Postayla Gelen Deniz Kabuğu- Empati Kurdurmaya Yönelik Sorular Ve Cevapları

 

Postayla Gelen Deniz Kabuğu- Empati Kurdurmaya Yönelik Sorular Ve Cevapları

 

1. Sude'nin yerinde olsaydınız, anne ve babanız sürekli çalıştığı için kendinizi nasıl hissederdiniz?

Cevap: Kendimi yalnız ve mutsuz hissederdim. Anne ve babamla daha fazla vakit geçirmek isterdim.

2. Sude'nin tablete bu kadar bağlanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü teknoloji bilinçsiz kullanıldığında insanı ailesinden ve çevresinden uzaklaştırabilir.

3. Sude'nin annesi Sevda Hanım'ın yerinde olsaydınız kızınızın tablet bağımlılığını fark edince ne yapardınız?

Cevap: Kızımla konuşur, ona zaman ayırır ve birlikte güzel etkinlikler yapardım.

4. Sude'nin yerinde olsaydınız tabletiniz elinizden alındığında ne hissederdiniz?

Cevap: İlk başta üzülür ve kızardım. Ancak zamanla bunun benim iyiliğim için yapıldığını anlardım.

5. Sevda Hanım'ın kızını kurtarmak için Gogoluku oyununa katılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Bence çok fedakâr ve düşünceli bir davranıştır. Annesinin kızını anlamaya çalışması beni mutlu ederdi.

6. Sude'nin anne ve babasının kendisine yeterince zaman ayırmaması sizce onu nasıl etkilemiştir?

Cevap: Kendini yalnız hissetmesine ve sanal dünyaya yönelmesine neden olmuştur.

7. Sude'nin yerinde olsaydınız boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirdiniz?

Cevap: Kitap okur, arkadaşlarımla oynar, ailemle vakit geçirir ve doğada yürüyüş yapardım.


8. Sokaktaki insanların sürekli telefon ve tabletlere bakması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Bunun üzücü olduğunu düşünüyorum. İnsanlar çevrelerindeki güzellikleri ve birbirlerini fark edemiyorlar.

9. Sevda Hanım'ın yerinde olsaydınız Sude'ye nasıl davranırdınız?

Cevap: Ona kızmak yerine sabırla yaklaşır, neden böyle davrandığını anlamaya çalışırdım.

10. Sude'nin ailesiyle daha fazla vakit geçirmesi için neler yapmasını önerirdiniz?

Cevap: Ailesiyle sohbet etmesini, birlikte gezilere gitmesini ve ortak etkinliklere katılmasını önerirdim.

11. Sude'nin gerçek hayatta yaşayamadığı anıları sanal dünyada yaşamış gibi göstermesi sizde nasıl duygular uyandırırdı?

Cevap: Üzüntü ve şaşkınlık uyandırırdı. Çünkü gerçek hayatta güzel anılar biriktirmesini isterdim.

12. Kitaptaki olaylardan kendinize nasıl bir ders çıkardınız?

Cevap: Teknolojiyi bilinçli kullanmamız ve ailemize zaman ayırmamız gerektiğini öğrendim.

13. Sizce Sude'nin anne ve babası ona karşı daha anlayışlı olmalı mıydı?

Cevap: Evet, çünkü çocukların sevgiye, ilgiye ve anlaşılmaya ihtiyacı vardır.

14. Sude'nin yerinde olsaydınız deniz kabuğu toplamak mı, tabletle oyun oynamak mı isterdiniz? Neden?

Cevap: Deniz kabuğu toplamayı tercih ederdim. Çünkü açık havada vakit geçirmek ve doğayı keşfetmek daha eğlencelidir.

15. Bu kitabın kahramanlarından hangisinin yerinde olmak isterdiniz? Neden?

Cevap: Sevda Hanım'ın yerinde olmak isterdim. Çünkü kızını mutlu etmek ve onu kötü alışkanlıklarından kurtarmak için çabalıyor.


Klasik (yorum gerektiren) sorular

1. Sizce bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey nedir?

Cevap: Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey sevgi, ilgi ve ailesinin desteğidir.

2. Teknoloji insanları birbirine yaklaştırırken nasıl uzaklaştırabilir?

Cevap: İnsanlar teknolojiyle iletişim kurabilir ancak sürekli ekranlara bakarlarsa yanlarındaki insanlarla konuşmayı ve vakit geçirmeyi unutabilirler.

3. Sizce aile içinde iletişim neden önemlidir?

Cevap: Aile bireylerinin birbirlerini anlamasını, sorunlarını paylaşmasını ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlar.

4. Sude'nin yaşadığı sorunların çözümü sizce nedir?

Cevap: Tablet kullanımını azaltmak, ailesiyle daha çok vakit geçirmek ve gerçek hayatta yeni arkadaşlıklar kurmaktır.

5. Kitabın ana fikri nedir?

Cevap: Teknoloji bilinçli kullanılmalı, aile ilişkileri güçlendirilmeli ve gerçek hayatın güzellikleri unutulmamalıdır.

Notre Dame’ın Kamburu- Empati Kurdurmaya Yönelik Sorular Ve Cevapları

 

Notre Dame’ın Kamburu- Empati Kurdurmaya Yönelik Sorular Ve Cevapları


1. Quasimodo'nun dış görünüşü nedeniyle insanlar tarafından dışlanması ona neler hissettirmiş olabilir?

Cevap: Kendini yalnız, üzgün, değersiz ve sevilmeyen biri gibi hissetmiş olabilir. İnsanların onu tanımadan yargılaması kalbini kırmış olabilir.

2. Quasimodo'nun küçük yaşta kiliseye bırakıldığını ve rahip Frollo tarafından büyütüldüğünü düşün. Onun yerinde olsaydın neler hissederdin?

Cevap: Ailemden ayrı kaldığım için üzülürdüm. Beni büyüten kişiye minnet duysam da sevgiye ve kabul görmeye ihtiyaç duyardım.

3. Quasimodo'nun çanları çalarken mutlu olduğunu düşünüyor musun? Neden?

Cevap: Evet, çünkü çan kulesi onun kendisini rahat ve güvende hissettiği yer olabilir. İnsanların kendisini dışladığı dünyadan uzaklaşarak burada huzur buluyor olabilir.

4. İnsanların Quasimodo'yu çirkin olduğu için alaya almasını nasıl değerlendiriyorsun? Böyle bir davranışa şahit olsaydın ne yapardın?

Cevap: Bunun çok yanlış ve kırıcı olduğunu düşünürdüm. Onu savunur, insanların dış görünüşleriyle alay etmemeleri gerektiğini söylerdim.

5. Quasimodo'nun Esmeralda'ya âşık olması ve onun iyiliğini istemesi bize onun karakteri hakkında ne anlatır?

Cevap: Quasimodo'nun sevgi dolu, fedakâr ve iyi kalpli biri olduğunu gösterir. Dış görünüşünün aksine çok derin duygulara sahiptir.

6. Esmeralda'nın Quasimodo'ya su vermesi onu nasıl hissettirmiş olabilir?

Cevap: Çok mutlu olmuş ve ilk kez bir insanın kendisine merhamet gösterdiğini hissetmiş olabilir. Kendisine değer verildiğini anlamış olabilir.

7. Quasimodo'nun Esmeralda'yı kurtarmak için hayatını tehlikeye atmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Cevap: Onu çok sevdiği ve zarar görmesini istemediği için fedakârlık yapmıştır. Ancak sevginin insanın kendi hayatını da değersiz görmesine neden olmaması gerektiğini düşünüyorum.

8. Esmeralda'nın küçük yaşta annesinden kaçırılmasını ve ailesinden ayrı büyümesini nasıl değerlendiriyorsun?

Cevap: Çok üzücü bir durumdur. Annesinin sevgisinden mahrum kalmış ve ailesinin yanında büyüme fırsatını kaybetmiştir.

9. Esmeralda'nın kendisini sevdiğini düşündüğü subayın aslında ona karşı samimi olmadığını öğrendiğinde neler hissedeceğini düşünüyorsun?

Cevap: Hayal kırıklığına uğrar, üzülür ve kendisini aldatılmış hissederdi. Güvendiği bir insan tarafından kandırılmak onu derinden yaralardı.

10. Esmeralda'nın işlemediği bir suç nedeniyle suçlanması ve işkence görmesi hakkında ne düşünüyorsun?

Cevap: Çok büyük bir haksızlığa uğramıştır. İnsanların kanıt olmadan birini suçlaması ve işkenceyle itirafa zorlaması kabul edilemez.


11. Esmeralda'nın Quasimodo'ya su vermesini nasıl yorumluyorsun?

Cevap: Quasimodo'ya acımış ve onun da susayan, yardıma ihtiyaç duyan bir insan olduğunu düşünmüştür. Bu davranışı onun merhametli olduğunu gösterir.

12. Esmeralda, Quasimodo'nun kendisine duyduğu sevgiyi öğrendiğinde neler hissetmiş olabilir?

Cevap: Şaşırmış ve onun kendisine zarar vermek yerine yardımcı olduğunu fark ederek minnet duymuş olabilir.

13. Esmeralda'nın son anlarında annesiyle karşılaşmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Cevap: Çok duygusal ve üzücü bir karşılaşmadır. Yıllarca birbirlerini arayan anne ve kızın kavuşması mutluluk verici olsa da birlikte yaşayacak zaman bulamamaları çok acıdır.

3. Frollo'nun davranışlarını değerlendirme

14. Frollo'nun Quasimodo'yu büyütmesini nasıl değerlendiriyorsun? Bu davranışı onun tamamen iyi bir insan olduğunu gösterir mi?

Cevap: Quasimodo'yu sahiplenmesi ve büyütmesi olumlu bir davranıştır. Ancak daha sonra Esmeralda'ya karşı yaptığı kötülükler onun her davranışının doğru olmadığını gösterir.

15. Frollo'nun Esmeralda'ya duyduğu duyguların zamanla takıntıya dönüşmesi hakkında ne düşünüyorsun?

Cevap: Bir insanı sevmek, onun üzerinde hak sahibi olmak anlamına gelmez. Frollo, Esmeralda'nın özgür iradesine saygı göstermemiş ve kendi isteklerini ona zorla kabul ettirmeye çalışmıştır.

16. Frollo'nun Esmeralda'ya zarar vermesini ve suçu onun üzerine atmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Cevap: Çok bencilce ve zalimce bir davranıştır. Kendi hatalarının sorumluluğunu üstlenmemiş ve masum bir insanın hayatını mahvetmiştir.

17. Frollo'nun yerinde olsaydın, sevdiğin kişinin seni istemediğini öğrendiğinde nasıl davranırdın?

Cevap: Onun kararına saygı duyardım. Sevginin karşılıklı olması gerektiğini kabul eder, kimseyi istemediği bir ilişkiye zorlamazdım.

18. Quasimodo ve Esmeralda toplum tarafından farklı nedenlerle dışlanmıştır. Sence dışlanmak insanların hayatını nasıl etkiler?

Cevap: İnsanların kendilerini yalnız, değersiz ve güvensiz hissetmelerine neden olabilir. Zamanla insanlara karşı güvenlerini kaybedebilirler.

19. Halkın Quasimodo'yu çirkin olduğu için alaya almasını nasıl değerlendiriyorsun? Sence bir insanı tanımadan onun hakkında karar vermek doğru mudur?

Cevap: Hayır, doğru değildir. İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmek büyük bir haksızlıktır. Önce onları tanımalı, davranışlarına ve karakterlerine önem vermeliyiz.

20. Quasimodo'nun Esmeralda'yı kiliseye kaçırarak kurtarmasını nasıl değerlendiriyorsun? Onun yerinde olsaydın nasıl bir yol izlerdin?

Cevap: Esmeralda'yı korumak istemesi çok anlamlıdır. Ben de onun güvenliğini sağlamak isterdim ancak bunu yaparken kimseye zarar vermeden yardım yolları arardım.


21. Esmeralda'nın masum olduğu hâlde cezalandırılmasını önlemek için çevresindeki insanlar neler yapabilirdi?

Cevap: Gerçekleri araştırabilir, onun savunmasını dinleyebilir ve adil bir yargılama yapılmasını sağlayabilirlerdi.

22. Quasimodo'nun sağır olması ve insanların onu anlamaması arasında nasıl bir ilişki kurabilirsin?

Cevap: Quasimodo yalnızca fiziksel engelleri nedeniyle değil, insanların onu anlamaya çalışmaması nedeniyle de yalnızlaşmıştır. İnsanların farklılıkları anlamak için çaba göstermesi gerekir.

23. Quasimodo'nun Frollo tarafından büyütülmesine rağmen sonunda ona karşı gelmesini nasıl yorumluyorsun?

Cevap: Quasimodo, kendisini büyüten kişiye saygı duysa da Esmeralda'ya yapılan kötülüklere karşı çıkmıştır. İyilik ve adalet duygusu, yanlış davranışlara sessiz kalmamasını sağlamıştır.

24. Okulunda dış görünüşü veya farklı özellikleri nedeniyle arkadaşları tarafından dışlanan bir öğrenci görsen nasıl davranırdın?

Cevap: Onunla arkadaşlık kurar, oyunlara katılmasını sağlar ve diğer arkadaşlarıma kimsenin dış görünüşü nedeniyle alay konusu yapılmaması gerektiğini anlatırdım.

25. Bir arkadaşının haksız yere suçlandığını öğrensen nasıl davranırdın?

Cevap: Öncelikle onu dinler, bildiğim gerçekleri anlatır ve haksızlığın giderilmesi için öğretmenimden yardım isterdim.

26. Bir insanın fiziksel görünüşü ile kalbinin güzelliği arasında nasıl bir ilişki vardır?

Cevap: Fiziksel görünüş insanın karakterini belirlemez. Bir insanın gerçek güzelliği merhametli, dürüst, yardımsever ve sevgi dolu olmasıyla anlaşılır.

27. Sevdiğin bir insanın seninle aynı duyguları paylaşmadığını öğrensen ne yapardın?

Cevap: Üzülsem de onun kararına saygı duyardım. Kimseyi beni sevmeye veya benimle birlikte olmaya zorlamazdım.

28. Bir insanın yaptığı hatanın cezasını başka birinin çektiğini görsen neler hissederdin?

Cevap: Çok üzülür ve öfkelenirdim. Haksızlığa uğrayan kişinin hakkını araması için ona yardımcı olmaya çalışırdım.

29. Sence merhametli olmak ile acımak arasında nasıl bir fark vardır?

Cevap: Acımak birinin zor durumunu fark etmektir. Merhamet ise onun duygularını anlamaya çalışmak ve yardım etmek için harekete geçmektir.

30. Kitabın sonunda yaşanan olaylardan hangi dersi çıkardın?

Cevap: İnsanları dış görünüşlerine göre yargılamamamız, adaletli davranmamız ve herkesin duygularına saygı göstermemiz gerektiğini öğrendim. Ayrıca sevginin zorlamak değil, karşılıklı saygı ve anlayış olduğunu anladım.

Gençlerle Baş Başa Kitabının Özeti

 

Gençlerle Baş Başa Kitabının Özeti


Ali Fuad Başgil'in Gençlerle Başbaşa adlı eseri, gençlere başarılı, verimli ve ahlaklı bir hayat sürmeleri için yol göstermeyi amaçlayan önemli bir kişisel gelişim ve öğüt kitabıdır. Yazar, kendi fikirlerinden, felsefi görüşlerinden, eğitimcilik tecrübelerinden ve hayatından örnekler vererek gençlere başarıya ulaşmanın yollarını anlatmaktadır. Kitapta özellikle çalışma, irade, ahlak, alışkanlıklar, zaman yönetimi ve başarılı olmanın yöntemleri üzerinde durulmaktadır.


Yazar, gençlerin eğitim hayatında karşılaştıkları en önemli sorunlardan birinin nasıl çalışacaklarını ve nasıl öğreneceklerini bilmemeleri olduğunu belirtmektedir. Başarılı olmanın yalnızca zekâya bağlı olmadığını, doğru çalışma yöntemlerini bilmenin ve bunları kararlılıkla uygulamanın da önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ona göre zekâ bilginin, irade ise davranışın kaynağıdır. Bir insan bir şeyin doğru olduğunu bildiği hâlde iradesini kullanamadığı için bunu davranışlarına yansıtamayabilir. Bu nedenle başarıya ulaşmak isteyen bir insanın öncelikle iradesini güçlendirmesi gerekir.


Kitapta başarının önündeki engeller de ele alınmaktadır. Tembellik, kötü arkadaş çevresi ve kötü örnekler başarının en önemli düşmanları arasında gösterilmektedir. Yazar, gençlerin çevrelerini dikkatli seçmeleri, çalışkan, dürüst ve iyi ahlaklı insanlarla arkadaşlık kurmaları gerektiğini ifade etmektedir. Ayrıca insanın namuslu ve vicdanlı olması gerektiğini, gerçek namusluluğun insanın kendi vicdanı karşısında utanılacak bir davranışının bulunmaması olduğunu belirtmektedir.


Eserde iradenin önemi ayrıntılı şekilde açıklanırken insanın huylarını değiştirebilmesi konusu da ele alınmaktadır. Yazar, doğuştan gelen bazı huyların tamamen değiştirilemeyeceğini ancak iyileştirilebileceğini, alışkanlıklardan kaynaklanan davranışların ise değiştirilebileceğini ifade etmektedir. Özellikle spor, musiki ve yeni alışkanlıklar kazanmanın insanın davranışlarını geliştirmesine yardımcı olabileceğini belirtmektedir.


Başarılı ve verimli çalışmanın üç temel unsuru olduğu üzerinde durulmaktadır. Bunlar aklî çalışma, bedenî çalışma ve hissî çalışmadır. Aklî çalışma, doğru çalışma yöntemlerini bilmeyi; bedenî çalışma, sağlıklı bir bedene sahip olmayı; hissî çalışma ise yapılan işi sevmeyi ve çalışmaya karşı içten bir istek duymayı ifade etmektedir. Yazar, bu üç unsurun bir arada bulunmasının verimli çalışma açısından önemli olduğunu savunmaktadır.


Kitapta başarılı olmak isteyen gençlere çeşitli çalışma kuralları ve tavsiyeler de sunulmaktadır. İşleri ertelememek, başladığı işi yarım bırakmamak, istikrarlı ve planlı çalışmak, sabırlı olmak, aynı anda tek bir işe odaklanmak ve zamanı doğru kullanmak bu tavsiyeler arasındadır. Ayrıca düzenli kitap okumak, önemli fikirleri not almak, ezber yapmak, arkadaşlarla fikir alışverişinde bulunmak ve ana dili doğru kullanmayı öğrenmek de kişisel gelişim açısından önemli görülmektedir.


Eserin son bölümünde ise gençlerin günlük hayatlarında dikkat etmeleri gereken ahlaki davranışlar üzerinde durulmaktadır. Öfkeliyken karar vermemek, konuşurken diline dikkat etmek, kısa ve öz konuşmak, kimsenin bilgisizliğini yüzüne vurmamak, cömert olmak, iyi arkadaşlar edinmek ve güzel ahlaklı olmak gençlere verilen önemli öğütler arasındadır.


Sonuç olarak Gençlerle Başbaşa, gençlere yalnızca nasıl başarılı olacaklarını değil, aynı zamanda nasıl iyi, dürüst, iradeli ve ahlaklı bir insan olabileceklerini de anlatan yol gösterici bir eserdir. Ali Fuad Başgil, başarının tesadüfen elde edilmediğini; düzenli çalışma, güçlü irade, sabır, doğru alışkanlıklar ve güzel ahlakla mümkün olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle geleceğini şekillendirmek isteyen gençler, öğrenciler ve eğitimciler için önemli tavsiyeler içeren bu kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum.

Korku Kültüründen Saygı ve Güven Kültürüne

 

Korku Kültüründen Saygı ve Güven Kültürüne


Doğan Cüceloğlu'nun Korku Kültürü adlı eserini okurken aslında günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız ancak çoğu zaman farkına varmadığımız birçok davranışın nedenini daha iyi anladım. Kitapta beni en çok düşündüren konu, insanların kendi istedikleri ve inandıkları gibi yaşamak yerine başkalarının beklentilerine göre hayatlarını şekillendirmeleriydi. İnsanların mutluymuş, başarılıymış veya özgürmüş gibi görünmelerine rağmen aslında kendi hayatlarını yaşayamamaları oldukça düşündürücüdür.


Korku kültürünün en çok aile ve eğitim hayatında kendisini gösterdiğini düşünüyorum. Çocukların düşüncelerini ifade edememesi, ailelerinin tepkisinden korkarak karar vermesi veya öğrencilerin öğretmenlerinden çekindikleri için soru soramaması bu kültürün örnekleridir. Bir çocuğun sürekli baskı altında yetişmesi, zamanla kendi kararlarını vermekten korkmasına ve başkalarının onayına ihtiyaç duymasına neden olabilir. Oysa çocukların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri, hata yapabilmeleri ve kendi yeteneklerini keşfedebilmeleri gerekir.


Bir öğretmen adayı olarak kitapta anlatılanlar beni özellikle eğitim sistemi üzerine düşündürdü. Öğretmenin öğrenciler üzerinde korkuya dayalı bir otorite kurmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Öğrencilerin öğretmenlerinden korktukları için değil, onlara güvendikleri ve saygı duydukları için ders dinlemelerini isterim. Bir öğrencinin yanlış cevap verdiğinde utanmadığı, soru sormaktan çekinmediği ve düşüncelerini özgürce ifade edebildiği bir sınıf ortamı oluşturmak benim için çok önemlidir. Çünkü öğretmen yalnızca bilgi aktaran kişi değil, aynı zamanda öğrencinin kendisini tanımasına ve geliştirmesine yardımcı olan kişidir.


Kitapta dikkatimi çeken bir diğer konu ise korku kültüründe insanların para, makam ve güç sahibi olmaya önem vermeleridir. İnsanlar güçsüz görünmekten korktukları için sürekli daha güçlü olmaya çalışmaktadır. Ancak bence insanın gerçek değeri sahip olduğu parayla, makamla veya çevresindeki insanlara hükmetmesiyle ölçülmemelidir. İnsan yaptığı işi severek yapmalı, merak etmeli, araştırmalı ve kendisini geliştirmelidir. Başkalarının beklentilerini karşılamak için değil, kendi değerleri ve istekleri doğrultusunda yaşamalıdır.


Doğan Cüceloğlu'nun korku kültürünün karşısına koyduğu saygı ve güven kültürünün toplumumuz için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ailede, okulda ve sosyal hayatta insanların birbirlerini dinlediği, düşüncelerine değer verdiği ve birbirlerine güvendiği bir ortam oluşturulmalıdır. Özellikle çocuklara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine neden yapmaları gerektiğini anlatmalı, kendi kararlarını verebilmeleri için onlara fırsat tanımalıyız.


Sonuç olarak bu kitap bana, insanları değiştirmek istiyorsak öncelikle onlara yaklaşımımızı değiştirmemiz gerektiğini gösterdi. Korkutarak itaat ettirmek yerine anlayarak, dinleyerek ve güven vererek insanların gelişimine katkıda bulunmalıyız. Bir öğretmen adayı olarak gelecekte öğrencilerimin benden korkmasını değil, bana güvenmesini isterim. Onların başkalarının beklentilerine göre yaşayan değil, kendi düşünceleri olan, sorgulayan, sorumluluk alan ve kendisini gerçekleştirebilen bireyler olmalarına yardımcı olmak istiyorum. Bence daha sağlıklı bir toplum oluşturmanın yolu, korku kültüründen uzaklaşıp saygı ve güven kültürünü benimsemekten geçmektedir.