Yusuf İle
Züleyha - Empati Kurmaya Dayalı Sorular Ve Cevapları
1. Yusuf’un yerinde olsaydınız, öz kardeşleriniz tarafından bir kuyuya atıldığınızda neler hissederdiniz?
Cevap: Büyük bir korku, çaresizlik ve hayal kırıklığı yaşardım. En çok da kendimi güvende hissettiğim insanların bana bunu yapmasına üzülürdüm. Çünkü insan en yakınlarından böyle bir şey beklemez. Çünkü aynı evde doğduğun, ortak anılar yaşadığın, kan bağı ile bağlı olduğun candan sevdiğin kişilerdir kardeşlerin. Derin bir üzüntü duyardım. Şok olurdum, hayal kırıklığım olurdu. Belirli bir zaman zorlu bir süreç getirirdim. Daha sonra kendime gelir ve Allah’a sığınırdım. Sabırlı olurdum ve sakin kalmaya çalışırdım. Çünkü insan sakin kalabildiği her şeyin galibidir sözünü aklıma kazırdım ve bunu hayatımda da uygulardım. Yusuf’un yaşadığı bu olay bana insanın en zor zamanlarda bile sabırlı olmayı öğrenebileceğini göstermiştir. Çünkü sabır her derdin ilacıdır.
2. Yusuf’un kardeşleri neden böyle bir kötülük yapmış olabilir? Sizce kıskançlık insanı ne kadar değiştirebilir?
Cevap: Kardeşleri, babalarının Yusuf’a duyduğu sevgiyi ve Yusuf’un gelecekte önemli biri olabileceğini düşünerek kıskançlığa kapılmışlardır. Kıskançlık, insanın mantıklı düşünmesini engelleyebilir ve başkasının mutluluğunu kendi mutsuzluğu gibi görmesine neden olabilir. Bence insan, kıskançlığını kontrol edemediğinde hem başkalarına hem de kendi vicdanına zarar verir. İnsanoğlu çiğ süt emmiştir. Nerede ne yapacağı belli olmaz. Kıskançlık da insanın doğasında olan bir durumdur. En basit örnek verecek olursak günlük yaşamımızda bile yaşıyoruz bu durumu. Önemli olan bunu abartmamak ve kişiye zarar vermemek ve bir an önce kendine gelip Allah’a sığınmaktır.
3. Yakup Peygamber’in yerinde olsaydınız, oğullarınızın Yusuf’a zarar vereceğini hissetmenize rağmen onu onlarla gönderebilir miydiniz?
Cevap: Çok zorlanırdım. Bir baba olarak çocuğumu korumak isterdim. Ancak diğer çocuklarımın da bana güvenmesini ve aralarındaki kıskançlığın daha fazla büyümemesini düşünürdüm. Yakup Peygamber’in yaşadığı durum, bazen insanın sevgisiyle kaygıları arasında zor seçimler yapmak zorunda kaldığını gösterir
4. Yusuf’un kuyuya atıldıktan sonra umudunu kaybetmemesi bize ne öğretir?
Cevap: Hayatta karşılaştığımız zorlukların her zaman sonumuz olmadığını öğretir. Yusuf’un kuyusu, onun için bir son gibi görünse de aslında Mısır’a uzanan yolun başlangıcıdır. Ben de zor zamanlarımda yaşadığım olayların gelecekte nasıl sonuçlanacağını bilemeyeceğimi düşünerek umudumu korumaya çalışırdım. Umuda kelepçe vurulmayacağını, umutlu olmanın insana güzel günler göstereceğini anlatır.
5. Yusuf’un köle olarak satılması, onun insan olarak değerini azaltır mı? Neden?
Cevap: Hayır, azaltmaz. Bir insanın değeri sahip olduğu para, makam veya özgürlükle ölçülemez. Yusuf köle olarak satılsa bile dürüstlüğünü, güzelliğini ve ahlaki değerlerini kaybetmemiştir. Bu olay, insanların dış koşullarına bakarak onları küçümsemenin yanlış olduğunu gösterir. Önemli olan insanın hayata karşı duruşudur. Güvenilir, dürüst ve onurlu olmasıdır.
6. Züleyha’nın gördüğü rüyadaki kişiyi Potifar sanması ve sonradan yanıldığını anlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Züleyha’nın yaşadığı durumun, beklentilerinin gerçeğin önüne geçmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. İnsan bazen çok istediği bir şeyi, karşısındaki kişide görmek ister ve işaretleri kendi arzularına göre yorumlar. Züleyha’nın yanılması bana, önemli kararlar verirken yalnızca hayallerimize değil, gerçeklere de dikkat etmemiz gerektiğini düşündürüyor.
7. Züleyha’nın Yusuf’a duyduğu aşkı nasıl değerlendiriyorsunuz? Onun duygularını anlamak, davranışlarını haklı bulmak anlamına gelir mi?
Cevap: Züleyha’nın yoğun duygular yaşadığını ve Yusuf’u aklından çıkaramadığını anlayabiliyorum. Ancak bir insanın duygularını anlamak, onun her davranışını doğru bulmak demek değildir. Yusuf’un kendi iradesine ve değerlerine saygı gösterilmesi gerekirdi. Bence gerçek sevgi, bir başkasını kendi isteğimize göre yönlendirmek değil, onun özgürlüğünü de kabul edebilmektir ama burada ilginç bir durum vardır çünkü Yusuf’a yüce Allah tarafından verilmiş olağanüstü bir güzellik vardı.
8. Yusuf’un “Allah’ım bana istememeyi isteyebilmeyi öğret.” duasından ne anlıyorsunuz?
Cevap: Bu duadan, insanın yalnızca kötü olduğunu bildiği şeylerden uzak durmayı değil, onları istememeyi de öğrenmesi gerektiğini anlıyorum. Yusuf, kendi iradesini korumak ve nefsine yenilmemek için Allah’tan yardım istemektedir. Bu söz bana, insanın güçlü olmasının yalnızca arzularına ulaşmasıyla değil, gerektiğinde onlardan vazgeçebilmesiyle de ilgili olduğunu düşündürüyor.
9. Mısırlı kadınlar, Züleyha’yı Yusuf’a duyduğu aşktan dolayı ayıplarken sizce onun ne hissettiğini anlamaya çalışmışlar mıdır?
Cevap: Büyük ihtimalle kendi düşüncelerine odaklanmış ve Züleyha’nın duygularını anlamaya yeterince çalışmamışlardır. İnsanlar bazen başkalarını yargılarken onların neler yaşadığını bilmediklerini unuturlar. Züleyha’nın yaşadıkları, birini eleştirmeden önce onun duygularını ve içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmanın önemini gösterir. Bununla birlikte empati kurmak, yanlış davranışları görmezden gelmeyi gerektirmez.
10. Yusuf, Züleyha’nın odasından çıkmaya çalışırken gömleğinin arkadan yırtılması size ne ifade ediyor?
Cevap: Bu olay, gerçeğin bazen küçük bir ayrıntıyla ortaya çıkabileceğini düşündürüyor. Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtılması, onun kaçmaya çalıştığına işaret eder. Bence bu sahne, insanları suçlarken acele etmemek ve olayları bütün yönleriyle değerlendirmek gerektiğini anlatır.
11. Yusuf’un işlemediği bir suç yüzünden zindana atılmasına ne hissederdiniz?
Cevap: Çok üzülür ve haksızlığa uğradığımı düşünürdüm. Doğruyu söylediğim hâlde kimsenin bana inanmaması, kendimi yalnız hissetmeme neden olurdu. Ancak Yusuf’un sabırlı tutumu bana, insanın haklı olmasının her zaman hemen anlaşılmayabileceğini hatırlatıyor. Bu nedenle haksızlık karşısında umudumu kaybetmeden doğruluktan ayrılmamaya çalışırdım.
12. Şerbetçinin Yusuf’a verdiği sözü unutması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Şerbetçinin Yusuf’un yardımını unutması, insanın kendi hayatı düzeldiğinde kendisine destek olan kişileri ihmal edebileceğini gösteriyor. Yusuf, onun rüyasını yorumlayarak yardımcı olmuştur; buna rağmen şerbetçi uzun süre Yusuf’tan söz etmemiştir. Bu durum bana, verdiğimiz sözlerin sorumluluk gerektirdiğini ve zor zamanlarımızda bize yardım eden insanları unutmamamız gerektiğini düşündürüyor. Yani vefalı olmak gerekir.
13. Firavun’un rüyasını kimsenin yorumlayamaması, fakat Yusuf’un doğru yorumu yapması sizce neyi gösterir?
Cevap: Bu olay, gerçek bilginin ve yeteneğin insanın dış görünüşüne ya da bulunduğu makama bağlı olmadığını gösterir. Yusuf zindanda olmasına rağmen önemli bir sorunu çözebilecek bilgiye sahiptir. Bence insanları bulundukları konuma göre değerlendirmek yerine, yeteneklerine ve karakterlerine bakmalıyız.
14. Yusuf, kendisine kötülük yapan kardeşleriyle yeniden karşılaşsaydı sizce onlara nasıl davranırdı?
Cevap: Yusuf’un sabırlı ve ahlaklı kişiliğini düşündüğümde, kardeşlerine karşı öfke duymak yerine onları anlamaya ve yaşananları geride bırakmaya çalışabileceğini düşünüyorum. Ancak affetmenin kolay olmadığını da kabul etmek gerekir. Bence affetmek, yapılan kötülüğü doğru bulmak değil, geçmişteki acının geleceğimizi yönetmesine izin vermemektir. İyi davranırdı ama mutlaka arasına mesafe koyardı ama bir daha asla ve asla kardeşlerine güvenmezdi. Çünkü bir kere yıkılan güven bir daha geri gelmez.
15. Züleyha’nın sonunda Yusuf’un masum olduğunu kabul etmesi sizce neden önemlidir?
Cevap: Çünkü Züleyha, kendi itibarını korumak yerine gerçeği söylemeyi seçmiştir. Yusuf’un suçsuzluğunu kabul etmesi, onun sorumluluk alması açısından önemlidir. Bu davranış bana, insanın yaptığı hataları kabul etmesinin bir zayıflık değil, cesaret göstergesi olduğunu düşündürüyor.Pişmanlık iyi bir şeydir. Zararın neresinden dönülse kârdır.
16. Yusuf’un zindandan çıkarılıp Mısır’a yönetici olması size hayat hakkında ne düşündürüyor?
Cevap: Hayatın her zaman beklediğimiz şekilde ilerlemediğini düşündürüyor. Yusuf önce kardeşleri tarafından kuyuya atılmış, sonra köle olarak satılmış ve haksız yere zindana gönderilmiştir. Buna rağmen bilgisi, sabrı ve dürüstlüğü sayesinde önemli bir konuma gelmiştir. Bu durum, yaşadığımız zorlukların geleceğimizi bütünüyle belirlemediğini gösterir.
17. Sizce Yusuf ile Züleyha arasındaki hikâyenin temelinde aşk mı, sabır mı, yoksa kader mi vardır?
Cevap: Bence hikâyede bu üç unsur da önemlidir. Züleyha’nın Yusuf’a duyduğu aşk olayların duygusal yönünü oluştururken Yusuf’un sabrı onun ahlaki gücünü gösterir. Kader ise karakterlerin kontrol edemedikleri olaylar arasındaki yolculuklarını şekillendirir. Hikâyenin asıl etkileyici yönü, insanın arzuları ve yaşadığı acılar karşısında nasıl bir karakter ortaya koyduğudur.
18. Kitabın adı olan Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün sizce ne anlatmaktadır?
Cevap: Bence bu ifade, insanın içinde taşıdığı ama her zaman dile getiremediği derin acıları ve özlemleri anlatmaktadır. Yusuf’un ailesinden ayrılması, haksızlığa uğraması ve Züleyha’nın karşılıksız kalan beklentileri farklı türde hüzünler doğurur. Kalbin üzerinde titreyen hüzün, insanın sevgiyle, ayrılıkla, sabırla ve umutla kurduğu hassas ilişkiyi simgeliyor olabilir.
19. Yusuf ile Züleyha hikâyesinde empati kurmak neden önemlidir?
Cevap: Çünkü empati kurduğumuzda karakterlerin yalnızca davranışlarını değil, bu davranışların arkasındaki duyguları da anlamaya çalışırız. Yusuf’un acısını, Yakup’un kaygısını, Züleyha’nın hayal kırıklığını ve kardeşlerin kıskançlığını ayrı ayrı değerlendirebiliriz. Böylece olayları tek bir açıdan yorumlamaktan kaçınırız. Ancak empati kurarken adalet ve ahlak ilkelerini de göz önünde bulundurmalıyız.
20. Bu kitaptan kendi hayatınıza hangi dersi çıkarırdınız?
Cevap: Bu kitaptan sabırlı olmayı, kıskançlık duygusunu kontrol etmeyi, haksızlık karşısında doğruluktan ayrılmamayı ve insanları hemen yargılamamayı öğrenirdim. Ayrıca sevginin başkasına sahip olmak anlamına gelmediğini, gerçek sevginin saygı ve anlayış gerektirdiğini düşünürdüm. En önemlisi, bugün yaşadığım zorlukların yarın nasıl bir anlam kazanacağını her zaman bilemeyeceğimi hatırlardım. Her ne olursa olsun iyilikten yana olmayı tercih etmeliyiz.