Türk İnkılabına Bakışlar Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Türk İnkılabına Bakışlar Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları



1.Peyami Safa’ya göre Osmanlı Devleti’ni kurtarmak amacıyla ortaya çıkan fikir akımları nelerdir ve bu akımların ortak yönü nedir?

Cevap:
Peyami Safa’ya göre Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük olmak üzere dört temel fikir akımı ortaya çıkmıştır. Bu akımların her biri devleti kurtarmayı amaçlamaktadır. Aralarında bazı farklılıklar olsa da tamamen birbirlerinden kopuk değillerdir. Ortak noktaları, Osmanlı Devleti’nin gerileyişine çözüm aramaları ve Batı karşısında bir çıkış yolu bulmaya çalışmalarıdır. Kimisi Batı’yı yalnızca bilim alanında örnek almayı savunurken kimisi kültürel anlamda da Batılılaşmayı istemiştir. Ancak hepsi devletin ayakta kalması için değişimin gerekli olduğunu kabul etmektedir.

 

2.Peyami Safa, Türk inkılâbını neden önceki hareketlerden daha farklı görmektedir?

Cevap:
Peyami Safa’ya göre Türk inkılâbı, Tanzimat’tan itibaren ortaya çıkan düşüncelerin devamı olsa da onlardan daha gerçekçi ve kapsamlıdır. Çünkü Türk inkılâbı belirli bir hayal ya da teoriye değil, doğrudan hayatın ihtiyaçlarına dayanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen bu değişimler toplumun gerçek sorunlarına çözüm üretmeyi hedeflemiştir. Bu nedenle inkılâp hareketi akılcı, uygulanabilir ve çağın şartlarına uygun bir yapıya sahiptir.

 

3.Peyami Safa’ya göre Batı medeniyetinin gelişmesinin temel nedeni nedir?

Cevap:
Peyami Safa’ya göre Batı’nın gelişmesinin temel nedeni akılcılığı benimsemesidir. Avrupa, Eski Yunan düşüncesine dönmüş, bilimsel düşünceyi ve felsefeyi geliştirmiştir. Özellikle Farabi ve İbn Sina gibi İslam düşünürlerinden etkilenerek bilimsel ilerleme sağlamıştır. Batı, dini düşünceyi tamamen reddetmeden aklı ön plana çıkarmış ve bilimsel çalışmaları desteklemiştir. Böylece hem kültürel hem bilimsel açıdan gelişmeyi başarmıştır.


 

4.Yazar, İslam dünyasının gerilemesini hangi nedenlere bağlamaktadır?

Cevap:
Peyami Safa’ya göre İslam dünyası başlangıçta bilimsel ve akılcı bir yapıya sahipti. Yunan felsefesinden çeviriler yapılmış, bilimsel çalışmalar desteklenmişti. Ancak zamanla mistik düşünce ön plana çıkmış ve akılcı yaklaşım geri plana itilmiştir. Gazali, İbn Arabi ve Mevlana gibi düşünürlerin etkisiyle felsefe önemini kaybetmiş, bu durum bilimsel gelişmeyi yavaşlatmıştır. Böylece İslam dünyası Batı’nın gerisinde kalmaya başlamıştır.

 

5.Peyami Safa’nın Batılılaşma anlayışı nasıldır? Açıklayınız.

Cevap:
Peyami Safa’ya göre Batılılaşma yalnızca bilimsel gelişmeleri almakla sınırlı olmamalıdır. Avrupa’nın kültürel ve düşünsel yapısı da örnek alınmalıdır. Ancak bu körü körüne bir taklit değildir. Türkiye, Batı’nın akılcı ve bilimsel yönünü benimserken kendi kültürel değerlerini de korumalıdır. Özellikle Doğu’dan gelen sezgisel ve manevi yön tamamen kaybedilmemelidir. Böylece dengeli bir medeniyet anlayışı oluşturulabilir.

 

6.Peyami Safa’ya göre şehirleşme neden önemlidir?

Cevap:
Yazara göre şehirleşme, medenileşmenin temel şartlarından biridir. Şehir hayatı insanlara düzen, eğitim, kültür ve gelişim imkânı sağlar. Taşralı yaşam biçimi ise toplumun ilerlemesini yavaşlatabilir. Bu nedenle Türkiye’nin modernleşebilmesi için şehirleşmeye önem vermesi gerektiğini savunmaktadır. Şehirleşme sayesinde toplum hem ekonomik hem kültürel açıdan gelişecektir.

 

7.Türk inkılâbının Tanzimat’tan itibaren başlayan bir sürecin devamı olduğu düşüncesini açıklayınız.

Cevap:
Peyami Safa’ya göre Türk inkılâbı bir anda ortaya çıkmış bir hareket değildir. Tanzimat döneminden itibaren Osmanlı aydınları Batılılaşma, eğitim reformu, hukuk değişiklikleri ve modernleşme üzerine düşünmeye başlamıştır. Harf devrimi, medeni hukuk ve Batılı eğitim sistemi gibi fikirler de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde ise bu düşünceler daha güçlü ve sistemli şekilde uygulanmıştır. Bu nedenle Türk inkılâbı uzun bir değişim sürecinin sonucudur.

 

8.Eserde medeniyet kavramı nasıl ele alınmaktadır?

Cevap:
Eserde medeniyet yalnızca teknolojik ilerleme olarak görülmemektedir. Medeniyet; bilim, kültür, düşünce yapısı ve yaşam biçimini kapsayan geniş bir kavram olarak ele alınmaktadır. Peyami Safa’ya göre bir toplumun gelişebilmesi için akılcılığı benimsemesi, şehirleşmesi ve eğitim alanında ilerlemesi gerekir. Ancak manevi değerlerin tamamen yok edilmesi de doğru değildir. Bu nedenle medeniyet anlayışında denge önemlidir.


 

9.Peyami Safa’nın Doğu ve Batı hakkındaki düşüncelerini açıklayınız.

Cevap:
Peyami Safa’ya göre Batı tek bir medeniyet anlayışına sahiptir ve temellerini Eski Yunan, Roma ve Hıristiyanlıktan alır. Doğu ise kendi içinde farklı kollara ayrılmaktadır. İslam dünyası aslında Batı medeniyetinin bazı temellerini taşımaktadır. Ancak zamanla akılcı düşünceden uzaklaştığı için geri kalmıştır. Batı ise aklı ve bilimi ön plana çıkararak ilerlemiştir. Bu nedenle Türkiye’nin Batı’yı örnek alması zorunlu bir medeniyet değişimidir.

 

10.“Türk İnkılâbına Bakışlar” eserinin temel mesajı nedir?

Cevap:
Eserin temel mesajı, Türk inkılâbının zorunlu bir medeniyet değişimi olduğudur. Peyami Safa’ya göre Türkiye’nin çağdaşlaşabilmesi için Batı’nın bilimsel ve kültürel yönlerini benimsemesi gerekmektedir. Ancak bu süreçte tamamen kimliksizleşmek değil, kendi manevi ve kültürel değerlerini de koruyarak ilerlemek önemlidir. Türk inkılâbı, Tanzimat’tan beri süregelen değişim düşüncesinin en güçlü ve akılcı sonucu olarak görülmektedir.

Okçu’nun Yolu Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Okçu’nun Yolu Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları


1. Tetsuya’nın başlangıçtaki yaşam tarzı onun karakteri hakkında neyi göstermektedir?

Cevap:
Tetsuya’nın başlangıçta sarhoş, sorumsuz ve boş bir yaşam sürmesi, onun hayatında bir amaç ve disiplin olmadığını göstermektedir. İçki ve eğlenceye düşkün olması, potansiyelini kullanamadığını ve kendini geliştirmediğini ortaya koyar. Ancak daha sonra bir ustayla tanışması, onun değişim ve öğrenmeye açık bir karaktere sahip olduğunu gösterir. Bu durum, insanın doğru yönlendirmeyle hayatını tamamen değiştirebileceğini kanıtlar.

 

2. Tetsuya’nın okçuluk ustasıyla karşılaşması onun hayatını nasıl değiştirmiştir?

Cevap:
Usta ile karşılaşması Tetsuya’nın hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Ustanın bilgeliği sayesinde sadece ok atmayı değil, aynı zamanda disiplinli yaşamayı öğrenmiştir. Fiziksel bir beceriden çok, zihinsel ve ruhsal bir gelişim sürecine girmiştir. Bu süreç sonunda ün kazanmış ancak asıl önemli olanın başarı değil, karakter gelişimi olduğunu anlamıştır. Böylece hayatına anlam kazandıran bir yolculuğa başlamıştır.

 

3. “Okçu’nun Yolu”nda dostluk kavramı nasıl açıklanmıştır?

Cevap:
Tetsuya’ya göre dostluk, insanın hayatını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Kişi, kendisini geliştiren, pozitif ve hedefi olan insanlarla arkadaşlık yapmalıdır. Çünkü çevresindeki insanlar onun karakterini ve başarısını şekillendirir. Hedefsiz ve olumsuz kişiler ise insanı geriye çeker. Bu nedenle doğru dost seçimi, başarı yolunda kritik bir adımdır.


 

4. Yay, ok ve hedef metaforları romanda neyi temsil etmektedir?

Cevap:
Romanda yay yaşamı, ok niyeti, hedef ise amacı temsil etmektedir. Yayın sürekli gerilim altında olması yaşamın zorluklarını ve dinlenme ihtiyacını gösterir. Ok, insanın niyetini ve hareketini simgeler; doğru niyet olmadan atılan adımlar başarısız olur. Hedef ise insanın ulaşmak istediği amaçtır. Bu üçü birlikte dengeli bir yaşamı ve bilinçli hareket etmeyi ifade eder.

 

5. Tetsuya’nın marangozluk yaparken kimliğini gizlemesi neyi göstermektedir?

Cevap:
Tetsuya’nın marangozluk yaparken okçu olduğunu söylememesi, onun gösterişten uzak ve alçakgönüllü bir karaktere sahip olduğunu gösterir. O artık gücünü ve yeteneğini başkalarına ispatlamak için değil, içsel gelişimi için kullanmaktadır. Bu durum, gerçek bilgelikte tevazunun önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyar.

 

6. Okçulukta “hata yapmaktan korkmamak” düşüncesi neyi anlatmaktadır?

Cevap:
Bu düşünce, insanın gelişebilmesi için deneme-yanılma yoluyla öğrenmesi gerektiğini anlatır. Hata yapmaktan korkan insan hiçbir zaman ilerleyemez. Çünkü hatalar, doğruyu bulmanın en önemli yoludur. Tetsuya’ya göre insan, yanlışlarından ders çıkararak kendini geliştirmelidir. Bu anlayış, cesaret ve öğrenme isteğini destekler.

 

7. Romanda hedefin çevresine dikkat edilmesi gerektiği neden vurgulanmıştır?

Cevap:
Hedefe ulaşmak yalnızca odaklanmakla değil, çevresel faktörleri de doğru değerlendirmekle mümkündür. Rüzgâr örneğinde olduğu gibi dış etkenler sonucu etkileyebilir. Bu nedenle insan sadece amacına değil, etrafındaki değişkenlere de dikkat etmelidir. Bu öğreti, bilinçli ve stratejik düşünmenin önemini vurgular.

 

8. Tetsuya’nın oğlana okçuluk yerine “Okçu’nun Yolu”nu öğretmesi ne anlama gelir?

Cevap:
Tetsuya sadece teknik beceriyi öğretmeyi değil, yaşam felsefesini aktarmayı tercih etmiştir. Ona göre okçuluk sadece fiziksel bir yetenek değildir; aynı zamanda karakter, disiplin ve farkındalık gerektirir. Bu nedenle oğlana ok atmayı değil, doğru yaşamayı öğretmiştir. Bu durum, bilginin özünün teknikten çok anlamda olduğunu gösterir.


 

9. Romanda zarafet kavramı nasıl açıklanmıştır?

Cevap:
Zarafet, insanın hem davranışlarında hem de yaşam tarzında dengeyi koruması olarak anlatılmıştır. Başarıya ulaşırken bile saygılı, sakin ve ölçülü olmak gerektiği vurgulanır. Tetsuya’ya göre insan ne kadar güçlü olursa olsun, zarafetini kaybetmemelidir. Bu anlayış, içsel olgunluğun bir göstergesidir.

 

10. “Okçu’nun Yolu” kitabının temel mesajı nedir?

Cevap:
Kitabın temel mesajı, gerçek başarının yalnızca yetenekle değil; disiplin, bilinç, doğru niyet ve içsel denge ile mümkün olduğudur. İnsan çevresini doğru seçmeli, hedefini iyi belirlemeli ve hatalarından öğrenmelidir. Ayrıca başarı kadar karakter gelişimi de önemlidir. Bu nedenle eser, yaşamı bir öğrenme ve farkındalık süreci olarak ele alır.

 

Küçük Ağacın Eğitimi Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Küçük Ağacın Eğitimi Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

1.Küçük Ağaç’ın büyükbabası ve büyükannesi tarafından doğa içinde yetiştirilmesi onun kişiliğini nasıl etkilemiştir? Açıklayınız.

Cevap:
Küçük Ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenmiştir. Doğadaki her canlının bir değeri olduğunu anlamış, hayvanlara ve insanlara saygılı davranmayı öğrenmiştir. Büyükbabası ona yalnızca yaşam becerileri değil; sabır, dürüstlük, çalışkanlık ve merhamet gibi değerleri de öğretmiştir. Büyükannesi ise kitap okuyarak kelime bilgisini geliştirmesine yardımcı olmuş, böylece onun düşünce dünyasını zenginleştirmiştir. Bu eğitim sayesinde Küçük Ağaç hem duygusal hem de zihinsel olarak güçlü bir birey hâline gelmiştir.

 

2.Yetimhane ile büyükbaba ve büyükannenin verdiği eğitim anlayışını karşılaştırınız.

Cevap:
Büyükbaba ve büyükanne sevgiye dayalı bir eğitim anlayışına sahiptir. Küçük Ağaç’a bağırmadan, onu aşağılamadan ve yaşayarak öğretmeye çalışırlar. Çocuğun düşünmesine ve kendisini ifade etmesine önem verirler. Yetimhanede ise baskıcı ve sert bir anlayış vardır. Çocuklar korkutularak disiplin altına alınmaya çalışılır. Küçük Ağaç yalnızca doğru bildiğini söylediği için ağır şekilde cezalandırılmıştır. Bu durum, sevgiyle verilen eğitim ile korkuya dayalı eğitim arasındaki farkı açık biçimde göstermektedir.

 

3.Romanda Çerokilerin geçmişinin anlatılması Küçük Ağaç’ın gelişimine nasıl katkı sağlamıştır?

Cevap:
Büyükbabası ve büyükannesi, Küçük Ağaç’ın kendi geçmişini ve halkının yaşadığı zorlukları öğrenmesini istemiştir. Beyaz yerleşimcilerin Çerokilere verdikleri sözleri tutmamaları, onların topraklarını ellerinden almaları Küçük Ağaç’ın adalet duygusunu geliştirmiştir. Geçmişini öğrenmesi ona kimlik bilinci kazandırmış, kendi kültürüne sahip çıkmasını sağlamıştır. Böylece yalnızca kendisini değil, ait olduğu toplumu da anlamaya başlamıştır.


 

4.Küçük Ağaç’ın yetimhanede yaşadığı olaylar onun iç dünyasını nasıl etkilemiştir?

Cevap:
Yetimhanede sevgi yerine baskı ve korku vardır. Küçük Ağaç burada kendisini yalnız ve mutsuz hissetmiştir. Özellikle doğruyu söylediği için dayak yemesi onun adalet duygusunu derinden etkilemiştir. Wilburn ile arkadaş olması ise ona yalnız olmadığını hissettirmiştir. Meşe ağacıyla konuşması, doğaya olan bağlılığını ve iç dünyasındaki yalnızlığı göstermektedir. Yetimhane günleri onun özgürlüğün ve sevginin değerini daha iyi anlamasını sağlamıştır.


 5.Romanın sonunda büyükbaba, büyükanne ve köpeklerin ölümü eserin ana duygusunu nasıl etkilemiştir?

Cevap:
Romanın sonunda peş peşe yaşanan ölümler eserin hüzünlü yönünü güçlendirmiştir. Küçük Ağaç sevdiği insanları ve dostlarını kaybederek büyük bir yalnızlık yaşamıştır. Ancak büyükbabası ve büyükannesinin ona öğrettiği değerler onun güçlü kalmasını sağlamıştır. Bu bölüm okuyucuya hayatın geçici olduğunu, fakat sevgi ve güzel hatıraların insanın içinde yaşamaya devam ettiğini göstermektedir.

 

6.Büyükbabanın hayvanlara karşı davranışları onun karakteri hakkında hangi bilgileri vermektedir?

Cevap:
Büyükbaba hayvanlara yalnızca bir araç gibi bakmamaktadır. Köpeklerini herkesin önünde azarlamaması, yaşlı öküz Sam’e sabırlı davranması onun merhametli ve anlayışlı bir insan olduğunu göstermektedir. Doğadaki her canlının bir değeri olduğuna inanmaktadır. Bu davranışlarıyla Küçük Ağaç’a sevginin ve saygının yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için gerekli olduğunu öğretmiştir.

 

7.Büyükanne’nin kitap okumaya verdiği önem Küçük Ağaç’ın gelişimini nasıl etkilemiştir?

Cevap:
Büyükanne, Küçük Ağaç’ın yalnızca doğayı tanımasının yeterli olmadığını düşünmektedir. Bu nedenle ona sürekli kitap okumuş ve yeni kelimeler öğretmiştir. Küçük Ağaç’ın düşünce dünyası gelişmiş, olaylara daha bilinçli bakmayı öğrenmiştir. Kelime hazinesinin artması onun kendisini daha iyi ifade etmesini sağlamıştır. Böylece kitapların insanın zihinsel gelişiminde ne kadar önemli olduğu gösterilmiştir.

 

8.Wilburn ile Küçük Ağaç arasındaki arkadaşlık romanda hangi değerleri ön plana çıkarmaktadır?

Cevap:
Wilburn ve Küçük Ağaç arkadaşlığı dayanışma, anlayış ve dostluk değerlerini göstermektedir. Wilburn’un fiziksel engeline rağmen Küçük Ağaç onu dışlamamış, onunla samimi bir bağ kurmuştur. İki çocuk da yalnızlık yaşamış ve birbirlerine destek olmuşlardır. Bu arkadaşlık, insanların farklılıklarına rağmen birbirlerini anlayabileceğini ve dostluğun zor zamanlarda insanı güçlü tuttuğunu göstermektedir.


 

9.Büyükbabanın “İnsan ait olmadığı yerin yabancısıdır.” sözü romanın ana düşüncesiyle nasıl ilişkilidir?

Cevap:
Bu söz, insanın yalnızca bir yerde bulunmasının yeterli olmadığını anlatmaktadır. İnsan kendisini ait hissetmediği yerde yabancı olur. Büyükbaba Chattanooga’da yaşanan kötü olaylardan sonra oraya ait olmadığını hissetmiştir. Küçük Ağaç da yetimhanede aynı yabancılık duygusunu yaşamıştır. Roman boyunca aidiyet, sevgi ve insanın kendisini huzurlu hissettiği yere bağlı olması önemli bir tema olarak işlenmiştir.

 

10.Küçük Ağaç’ın yaşadığı kayıplar onun hayata bakışını nasıl değiştirmiştir?

Cevap:
Küçük Ağaç önce anne ve babasını, sonra büyükbabasını, büyükannesini ve sevdiği dostlarını kaybetmiştir. Bu kayıplar onun erken yaşta olgunlaşmasına neden olmuştur. Hayatın acı yönlerini öğrenmiş, yalnız kalmayı deneyimlemiştir. Ancak büyükbabası ve büyükannesinin öğrettikleri sayesinde umudunu kaybetmemiştir. Sevginin ve anıların insanı ayakta tuttuğunu anlamış, güçlü bir karakter geliştirmiştir.

Cimri Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Cimri Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları


1. Cimri adlı eserin yazarı kimdir?

Cevap: Molière’dir. Molière, eserlerinde toplumdaki yanlış davranışları mizah yoluyla eleştiren önemli bir Fransız tiyatro yazarıdır.

2. Cimri hangi edebî türde yazılmıştır?

Cevap: Tiyatro türünde yazılmış bir komedidir. Eserde güldürü unsurları kullanılarak insanların para hırsı eleştirilmiştir.

3. Eserin başkahramanı kimdir?

Cevap: Başkahraman Harpagon’dur. Harpagon aşırı cimri bir karakterdir ve bütün olaylar onun para tutkusu etrafında gelişir.

4. Harpagon’un en belirgin karakter özelliği nedir?

Cevap: Aşırı derecede cimri olmasıdır. Harpagon parasını kaybetmekten korkar ve bu yüzden çevresindeki insanlara güvenmez.

5. Cleante kimi sevmektedir?

Cevap: Cleante, Mariane adlı genç kıza âşıktır. Ancak babası Harpagon da aynı kıza ilgi duymaktadır.

6. Elise kimi sevmektedir?

Cevap: Elise, Valere’ye âşıktır. Fakat babası onu zengin olduğu için Anselme ile evlendirmek istemektedir.

7. Harpagon oğlunun evlenmesini neden istemez?

Cevap: Çünkü oğlunun zengin biriyle evlenerek kendisine maddi kazanç sağlamasını ister. Para onun için mutluluktan daha önemlidir.

8. Harpagon’un altınlarını sakladığı yer neresidir?

Cevap: Bahçeye gömdüğü bir sandıktadır. Altınlarını sürekli kontrol eder ve çalınmasından korkar.

 

9. Harpagon altınları çalınınca nasıl davranır?

Cevap: Büyük bir panik yaşar, herkesten şüphelenir ve komiser çağırır. Bu durum onun para hırsını ve korkusunu gösterir.

10. Eserde yanlış anlamalar hangi amaçla kullanılmıştır?

Cevap: Olaylara mizah katmak ve okuyucuyu güldürmek amacıyla kullanılmıştır. Aynı zamanda karakterlerin gerçek yüzleri ortaya çıkarılmıştır.

11. Valere’nin gerçek kimliği nasıl ortaya çıkar?

Cevap: Valere’nin aslında Anselme’nin kayıp oğlu olduğu anlaşılır. Böylece olaylar çözüme kavuşur.

12. Mariane’nin ailesiyle ilgili hangi gerçek öğrenilir?

Cevap: Mariane’nin de Anselme’nin kızı olduğu ortaya çıkar. Gemi kazasında kaybolduğu düşünülen aile yeniden birleşir.

13. Harpagon neden Elise’i Anselme ile evlendirmek ister?

Cevap: Çünkü Anselme çeyiz istememektedir. Harpagon para harcamamak için kızının mutluluğunu önemsemez.

14. Cimri eserinde hangi toplumsal sorun eleştirilmiştir?

Cevap: Aşırı para tutkusu ve insanların maddiyat uğruna değerlerini kaybetmesi eleştirilmiştir.

15. Harpagon karakteri toplumdaki hangi insan tipini temsil eder?

Cevap: Para hırsı yüzünden ailesini ve insan ilişkilerini ihmal eden cimri insan tipini temsil eder.


16. Eserde komedi unsurları nasıl oluşturulmuştur?

Cevap: Yanlış anlamalar, abartılı davranışlar ve karakterlerin komik durumlarıyla oluşturulmuştur.

17. Molière bu eserle okuyucuya hangi mesajı vermek istemiştir?

Cevap: Paranın insan hayatındaki en önemli değer olmaması gerektiğini ve aşırı cimriliğin insanı gülünç duruma düşürdüğünü anlatmak istemiştir.

18. Cimri eserinin temel çatışması nedir?

Cevap: Para tutkusu ile sevgi ve mutluluk arasındaki çatışmadır.

 19. Harpagon’un çocukları neden babalarına karşı çıkar?

Cevap: Çünkü Harpagon onların mutluluğunu değil, yalnızca kendi çıkarlarını düşünmektedir.

20. Cimri eserinin sonunda olaylar nasıl çözülür?

Cevap: Altınların yeri öğrenilir, kayıp aile bireyleri bulunur ve Cleante ile Elise sevdikleri kişilerle evlenme fırsatı elde ederler.