Kendine Hoş
Geldin Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları
1. "Kendine Hoş Geldin"
adlı eserin yazarı kimdir ve kitap hangi yayınevi tarafından ne zaman
yayımlanmıştır?
Cevap: Miraç Çağrı Aktaş'tır. Kitap, Olimpos Yayınları tarafından Temmuz
2019'da yayımlanmıştır.
2. Kitabın ilk sayfalarında, yazar
okuyucusuna hangi temel tavsiyeyi vermektedir?
Cevap: Yazar, okuyucusuna "Başkadan beklediğin ilgiyi kendine sen
ver." ve "Kimseye muhtaçlığın yok. Başkalarının aynasına bakarak
değil, sen kendinle de güzelsin." tavsiyelerini vermektedir.
3. Yazar, geçmişteki ilişkilerinden
bahsederken eski kız arkadaşı Zümra ile yaşadığı hangi ilginç olayları örnek
vermiştir?
Cevap: Yazar, eski kız arkadaşı Zümra'nın kendisiyle aynı soyadı taşıyan
biriyle evlendiğini ve boşandıktan sonra evlenip doğan erkek çocuğuna kendi
adını (Miraç) verdiğini belirtmiştir.
4. Yazar, şu anki psikolojisini ve
ulaştığı ruh halini nasıl tanımlamakta ve bu durumun kendisine ne gibi bir
huzur getirdiğini ifade etmektedir?
Cevap: Yazar, şu anki ruh halini "bitik" olarak tanımlamakta ancak
"bitik olmanın güzel" olduğunu, "kafanın rahat" olduğunu,
"ne karışanın ne edenin" olduğunu ve "kıskanmadığını,
kıskanılmadığını" söyleyerek huzurlu hissettiğini ifade etmektedir.
5. Yazar, babasız büyümenin kendisi
üzerindeki etkisini ve bu durumun onu nasıl güçlendirdiğini hangi sözlerle
açıklamaktadır?
Cevap: Yazar, babasız büyümenin kendisini güçlü kıldığını ve babasız büyüyen
insanlara hiçbir şeyin, hiç kimsenin yokluğunun koymadığını, çünkü hayattaki en
büyük acıya ve sevgisizliğe alıştıklarını belirtir. "Babasız büyüyen
insanlar hiç şüphesiz, bu dünyanın en güçlü insanlarıdır." ifadesiyle bunu
vurgular.
6. Yazar, çocukluğuna dair hangi
zorlu anısını paylaşmakta ve ailesiyle yaşadığı bir olayı anlatmaktadır?
Cevap: Yazar, babası terk ettiğinde annesinin çok baskı gördüğünü, anneannesi
ve dedesinin çocukları yuvaya vermesi için annesine baskı yaptığını, aksi
takdirde evden kovacaklarını söylediklerini ve bunun sonucunda sokakta
kaldıklarını anlatmaktadır.
7. Reşat Nuri Güntekin'in hangi
sözü, yazarın acılarını atlatma konusundaki bakış açısını desteklemektedir?
Cevap: Reşat Nuri Güntekin'in "En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabahı
olmadı mı?" sözü, yazarın her şeyin geçeceğine ve acıların insanı
güçlendireceğine olan inancını desteklemektedir.
8. Yazar, hayatımızdan uzak
durmamız gereken insan tiplerini hangi özellikleriyle sıralamıştır?
Cevap: Yazar, ne istediğini ve hissettiğini bilmeyen, sadece kendini düşünen,
benmerkezci, mutsuzluktan beslenen, gitmeye meyilli, gönül almayı bilmeyen,
seni değiştirmeye çalışan, fedakarlık yapmayan, hayvanları sevmeyen,
söyledikleriyle yaptıkları çelişen, sana değer vermeyen, sürekli kendini
açıklamak zorunda bırakan, isteklerini dayatan, sevdiğini hissettirmeyen, özür
dilemeyi bilmeyen, herkese tepeden bakan, güvenmeyen, güven vermeyen ve
önceliği olmadığımız insanlardan uzak durulması gerektiğini belirtmiştir.
9. Nilgün Marmara'nın "İnsan
büyüdüğünü ne zaman anlar?" sorusuna verdiği cevabı açıklayınız.
Cevap: Nilgün Marmara'ya göre, insan eskiden yaşansa dokuz köyü ateşe vereceği
şeylere kibrit bile yakmadığında, tahammül etmeyi ve şaşırmamayı öğrendiğinde
büyüdüğünü anlar. Artık hiçbir şeye şaşırmadığını fark ettiği gün, büyüdüğünü
de fark etmiş olur.
10. Yazar, ilişkilerdeki sorunlara
yaklaşımını, yaşlı bir çiftin evlilik sırrı üzerinden nasıl ifade etmiştir?
Cevap: Yazar, şeylerin bozulduğunda hemen çöpe atmak yerine onarma taraftarı
olduğunu belirtir. Yaşlı bir çifte "Bunca yıl nasıl ayrılmadan evli kaldınız?"
diye sorulduğunda, çiftin "Bizim zamanımızda bir şeyler tamir edilirdi,
çöpe atılmazdı." cevabını vermesiyle, yazar da modern ilişkilerdeki
"hemen bırakma" eğilimini eleştirerek bu onarım yaklaşımını vurgular.
11. Yazar, eski ilişkilerinden
sonra ulaştığı "beklenti sıfır, kafa rahat" felsefesini nasıl
açıklamaktadır?
Cevap: Yazar, hayatın kendisini her şeyin üstesinden tek başına gelmeye
alıştırdığını, hayatta kendinden başka hiçbir şeyin değerli olmadığını
anlattığını ve sevdiğini söyleyen insanlara rağmen yalnızca kendine yetebilmeyi
öğrettiğinde kimseye ihtiyacı kalmadığını ifade eder. Bu durumun "beklenti
sıfır, kafa rahat" evresi olduğunu belirtir.
12. Victor Hugo'nun hangi sözü,
yazarın hayat mücadelesine ve insanların bu mücadeleye bakış açısına dair
düşüncelerini desteklemektedir?
Cevap: Victor Hugo'nun "Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz.
Gemiyi limana getirip getirmediğine bakar." sözü, yazarın insanların
bireylerin yaşadığı zorlukları değil, sadece sonuçları önemsediği düşüncesini
desteklemektedir.
13. Yazar, "Artık gidene
üzülmüyorum. Yerine daha iyisini koyuyorum." ifadesiyle geçmişteki
tutumundan nasıl bir değişiklik gösterdiğini anlatmaktadır?
Cevap: Yazar, geçmişte gitmeyi kafasına koymuş insanların kalması için
uğraştığını, kendini yorduğunu ancak artık bu devrin kapandığını belirtir.
Şimdi kimin ona ne veriyorsa onu aldığını ve kimseye hak ettiğinden fazlasını
vermediğini ifade ederek, gidenin ardından üzülmek yerine yeniye yer açtığını
anlatmaktadır.
14. Arthur Ashe'in tenis şampiyonluğu
ve AIDS hastalığı hikayesiyle yazar, okuyucuya hangi mesajı vermeyi
amaçlamaktadır?
Cevap: Arthur Ashe'in hikayesiyle yazar, okuyucuya hayatın hem güzelliklerini
hem de zorluklarını kabullenmesi gerektiğini, başarıda "Neden ben?"
demeyen birinin acıda da "Neden ben?" diye isyan etmemesi
gerektiğini, her şeyin bir sebebi olduğunu ve olacak olanın zaten olacağını
anlatan bir mesaj vermeyi amaçlamaktadır.
15. Yazar, neden geçmişine dönüp
kendinden özür dilemesi gerektiğini belirtmekte ve özellikle hangi konuda
kendini affetmesini istemektedir?
Cevap: Yazar, geçmişte değmeyecek insanlar için kendini yorduğu, hak
etmeyenlere değer verdiği, güvenmemesi gerekenlere güvendiği, sevmemesi
gerekenleri sevdiği, tek taraflı çabaladığı ve başkaları mutlu olsun diye kendi
mutluluğunu feda ettiği için kendinden özür dilemesi gerektiğini belirtir. En
çok da "bütün bu olanlara sen izin verdin" diyerek kendini
affetmesini istemektedir.
16. Yazar, şükretmenin önemini ve
insanların şikayet etme alışkanlığını yüz iki yaşındaki bir adamın hikayesi
üzerinden nasıl anlatmaktadır?
Cevap: Yazar, insanların en ufak şeylere isyan etmeye o kadar alıştığını ki
şükretmeyi unuttuğunu belirtir. Yüz iki yaşındaki bir adamın uzun ve neşeli
yaşamının sırrını soran gazeteciye, adam her sabah kalkıp hava nasıl olursa
olsun "Bu, tam benim istediğim gibi muhteşem bir gün!" dediğini
söyleyerek, şükretmenin ve kabullenmenin hayat kalitesini artırdığını
vurgulamaktadır.
17. Charles Bukowski ve Can
Yücel'in sözleriyle yazar, geçmişteki aşırı önemseme halinden günümüzdeki boş
vermişliğe nasıl ulaştığını anlatmaktadır?
Cevap: Yazar, Charles Bukowski'nin "Şimdiki boş vermişliğim, bir zamanlar
çok önemsemişliğimin sonucudur." sözüyle, bugünkü aldırmazlığının geçmişte
çok fazla önemsemesinden kaynaklandığını belirtir. Can Yücel'in "Fazla
kurcalamayın hayatı, vicdanınız temizse, yüreğiniz de güzelse, yaşayın gitsin
işte." sözüyle de bu boş vermişlik halinin getirdiği rahatlığı vurgular.
18. Yazar, "Zamanı Var"
başlıklı bölümde, kendisine yapılanları unutmayacağını ve neden bir gün onlara
aynı şekilde davranacağını ifade etmiştir?
Cevap: Yazar, zor zamanında yanında olmayan, elini uzatmayan ve gitmek için
bahane arayan herkesi unutmayacağını belirtir. Bunu bir intikam olarak değil,
"onlar gibi davranmak" olarak tanımlar ve bir gün aynılarını
kendisinin de onlara yapacağını, ihtiyacı olana yardım etmemenin ne demek
olduğunu anlatacağını söylemiştir.
19. Yazar, bir insanı değiştirmeye
çalışmak yerine, gerçek sevginin ne anlama geldiğini nasıl bir benzetmeyle
anlatmıştır?
Cevap: Yazar, bir insanı değiştiremeyeceğimizi, oyun hamuru olmadıklarını
belirtir. Gerçek değer ve sevginin bir insanı olduğu gibi kabullenmekten
geçtiğini söyler. Kuş benzetmesiyle, bir kuşun gökyüzüne ait ve aşık olmasına
rağmen kanatları sağlam olduğu halde yanınızda kalabiliyorsa sizi gerçekten
sevdiğini, kıskançlık yüzünden kafese kapatmanın ise bencillik olduğunu ifade
eder.
20. Yazar, kadınların annelerine
sevdikleri adamı anlatmasının ne anlama geldiğini ve bu kadınlara karşı nasıl
davranılması gerektiğini belirtmektedir?
Cevap: Yazar, bir kadının sevdiği adamı annesine anlatıyorsa gerçekten seviyor
olduğunu, bunun başka bir açıklaması olmadığını belirtir. Bu kadınları
kaybetmemek gerektiğini, incitmemek gerektiğini ve onların gözlerinin içinin
güldüğü bu anın mahvedilmemesi gerektiğini ifade eder.
21.Hz. Ali'nin hangi sözü, yazarın
hayattaki acılara karşı "sabır" anlayışını özetlemektedir?
Cevap: Hz. Ali'nin "Sabır, boyun eğmek değil, mücadele etmektir."
sözü, yazarın acılara karşı pasif bir bekleyiş değil, aktif bir mücadele ve
direnç gösterme anlayışını özetlemektedir.
22. Yazar, Mevlânâ ve Özdemir
Asaf'ın sözlerini kullanarak "güzel sevmek" kavramını nasıl
açıklamıştır?
Cevap: Yazar, "Gülü seven dikenine katlanır" atasözüyle, Mevlânâ'nın
"gül verin, gülünüz yoksa gülüverin" tavsiyesiyle ve Özdemir Asaf'ın
"Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa..."
sözleriyle, bir insanı tüm kusurlarıyla, eksiklikleriyle ve acılarıyla sevmeyi,
sadece güzellikleriyle değil, bütünüyle kabullenerek sevmeyi "güzel sevmek"
olarak tanımlar.
23. Yazar, William Golding'in
"İnsanları affedecek kadar olgunum ama onlara tekrar güvenecek kadar aptal
değilim." sözünü kendi deneyimleriyle nasıl bağdaştırmaktadır?
Cevap: Yazar, geçmişinin güvendiği, sevdiği ve değer verdiğine pişman olduğu
insanlarla dolu olduğunu, yanlış insanlara güvenip hayal kırıklığına uğradığını
belirtir. Bu tecrübeler sonucunda insanları affetme olgunluğuna erişse de,
tekrar güvenme konusunda aptal olmayacağını, çünkü canının çok yandığını ifade
eder.
24. Yazar, Peygamber Efendimiz
(s.a.v.)'in "Kalbini yarıp baktın mı?" hadisini hangi bağlamda
hatırlatmakta ve insanlara hangi tavsiyede bulunmaktadır?
Cevap: Yazar, insanların başkaları hakkında hüküm vermeden ve ön yargıyla
hareket etmeden önce bu hadisi hatırlatır. "Çamur at izi kalsın"
düşüncesiyle hareket eden, anlamaya çalışmayan ve her şeyi görmek istedikleri
gibi gören insanlarla uğraşmamayı, onları hayatından çıkarmayı ve uzak durmayı
tavsiye eder.
25. "Tırtılın yolun sonu
dediğine Allah kelebek demiş. Hiçbirimiz bizi bekleyen güzellikleri
bilemeyiz." sözü ve akabinde anlatılan tırtıl ve kelebek hikayesi, yazarın
hangi ana fikri vurgulamasını sağlamaktadır?
Cevap: Bu söz ve hikaye, yazarın değişimi kabullenmek, geçmişe takılı kalmamak
ve insanın kendi içindeki potansiyeli keşfetmesi gerektiği ana fikrini
vurgulamasını sağlamaktadır. Tırtılın kelebeğe dönüşmesine rağmen kendini hala
tırtıl sanarak zorlanması, değişime direnmenin faydasızlığını ve insanın
kendini olduğundan az görmemesini simgeler.
26. Yazar, Mevlânâ'nın "Kıymet
bilmek: Kaybedince arkasından ağlamak değil, yanındayken sımsıkı
sarılmaktır." sözüyle ne anlatmaya çalışmaktadır?
Cevap: Yazar bu sözle, insanların elindekilerin değerini bilmek yerine hoyratça
davrandığını ve kaybettikten sonra pişmanlık duyduğunu belirtir. Asıl olanın,
sevdiklerin hayattayken onların kıymetini bilmek, onlara sarılmak ve anı
yaşamaktan geçtiğini vurgulamaktadır. Gelecek için ertelemenin veya geçmişe
takılı kalmanın anlamsızlığını bu sözle destekler.
27. Yazar, annesinin "Kimseyi
kınama, bir gün kınadığın acın olur." sözünü kendi yaşamında nasıl tecrübe
ettiğini ve bu sözden yola çıkarak insanlara hangi öğüdü verdiğini
açıklamıştır?
Cevap: Yazar, annesinin bu sözünün doğruluğunu, kınadığı ne varsa bir bir
yaşayarak tecrübe ettiğini belirtir. Bu tecrübeden yola çıkarak kimseyi
kınamamayı, hele ki kimsede "dil yarası" açmamayı, çünkü bıçak
yarasının geçse de dil yarasının geçmediğini vurgulayarak öğüt verir.
28. Mesnevi'de geçen "Gramer
Bilgini ve Gemici" hikayesi ile yazar, insanlara hangi evrensel mesajı
vermeyi amaçlamaktadır?
Cevap: Hikaye, gramer bilgininin gemiciyi bilgisizlikle küçümsemesi ve gemici
tarafından gemi batarken yüzme bilip bilmediği sorulduğunda zor durumda kalması
üzerine kuruludur. Yazar bu hikaye ile her insanın farklı bilgi ve yeteneklere
sahip olduğunu, kimseye kibirlenmemek, tepeden bakmamak ve kimseyi küçümsememek
gerektiğini; çünkü herkesin birbirine ihtiyaç duyduğunu ve bilgi alanlarının
farklılık gösterebileceğini vurgular.
29.Yazar, "Yılan ve Kurbağanın
Hikayesi" ile insanlara güven konusunda nasıl bir ders vermeyi
hedeflemektedir?
Cevap: Yazar, akrebin kurbağayı sokmasının doğasında olduğunu ve akrebin bu
huyunu değiştiremediğini anlatarak, bazı insanların da tıpkı akrep gibi
doğalarında zarar verme potansiyeli taşıdığını ve başlangıçta masum görünseler
dahi umulmadık bir anda sizi zehirleyebileceklerini belirtir. Bu hikaye ile
insanlara, güvenin tek kullanımlık olduğunu ve bazı insanlara asla
güvenilmemesi gerektiğini anlatmayı amaçlamaktadır.
30. Kitabın son bölümlerinden
birinde yazar, babasının çocukken kendisine "Bundan bir şey olmaz."
dediği bir ortamda nasıl başarılı olduğunu anlatarak okuyucuya hangi ilham
verici mesajı vermiştir?
Cevap: Yazar, "Bu çocuktan adam olmaz." gözüyle bakılan kendisinin,
tüm olumsuzluklara rağmen kitap yazma hayalini gerçekleştirdiğini ve
eserlerinin geniş kitlelere ulaştığını anlatır. Bu hikayeyle okuyuculara,
"İmkansız diye bir şey yoktur. Vazgeçme. Yenilmeni ve vazgeçmeni bekleyenlere
en güzel cevabı, her zaman ayakta durarak ve vazgeçmeyerek vereceksin."
mesajını vererek, inanmanın ve çabalamanın başarıya ulaşmada kritik olduğunu
vurgular.