Korku
Kültüründen Saygı ve Güven Kültürüne
Doğan Cüceloğlu'nun Korku Kültürü adlı eserini okurken aslında günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız ancak çoğu zaman farkına varmadığımız birçok davranışın nedenini daha iyi anladım. Kitapta beni en çok düşündüren konu, insanların kendi istedikleri ve inandıkları gibi yaşamak yerine başkalarının beklentilerine göre hayatlarını şekillendirmeleriydi. İnsanların mutluymuş, başarılıymış veya özgürmüş gibi görünmelerine rağmen aslında kendi hayatlarını yaşayamamaları oldukça düşündürücüdür.
Korku kültürünün en çok aile ve eğitim hayatında kendisini gösterdiğini düşünüyorum. Çocukların düşüncelerini ifade edememesi, ailelerinin tepkisinden korkarak karar vermesi veya öğrencilerin öğretmenlerinden çekindikleri için soru soramaması bu kültürün örnekleridir. Bir çocuğun sürekli baskı altında yetişmesi, zamanla kendi kararlarını vermekten korkmasına ve başkalarının onayına ihtiyaç duymasına neden olabilir. Oysa çocukların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri, hata yapabilmeleri ve kendi yeteneklerini keşfedebilmeleri gerekir.
Bir öğretmen adayı olarak kitapta anlatılanlar beni özellikle eğitim sistemi üzerine düşündürdü. Öğretmenin öğrenciler üzerinde korkuya dayalı bir otorite kurmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Öğrencilerin öğretmenlerinden korktukları için değil, onlara güvendikleri ve saygı duydukları için ders dinlemelerini isterim. Bir öğrencinin yanlış cevap verdiğinde utanmadığı, soru sormaktan çekinmediği ve düşüncelerini özgürce ifade edebildiği bir sınıf ortamı oluşturmak benim için çok önemlidir. Çünkü öğretmen yalnızca bilgi aktaran kişi değil, aynı zamanda öğrencinin kendisini tanımasına ve geliştirmesine yardımcı olan kişidir.
Kitapta dikkatimi çeken bir diğer konu ise korku kültüründe insanların para, makam ve güç sahibi olmaya önem vermeleridir. İnsanlar güçsüz görünmekten korktukları için sürekli daha güçlü olmaya çalışmaktadır. Ancak bence insanın gerçek değeri sahip olduğu parayla, makamla veya çevresindeki insanlara hükmetmesiyle ölçülmemelidir. İnsan yaptığı işi severek yapmalı, merak etmeli, araştırmalı ve kendisini geliştirmelidir. Başkalarının beklentilerini karşılamak için değil, kendi değerleri ve istekleri doğrultusunda yaşamalıdır.
Doğan Cüceloğlu'nun korku kültürünün karşısına koyduğu saygı ve güven kültürünün toplumumuz için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ailede, okulda ve sosyal hayatta insanların birbirlerini dinlediği, düşüncelerine değer verdiği ve birbirlerine güvendiği bir ortam oluşturulmalıdır. Özellikle çocuklara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine neden yapmaları gerektiğini anlatmalı, kendi kararlarını verebilmeleri için onlara fırsat tanımalıyız.
Sonuç olarak bu kitap bana, insanları değiştirmek istiyorsak öncelikle onlara yaklaşımımızı değiştirmemiz gerektiğini gösterdi. Korkutarak itaat ettirmek yerine anlayarak, dinleyerek ve güven vererek insanların gelişimine katkıda bulunmalıyız. Bir öğretmen adayı olarak gelecekte öğrencilerimin benden korkmasını değil, bana güvenmesini isterim. Onların başkalarının beklentilerine göre yaşayan değil, kendi düşünceleri olan, sorgulayan, sorumluluk alan ve kendisini gerçekleştirebilen bireyler olmalarına yardımcı olmak istiyorum. Bence daha sağlıklı bir toplum oluşturmanın yolu, korku kültüründen uzaklaşıp saygı ve güven kültürünü benimsemekten geçmektedir.
0 Comments:
Yorum Gönder
Deneme