Konuşma Eğitiminde Öğretmenin Rolü

Okul çağına giren çocuk ana dilinin yapısını, kalıplarını büyük ölçüde öğrenmiştir. Okulların sözlü anlatımdaki görevi; çocukların edindikleri ana dilini geliştirmek, belirli bir düzen içinde hatalarını düzelterek onlara ana dilin yapı ve işleyişini sezdirmektir.

Bu işi ana dilin yapısı ve işleyişinin tam ve doğru öğretilebilmesi için öğrencilerin dilinin iyice tanınması şarttır. Dilin tanınması öğrencinin sınıf etkinliklerinde bol bol konuşturulması ile mümkün olur. Öğrencilerin bol konuşma temrinleri yapması ise öğretmenlerin konuşma yapan öğrenciye karşı takınacağı tavra bağlıdır.

Öğretmen, sözlü anlatım etkinliklerini düzenlerken öğrenci katılımını artıracak bir anlayışla hareket etmeli, her türlü sözlü eğitim uygulamasında öğrencileri merkeze almalıdır. Çok konuşan değil çok konuşturan bir öğretmen profili oluşturmalıdır.

Öğrencilerin akıcı ve doğru düzgün bir konuşma becerisi kazanıp kazanmamaları, çoğu zaman öğretmenin tutumuna bağlıdır. Güzel ve doğru konuşmayan, öğrencilere söz hakkı vermeyen ve onların konuşmalarına sık sık müdahale eden öğretmen, öğrencilerine iyi bir konuşma alışkanlığı kazandıramaz.

Özellikle İlk sınıflarda, öğrencilerin konuşması sabırla dinlenmeli, hataları belli bir program çerçevesinde düzeltilmelidir. Bu düzeltmeler yapılırken öğrencilerin konuşmaya karşı tutuk ve çekingen bir tutum geliştirmemesine özellikle dikkat edilmelidir.

Böyle hareket edildiğinde aşırı ölçüde düzeltmeyle karşı karşıya kalan öğrenciler hata yapmak endişesiyle konuşmama yolunu tercih edebilirler; bu da öğretmenlerin öğrencilerinden dönüt almasının yolunu tıkar ve onları tanımasına engel olur. Birçok öğrencinin sınıf etkinliklerine sözel olarak katılmayışlarının ve en basit sorulara bile cevap vermek istemeyişlerinin altında yatan sebep budur. Bu hatalı tutum yüzünden okullarımız anlayan, fakat konuşmayan öğrencilerle doludur.

Öğrenciler, cesaretleri kırılmadığı sürece konuşmaya heveslidirler. Bunun için başlangıçta, öğrencilerin alıştıkları biçimde konuşmalarına imkân verilmelidir.

Bazı öğrenciler sınıf önünde konuşmaktan kaygılanabilirler. Öğretmenler bu tür öğrencilerle dersten önce ilgilenebilir, derste ele alınacak konu ile ilgili olarak bu öğrencileri psikolojik bakımdan hazırlayabilir ve sınıf önünde konuşmaktan çekinmeye sebep olan korkularının yersiz olduğu hususunda öğrencileri ikna edebilir; hatta ele alınacak konu ile ilgili ipuçları verebilir.

“Derslerde telâffuz çalışmaları, okuma metinlerinden konuşma metinlerine doğru bir gelişme seyri izlemelidir. İlk yıllarda okuma metinleri yer almalı, zaman ilerledikçe konuşma metinlerine ağırlık verilmelidir. Eğer bazı sesleri çıkarmakta zorluk çeken yahut yanlış söyleyen öğrenciler varsa bu öğrenciler üzerinde ders dışında da bireysel çalışmalar yapılmalıdır.” (Kırkkılıç,  Külekçi, Gündüz, Canım,  Çelik, Alyılmaz,  1999)

Yrd.Doç.Dr. Mehrali Calp

0 Comments:

Yorum Gönder

Deneme