Kıssadan hisse örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kıssadan hisse örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nokta Kadar Menfaat İçin Virgül Gibi Eğilme Sözü İle İlgili Kıssadan Hisse

 

Nokta Kadar Menfaat İçin Virgül Gibi Eğilme Sözü İle İlgili Kıssadan Hisse


Kasabanın birinde  guruna çok düşkün olan onurlu bir terzi yaşarmış. Kasabada yaşayan insanlar  ona “Dik Duruşlu İsmail” dermiş. Çünkü ne kimseye borçlu kalırmış ne de kimseye gereksiz yere eğilirmiş. Yani hayata karşı bir duruşu varmış ve onun hayat amacı da dik duruşlu olmak, üçe beşe karakterinden ödün vermemekmiş.


Bir gün kasabanın en zengin adamı  İsmail’in dükkânına  gelmiş. Zengin adam etrafa  kibirli kibirli bakmış ve İsmail2e dönerek şunu demiş:

— “İsmail! Bana bir takım elbise dikeceksin. Ama öyle sıradan değil. Herkes anlayacak ki en pahalı kumaş bende.”

İsmail  de bunun üzerine adamın  beden ölçüsünü almış, çıkan bilgileri not almış. Tam adam çıkacakken  cebinden küçük bir kese çıkarmış:


— “Bak İsmail, şu karşı dükkândaki terziyi de herkes övüyor. Ama ben seni seçtim. Eğer onun müşterilerine biraz laf sokarsan… şu kesedekiler de senin.”

Kese şıngırdamış. İçinde  altınlar  vermiş.

İsmail bir an durmuş. Sonra keseye bakmış, sonra zengine.

— “Bu kaç altın?” diye sormuş.

— “Üç tane. Küçük bir laf için yeter.”


İsmail gülmüş:

— “Ben iğneyle kumaş birleştiririm, insanları değil. Üç altın için ağzımı eğmem.”

Zengin alaycı bir şekilde:

— “Alt tarafı üç altın! Bu kadar da gurur olmaz.”

İsmail cevap vermiş:

— “Beyim, mesele üç altın değil. Mesele, bugün üçe eğilirsem yarın beşe, öbür gün ona eğilirim. Eğile eğile bir bakarım ki dükkânda dik duran tek şey askı kalmış.”

Zengin  çok şaşırmış ve sinirlenmiş, yüzü kıpkırmızı olmuş. Homurdanarak dükkandan çıkmış.


Aradan haftalar geçmiş. Zengin adamın işi bozulmuş. İnsanlar onun dedikoducu ve kibirli olduğunu fark etmiş. Müşterileri azalmış.

Ama İsmail’in dükkânı dolup taşmış. Çünkü kasabada bir söz yayılmış:

“İsmail’in beli eğilmez, sözü satılmaz.”

Bir gün aynı zengin, bu kez daha mütevazı bir şekilde gelmiş:

— “İsmail… Bana yine bir takım diker misin?”

İsmail tebessüm etmiş:


— “Tabii dikerim. Kumaşı getir. Ama bu dükkânda ölçü belden alınır, karakterden değil.” Diyerek yine cevabını zengin adama çok güzel bir şekilde vermiş. İşte bu kıssadan hissede kişi her zaman karakterli olmalıdır. Üç beş kuruşluk menfaat için kişiliğinden ödün vermemelidir.

Adaletin Önemi İle Kıssadan Hisse

 

 

Adaletin Önemi İle Kıssadan Hisse

 

Çok eski yıllarda İngiltere’de bir gelenek varmış. Bu gelenek şu şekildeymiş. Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınır ve bu herkese duyurulurmuş. Bir asil öldüğünde kilisenin çanı iki kez çalınırmış. Kralın bir yakını öldüğünde üç kez, Kral öldüğü takdirde ise dört kez çalınırmış. Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış. Ahali merak içinde kalıp, papaza koşmuş.

 

“Ey Papaz Efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki, o ölünce çan beş kez çalınsın.”

Papaz yanıt vermiş:

“Kraldan daha önemli bir şey var!...

“Adalet öldü.”

 

 Bir küçük not: Adaletin olmadığı yerde ahlak yoktur, adaletin olmadığı yerde hak, hukuk gibi kavramların yerini şiddet, güç ve adaletsizlik almıştır. Adalet ölürse her şey ölür. Onun için birimize yapılan bir hukuksuzluğa sessiz kalmamalıyız. Çünkü adalet hepimize gereklidir.  Adaletli olunan toplumlar güçlü olur, mutlu olur. Adaletin olmadığı toplumlar ise mutsuz  olur ve geri kalır.