İlber Ortaylı’nın Tarihin İzinde Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

İlber Ortaylı’nın Tarihin İzinde Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

1. İlber Ortaylı’nın Tarihin İzinde adlı eserinin önsözünde, kitabın oluşumuna katkı sağlayan öğrenci ve editörü kimdir?
Cevap: Cem Küçük’tür.

2. İlber Ortaylı’ya göre Ortadoğu’da demokrasiyi yaşayan ülkeler arasında hangileri vardır?
Cevap: Lübnan, Türkiye, İsrail

3. İlber Ortaylı, Ortadoğu’daki cumhuriyet rejimlerinin en büyük problemini ne olarak görmektedir?
Cevap: Askeri darbeler ve bu darbelerin geleneksel yapıları yıkmasıdır.

4. İlber Ortaylı’nın 1950’ler dünyasına dair eleştirileri arasında hangi nsurla ryer alır?
Müzük tarzı, kılık kıyafet, otomobil dizaynıdır.

5. İlber Ortaylı’ya göre Türkiye’de tarihçiliğin önündeki en büyük engellerden biri nedir?
Cevap: Tarihçi meslektaşlar ve okumuş kesimden gelen kısıtlamalardır.

6. Türkiye’de tarihimizin gerçeklerinin ortaya çıkarılamamasının temel sebebi nedir?
Cevap: Cehalet ve bilgisizliği meşrulaştırma çabasıdır.

 

7. İlber Ortaylı’ya göre Cumhuriyeti kuran kadroların kökeni nedir?
Cevap: Osmanlı paşaları ve Erkan-ı Harbiye mensuplarıdır.

8. İlber Ortaylı, Türkiye’de tarih bilincinin gelişmemesini açıklarken hangi ülkeyi örnek göstermektedir?
Cevap: Rusya’yı örnek göstermektedir.

9. İlber Ortaylı’ya göre üniversitelerdeki tarih bölümleri nasıl bir yapıya dönüştürülmelidir?
Cevap: Lisansüstü düzeye çıkarılmalıdır.

10. İlber Ortaylı, Almanya’nın II. Dünya Savaşı sonrası tarih eğitimi politikasını neden eleştirmektedir?
Cevap: Eski tarihi müfredattan kaldırarak tarihi reddetme eğilimi oluşturduğu için.

11. İlber Ortaylı’ya göre Ermenilerin Osmanlı’daki genel konumu nasıldır?
Cevap: Türk devleti ve toplumu ile en uyumlu cemaat olmuşlardır.

 12. Topkapı Sarayı’ndaki Ağalar Camii’nin onarımında Ortaylı’nın karşı çıktığı şart nedir?

Cevap: Binanın cami olarak kullanılması şartıdır.

13. Osmanlı devşirme sisteminde Yahudi çocuklarının alınmamasının nedeni nedir?
Cevap: Yahudilerin kentsel bir toplum olmasıdır.

14. İlber Ortaylı’ya göre Türk milliyetçiliğinin temel karakteristiği nedir?
Cevap: Yaşanan facialar ve savunma sonucu ortaya çıkan bir tutum olmasıdır.

15. Osmanlı İmparatorluğu’nun temel aktörü hangi millettir?
Cevap: Türklerdir.

16. İlber Ortaylı’ya göre Türkiye’nin Avrupa Birliği yerine yönelmesi gereken bölgeler nerelerdir?
Cevap: Rusya, Ukrayna ve Orta Asya ülkeleridir.

17. Hıristiyanlıkta bulunup Yahudilik ve İslam’da bulunmayan kurum nedir?
Cevap: Kilise ve ruhban teşkilatıdır.

18. 19. yüzyıl İstanbul’unda mekânsal değişim unsurları arasında hangisi yer almaz?
Cevap: Bizans surlarının yıkılması yer almaz.

19. İlber Ortaylı’nın genç tarihçilere tavsiyesi nedir?
Cevap: Farklı coğrafya ve medeniyetleri (İran, Çin, Mezopotamya vb.) araştırmalarıdır.

20. İlber Ortaylı’ya göre tarih bilincini geliştirmek için yapılması gerekenler nelerdir

* Doğru dürüst tarih okumak  *Muhtelif diller öğrenmek ve öğretmek *Dünya tarihine eğilmek
21. Osmanlı toplumunda modern STK’lar yerine hangi yapılar bulunmaktaydı?
Cevap: Dergâhlar, loncalar ve mahalleler.

 

22. İlber Ortaylı’ya göre Türkiye’de okuma alışkanlığının zayıf olmasının nedeni nedir?
Cevap: Gevezelik ve konuşma alışkanlığıdır.

23. Fatih döneminde zorunlu iskânı durduran ve halk tarafından sevilen veziriazam kimdir?
Cevap: Mahmud Paşa’dır.

24. I. Dünya Savaşı’nda Türk halkının Ruslara karşı daha farklı bir tutum sergilemesinin nedeni nedir?
Cevap: Rusların “dürüst düşman” olarak görülmesidir.

 25. İlber Ortaylı’nın sürekli öğrenme isteğinin arkasındaki temel kişisel sebep nedir?

Cevap: Cahil insanlardan sıkılmasıdır.

Muhteşem Oz Diyarı Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Muhteşem Oz Diyarı Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları


1)  Tip'in tam adı nedir ve vasisi olan Mombi'nin Oz Diyarı'ndaki konumu ve genel itibarı nasıldır?
Cevap: Tip'in tam adı Tıppetarius'tur. Mombi, Gezsoylar ülkesinde yaşayan ve büyü sanatlarıyla uğraştığından kuşkulanılan, bu nedenle halk tarafından görüşmekten çekinilen yaşlı bir kadındır. Tam olarak bir cadı değildir çünkü Oz Diyarı'nın o bölümünü yöneten İyi Cadı, başka cadı bulunmasını yasaklamıştır, ancak büyü yapmaya heveslidir.
2) "Hayat Tozu" nedir, Mombi onu nereden almıştır ve Jack Kabakkafa'yı canlandırmak için nasıl kullanmıştır?
Cevap: Hayat Tozu, Mombi'nin dağlardaki çarpık bacaklı bir büyücüden aldığı, nesneleri canlandırma gücüne sahip sihirli bir tozdur. Mombi, Jack'i canlandırmak için tozu eski bir biberlikten Jack'in kabak kafasına serpip ardından "Viya!", "Tıya!", "Piya!" sihirli kelimelerini söylemiştir.
3) Tip, Mombi'nin evinden kaçmaya neden karar vermiştir ve kaçarken yanında ne götürmüştür?
Cevap: Tip, Mombi'nin kendisini mermerden bir heykele dönüştürme tehdidi üzerine kaçmaya karar vermiştir. Kaçarken yanına biraz ekmek ve peynir ile "Hayat Tozu"nu içeren biberliği almıştır.
4)  Oz Diyarı'ndaki farklı ülkeler ve onlara karşılık gelen renkler nelerdir?
Cevap: Oz Diyarı'nın kuzeyindeki Gezsoyların ülkesinde her şey mor, merkezi olan Zümrüt Şehri'nde her şey yeşil, doğudaki Kıtırsoyların ülkesinde her şey mavi, güneydeki Çeyrekliklerin ülkesinde her şey kırmızı ve batıdaki Kırpıkların ülkesinde her şey sarıdır.
5) Zümrüt Şehri'ni daha önce kim yönetmekteydi ve Korkuluk nasıl hükümdar olmuştur?
Cevap: Zümrüt Şehri'ni daha önce Oz Büyücüsü yönetmekteydi. Dorothy, Korkuluk ve Teneke Adam'ın Büyücü'den yardım istemeye gitmeleri ve Büyücü'nün aslında bir büyücü olmadığını anlamaları üzerine, Büyücü bir balonla kaçmıştır. Büyücü gittikten sonra Zümrüt Şehri halkı Majesteleri Korkuluk'u kral yapmıştır.



6)  Tip, "Hayat Tozu"nu kullanarak hangi nesneyi canlandırmıştır ve bu kararı vermesinde Jack Kabakkafa'nın hangi gözlemi etkili olmuştur?
Cevap: Tip, "Hayat Tozu"nu kullanarak bir oduncu sehpasını canlandırmıştır ve ona "Sehpa At" adını vermiştir. Bu kararı vermesinde Jack Kabakkafa'nın sehpanın dört bacağı, kafası ve kuyruğu olması nedeniyle bir ata benzediği gözlemi etkili olmuştur.
7)  Korkuluk ve Jack Kabakkafa arasındaki ilk iletişim sorununu kim çözmüştür ve bu kişi hakkında hangi bilgiler verilmiştir?
Cevap: İlk iletişim sorununu küçük Jellia Jamb çözmüştür. Kendisi sevimli yüzlü, güzel yeşil gözlü ve saçlı, zarif yeşil ipekten elbiseler giyen bir kızdır. Zümrüt Şehri'nin dilini (Kıtırsoyların dili) ve

8) Komutan Jinjur'un İsyan Ordusu'nun ana özellikleri nelerdir? Ordunun amacı ve silahları hakkında bilgi veriniz.
Cevap: İsyan Ordusu tamamen kızlardan oluşmaktadır ve dört yüz genç kadından meydana gelmiştir. Amaçları, Zümrüt Şehri'ni erkeklerin yönetiminden kurtarmak, Korkuluk'u tahttan indirmek, şehrin değerli taşlarını ve hazinesini ele geçirmektir. Silah olarak her bir kızın kafasındaki topuza saplanmış iki uzun, parlak örgü şişi kullanmışlardır.
9) Komutan Jinjur'un İsyan Ordusu, Zümrüt Şehri'ni nasıl ele geçirmiştir? Kraliyet Ordusu'nun direnci ne şekilde olmuştur?
Cevap: İsyan Ordusu, Kapı Muhafızı'nı örgü şişlerinin tehdidiyle etkisiz hale getirmiş ve anahtar destesini almıştır. Kraliyet Ordusu'nun (Yeşil Sakallı Asker) silahının dolu olmadığını ve kaza korkusuyla barut ve fişeklerini sakladığını öğrenince, asker kaçmış ve şehir tek damla kan dökülmeden ele geçirilmiştir.
10)  Zümrüt Şehri Komutan Jinjur'un eline geçtikten sonra, Korkuluk'u ve arkadaşlarını nasıl bir kader beklemekteydi?
Cevap: Komutan Jinjur, Korkuluk'u şenlik ateşini tutuşturmaya yarayacak, Jack Kabakkafa'nın vücudunu çıralık odun yapıp balkabağından da turta yapılmasını, Teneke Adam'ın minik minik kesilip keçilere yedirilmesini, Çizgili Böcek'ten ise yeşil kaplumbağa çorbası veya Macar gulaşı yapılmasını emretmiştir. Tip ise yaşlı Mombi'nin himayesine geri verilecekti.
11. Zümrüt Şehri Sarayı'nda hapsedildiklerinde Korkuluk, düşmanlarından kaçmak için nasıl bir plan yapmıştır?
Cevap: Korkuluk, saraydan kapıları veya yer altını kullanarak kaçamayacaklarını fark ederek havadan kaçmaları gerektiğini önermiştir. Teneke Adam'ın kendilerini taşıyacak, güzel ve kuvvetli kanatlara sahip bir "Şey" yapmasını ve Tip'in de bu Şey'i sihirli tozuyla canlandırmasını planlamıştır.
12. "Şey" (Gump) adlı uçan araç hangi malzemelerden ve kimin fikriyle yapılmıştır? Tip, canlandırma sırasında "Hayat Tozu"nu en son hangi parçaya serpmeye karar vermiştir ve neden?
Cevap: Uçan araç, iki kumaş kaplı kanepe (gövde), büyük dallı boynuzları olan bir Gump kafası (ön kısım), palmiye ağacı yaprakları (kanatlar) ve bir çalı süpürgesi (kuyruk) kullanılarak yapılmıştır. Fikir, Korkuluk'a aittir ve Teneke Adam tarafından inşa edilmiştir. Tip, Hayat Tozu'nun son kalan kısmını Gump'ın kafasına serpmeye karar vermiştir, çünkü Korkuluk yürümeyeceği için ayaklarının canlı olup olmamasının önemsiz olduğunu, ancak her şeyin kendini idare etmek için bir kafası olması gerektiğini söylemiştir.
13. "H. B. ve İ. E. Bay Çizgili Böcek" kimdir ve kartvizitindeki "H. B." ve "İ. E." kısaltmaları ne anlama gelmektedir? Eğitimini nasıl almıştır?
Cevap: H. B. ve İ. E. Bay Çizgili Böcek, Hayli Büyütülmüş ve İyice Eğitimli bir böcektir. "H. B." Hayli Büyütülmüş, "İ. E." ise İyice Eğitimli anlamına gelmektedir. Eğitimi, bir okulun şöminesinde aylarca saklanarak, "Bay Çokbil" adlı öğretmenin öğrencilerine anlattığı dersleri ve söylevleri dinleyerek almıştır.
14) Küçük Kargaların saldırısı sonucunda Korkuluk nasıl bir "dönüşüm" geçirmiştir? Vücudu ne ile doldurulmuştur?
Cevap: Küçük Kargalar, Korkuluk'un içini dolduran samanı tamamen yuvanın aşağısındaki uçuruma atmışlardır. Tip'in önerisi üzerine, yuvada bulunan çalınmış binlerce banknotla (bir, iki, beş, on, yirmi, elli, yüz ve bin dolarlık) vücudu doldurulmuştur, böylece kafilelerinin en değerli üyesi haline gelmiştir.



15). "Dr. Nikidik'in Meşhur Dilek Hapları" nasıl keşfedilmiştir ve kullanım talimatları nasıldı? Dilek haplarını kim kullanmıştır ve ne dilemiştir?
Cevap: Dilek Hapları, Tip'in cebinden düşen ve Korkuluk'un iki tabanlı olduğunu fark ettiği biberliğin gizli bölmesinde bulunmuştur. Kullanım şekli "Bir hapı yutunuz; on yediye kadar ikişer ikişer sayınız; sonra bir Dilek dileyiniz. Dilek anında gerçek leşecektir." şeklindeydi. Tip hapı yutmuş ancak "hapı hiç yutmamış olmayı" dilemiş ve bu dileği gerçekleşince hapları harcamıştır. Daha sonra Çizgili Böcek bir hap yutarak Gump'ın kırık kanatlarının düzelmesini dilemiştir.
16)  Yaşlı Mombi, Zümrüt Şehri'nde Glinda'dan saklanmak için hangi dönüşümleri kullanmıştır? Glinda Mombi'yi nasıl yakalamıştır?
Cevap: Mombi önce kendini sarayın bahçesindeki bir çalının içinde açmış kırmızı bir güle dönüştürmüştür. Teneke Adam çiçeği koparıp göğsüne takınca şehirden çıkarılmıştır. Daha sonra Glinda'nın çadırında yakalanacağını anlayınca Gölge'ye, ardından Siyah Karınca'ya ve son olarak da irice bir Griffon'a dönüşerek kaçmaya çalışmıştır. Glinda, Sehpa At'ın sırtında Griffon'u takip etmiş ve belindeki kuşaktan söktüğü ince bir tel altın ipliği Griffon'un başına atarak Mombi'nin büyüsünü bozmuş ve yakalamıştır.
17) Glinda, Mombi'yi sorguladıktan sonra, Zümrüt Şehri'nin gerçek varisi olan Prenses Ozma'nın kim olduğunu öğrenmiştir? Prensesin gerçek kimliği nasıl ortaya çıkmıştır?
Cevap: Glinda, Mombi'nin itirafı üzerine Prenses Ozma'nın aslında Tip olduğunu öğrenmiştir. Mombi, Oz Büyücüsü'nün isteği üzerine küçük bebek Ozma'yı bir oğlana dönüştürüp sakladığını itiraf etmiştir.
18)  Tip, Prenses Ozma'ya nasıl dönüştürülmüştür ve Zümrüt Şehri'ni yönetmeye başladığında ilk icraatı ne olmuştur?
Cevap: Mombi, Glinda'nın tehditleri ve Tip'in yaşlandığında ona bakma sözü üzerine, Tip'i gerçek haline dönüştürmeyi kabul etmiştir. Mombi, derin bir uykuya dalmış Tip'in etrafında kuru otları yakıp sihirli toz serperek ve melodik ritmik dizeler mırıldanarak büyüyü tamamlamıştır. Ozma'nın ilk işi, İsyan Ordusu'na sokaklardan ve binalardan çaldıkları bütün zümrütleri ve diğer değerli taşları geri verdirmek olmuştur.
19)  Gump, Prenses Ozma'dan hizmetlerinin karşılığında hangi ödülü istemiş ve neden? Bu isteği nasıl yerine getirilmiştir?
Cevap: Gump, Ozma'dan kendisini parçalara ayırmasını istemiştir. Çünkü canlanmayı kendisi istememiş, yamalı bohça varlığından utanmış ve bir Gump olarak ormanların kralı iken, mevcut kanepeli hizmetkarlık konumundan ve işe yaramayan bacaklarından rahatsız olmuştur. Ozma bu isteği kabul etmiş, Gump'ın boynuzlu kafası şöminenin üstüne asılmış, kanepeler bekleme salonuna koyulmuş ve süpürge mutfaktaki görevine geri dönmüştür.



20. L. Frank Baum'un "Muhteşem Oz Diyarı"nı yazarken etkilendiği ütopyacı yazarlar kimlerdir ve bu kitapta işlenen önemli temalardan ikisini belirtiniz.
Cevap: L. Frank Baum, Edward Bellamy ve William Morris gibi ütopyacı yazarlardan etkilenmiştir. Kitapta işlenen önemli temalardan ikisi, sanayi toplumu ile pastoral düzenin kesiştiği bir diyar yaratmasıyla Oz'un ütopyasını tanımlayan değer sisteminin cansız ve mekanik varlıkların yanı sıra flora ve faunayı da içine alacak şekilde genişletilmesi ve kadınların oy hakkı hareketinden etkilenerek Komutan Jinjur vesilesiyle gelenekselleşmiş cinsiyet rollerini tersyüz etme girişimidir.
Arka kapak metninde "Baum, Edward Bellamy ve William Morris gibi ütopyacı yazarlardan etkilenmiş, sanayi toplumu ile pastoral düzenin kesiştiği bir diyar yaratmıştır. Oz'da her şey 'canlı' olabilir ve Oz'un ütopyasını tanımlayan değer sistemi, insanlarla sınırlı olmayıp cansız ve mekanik varlıkların yanı sıra flora ve faunayı da içine alacak şekilde genişletilmiştir." ve "Ayrıca kadınların oy halkkı hareketinden etkilenen Baum'un Komutan Jinjur vesilesiyle gelenekselleşmiş cinsiyet rollerini tersyüz etme girişimi de dikkate değerdir." ifadeleri yer almaktadır.

21. Hikayenin sonunda Teneke Adam, Korkuluk ve Ozma, gerçek zenginlik ve mutluluk hakkında hangi mesajı vermektedirler?
Cevap: Teneke Adam iyi bir kalbin eğitimden ya da beyinden çok daha makbul olduğunu, parayla satın alınamayacağını söylerken, Korkuluk beyni paradan kat kat üstün görür ve parası olmayan birinin beyni varsa rahatça yaşayabileceğini belirtir. Ozma ise her ikisine de "Zenginliğiniz sahip olmaya değen tek gerçek servet: iç zenginliği!" diyerek hikayenin ana mesajını özetler.

Geçmişten Gelen Konuklar (Zaman Bisikleti 2) Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Geçmişten Gelen Konuklar (Zaman Bisikleti 2)  Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları


1) Yağmur ve Damla, Çuka ile Anin'i neden kendi zamanlarına getirmek istemişlerdir?
Cevap: İki kardeş, onlarla birlikte vakit geçirmenin ve onları günümüz dünyasıyla tanıştırmanın kendileri için çok heyecan verici bir deneyim olacağını düşünmüşlerdir.

2) Yazar, Çuka ve Anin'i günümüze getirme konusunda neden başlangıçta isteksizdir?
Cevap: Geçmişte yaşayan insanları kendi çağlarına getirmenin, zamanın akışını ve insanlık tarihini geri dönülemez bir biçimde değiştirebileceğinden korkmaktadır.

3) Çuka ve Anin, zaman yolcularının kokusunu nasıl hatırlamışlardır?
Cevap: On yıl önceki ilk karşılaşmalarında köpekler yolcuların kokusunu almıştı; zaman geriye çevrilse bile köpekler, doğaları gereği bu farklı kokuyu anımsamışlardır.

4) Yazar, Karain Mağarası'na on yıl sonra tekrar gittiklerinde ne gibi fiziksel değişiklikler gözlemlemiştir?
Cevap: Mağaranın önündeki su kanalı daha kalın kamışlarla yenilenmiş, mısırlıkta daha büyük mısırlar yetişmiş ve mağara girişine posttan bir kapı yapılmıştır.

5) Çuka, kabile üyeleri arasında hangi görevi üstlenmiştir?
Cevap: Çuka artık kabilenin başkanı olmuştur ve boynunda başkanlık simgesi olan domuz dişlerinden yapılmış bir kolye takmaktadır.

6) Yazarın yanındaki çakmak, Karain kabilesi üzerinde nasıl bir etki yaratmıştır?
Cevap: Ateşi bir "büyü" olarak görmüşler, çakmağı kullanmayı öğrenerek ateşi daha kolay kontrol altına almışlar ve bu durum toplumsal cesaretlerini artırmıştır.

7) Anin, yazarın giysilerini nasıl tanımlamıştır?
Cevap: Giysilerin dokuma olduğunu anlayamadığı için bunların bir "dokuma büyüsü" olduğunu düşünmüştür.

8) Karain halkı "dürbünü" nasıl tanımlamıştır?
Cevap: Uzaktaki nesneleri yakına getirdiği için dürbünü "uzağı görme büyüsü" olarak adlandırmışlardır.


9) Yazar, mağaranın içinde gözlemlediği "çöp çukuru" uygulaması hakkında ne düşünmüştür?
Cevap: Bu uygulamanın hijyen sağladığını görmüş ve çok şaşırmıştır; mağaranın genel düzeninin ve temizliğinin beklediğinden daha gelişmiş olduğunu fark etmiştir.

10)  Çuka ve Anin günümüze geldiklerinde, yazarın eşi Elif'i nasıl karşılamışlardır?
Cevap: Daha önceki zaman yolculuklarında Elif de onlarla birlikte gittiği için onu tanımışlar ve ona karşı sıcak bir yakınlık göstermişlerdir.

11) Anin, Bambi adlı köpeği gördüğünde ne hissetmiştir?
Cevap: Kendi köpeklerinin büyükannesi sayılabilecek biri olduğu için Bambi'yi çok sevmiş, ancak Bambi'nin kendi köpeklerinden farklı boyutlarını (Saint Bernard veya süs köpekleri gibi) görmediği için şaşırmıştır.

12) Çuka, aynada ilk kez kendi görüntüsünü gördüğünde neden korkmuştur?
Cevap: Görüntüsünün bir çerçeve içine sıkışmış olduğunu ve bunun kötü bir büyü olduğunu sanarak dehşete kapılmıştır.

13) Yazar, Çuka ve Anin'e yedirdikleri yemeklerde neden dikkatli davranmıştır?
Cevap: Alışkın olmadıkları modern yiyeceklerin midelerini bozup onları hasta etmemesi için sadece ızgara et ve meyve gibi doğal yiyecekler ikram etmiştir.

14) Televizyondaki belgeseli izleyen Çuka ve Anin'in tepkisi ne olmuştur?
Cevap: Görüntüdeki sığırları kendi kabilelerindeki hayvanlara benzetmişler ve leoparları görünce avcı-av ilişkisini hemen kavrayıp heyecanlanmışlardır.


15) Çuka'nın "çok dışarıya gitmek" ifadesi ne anlama gelmektedir?
Cevap: Mağara çevresinin dışındaki, yani kabile alanının çok ötesindeki yabancı bölgelere gitmek anlamına gelmektedir.

16) Parktaki çocuklarla Çuka arasındaki oyun nasıl bir iletişimle gelişmiştir?
Cevap: Çuka sesler çıkarıp hareketler yapmış, çocuklar da onu taklit etmiştir. Dil bilmeseler bile oyun dili sayesinde kısa sürede birbirleriyle kaynaşmışlardır.

17) Çuka, yazarın "büyü" dediği teknolojileri neden kendi kabilesine götürmek istemiştir?
Cevap: Halkının daha kolay yaşayacağını, mağaranın aydınlanacağını ve oğlu ile kabilesinin daha iyi besleneceğini düşünmüştür.

18) Çuka ve Anin'in Karain maketini yapmalarının amacı nedir?
Cevap: Yazar ve ailesi ayrıldığında, ev sahiplerinin onları hatırlaması için bir anı bırakmak istemişlerdir.

19) Yazar, zaman yolculuğunun yanlış bir zaman dilimine gittiğini nasıl anlamıştır?
Cevap: Kendi evlerinin yerinde devasa ve korkutucu bir yapının (kuleli bir kale) olduğunu görünce zaman akışını bozduklarını fark etmiştir.

20) Tarihteki savaşların başlamasına sebep olan olay nedir?
Cevap: Çuka'dan sonra başkan olan Kurri'nin, Çuka'nın bıraktığı ayna parçalarını haberleşme ve baskınlar düzenleme aracı olarak kullanması savaşları başlatmıştır.

21) Yazar, tarihin akışını düzeltmek için ne yapmıştır?
Cevap: Geçmişe dönerek Çuka'ya verdiği aynayı geri almıştır, böylece savaşlara yol açan teknolojik üstünlüğün yanlış ellere geçmesini engellemiştir.

22) Yazar, bilgisayarın pili bittiğinde zaman içinde yolculuğa nasıl devam etmiştir?
Cevap: Bilgisayarı bisikletin dinamosuna bağlamış ve pedal çevirerek hem elektriği sağlamış hem de tarihin akışını hızlandırıp yavaşlatabilmiştir.


23) Yazar, tarihin hangi önemli dönemeçlerini bisiklet üzerinde izlemiştir?
Cevap: Rumelihisarı'nın yapımı, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi ve Atatürk'ün Şişli'deki evinden çıkışı gibi anlara tanıklık etmiştir.

24) Yazar, ayağına batan cam parçasının geleceği değiştirdiğini nasıl anlamıştır?
Cevap: İş yerine döndüğünde masasında bir yabancıyı otururken görmüş ve genel müdürün kendisini terfi ettirdiğini öğrenmiştir; bu küçük değişikliğin cam parçasının sebep olduğu bir sapma olduğunu düşünmüştür.

25) "Hastalık büyüsü" deneyi sonucunda kabile üzerinde ne tür bir felaket yaşanmıştır?
Cevap: Modern dünyadan getirilen aletlerle birlikte, yerli halkın bağışıklığı olmayan mikroplar da taşınmış; bu durum kabilenin salgın hastalıklar nedeniyle tükenme noktasına gelmesine sebep olmuştur.

Hiç Kimse Görmek İstemeyen Biri Kadar Kör Olamaz Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Hiç Kimse Görmek İstemeyen Biri Kadar Kör Olamaz Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

1. İbni Sina, "Avicenna" adıyla da bilinen bir düşünür olarak hangi yüzyılda yaşamış ve hangi bilim dallarında öne çıkmıştır?
Cevap:İbni Sina (Avicenna), 11. yüzyılda yaşamış; felsefeci, hekim, astronom, matematikçi ve fizikçi gibi birçok bilim dalında öne çıkmıştır. Metinde "11. yüzyılda insanlığın cevap aradığı sorulara pozitif bilimci yaklaşımla karşılık vermiş bir felsefeci, eşsiz bir hekim, astronom, matematikçi ve fizikçi" olarak tanımlanır.

2. İbni Sina'nın doğum yeri ve erken çocukluk döneminde aldığı eğitim hakkında bilgi veriniz.
Cevap:İbni Sina, MS 980 yılında Buhara şehrinin Eşfene köyünde dünyaya gelmiştir. Babasının devlet görevlisi olması sayesinde âlimlerin ve düşünürlerin ağırlandığı bir evde büyüdü. On yaşında Kuran’ı tamamen ezberledi, Arapçayı anadili gibi öğrendi ve din, fıkıh, akait, edebiyat eğitimleri aldı. Üstün zekâsı nedeniyle hocaları "ilimden başka işle meşgul edilmemesini" önermiştir.

3. İbni Sina, felsefe dünyasında hangi ekolün önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir ve bu ekolün temel yaklaşımı nedir?

Cevap:İbni Sina, İslam dünyasında Aristo geleneğine uygun olarak gelişen "Meşşailik" ekolünün önde gelen temsilcilerinden biridir. Metinde "Meşşailik" adının "yürüme" anlamındaki "meşy" kelimesinden türetildiği ve Aristo'nun ruh yanında bedeni de eğitme amacı güttüğü için yürüyerek ders yapılan felsefe geleneğinin İslam dünyasındaki takipçilerine verildiği belirtilir. Bu ekol, Aristo geleneğine uygun olarak akılcıydı.

4. İbni Sina'nın tıp alanındaki en önemli eseri hangisidir ve bu eser Batı dünyasında nasıl bir etki yaratmıştır?
Cevap:İbni Sina'nın tıp alanındaki en önemli eseri "El Kanun Fit Tıp"tır. Bu eser, 13. yüzyılda Cremonalı Gerard tarafından Latinceye çevrilmiş ve 17. yüzyıla kadar Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu sayede "Avicenna" Avrupa'da büyük bir şöhrete ulaşmış ve Hipokrat ile Galenos gibi büyük hekimlerle birlikte anılmıştır.

5. Metinde "tarihin bu en büyük hekimi" olarak anılan İbni Sina'nın, Batı medeniyetindeki hangi önemli düşünür ve sanatçıları etkilediği belirtilmiştir?
Cevap:Metinde belirtildiğine göre İbni Sina, başta Müslüman ve Avrupalı felsefeciler olmak üzere, Da Vinci’den Aziz Thomas'a kadar birçok düşünürü ve sanatçıyı etkilemiştir. Ayrıca, Alman filozof Albertus Magnus, İngiliz filozof Roger Bacon, Sicilyalı filozof St. Thomas Aquinas, Dante ve Fransız filozof Rene Descartes gibi isimler de onun etkisinde kalmıştır.

6. İbni Sina'nın bilginin oluşumu ve ruhun aydınlanması ile ilgili görüşlerini "insanın ruhu kandil, ilim onun aydınlığı..." benzetmesi üzerinden açıklayınız.
Cevap:İbni Sina'ya göre insan ruhu bir kandile benzer, ilim ise bu kandilin aydınlığıdır ve ilahi hikmet de kandildeki zeytinyağı gibidir. Bu benzetmeyle, insanın ruhunun ışık saçmasını istiyorsa onu bilgiyle beslemesi gerektiğini vurgular. Metin, niyet ederek ve çalışarak ilahi bilgiye ulaşmanın kaçınılmaz olduğunu, ruhun yüzünü ait olduğu kutsal âleme çevirmesiyle ebedi yaşama ereceğini belirtir.


7. İbni Sina'nın felsefesinin temelini oluşturan "Zorunlu Varlık" ve "Mümkün Varlık" ayrımını açıklayınız.
Cevap:İbni Sina'ya göre varlık, "Zorunlu Varlık" ve "Mümkün Varlık" olarak ikiye ayrılır. Zorunlu Varlık, var olmak için kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, yani Tanrı'dır. Mümkün Varlık ise var olmak için bir sebebe muhtaç olan, yani Tanrı dışındaki tüm varlıklardır. Bu ayrım, onun felsefesinin temelini oluşturur ve "İmkân ve Sebep Delili" görüşünün de dayanağıdır.

8. İbni Sina'nın "Boşlukta Uçan Adam" deneyini hangi felsefi kavramı açıklamak için kullandığını ve bu deneyin ne anlama geldiğini belirtiniz.
Cevap:İbni Sina, "Boşlukta Uçan Adam" deneyini, varlığın doğrudan akılla kavranan bir bilgi olduğunu somutlaştırmak için kullanmıştır. Metinde açıklandığı gibi, bu deneyde, boşlukta uçan bir adam hiçbir yere temas etmeden, hiçbir duyu organıyla veri algılayamasa dahi kendisinin var olduğunu bilir ve "Varım..." der. Bu, insanın vasıtasız bir şekilde kendi varlığının farkına varması ve varlık bilgisinin duyusal algılardan bağımsız olarak akılla edinilebileceğini ifade eder.

9. İbni Sina, evrenin yaratılış sebebini neye bağlar ve bu konuda geliştirdiği "sudur" teorisini kısaca açıklayınız.
Cevap:İbni Sina, evrenin yaratılış sebebini "aşk"a (sevgiye) bağlamıştır. Metinde belirtildiği üzere, yaratılışta bilgi olduğu kadar aşk da vardır. Sudur teorisine göre, Tanrı'dan (Zorunlu Varlık) önce "İlk Akıl" sudur eder, ardından ikinci akıl ve sırasıyla evreni oluşturan gezegenler, yıldızlar, Ay, Dünya ve dünyadaki tüm canlı ve cansız varlıklar meydana gelir. Bu, Tanrı'nın kendi zatına olan sevgisi, bilgisi ve düşünmesiyle bütün varlıkların meydana geldiğini ifade eder.

10. İbni Sina, bilgiye ulaşma konusunda "sezgi"nin önemini nasıl ifade eder ve bunu hangi benzetmeyle açıklar?
Cevap:İbni Sina, bilgiye ulaşmada sezginin (feraset ilmi) çok önemli olduğunu vurgular. Metinde "Kavrama iki yolla olur: sezgi ve öğrenme" der. Sezginin faydalarını "Herkesin saklamakta olduğu içyüzünü bu ilim hemen meydana çıkarır. Bu ilme bakarak herkese karşı nasıl hareket edeceğini ve nasıl vaziyet alacağını tayin eder..." diyerek açıklar. Bu, sezginin günlük yaşamda daha az hata yapmayı sağladığını ve ulvi bilginin ışığına daha kolay erişim sağlayan bir anahtar olduğunu belirtir.

11. İbni Sina'nın tıp alanındaki yenilikçi yaklaşımını, mikroplar ve bulaşıcı hastalıklar konusundaki tespitleri üzerinden açıklayınız.

Cevap:Metne göre, İbni Sina mikroskop gibi cihazlar olmadığı bir dönemde, gözle görülmeyen "kurtçuk" adını verdiği canlıların temas ve hava yoluyla hastalıkları taşıdığını anlamıştır. Çiçek, cüzzam, veba gibi hastalıkların bu yolla bulaştığını, pis ve havasız ortamların hastalığa davetiye çıkardığını, vebanın önce fareler gibi hayvanlarda görüldüğünü ve hangi rüzgârın hangi hastalığın taşınmasına katkı sağladığını tespit etmiştir. Bu da onun "önleyici tıp" konusunda öncü olduğunu gösterir.

12. İbni Sina, "Hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemlidir" sözüyle neyi ifade etmek istemiştir?
Cevap:Bu sözüyle İbni Sina, insan ömrünün niceliğinden (uzunluğundan) ziyade niteliğine (genişliğine) dikkat çeker. Metinde belirtildiği gibi, eğer insan kendini kültürel ve estetik yönden zenginleştirebildiyse, düşünsel açıdan bitkisel ve hayvani bilincin üzerine çıkarabildiyse, varlığı üzerine düşünebildiyse ve âlemin tümüne yayılan aşkı hissedebildiyse, kısa görünen yaşamının bile yüz yıl yaşayandan daha verimli ve dolu geçtiğini vurgular.

13. İbni Sina'ya göre mantık biliminin işlevi ve insan için önemi nedir?
Cevap:İbni Sina, mantığı "insana, zihninde kazanılmış bilgilerden kazanılacak bilgilere geçme işlemlerini, bu bilgilerin özelliklerini... öğreten bir bilim" olarak tanımlar. Metinde ifade edildiği gibi, mantığı adeta bir "alet" gibi görür. Ruhbilimden doğan mantık, düşüncenin kararlarını bulmak, bunlar arasında bağlantı kurmak ve doğru düşünmek için insana gereklidir. Mantığın gayesi, elde edilmek istenen bilgiye hatasızca ulaşmanın yollarını göstermektir.

14. İbni Sina'nın ahlak felsefesindeki temel ilkeleri ve "iyiliklerin en faydalısı sadakadır" sözüyle neyi vurguladığını açıklayınız.
Cevap:İbni Sina'ya göre ahlak ilmi, nefsin iyi ve kötü hallerini ele alır ve en yüksek haz ve mutluluğun "ruh mutluluğu" olduğunu savunur. "İyiliklerin en faydalısı sadakadır" diyerek başkalarına yardım etmenin önemini vurgular. Ayrıca, "En iyi huy, herkesin eza ve cefasına katlanmak, kimseye ses çıkarmamaktır" diyerek sabır, riyakârlıktan uzak durma, dedikodu ve tartışmadan kaçınmayı ahlaklı olmanın ve "kirden ve pastan temizlenmenin" yolları olarak gösterir.

15. İbni Sina, bir hekim olarak hastaları muayene ederken nelere dikkat ederdi?
Cevap:Metinde belirtildiğine göre, İbni Sina, hastaları muayene ederken vücut yapılarına, mizaçlarına, yaşam tarzlarına, beslenme ve diyetlerine, beden hareketlerine ve yaptıkları egzersizlere dikkat ederek teşhis koyardı. Hastanın bütün vücudunu baştan aşağı kontrol ettiği, nabız ve idrarı da incelediği bilinmektedir.

16. İbni Sina, çocukların eğitimi ve sağlığı konusunda hangi tavsiyelerde bulunmuştur?
Cevap:İbni Sina, çocuklara altı yaşında eğitime başlanmasını önerir. Doğumdan hemen sonra bebeğin tuzlu suyla yıkanmasını, sonraki dönemde günde iki üç kez yıkanmasını, günde iki kez anne sütüyle beslenmesini ve beslendikten sonra ninniyle uyutulmasını tavsiye eder. Ayrıca, çocukların erken yaşta çalıştırılmasına karşı çıkarak, bunun olgun yaşta çabucak kudretten düşüreceğini savunmuştur.


17. Metinde İbni Sina'nın hayatındaki zorluklara (sürgün, hapis, kıskançlık) karşı yaklaşımı nasıl özetlenmektedir?
Cevap:Metinde belirtildiği gibi, İbni Sina, hayatı boyunca vezirlik, hapis, sürgün ve kıskançlık gibi birçok zorlukla karşılaşmıştır. Ancak bu durumların onu mutsuz etmediği ve yolundan döndürmediği, aksine her zaman doğru bildiği yolda ve kendinden emin adımlarla ilerlemeye devam ettiği vurgulanır. Onun düşünce yapısında "sıkıntılar karşısında pes etmek ya da yıkılmak değil, sabrederek çalışmaya devam etmek" vardı.


18. İbni Sina'ya göre ideal insan modeli nedir ve bu modele ulaşmak için ne yapmalıdır?
Cevap:İbni Sina'ya göre ideal insan, "Zorunlu Varlık"ın yani Tanrı'nın farkında olan insandır. Metne göre bu modele ulaşmak için insanlar, temel doğa bilimlerini öğrenmeli, ahlak kurallarını içselleştirerek gelişmeli, bitkisel-hayvani ruhun üstüne çıkıp "Faal Akıl"ın ışığını almaya hazır hale gelmelidir. Akıl ve iradesini kullanarak bilgiye ulaşmalı, kendini sürekli geliştirmeli ve ruhunu kötülüklerden arındırarak "Müstefad Akıl" düzeyine erişmelidir.

19. İbni Sina, insanın ruhunun (nefsinin) gelişimini açıklarken hangi akıl sınıflamasını kullanır ve bu sınıflamanın en yüksek basamağı nedir?
Cevap:İbni Sina, insanın ruhunun gelişimini açıklarken akıl sınıflamasını kullanır. Bu sınıflama Heyulani Akıl, Özellik Halindeki Akıl, Eylem Halindeki Akıl, Müstefad Akıl ve Kutsi Akıl basamaklarından oluşur. Metne göre, bu sınıflamanın en yüksek basamağı "Kutsi Akıl"dır. Kutsi Akıl, varlıkların özüne inebilen ve doğrudan Faal Akıl'la bağlantı kurarak bilgi alınabilen akıldır ve sadece peygamberlere özgüdür.

20. İbni Sina'nın psikiyatri alanındaki önemli bir keşfini ve aşkı bir hastalık olarak ele alış biçimini örneklendirerek açıklayınız.
Cevap:Metinde belirtildiğine göre, İbni Sina, aşkı bir hastalık olarak ele almış ve tedavi edilebileceğini savunmuştur. Kendisine gösterilen, yemeden içmeden kesilen bir hastanın nabzını kontrol ederek, bazı isimleri telaffuz ettiğinde nabzın hızlandığını fark etmiştir. Böylece hastanın kim için karasevdaya tutulduğunu anlamış ve çare olarak âşık olunan kişiyle evlendirilmesini önermiştir. Eğer evlilik mümkün olmazsa, âşık olunan kişinin değersizleştirilmeye çalışılması, hava değişimi ve soğuk su gibi tedaviler önermiştir. Bu yaklaşımını "Aşk Risalesi" adlı eserinde de ele almıştır.