiz. Kendimize yeni ve bize faydalı olan güzel alışkanlıklar  edinmeliyiz. Birinci dönemdeki konuları tekrar edip o konular ile ilgili soruları çözmeliyiz. Bol bol tekrar edip derslerimizden geri kalmamalıyız.  Arkadaşlarımızla yüz yüze görüşmek yerine telefonla onları arayıp görüntülü konuşarak hasret gidermeliyiz. Canımızın sıkılmaması için, boşluğa düşmemek için  devamlı kendimize yeni hedefler koymalıyız ve  o hedeflere ulaşmak için de çalışmalıyız. Anne, babamıza ev  işlerinde yardımcı olmaya çalışmalıyız.





 

Odamızı dağınık bir şekilde bırakmamalıyız. Okul zamanında zaman ayıramadığımız kardeşlerimiz ile doya doya oyun oynamalıyız. Umutsuzluğa kapılmamalıyız ve tembellik yapmamalıyız.  Bu virüs elbet bir gün sona erecek ve okullar açılacaktır. İşte o zaman arkadaşlarımıza sarılacağız,  gülüşeceğiz  ve mutlu olacağız Bunun için  biraz daha sabırlı olmalıyız ve evde kendimize  farklı alternatifler üretmeye devam etmeliyiz. Daha güzel yarı tatillerinin olduğu, korona virüsün sona erdiği, doğanın güzelliğinin, günlerin  sıcaklığının ve suyun serinliğinin  hep yanınızda olması umudu ile. Güzel yarınlar, iyi tatiller dilerim.

Koronavirüsün İşten Çıkmak ve Çıkartılmak Zorunda Kalan İnsanların Yaşamına Etkisi Konulu Kompozisyon Yazınız.

Koronavirüsün  İşten Çıkmak ve Çıkartılmak Zorunda Kalan İnsanların  Yaşamına Etkisi Konulu Kompozisyon Yazınız.

 

Koronavirüs  dünyayı  olumsuz yönde etkilemiş ve etkilemeye de devam etmektedir. Çok sayıda kişi virüse yakalanmış, bu virüs sevdiğimiz insanları elimizden almış ve almaya da devam etmektedir. Dünyayı siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda kötü etkilemiştir. 


Virüsün ne zaman biteceği, ne zaman normal yaşama dönüleceği ne yazık ki tam olarak kestirilememekte sadece ümit edilmektedir. Aşı bulunmuştur fakat bulunan aşının  ne kadar faydalı olup olmadığı da şu günlerde tartışma konusudur.

 

Maddi durumu iyi olanlar, evinde sıcacık ekmeği olanlar, devlette  çalışanlar bu durumdan çok fazla etkilenmemiştir. Bu durumdan en çok etkilenen ise evine ekmek götüremeyen babalar, işten çıkarılan  gençler,  eskiden  işi olup da işini virüsten dolayı yapamayan insanlar olmuştur. Örneğin; okulların açık olduğu dönemde kantinde çocuklara yiyecek satarak geçimini sağlayan kimseler şu anda okul kapalı olduğu için zor durumda kalmıştır. Bu insanlar evine ekmek götüremeyecek kadar zor günler yaşamış, bir lirayı bile bulmayacak duruma düşmüşlerdir.

 

Bu insanlar dilenci insanlar değildir, bu insanlar hazır yiyenler değildir. Bu insanlar alnının teriyle emek eden, helali ile evine ekmek götürmeye çalışan  fedakar analar, babalar, gençlerdir. Daha bu ve bunun gibi binlerce örnek vardır. İş yapmayan , ailesini geçindirmek zorunda kalan  bu insanlara devlet her konuda yardım etmelidir ve aylık onlara belli bir maaş verilmelidir. Çünkü herkesin bakacak bir ailesi vardır ve kimse bu süreçte ihmal edilmemelidir. Hayırsever insanlar da konuya el atmalı, işi olmayan, işten çıkartılmak zorunda kalanlara her türlü destek sağlanmalıdır. İnsanların travma yaşamaması için, sosyal yaşamlarına normal dönebilmesi için bugünlerde işbirliği ve dayanışmaya ihtiyacımız var.

 

Sadece ülke olarak değil dünya olarak yardımlaşmaya , birlik ve beraberlik içinde maddi durumu olmayan insanlara yardım etmek zorundayız. Her can değerlidir, her insan biriciktir ve özeldir. Elbette bu zorlu günler de eninde sonunda bitecek  ve herkes işine geri dönecektir. İşine dönen insanlar da kendilerine yapılan yardımı unutmazlar ve onlar da maddi olarak rahat etmeye başlayınca kendinden daha zor durumda olanlara yardım eder. Böylece dünyamız barış dolu ve dayanışma dolu bir dünyayı dönüşür.


Ev Alma Komşu Al Atasözü İle İlgili Kompozisyon

Ev Alma Komşu Al Atasözü İle İlgili Kısa Bir Kompozisyon Yazınız.


İnsan ev almadan önce orada oturan kişilerin nasıl insanlar olduğu hakkında  iyi bir gözlem yapmalı , o kişiler hakkında iyi bir bilgi edinmelidir.  Çünkü insan ancak komşuları iyi kimseler olduğu zaman orada oturmaktan zevk alır. Hayatımız boyunca akrabalarımızdan çok komşularımız ile iletişim kurduğumuz gerçeği de bu yüzden yabana atılmamalıdır.

Komşularımız kötüyse orayı hemen terk etmek isteriz . Çünkü kötü komşu başa bela olur . İyi komşu ise yeri  geldiği zaman size can olur , sizin her anınızda yanınızda olur .  Komşularımız dediğimiz insanlar güvenilir insanlar olmalıdır . Yeri geldiği zaman evimizin anahtarını emanet ettiğimiz kişiler olur .  Bunun için Allah herkesi iyi komşular ile  karşılaştırsın .  Ayrıca komşular birbirlerinden yardım da alır .Örneğin; evde bazı gereksinimleriniz yoksa hemen komşuya çıkıp ondan yağ, şeker, süt vb. gereksinimimizi karşılarız .

Yardımlaşma ve dayanışma  olduğu sürece de komşuluk ilişkileri tadından yenmez . Onun için de atalarımız ev alma komşu al demiştir .




‘’Eğer Bir Gün Benim Sözlerim Bilimle Ters Düşerse Bilimi Seçin.’’ Sözü Mustafa Kemal Atatürk’ün Hangi Özelliğini Yansıtıyor? Açıklayınız.

"Eğer Bir Gün  Benim Sözlerim  Bilimle Ters Düşerse Bilimi Seçin."  Sözü  Mustafa Kemal Atatürk’ün  Hangi Özelliğini Yansıtıyor? Açıklayınız.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk bilime ve fenne her zaman çok önem vermiştir. Bilimin yolundan gidilmesi gerektiğini milletine her seferinde anlatma gayretinde bulunmuştur.

 

Bilimin verileri doğru olduğu için, insanlığa faydalı olduğu için o her zaman bilime inanmıştır. Onun bu sözü Mustafa Kemal’in Bilime olan inancını, bilimin her ne kadar değişebilir özellikte de olsa eninde sonunda doğruyu bulacağını ve onun için de herkesin bilimselliğe inanmasını anlatmak istemiştir.

 

Mustafa Kemal Atatürk o yıllarda  söylediği, yaptığı şeylerin bile bir gün bilimle ters düşebileceğini  işte o zaman bilime inanmak gerektiğini söylemiştir. Çünkü bilim her zaman ileridir, gelişmeye açıktır, hataları düzeltmeye  açıktır. Bundan dolayı önce bilim, önce fen demiştir Ulu Önder  Mustafa Kemal Atatürk.

 


Onun bilime olan güvenini şu sözleri ile de anlatabiliriz:

‘’Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür.’’

‘’Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız. Benliğinize bağlı kalın ama, gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı’dan almasını bilin. Yoksa, bilim  ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler.’’

‘’Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.’’

"Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir."

 

2021’den Beklentileriniz İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 2021’den Beklentileriniz İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

2020 yılını bitirmeye ve yeni bir yıla  girmeye çok ama çok az bir zaman kaldı. 2020 yılı dünya için genel olarak çok iyi bir yıl olarak geçmedi.  Dünyayı etkisi altına alan ve dünyayı kasıp kavuran koronavirüs ne  yazık ki  yüzlerce, binlerce hatta on binlerce can aldı ve almaya da devam ediyor.

 

Virüs hala devam etse de birçok ülkeden sevindirici aşı haberleri de gelmeye başlamıştır. En azından bunun bile olması insanlara umut vermekte ve kötü günlerin yok olacağı umudu hepimizi hayata sıkı sıkıya bağlamaktadır. Yine 2020 yılında ülkemizde çeşitli yerlerde depremler meydana geldi.  İzmir’de meydana gelen depremde de canlarımız gitti ve  bu duruma ülke olarak, ülkenin duyarlı vatandaşları olarak çok üzüldük.  Umarız 2021 yılı dünya için daha güzel ve daha hayat dolu bir yıl olur.

 

2021 yılından beklentilerim şunlardır: Koronavirüsün  dünyada yok olmasını, sıfırlanmasını  istiyorum. İnsanların doğaya   zarar vermemesini, salgınların son bulmasını arzu ediyorum. Yeni yeni salgınların çıkmamasını  istiyorum. Doğanın zarar görmediği, canlıların  zarar görmediği, kadın cinayetlerinin son bulduğu, açlıkların  olmadığı bir dünya arzu ediyorum. Ülkemizin  ekonomik, kültürel, sosyal, idari ve siyasal alanda daha çok gelişmesini ve ilerlemesini istiyorum. Daha gelişmiş bir ülke daha güçlü bir ülkem olmasını istiyorum. 




Bilim insanlarımızın kendi ülkemizde , kendi ülkelerine hizmet etmesini istiyorum. Beyin göçü veren bir ülke değil beyin göçü alan bir ülkemiz olsun istiyorum. İnsan haklarının, adaletin , hukukun üstünlüğünün, eşitliğin daim olduğu bir ülke istiyorum.  Nitelikli ve eğitimli , aydın bireylerin çoğalmasını istiyorum. Ülkemizi tehdit eden her türlü iç ve dış terör mensuplarına karşı her zaman olduğu gibi yeni yılda da milli birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket edilmesini istiyorum.

 

Dünyada savaşların son bulmasını, ülkeler arasındaki çıkar kavgalarının yok olmasını istiyorum. Tüm çocukların kendi ülkelerinde özgürce, bağımsızca yaşamasını ve ailesi ile birlikte yaşamaya devam etmesini diliyorum. Yeşil alanların  çoğaldığı, apartmanların azaldığı, doğanın daha çok korunduğu  bir dünyada yaşamak istiyorum. Bu yılın bana, sevdiklerime ve iyi niyetli olan herkese şans, para, başarı, sağlık ve mutluluk getirmesini istiyorum.

Milli Mücadele Dönemindeki İnsanların Yaptıkları İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Milli Mücadele Dönemindeki İnsanların Yaptıkları İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Milli Mücadele döneminde vatanımızın güzel insanları, fedakar insanları birçok zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bir yandan yoksulluk, bir yandan acı kayıplar ve  yaralılar… Bir yandan  vatan topraklarının işgali, bitmek bilmeyen çileler, acılar ve gözyaşları ve daha niceleri… Bu dönemdeki vatan evlatları, kadınlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız el birliği ile düşmana karşı ülkelerini savunmuşlar ve bu yolda hayatını kaybedenler şehit olmuş, yaralı olanlar ise gazi olmuştur.

 

İnsanımız, Anadolu’nun  sıcak bağrından çıkan  ve içinde vatan sevgisi, vatan aşkı olan o koca yürekli vatanseverlerimiz  bu topraklar için çok bedel ödemiştir. Genci ve yaşlısı, çocuğu ve annesi bir olup birlik olup vatan topraklarını canla başla korumuşlar ve   bu güzel toprakları düşman birliğine teslim etmemişlerdir. Çünkü bizim aziz milletimizin  yüce gönüllü  insanlarının   damarında,  Gazi Mustafa Kemal’in de dediği gibi  asil kan vardır. Onlar bu asil kanını vatan toprakları için akıtmışlar, namus için, onur için akıtmışlardır. Düşmana aman vermeyen bu fedakar ve cefakar insanlar vatan için  gece gündüz demeden çalışmışlardır. Kadınlarımız cepheye bir yandan  erzak hazırlamış, bir yandan ise düşmanla çarpışmıştır. Düşmanla çarpışmaktan korkmayan milli mücadele kahramanı kadınlarımız, çocuklarımız ve daha nice yiğit gençlerimiz vardır.  Bunlardan bazılarına örnek verecek olursak şu kahramanları söyleyebiliriz:  Milli Mücadelenin kadın kahramanı Kara Fatma, çocuk kahramanı Şekerci Ökkeş ve daha adını sayamadığım ve sayfalara sığdıramadığım nice kahramanlarımız.

 

Milli mücadele kahramanları

İşte bu insanlar birlik  ve beraberlik içinde olmuşlar ve vatan topraklarını canları pahasına da olsa düşman  eline teslim etmemişlerdir. Onun için vatan evlatlarına çok şey borçluyuz. Onların hakkını asla ödeyemeyiz ama bu ülkeyi, bu güzel toprakları ilim ve  bilim yolunda daha da güzelleştirerek ülkemizi çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkarabiliriz.

Atatürk’e Mektup Konulu Bir Yazı Yazı Yazınız.

Atatürk’e Mektup Konulu Bir Yazı Yazı Yazınız.

 

Bugün  10 Kasım Salı günü  tarih ise 2020. Şu anda saat dokuzu beş geçiyor.  Apartmanımızın  penceresinden siren sesleri duyuluyor.  Herkes  siren sesini duyunca duruyor ve  hareketsiz kalıyor.  İçimi bir duygu kaplıyor öyle bir duygu ki bu tarif edilemez Atam. Çünkü  senin yokluğunun sesleri bu, senin bu dünyadan gidişine duyulan  özlem, gidişine hasret kalınan acı ve keder, sana gösterilen  sevgi , saygı sonsuz atam.  Şu anda  ülkemin her bir köşesinde siren sesi çalıyor ve ama ne yazık ki sen yoksun. Gözlerim doluyor  liderini, ülkesinin ilk cumhurbaşkanını  bu kadar güzel seven ve onu unutmayan  milletin güzel fertlerini gördüğüm zaman dayanamıyorum ve ağlıyorum.Seni düşünüyorum Mustafa Kemal’im. Cepheden cepheye koşan, askerleri ile yılmadan, usanmadan vatanı için çalışan seni….. Çünkü sen Mustafa Kemal'sin, düşmana boyun eğmeyen, düşmanın karşısında eğilip bükülmeyen koca adam, büyük adamsın.

 

Yıllardır vatanseverliğin ile bu  vatan için çalıştın.  Durmadan çalıştın, ilim yolunda , irfan yolunda memleketini kurtuluşa, aydınlığa çıkarmak için  gece gündüz demeden çalıştın. Hasta yatağında bile kalkıp Hatay sorunu ile uğraştın ve milli ve manevi değerleri kaybetmemek için  fedakarlıklar yaptın. İşte böyle bir kahraman, böyle bir insan nasıl unutulur, unutulmaz elbette. Çünkü Ulu  Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’sün, çünkü sarı saçlı mavi gözlü bir  yiğitsin, hala aramızdan ayrılmamış gibisin.  Çünkü seni çok seven bir milletin var. Bugün herkes Anıtkabir’de. En küçüğünden en büyüğüne, en gencinden en yaşlısına. Oturmuşlar, sessizce senin için göz yaşı döküyorlar. Neden ağlıyorsun diyemiyorum  onlara çünkü ben de ağlıyorum. Seni çok özlüyoruz  Atam, seni çok seviyoruz. Çok emeğin geçti bu güzel ülkeme çok.  Bize  her şeyden önce Cumhuriyet’i emanet ettin. Onu biz kurduk, siz gençler yükseltecek ve devam ettireceksiniz dediniz.  Tüm  ülkenin çocuklarının ilim ve fenle uğraşması için canla başla  mücadele ettin.  Savaş  yıllarında bile eğitim ve öğretim   toplantıları yaptın. Çünkü eğitimin en önemli silah olduğunu  biliyordun ve bunun için de durmadan  milletine yenilikler getirdin.  Sana olan özlemimiz nasıl son bulsun, bulamaz. Çünkü sen her zaman aklımızda ve kalbimizdesin. Bugün küçük çocuklar ‘’ Anne ben Atatürk gibi çok çalışacağım, onun okuduğu kadar kitap okuyabilir miyim acaba diyorlar.  Bu sözü duyunca mutlu oluyor insan, sanki bahar gelmiş gibi oluyor memleketime. Çünkü eğitime  ve öğretime senin gibi önem veren büyük bir lidere sahip olmuşuz.  İyi senin gibi bir liderimiz olmuş diyorum.  Keşke yaşasaydın da seni göme şerefine erişebilseydim  Atam. 

 

 Seni çok seviyoruz, seni asla unutmayacağız.  Bize emanet ettiğin değerlere  ve en önemli değer olan Cumhuriyete sahip çıkacağız ve insan olmak için elimziden gelen  her şeyi yapacağız. Senin gibi eğitimci olacağız,  hayvansever olacağız,  çocukları çok seveceğiz, doğayı çok seveceğiz ve senin yolundan yürüyeceğiz. Mekanın cennet olsun, kabrin  nurla dolsun  Büyük  Mustafa Kemal Atatürk Hasretle, sevgi ile , özlem ile  minnet ile….


Koronavirüs Sürecinde Okul İle İlgili Öğretmen, Veli ve Öğrenci İşbirliği İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 Koronavirüs Sürecinde  Okul İle İlgili Öğretmen, Veli ve Öğrenci İşbirliği İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Çocuklarımız okuldan uzun bir süre uzak oldukları için okula hasret kaldılar ve bir an önce okula ulaşmak için canla başla kurallara uymaya başladılar. Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra dünyaya yayılan koronavirüs çok can almış, çok kişiyi hasta etmiş ve hala da etkisini kaybetmeden canlar almaya devam etmektedir. Bu süreçte de çocuklar evde kalmış, okuldan ayrı kalmıştır. Bu süreç çocukları ciddi anlamda etkilemiştir ve etkilemeye de devam edecektir.  Okulda , sosyal ortamda olmayan küçücük çocuklar uzaktan eğitimle  ders almaya başlamıştır. Somut dönemini yaşayamayan  çocuklar uzaktan eğitim alarak soyut döneme geçiş yapmaktadırlar ve bu da çocuklar için çok zor bir süreç olmaya devam etmektedir. Sadece uzaktan eğitim  ile ekran karşısında kalan çocuklarımız  bilinçsiz insanların yüzünden buna mecbur kalmışlardır. İlerde bunun ne gibi olumsuzluklar doğuracağını, uzmanlar  televizyonlarda çıkıp söylemekte ve çocuklarımızın bu durumdan kurtulması için herkesin bir an önce  kendine çeki düzen vermesi gerekir. 

 

Normalleşme sürecine daha sağlıklı dönmek için maske ile okula gelme şartı aranmış, ailelerinde virüs olan çocukların bir süre okula gelmemesi için aileler ile çeşitli antlaşmalar yapılmıştır.  Okula gitmeye başlayan çocuklarımız artık sosyal mesafeli oyunlar oynamaya başlanmış, sınıflar  sosyal mesafeye göre ayarlanmıştı fakat virüsün ülkemizde hızla yayılması ile  okullar tekrar kapandı ve çocuklar ne yazık ki tekrar okullarından, öğretmenlerinden, arkadaşlarından ayrı kalmaya başladı. Bu çocuklar için tekrar sorun haline gelmeye başlamıştır. Virüs azaldığı zaman çocuklar inşallah okullarına geri kavuşacaktır. Burada da en büyük görev biz büyüklere düşmektedir. Bunun için mecbur olmadığımız sürece dışarıya çıkmamalı, kalabalık ortamlara karışmamalıyız. Elbette bu günler de Allah'ın izni ile geçecek ve çocuklarımız okullarına en yakın zamanda kavuşacaktır. İşte bunlar olduğu zaman da herke birbiri ile dayanışma içinde olmalıdır ve bilinçli insan olmalıdır.

 

 Okullar tekrar açıldığı zaman, veliler, öğretmenler ve öğrenciler işbirliği içinde hareket etmelidir. Veliler  çocuklarını okula getirmeden önce tertemiz ve düzenli olarak okula hazırlamalı, okulda maskesini çıkarmaması gerektiğini çocuğuna söylemeli, arkadaşları ile yakın temasta bulunmaması gerektiğini anlatmalıdır. Öğretmenler de bu süreçte teneffüste bile çocukların yanı başından ayrılmamalı ve çocukların sosyal mesafe kuralına uymasını sağlamalıdır. Bu süreçte çocuklar da büyüklerinin sözünü dinlemelidir. Sağlıklı bir eğitim ve öğretim ortamı olması için   korona virüsten korunma yollarına uyulması gerekir ve herkesin bu konuda duyarlı ve bilinçli olması gerekir. Okuldan virüs getiren çocuk bunu  ailesine bulaştırdığı zaman  istenmeyen sonuçlar olabilir. Ya da çocuğunda virüs olduğu halde onu okula götüren aileler de  birçok insanın vebaline girebilir.

 

İşte bu tür olumsuzlukların yaşanmaması için  işbirliği  içinde hareket edilmelidir. Çocuklar bu konuda çok bilinçlendirilmeli, özellikle okul tuvaletine girerken çok dikkatli olmalıdır. Elleri ile musluğa dokunmamaya çalışmalı, mecbur olmadığı sürece de tuvalete gitmemeye çalışmalıdır. Herkes üzerine düşeni hakkı ile yaparsa Allah’ın izni ile de daha sağlıklı bir okul ortamı olur ve insanlık da bu virüsten kurtulmuş olur. Yeter ki maskemizi takalım, kurallara  uyalım ve bilinçli insanlar olalım. Aşı bulunsa bile herkese yetmeyeceği için sosyal mesefa kuralına her zaman uyalım ve maskemizi takmaya ve kendi sağılığımızı, toplum sağlığını korumaya devam edelim.

Ana Dilimizi Korumanın Önemi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

Ana Dilimizi Korumanın Önemi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 

Dünyaya gözümü açtığımızda duyduğumuz ilk ses  anne sesi, ilk koku anne kokusudur. Çünkü insan dokuz ay boyunca içinde yaşadığı anne karnında annesine alışmıştır. Annenin konuştuğu dil bebeğin  o dile alışmasını sağlamıştır. Çünkü dil ilk doğduğumuz anda beynimize yerleşir, kalbimize yerleşir ve duygularımıza etki eder.  Dil o kadar önemli bir şeydir, her insan ana dilini sever ve ona sahip çıkmak, onu yaşatmak ister. İşte bunun için de  dil çok önemlidir. İnsan  zaman ana dilini  iyi öğrenmeli , onu yüceltmeli ve geliştirmelidir.  İnsan bunu yaparken de bir sorumluluk duygusu ile, bir benlik duygusu ile yerine getirmeye çalışmalıdır. Dil bir milletin kimliğidir, bir milletin kültürüdür ve en değerlisidir. Ana diline,  öz diline önem vermeyen milletler kısa zamanda yozlaşmaya  başlar. Hal böyle olunca da ne kültür kalır, ne de  benlik. 

 

Ana dilimiz bizim birbirimizi anladığımız, yaşadığımız çevredeki insanlar ile karşılıklı iletişim kurduğumuz en önemli aracımızdır. Onu yok etmemeliyiz. İnsan ana dilinin önemini en çok da yabancı ülkelere gidince onlar. Yabancı ülkede  dilini bilmeyen ve kendi konuştuğu dili anlamayan insanlara karşı soğuk olur ve ana dilini konuşan insanlara özlem duyar. Kişi yaşadığı yabancı  ülkede her ne kadar o ülkenin dilini öğrense de kendi dilini konuştuğu bir kişiye rastlayınca çok mutlu olur ve memleketine olan özlemi, ana diline olan özlemi bir kat daha artar. Çünkü dil insanları birleştirir, duygular birleşir, özlemler birleşir, hasretler ortaklaşır.  Ortak olan, birleştirici olan işte ana dildir, ana dilimizdir.


Ana dilimizin,  güzel Türkçemizin değerini her zaman bilmeliyiz. İş yerlerimize, alışveriş merkezlerimize, lokantalarımıza vb. Türkçe isimler koymalıyız. Daha çok para kazanmak için, daha çok dikkat çekmek için yabancı adlar kullanan kimi iş yerleri  ne yazık ki ana dile büyük darbe vurmakta ve ana dilimizin, kültürümüzün göz göre göre yok olmasına seyirci kalmaktadır. Çünkü onların hefedi dili korumak değil, ceplerindeki paraları korumaktır. Öyle kimseler de benliği olmayan, kültürüne sahip çıkmayan zavallıcıklardır. Bu olumsuzlukların yaşanmaması için her yere Türkçe adlar vermeliyiz ve ana dilimizi dünya dilleri arasına hak ettiği yere getirmeli  ve onu hep  geliştirmeliyiz. Çünkü bir millet ancak ana dili ile var olur ve ana dili ile zengin olur. Gazi Mustafa Kemal’in ana dilin önemi ile ilgili şu sözü de hiçbir zaman  unutmamalıyız:

 

*‘’ Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.’’

Konusu ‘’Anne‘’ Olan Bir Kompozisyon Yazınız.


Konusu  ‘’Anne‘’ Olan  Bir Kompozisyon Yazınız.

Anne deyince akla gelen  ilk şey sıcak bir kucak, koşulsuz sevgi, koşulsuz bağlılık, sevme ve sevilme gelir aklıma. Anne demek  güzel yürek demektir, anne demek yavrusunu  ondan hiçbir şey beklemeden doya doya sevmek ve onu sağlıklı  bir şekilde topluma  kazandırmak demektir. Anne demek gül demek  sümbül demek, çiçeklerin hepsi demektir.  Çünkü anne bir toplumun en başıdır, bir ailenin  en nadide gülüdür ve en değerlisidir. 

Annelerimiz , o elleri öpülesi güzel yürekli insanlar bize  kendinden çok değer veren, bizim için fedakarlık yapan nadide , kıymetli hazinelerdir.  Onların bize veren Allah'a ne kadar şükretsek azdır. Anne  demek ondan uzak kaldığımızda ona duyduğumuz hasret demektir, anne demek biz hasta olduğumuzda herkesten çok bizim için kaygılanan ve gün boyunca  telefonumuzun durmadan çalmasını sağlayan  melek demektir. İşte anne budur. Annelerimiz için ne kadar güzel benzetmeler yapsak azdır. Çünkü onlar her türlü sevgiye ve  saygıya layık kimselerdir. Bunun için annelerimizin değerini bilmeliyiz. Nasıl ki bebekken onlar bizi gözünden sakınmışsa, onlar da yaşlandığı zaman biz onlara gereken değeri vermeliyiz, gereken ilgiyi göstermeliyiz. Çünkü onlar da yaşlandığı zaman tıpkı bebek gibi olurlar ve evlatlarından sevgi beklerler. Sevgi ile, ilgi ile ruhları, gönülleri doyar ancak. Onun için bu güzel melekleri üzmeyelim, onları çok sevelim ve onları evimizin baş tacı yapalım. Onlara her zaman yanlarında olduğumuzu maddi ve manevi olarak hissettirelim.

Annelerimizin önemi ile ilgili şu sözleri de unutmayalım:  Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa anneler için şu sözü söylemiştir: ’’Cennet anaların ayakları altındadır.’’ ‘’ Bir anne, yüreği dibinde her zaman bir af bulunan bir uçurumdur.”
İşte bu  güzel sözleri de aklımıza ve kalbimize yerleştirerek anneliğin ne kadar değerli, ne kadar kudretli bir görev olduğunu bilmeliyiz ve onları çok ama çok sevmeliyiz.

Nasıl Bir Doğada Ve Sosyal Çevrede Yaşamak İstediğinizi Anlatan Bir Kompozisyon Yazınız.

 Nasıl Bir Doğada Ve Sosyal Çevrede Yaşamak İstediğinizi Anlatan  Bir Kompozisyon Yazınız.

Yaşamak belki de insanoğluna verilmiş en değerli armağan, en güzel mucize bazen de en kaygılı ve acı günler, yaşanmışlıklar, acılar, aşklar, özlemlerdir.  Çünkü yaşamak nefes almaktır, yaşadığın ana,  birlikte yaşadığın kimselerin  sana olan  sevgisine, senin yaşama olan ilgine şükretmen, hepimizin de şükretmesidir.  Yaşam bir imtihan, sabırla zorluklara göğüs germektir aslında. Yaşadığın  onca zorluğa karşın karşına çıkan sürprizler, yaşadığın anılar ve yaşayacağın her şeydir.

Nasıl bir doğada yaşamak isterdim dediğimde aklıma şunlar gelir hemen:    Ormanların katledilmediği,  denizlerin kirletilmediği, denizdeki canlıların  zehirli atıklarla ölmediği, ağaçların  hunharca kesilmediği, daha çok para kazanma hırsı yerine insanların daha çok doğaya nasıl faydalı olurum, nasıl duyarlı olurum bilincinin olduğu temiz ve nefes alabildiğim bir çevrede, bir dünyada yaşamayı çok isterdim. Doğayı yıpratmadan, ona verdiğimiz zarardan pişman olup bilinçli kimseler olarak yaşamaya devam etmek  ve nefes almak isterdim. Bize verilmiş olan, her gün durmadan şırıl şırıl akan şelalelerin  kirletilmediği, göllere çöplerin pisliklerin atılmadığı, hayvanların katledilmediği,  hayvan türlerinin yok edilmediği bir dünyada yaşamak ne güzel olurdu aslında. İnsanların birbirlerine karşı sevgisinin daim olduğu, yüzüne gülüp arkandan konuşulmadığı, sevgili Mevlana’nın ‘’ Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.’’ sözünün tam anlamı  ile hayat bulduğu, dünyada barışın olduğu, bombaların, savaşların , kötülüğün, zalimliğin   ülke ülke kol gezmediği, sevgi dolu bir sosyal çevrede, saygı dolu  bir dünyada yaşamak isterdim. Havanın, suyun, toprağın kirletilmediği,   bu doğal güzelliklerin  acımasızca,  vurdum duyarsızca  katledilmediği , incitilmediği,  yok edilmediği bir  doğada yaşamak belki de yaşamanın gerçek anlamıdır. Bunun için her zaman elimizden geldiği kadar doğamızı korumaya çalışalım ve onu yok etmek yerine onu daha da var edelim, daha da iyileştirelim ve onda açtığımız yarayı  sarmaya çalışalım ve doğamızın , dünyamızın gönlünü kazanmaya bakalım.

Yaşadığımız sosyal çevrenin ise şöyle olmasını arzu ederdim. Çevremdeki her insan  güler yüzlü, içten ve samimi olmasını isterdim.  İnsanların çıkarcı olmamasını,  içinde gerçek sevgi olmasını isterdim. Herkesin birbirine kucak açtığı, birbirine yardım ettiği sevgi dolu bir sosyal çevrede yaşamak isterdim. Sevgili Nazım’ın da dediği bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe bir dünyada yaşamayı o kadar çok isterdim ki…..

‘’ Babasına Hayır Etmeyenin Kimseye Hayrı Olmaz.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

‘’Babasına Hayır Etmeyenin Kimseye Hayrı Olmaz.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

Baba   belki de bu dünyada bizi  annemiz gibi koşulsuz seven, bizim için çalışıp çabalayan, cebindeki son kuruşu dahi yavrum zorda kalmasın diye  veren en büyük can dostumuz, sırdaşımız, arkamızda duran  dağımızdır. Evladı için her türlü zorluğa göğüs geren, gece gündüz demeden evine ekmek götürmek için alın  teri ile, helal yoldan ekmeğini kazanan can parçamızdır. Babamız bizim bu dünyada değer vermemiz gereken,  fedakarlık yapmamız gereken en önemli baş tacımızdır. Çünkü onların hakkını yüz yıl çalışsak da ödeyemeyiz. Babalık hem kolay hem de zor bir görevdir.

 Babalarımız çok zorluklarla bizleri bugünlere getirir.  Çocuğum sağlıklı olsun, karnı doysun diye elinden gelen her türlü fedakarlığı gece gündüze demeden  yapar ve ömrünün sonuna kadar da yapmaya devam eder. O onca çileyi bizim için çekerken biz onun için ufak zorluklara  göğüs geremiyorsak, ona yeteri kadar sevgimizi, ilgimizi veremiyorsak çok büyük hata yaparız, çok büyük pişmanlıklar duyarız ileride.  Onlara hak ettiği değeri vermediğimiz zaman onlar çok üzülür ve   hayal kırıklığına uğrayabilirler.  Babasına hayrı olmayan bir kimsenin, babasına bakmayan, ona merhamet etmeyen kimsenin başkalarına da hayrı olmaz. Başkalarına göstermelik iyi davrananlar  bırakın iyi evlat olmayi iyi insan dahi olamaz. Ne yazık ki kimi menfaatlerini düşünen kimseler babası olmadığı halde, zengin olan kimselere öyle bir yağ çekmektedirler ki sanki karşısındaki babası, sanki o zengin adam bu vefasız evladın çilesini, kahrını çekmiş de bu ilgiyi o adam hak ediyormuş gibi ona  babalık etmeye çalışırlar. Oysa bu davranış ,  o kadar aciz ve o kadar çıkarcı  bir davranıştır ki bu yapan kişi de  karakter  ve kişilik  olduğunu düşünmüyorum. Kişi önce kendi babasına, kendi ciğerine , kendine emek  eden babasına evlatlık etmelidir. Çünkü onu bugünlere getiren, onu kimselere muhtaç etmeden adam eden kişi babasıdır.  Onun için önce babalarımıza iyi davranmalıyız, onların hayır dualarını almalıyız ve onların gönüllerini fethetmeliyiz.

Babalarımızın kalbini asla kırmamalıyız, onu bir başına bırakıp gitmemeliyiz.  Bize ihtiyaçları olduğu zaman her anlarında babalarımızın yanında olmalıyız.  Ona kitaplar hediye etmeliyiz, yaşlandığı zaman o mutlu olsun diye ona sevdiği romanlardan okumalıyız ve  onun  kendisinin evladına  ait olduğunu  babamıza hissettirmeliyiz.  Onu yanımızdan ayırmamalıyız ve ona olan saygımızı  her zaman  en güzel bir şekilde göstermeliyiz.

‘’Çok Zengin Olsaydınız Paralarınızı Nasıl Değerlendirirsiniz?’’ Konulu Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Çok Zengin Olsaydınız Paralarınızı Nasıl Değerlendirirsiniz?’’  Konulu  Bir Kompozisyon Yazınız.

Zengin olmak, kimseye muhtaç olmamak,   istediğin her türlü ihtiyacını karşılamak insanoğlu için  bulunmaz bir hazinedir. Zengin olan kimse başkalarına el açmak zorunda kalmaz tam aksine el açan kimselere yardım eder ve veren el olur. Çünkü veren el olmak, yardımsever olmak dilenci olmaktan her zaman daha iyidir. Çok zengin olsaydım paramı şu şekilde değerlendirirdim.   Çok sayıda ev alırdım . Bu eve  kiracılar koyardım. Kiracılardan aldığım parayı da  hesabıma yatırırdım. Yatırdığım paraları  da şu şekilde avantaja çevirirdim.

Altının fiyatı düştüğü zaman o bankadaki paralarımın hepsine altın alırdım. Yani altın hesabı oluştururdum. Böylece daha çok para kazanmış olurdum.  Daha sonra bu paramın  fazlası ile  de maddi durumu olmayan öğrencilere aylık belli miktarda burs bağlardım. Bu çocukların gelecekte ilim  insanı olmaları için onlara  para vermekten, onlara fayda sağlamaktan asla kaçmazdım. Çünkü ülkemizn geleceğini aydınlatan kimselerin  gençler olduğunu bilir ve yatırımımı da maddi durumu olmayan gençler için yapardım ve bundan da asla pişmanlık duymazdım Böylece ülkeme de faydalı insanların yetişmesinde bir nebze de olsun katkı sağlamak beni mutlu eder.  Param çok olduğu için paralarımı ayrıca şu şekilde değerlendirirdim.  Büyük bir  alışveriş merkezi açardım.  Oradan gelen paralar ile de  kendi doğduğum ilçeye kocaman bir okul yaptırırdım. Bilirdim ki bir ülkenin yükselişi ancak eğitim ve öğretimle sağlanır, okulun olduğu yerde de eğitim öğretim olduğu için okula yatırım yapardım.  Yaptırdığım  okulun  da her türlü ihtiyacını ölene kadar karşılardım ve okula giden çocuklara da  elimden geldiğinde maddi destek sağlardım. Böylece hem ben mutlu olmuş olurdum hem de  kendi vatanımın insanlarına fayda sağlamış olurdum. Yine param çok olduğu için   yaşadığım ve doğduğum şehir olan  İstanbul’a kocaman bir hastane açardım.

Bu hastanenin geliri ile de  İstanbul’da maddi durumu  çok kötü olan ailelere  ev alırdım ve onların maddi açıdan rahat etmesini sağlamak için elimden  gelen her türlü çabayı gösterirdim.  Çünkü beni mutlu eden  en önemli şey maddi durumu olmayanlara yardım etmek, onların eğitim ve öğretimine katkı sağlamak ve bilinçli öğrenciler, başarılı öğrenciler yetiştirilmesini sağlamaktır.  İnsanlığa, dünyaya bir katkım olmasını ve bunu da  yaşamımı  sonuna kadar devam ettirmeyi sağlardım. Yeter ki insanlar mutlu olsun, yeter ki her zaman biz anlayışı ile hayatımızı idame ettirelim ve bundan dolayı da  gerçek mutluluğu yaşamış olarak gece yatağımıza huzur içinde yatardım. Çünkü benim için gerçek mutluluk, manevi huzur ;  yardım etmek, düşenin elinden tutmak ve  her zaman  merhametli olmaktır. İşte bunları yaptığımız zaman mutluluğu çok uzaklarda da aramaya gerek yoktur  diye düşünüyorum.

‘’Zor, İmkansızdan Kolaydır.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Zor, İmkansızdan Kolaydır.’’  Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

İmkansız olan şey her ne ise o gerçekleşmez.  Çünkü yapılan  ya da hedeflenen şeye ulaşılamaz. Çünkü  imkansız olacağı, istenilen şeyin kesinlikle gerçekleşmeyeceği bellidir. Adı üstünde imkansız  denilmiş ve son nokta konulmuştur. Oysa zor olan bir şey imkansız değildir.  Adı üstünde zordur fakat yoğun bir çalışma ile  amaca ulaşılabilir.  Zor olan şey   çalışarak, emek ederek, alın teri dökerek üstesinden gelemeyeceğimiz şeyler  değildir. Yani çözümsüz gibi görünen şeyler yüksek bir gayretle  çözülür. Yeter ki insanın içinde çalışma azmi olsun ve sabırla o dikenli yollardan yürümey devam etsin.

Elbette ortaya koyduğumuz hedeflerimiz vardır, hayallerimiz vardır, umutlarımız vardır. Bunları gerçekleştirmek için ise yapılması gereken, aşılması gereken zorlu süreçler, dikenli yollar karşımıza çıkacaktır. Bu zorlu süreçte önemli olan pes etmeden yolumuza devam etmektir. Yani zorlukların üstesinden her ne pahasına olursa olsun gelmeliyiz. Bunun için de  çok çalışmalıyız, planlı ve programlı çalışmalıyız ve kesinlikle bir  sistemimiz olmalıdır. Kolay olanı her insan başarabilir. Kolay olana ulaşmak da kolaydır zaten. Zor olanı ise herkes başaramaz. Ancak disiplinli bir şekilde durmadan yoluna devam eden, azimle yola koyulanlar zor olanı başar.  Buna en güzel örnek olarak milletimizi zorluklardan kolaylığa çıkaran  ve bize yenilikler getiren Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü verebiliriz.  O zor yıllarda, hiç kimsenin umudu yokken  koca vatanı yeniden inşa etmiştir. Bizlere Cumhuriyeti, demokrasiyi  tanıtmıştır ve  ülkesini baştan yeniden şekillendirmiştir.  O yıllarda ülkeyi kurtarmak bile zor  görünürken  o ve  milletimin  yiğit adamları birlik içinde olup  vatanı kurtarmışlardır. Daha sonra çeşitli inkılaplar yapılmış ve zor gibi görünen şeyler umut ederek, emek ederek gerçekleşmiştir.  Bunun en güzel örneği de dediğim gibi  Mustafa Kemal Atatürk'dür.
Bunun için hayatta her ne olursa olsun  bir şey zor diye onu imkansız gibi görmemeliyiz.

Zor olduğunu bilerek daha çok çalışarak, daha çok didinerek yolumuza  devam etmeliyiz. Zor olanı başarmak ile ilgili şu anlamlı sözü de aklımızın bir köşesinde bulundurmalıyız: ’’Başarının sırlarından biri, geçici başarısızlıkların bizi yenmesine izin vermemektir.’’   Mark Kay.
 İşte bu sözlerden yola çıkarak umutla yola koyulmalı ve zor olanın üstesinden gelmek için var olan gücümüzü, emeğimizi, alın terimizi sonuna kadar harcamalıyız.

‘’Çok Yaşamak Elimizde Değil ama Adımızı Çok Yaşatmak Elimizdedir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Çok Yaşamak Elimizde Değil ama Adımızı Çok Yaşatmak Elimizdedir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

Çok yaşamak ya da az yaşamak kimsenin elinde olan bir durum değildir.  Çünkü kaderimiz,  Yüce Allah tarafından belirlenmiştir.  Çünkü bize verilen  nefesin bile sayısı vardır bu dünyada. Yaşam hem böyle ilginç hem de yaşanılmaya değer yanları ile bir bütündür.  Çok yaşamak insanın elinde olmayabilir fakat adını yaşatmak ise kişinin elinde olan bir şeydir.  İnsan ; insanlık için yaptığı hizmetler ile  topluma faydalı  olarak adını sonsuza kadar yaşatabilir.

Örneğin;  Dünyada devam etmekte olan korona virüse aşıyı bulan iki  bilim insanı aynı zamanda karı koca olan  bu değerli bilim insanları şu anda yaptığı başarılar ile dünyaya adını duyurmuşlardır.  Bu kişilerin Türk olması bizi ayrı mutlu etmekte,   ve gururlandırmaktadır.  İşte böyle  üretken, nitelikli kimseler  hem çalışarak içinde yaşadığı topluma fayda sağlar  hem de kazandığı paralar ile okul, hastane yaparak veya kitap yazarak, veya bir buluşa imza atarak insanlığa  çok faydalı olabilir.   İşte bunlar yapıldığı zaman  hayatta olunmasa bile o kişinin adı hiçbir zaman unutulmaz ve o kişi ya da kişilerden bahsederken yüzümüzde hep bir tebessüm ve gülümseme olur. Bunun için çok çalışmalıyız ki insanlığa, dünyaya bir  katkımız olsun ve ben de bir şey yapabildim, bu dünyadan ayrılırken benim de kalıcı bir imzam var diyebilelim. Ondan dolayı da her zaman  çok çalışalım ve adımızı tarihe yazdıramasak da  yaşadığımız toplumun gönlüne kazınalım. Bu bile insanı onurlandırır ve yaşamdan  mutlu ayrılmasını sağlar. Yeter ki insanlığa, dünyaya bir katkı sağlayarak ayrılalım bu dünyadan. Adım böylece sonsuza kadar yaşamış olur.

Bugün Mehmet Akifler, Atatürkler ve daha nice büyüklerimiz ömür olarak yüzlerce yıl yaşamamışlardır ama hizmetleri ile, ortaya koydukları eserlerle asırlarca unutulmayacaklardır. Bu yüzden adımızı yaşatabilmek için elimizden geldiği kadar vatana, millete hayırlı işler yapmaya çalışmalıyız.

Toplum Hayatında Herkese Düşen Belirli Görevler vardır sözünden yola çıkarak Kompozisyon Yazınız.


Toplum Hayatında Herkese Düşen Belirli Görevler vardır sözünden yola çıkarak Kompozisyon Yazınız.

Toplum hayatında herkese düşen belli görevler vardır. Bu görevler şunlardır:  Sorumlulukları yerine getirmek, başkalarının yaşamına saygı duymak, başkalarının özgürlüğüne müdahale etmemek, insan haklarına saygılı olmak,  Zalim yanında değil zayıf ve güçsüzün yanında olmak,  adil olmak,  doğruları, hak olanı korkmadan haykırabilmek , eşit olmak vb. . gibi. Toplum içinde insanlar üzerine düşen görevi tam anlamı ile yerine getirdiği zaman toplumda kaos ve karmaşa yaşanmaz. 

Böyle olunca da o toplum huzur, mutluluk ve barış içinde yaşar ve yaşamaya da devam eder.  Herkes görevini iyi bir şekilde yerine getirmelidir. Örneğin; öğrenci iyi bir öğrenci olmalı, derslerine iyi çalışmalı, öğretmen nitelikli bir öğretmen olmalı ve öğrencilerini en iyi şekilde  geliştirmeli ve yetiştirmelidir. Yine bir doktor çok iyi ve topluma faydalı bir doktor olmalıdır ki  her şey yolunda gitsin. Yani her meslekteki kişi ya da kişiler üzerine düşeni en iyi şekilde yapmalıdır. Böyle yapıldığı zaman  toplumda sevgi, saygı artar. Birlik, beraberlik ve dayanışma artar. Bunun için her birey  toplum içinde yaşıyorsa, sosyal olmak zorundadır. Sosyal olmak için üzerimize  düşen sorumluluklar hakkı ile yerine getirilmelidir.

Kısacası bir toplumun uyum içerisinde yaşaması, işlerin düzgün biçimde yürüyebilmesi, adaletli bir düzen sağlanabilmesi için herkesin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekir. Bunun için de öğretmenlere büyük görevler düşer. Bilinçli  ve çalışkan , sorumluluklarını bilen ve toplumdaki sorunlara duyarlı olabilen öğrenciler yetiştirilmelidir.  Böyle olduğu zaman da gelecek kuşaklara da bu güzel  yaşam şekli aktarılmış olur ve herkes görevini yerine getirerek adaletli bir dünya oluşturulmuş olur.

‘’ Bilgi Cesaret Verir, Cehalet Küstahlık.’’ Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


‘’Bilgi Cesaret Verir, Cehalet Küstahlık.’’   Sözü İle İlgili  Kompozisyon Yazınız.

Eğitim  insanın gelişmesinde ve ilerlemesinde en büyük aydınlatıcı yoldur.   Çünkü eğitimdir ki bir milleti ya hür yapar ya da köle  ya da köle yapar.  Eğitim insan için olan  en aydınlatıcı öğretim şeklidir. Nitelikli bir eğitimden geçen kimseler hem kendilerine hem de içinde yaşadığı topluma fayda sağlar.  Bizler bilgileri eğitim yoluyla öğreniriz. Aldığımız eğitim bizim  bilgili ya da bilgisiz olduğumuzu  ortaya koyabilir. Bilgili insan cesaretli olur. Çünkü yeni bilgilere açıktır ve yeni şeyler öğrenmekten korkmaz.  Yanlış da yapsa kendini değiştirebilir ve geliştirebilir. Bilgi ile cesaretlenen insan  daha aydınlık yollara ulaşmak için devamlı bilginin peşinde olmaya devam eder ve onun izinden asla ayrılmaz.

Cahil insan ise yeniliklere kapalı bir insandır. Böyle kimseler de yerinde saymaya devam eder ve kalıp, tutucu düşüncelere sahip olur. Cahil insan çok bilmiş havasına girer ve her şeyi biliyorum  düşüncesi içinde yanlış bir  yola girer.  Yaptığı şeylerin doğru olduğunu düşünür ve  kendi düşüncelerinden , kalıplaşmış yargılarından başka hiç bir şeyin doğru olamayacağı düşüncesi ile hareket etmeye devam eder. Bunun için   cahil  olmaktan, yeniliklere kapalı olmaktan uzak durmalıyız. Kendimizi her daim yenilemeliyiz ve öğrenmeye hayat boyu devam etmeliyiz.    Cahil kalıp kendimizi kandırmamalıyız. Bilimin ve ilimin ışığından  ayrılmamalıyız. Bizi aydınlatmaya çalışan, bize yol gösteren, bizim iyiliğimizi isteyen insanlara karşı kaba davranışlarda bulunmamalıyız ve kendimizi olumlu yönde değiştirmek için var gücümüzle  mücadele etmeliyiz   ve cehaletin içinde boğulup kalmamalıyız.

Cehalet ile  ilgili şu sözü de unutmamalıyız: ‘’Cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır fakat ona itiraf ettirmek güçtür.”  Hz. Ali . Bu sözlerden de yola çıkarak  kendimizi, benliğimizi geliştirmeliyiz, sürekli ilmin ışığından yürümeliyiz.