Kısa hikaye örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kısa hikaye örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Saban, Kesişmek, Gülistan, Bir Yana Bırakmak, Hırçın, Komik Kelimelerinin İçinde Olduğu Bir Hikâye Yazınız.

 Saban, Kesişmek, Gülistan, Bir Yana Bırakmak,  Hırçın, Komik Kelimelerinin İçinde Olduğu Bir Hikâye Yazınız.


 

Bu sabah erken kalkmıştım. Normal zamanlarda hafta sonu uykuyu daha fazla uyumak için can atardım ama her nedense bu sabah güneş doğmadan kalkmıştım. Rüyamda gördüğüm uzaylılar beni erken uyandırmış ve korku ile irkilmiştim. Daha sonra Güneş’in doğuşunu seyretmeye koyuldum. Nasıl bir güzellikti o. Bu güzelliği gördükten sonra aslında nasıl güzel bir anı kaçırdığımızın da farkına vardım. Annem sabah namazını kılmış, babam namazını kılmış içeri odada kuran okuyorlardı. Kardeşim Gülistan ise yatağında öyle güzel uyuyordu ki ona bakmaya doyamadım. 


Benim adım İhsan. Yaşım on iki, yaşadığım memleket Diyarbakır. Benim memleketim yazları çok sıcak olur. Memleketimin adını duyduğunuzda canınızın karpuz istediğini duyar gibi oldum. Bu arada  Babamın adı Mustafa, annemin adı ise Şükran. Biz dört kişilik bir aileyiz. Babamın mesleği çiftçilik, anneminki ise ev hanımlığı. Her neyse konuma devam edeyim. Annem ve babam  kuran okumasını bitirdikten sonra annem mutfağa gitti. Çay çoktan demlenmişti. Hep birlikte kahvaltımızı yaptık.  Babam çiftçi olduğu için tarlaya gidecek ve güneşin alnında akşama kadar tarlamızdaki işleri görecekti. Sabah babamla birlikte yola koyulduk ve tarlamıza vardık. 


Babam eline sabanı aldı ve tarlamızı bir güzel sürdü. Tarladaki ürünün güzel ve  kaliteli olması için ona iyi bakılması gerekirdi. Annem evde kalmış, Gülistan da bizimle birlikte geleceğim diye son dakika arkamızdan gelmişti.  Babam çalışırken ben de babama yardım ediyordum. Biz yorulduğumuz zaman Gülistan bize su veriyor ve elindeki beyaz ve temiz olan bir bezle de babamın alnının terlerini siliyordu.


 Bu babamın çok hoşuna gitmişti. Babam elindeki sabana bir kenara bırakıp Gülistan’ı kucağına alıp onu sevmeye başladı. Babam onu sevdikçe ben de Gülistana sarılmaya başladım.  Kardeşim çok komik ve tatlı bir kızdı. Onun yaşı henüz beşti. Gülistan ile ilgilenmeyi bırakıp işimize  devam ettik. Gülistan’da bir köşede uyuyakalmıştı. Biz ise işe devam ederken az sonra büyük bir ses duyduk. Bu korku ve acının sesiydi.






 Gülistan acı içinde kıvranıyor ve ağlıyordu. Babam koşarak onun yanına gitti. Yanına vardığımızda bir de ne görelim? Aman Allah’ım o da neydi öyle! Koca taşın altından çıkan bir akrep gülistanın üstündeydi. Anlaşılan kardeşimi sokmuştu bu kötü hayvan. Babam hemen kardeşimi kucağına alarak arabaya bindirdi ve doğru hastaneye yola koyulduk.


  Yolda Mehmet Amcanın arabası ile yolumuz kesişti ve babam onlarla fazla konuşmadan yoluna devam etti. Hastaneye gelmiştik. Babam canım kardeşimi hemen hastaneye getirdi. Doktor amcalar ve hemşire ablalar kardeşimle ilgilenmeye başladılar. Kardeşimi  o halde görünce dayanamayıp orada ağlamaya başladım. 





Babam elini omuzuma atarak bana sarıldı ve kardeşine bir  şey olmayacak oğlum korkma dedi. Az sonra kardeşim ile ilgili haber geldi. Allahtan kardeşimi sokan akrep zehirli değildi. Şükürler olsun benim tatlı mı tatlı hırçın mı hırçın canım kardeşim kurtulmuştu. Babamla tarlaya giderken bir daha onu yanımızda getirmedik, kardeşim sadece annem de geleceği zaman bizimle geldi ve böylece kötü bir anıyı bir daha yaşamadık.

Kayıp Silgi İle İlgili Bir Hikaye Yazınız.

Kayıp Silgi İle İlgili Bir Hikaye Yazınız.

Okullar açıldığı için artık sıkıcı günler geride kalmıştı. Hasretle beklediğimiz sınıfımıza, arkadaşlarımıza sonunda kavuşmuştuk. Ailem kırtasiye ihtiyaçlarımı aldığı için çok şükür ki derslerimde araç gereç eksiğim yoktu. Ben üçüncü sınıfa gidiyorum ve adım Miray. Sınıf arkadaşlarımın çoğu da kırtasiye malzemelerini almıştı fakat elbette maddi durumu olmayan arkadaşlarımız her şeyi alamamıştı.

 

Yine günlerden okul zamanıydı. Kahvaltımı yapıp okula gittim. Güzide Öğretmen saçlarını lüle lüle yapmış  ve tüm ihtişamı ile sınıfa girmişti. Çok güzeldi bugün de yine. Dersimiz Türkçeydi. Öğretmen bir okuma parçasını bize yazdırmaya başlamıştı. Yazarken bir kelimeyi yanlış yazan Tuğçe yanlış yazdığı yeri silmek için çantasında silgisine baktı. Çantasında silgisini bulamayınca ağlamaya başladı. Öğretmenimiz olanları anlayınca onu ağlamaması için teselli etti. Ben sana daha güzelini alırım üzülme güzel yavrum dedi. Arkadaşımız ise o silginin onun için çok kıymetli olduğunu ve geçen yıl kaybettiği dedesinin ona hediye aldığını söyledi.



 

 Çok güzel bir silgiydi onun silgisi. Kocamandı ve içinde dört çeşit renk vardı . Sınıftaki en güzel silgi Tuğçe'nindi. Dedesinin armağanı olduğu için başka silgi almamıştı, dedem bitene kadar bu silgiyi kullan başka silgi alma kızım diye tembih etmişti önceki yıl. O da onun için silgisini çok seviyordu. Tuğçe üzülmeye devam etti ve teneffüste bir köşede sessizce ağlamaya başladı. Silgi değildi onu üzen aslında. Dedesini kaybetmiş olmasıydı. Dedesinin eli değmişti o küçücük rengarenk silgiye.  Sanki dede kokuyordu silgide. Dedesinin o merhametli bakışları, yavrum diye onun başını okşayışı, onu sarması ve ona harçlık vermesi vb...   Tuğçe’nin asıl derdi buydu işte. Çok seviyordu dedesini ve onu kalp krizinden dolayı kaybettiği için çok üzülüyordu. Onun bu durumuna çok üzüldüm .

 

Daha sonra lavaboya doğru koştum. Giderken yerde gözüme bir şey ilişti. O kocaman , rengarenk silgi yerdeydi. Aman Allah'ım! Bir silgi buldum diye bu kadar mutlu olacağımı deseler kesinlikle inanmazdım. Amaç birini mutlu etmek olunca hele hele o kişi arkadaşınsa iş başka oluyormuş.  Önce şaşırdım ve sonra sakinleşip silgiyi alarak koşar adımlarla sınıfa koştum. Silgisini, en kıymetlisini verecektim ona. Belki dedesini geri getirmezdi bu silgi ama onu hatırlayacak bir şeyinin olması onu tekrar mutlu edebilirdi. Heyecanla içeri girdim ve gülümseyerek yanına koştum. O da bana baktı ve elimdekini görür görmez çok mutlu oldu. Kayıp silgi bulunmuştu.

 Arkadaşım bana çok teşekkür etti. Mutluluktan, gözleri doldu ve bana sımsıkı sarıldı. Biliyor musun? Miray bu bana dedemi hatırlatıyor, onunla parkta oynayışımı, beni kovalayıp güldürmesini, bana çeşitli oyuncaklar alıp beni mutlu edişini dedim. Anlamıştım zaten demedim. Sadece içten bir şekilde gülümsedim ve haklıymışım dedim kendi kendime. O mutlu olunca  ben de çok mutlu oldum. Dedem hayatta olduğu için bir kez daha şükrettim ve arkadaşımın silgisini bulduğum için o gün çok güzel bir şekilde uyudum.