Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İnsan İnsana İyi Gelmeli Gelmeyecekse Hiç Gelmemeli!

 

İnsan İnsana İyi Gelmeli Gelmeyecekse Hiç Gelmemeli


İnsan bir başka insana iyi gelirse şifa olur. İnsanlar sevgi ile yaşar. Çünkü tüm mutlulukların kaynağı sevgiden gelir. İnsanlar birbirinin kuyusunu kazacaksa, birbirlerine kötü davranacaksa, birbirlerine karşı  kırıcı olacaksa bir araya gelmemeliler, arada mesafe olmalıdır.  Çünkü bu şekilde kurulan iletişimde birbirine zarar vermekten başka bir şey yapmazlar. İnsanlar birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket edeceklerse, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, empatiyi hayatının içine alacaklarsa işte orada yaşam olur, canlılık olur, eğlence olur, anın tadı olur.


 Birbirine zehir olanlar birbirine iyi gelmezler. İnsan muhabbetin olduğu, içtenliğin olduğu yerde mutlu olur. Dili ve kalbi samimi olmayan insanların ekmeği yenilmez, suyu içilmez. Öyle kimselerin evinde rahat oturulmaz, özgür hissedilmez. Oysa samimiyetin olduğu, doğallığın olduğu yerde insanlar mutlu olur, kahkahalar atar ve yapay davranışlar içine girmezler. Birbirine iyi gelmeyen, birbirine sürekli laf vuran, birbirinin kusurlarını arayan insanlar kötülükten beslenen, ruhunu kirletmiş insanlardır. 


İşte bizler de böyle kimselerden olmamalıyız. Kalbimiz temiz, vicdanımız rahat olmalıdır. Bencil insan olmamalıyız, merhametli insan olmalıyız. Hayatına girdiğimiz insanlara mutluluk vermeliyiz, onların kendilerini iyi ve rahat hissetmelerini sağlamalıyız.

Herkesin Zihnini Okuyabilseydim

 

Herkesin Zihnini Okuyabilseydim


Zihin okuma  özelliğine sahip olsaydım kendimi yoğun bir duygu içinde hissederdim.  Çok stresli bir hayatım olurdu. İnsanların aklından geçen her şeyi okumak beni çok rahatsız ederdi ve kafam allak bullak olurdu. Duygularım darmadağın olurdu. Özellikle de güvendiğim insanlar benim hakkımda kötü düşünüyorsa ve beni sevmiyorsa bu durumda büyük bir hayal kırıklığı yaşardım ve kendimi çok ama çok kötü hissederdim. 


Her ne kadar kimi tehlikeli işlere karşı ve kimi kötü insanlara karşı zihin okuyor olmak avantaj gibi görünse de ben zihin okumayı yine de istemezdim. Çünkü sürekli zihin aktif olacak, çok yorulacak ve başım da bu durumda çok ağrıyacaktı. Bunun için zihin okumayı asla istemezdim. Özellikle de insanların aklından geçen etik olmayan düşünceleri okuyor olmak, her türlü sinsiliği biliyor olmak çok kötü olurdu. İnsanların aklından geçen kötülükleri bildiğim halde hepsine birden müdahale edemezdim ve bu durumda da vicdan azabı yaşardım. Bu da beni çok yıpratırdı. İnsanların gerçek duygularını ve niyetlerini anlardım. 


İnsanların iç dünyalarını anlayarak, onlara yardımcı olmaya çalışırdım ama bu da sürekli olmazdı çünkü her insanın sorununa yetişemezdim. İnsanların zihni okuyor olsaydım bunu iyilik için okurdum, sınırlar koyardım, kendimi korurdum, ölçülü olurdum diyebilirim.

Cumhuriyet’in Kadınlara Tanıdığı Haklar ve Atatürk’ün Kadınlara Verdiği Önem İle İlgili Konuşma

 

Cumhuriyet’in Kadınlara Tanıdığı Haklar ve Atatürk’ün Kadınlara Verdiği Önem İle İlgili Konuşma


Mustafa Kemal Atatürk kadınlara çok değer vermiş ve kadınların omuz üstünde taşınması gerektiğini dile getirmiştir. Kadınlarımız Kurtuluş Savaşı yıllarında erkeğinin yanında olmuş, yeri gelmiş savaşmış, yeri elmiş askerlere yemek yapmış, çorap örmüş ve daha neler neler… Cumhuriyetle birlikte kadınlara çeşitli haklar verilmiştir.  Türk Medeni Kanunu ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı.


 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Doğum izni düzenlendi. Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu. Köy Kanununda  değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi. Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. İş Kanunu yürürlüğe girdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi. Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan 1935 tarihli 45 sayılı ILO  (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmesi kabul edildi ve kadınlara verilen önem  daha da çok artmaya başladı. Mustafa Kemal Atatürk kadınlar ile ilgili şu sözü söylemiştir: “Çok büyük şükranla görüyoruz ve görmekteyiz ki, hiç bir yerde kadınlarımız erkeklerden aşağı değildir. Hemen her yerde kadın ve erkek seviyesi arasında bir eşitlik görmekteyim. Bu durum övgüye değerdir.” 


"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?” diyerek kadınların bir milletin ilerlemesinde ve gelişmesinde ne kadar değerli kimseler olduğunu dile getirmiştir. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

23 Nisan İçin Atatürk’e Teşekkür Mektubu

 


23 Nisan İçin Atatürk’e Teşekkür Mektubu


Ülkemin büyük kurucusu, büyük lideri sevgili Mustafa Kemal Atatürk,

Senin gibi bir devlet adamı, senin gibi bir eğitimci, senin gibi bir insan benim ülkemin kurucu olduğun için çok mutlu oluyorum ve bunun için de çok gururluyum. Ülkesinin gelişmesi için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapmaktan çekinmeyen, hasta yatağında bile devlet sorunlarını kişisel problemi haline getiren büyük insan Mustafa Kemal Atatürk’üm.

 

Bize 23 Nisan Ulusla Egemenlik ve Çocuk Bayramını hediye ettiğin için sana minnet duyuyorum. Dünyada senden hiçbir lider yoktur ki ülkesinin çocukları için bayram ilan etsin.  23 Nisan günü hem meclisin açılması, hem de çocukların bayramı olması bizi çok mutlu ediyor. Bize bu kadar değer veren bir liderin olması bizim bu vatan için daha çok çalışmamızı sağlayacaktır. Sevgili Atatürk!


Şundan emin ol ki senin bize emanet ettiğin bu güzel cumhuriyet her zaman yeşermeye devam edecek, boy verecek ve koca bir çınar olarak yaşatılmaya devam edecektir. Milletin bağımsızlığına , milletin iradesine önem veren ve bu arada çocuklarını da unutmayan Mustafa Kemal’im. Sayende her yıl bayramımız oluyor. Ailemiz bu bayramlarda bizi en güzel yerlere götürüyor ve bayramımızı coşku ile yaşıyoruz ve yaşatmaya da devam edeceğiz ama senin gibi büyük bir lideri de asla ve asla unutmayacağız.

Yunus Emre’yi ve Onun Türk Diline Katkılarını Araştırınız.

 

Yunus Emre’yi ve Onun Türk Diline Katkılarını Araştırınız.


Yunus Emre;  on üçüncü yüzyılın sonu ile  on dördüncü yüzyılın başlarında yaşamış olan Türk halk şairi, düşünür ve aynı zamanda tasavvuf ile ilgilenen bir kimsedir. Yunus Emre Türkmen bir derviştir ve Anadolu'da Türk şiirinin öncüsü olarak kabul edilir. Yunus Emre Tabduk Emre'nin öğrencisidir. Eskişehir’de doğduğu ve öldüğü söylenir. Farsçanın yaygın olduğu bir dönemde sade Türkçe ile şiirler söylemiştir. Nazım biçimi olarak ilahiyi kullanmıştır. 


Şiirlerinde Allah sevgisini ve insan sevgisini işlemiştir. Şiirleri coşkulu olduğu için lirik bir şairdir. Şiirlerinde evrensel mesajlar vardır. Divan edebiyatından etkilenmiştir. Şiirlerinde hem hece ölçüsünü hem de aruz ölçüsünü kullanmıştır Divan ve Risaletün Nushiyye adlı eserleri vardır. Yunus Emre İslam hakkındaki görüşlerini Türkçe olarak dile getirmiştir. Yunus Emre’nin şiirleri hem dini özellik taşır hem de felsefi derinlik taşır. Yunus Emre halkın duygu ve düşüncelerini Türkçe olarak şiirlerinde coşkulu bir şekilde dile getirmiştir. 


Şiirlerinde halkın dili olan Türkçeyi kullandığı için edebiyat ile halk arasında kopukluk yaşanmamıştır. Şiirlerinde Türk dilinin zengin kelime hazinesinden faydalanan Yunus Emre çok sevilen bir şair olarak gönüllerimizde yer edinmiştir. Barış, hoşgörü, insan sevgisi, Allah sevgisi şiirlerinde işlediği temalardır.

En Son Gezdiğiniz Yere Ait Gözlemlerinizi Maddeler Halinde Defterinize Yazınız.

 

En Son Gezdiğiniz Yere Ait Gözlemlerinizi Maddeler Halinde Defterinize Yazınız.


En son gezdiğim bölge Karadeniz Bölgesiydi. Trabzon, Samsun, Rize, Sinop ve en sonunda  ise Bartın’ın Amasra ilçesinde gezdim ve Amasra muhteşem doğal güzellikleri ile beni büyüledi. Orada geçirdiğim güzel günler beni çok mutlu etti.  Amasra Kalesini gördüm. Bu kale Amasra’nın simgesiymiş. Kaleye çıktığım zaman ilçe harika görünüyordu. Kalenin içinde gezinti yaptık. Küçük Liman ve Büyük Liman, balıkçı tekneleri, kafeler ve restoranları gördüm. 


Çekiciler Çarşısına gittim ve oradan hediyelik ahşap ürünler aldım. Gürcüoluk Mağarasını gördüm, bu mağara doğa tutkunları için harika bir yerdi. Amasra Müzesi, Fatih Camii çok güzeldi. Oraya gittiğim zaman balık yedim, taze sebze ve deniz ürünleri ile yapılan Amasra salatasının lezzeti de bir başkaydı. Kestane şekeri yedim. Daha sonra ailemle birlikte tekne turu yaptık. Karadeniz2in mavi sularında tekne tutu yapmak çok keyifliydi. 


Küre Dağları Milli Parkına gittik ve orada yürüyüş yaptık. Gittiğim çok güzel yerlerden biriydi Amasra. Gitmenizi mutlaka öneririm. Bu şirin kasabaya yine gitmeyi düşünüyorum.

Mutlu Birey Nasıl Olunur?

 

Mutlu Birey Nasıl Olunur?


Yaşadığımız acı olaylar olabilir. Yeri gelir çok mutlu olduğumuz anlar olabilir. Bunlar doğanın içinde olan normal şeylerdir aslında. Çünkü her şey biz insanlar içindir. Mutluluk, acı, öfke, sevinç, pişmanlık vb gibi. Her zaman mutlu olamayabiliriz ama nasıl mutlu olacağımızı genle olarak belirlemek ise bizim irademizle alakalıdır. İrademiz dışında gerçekleşen şeyler bizi bağlamaz. Mutlu birey olmak için hem bedenen  sağlıklı olmak, hem ruhumuzun sağlıklı olması gerekir. Onun için de ilk olarak kişi kendini tanımalı ve kendini her hali ile kabul etmeyi bilmelidir. Kendi duygu ve düşüncelerini anlamak gerekir.


 Olumlu düşünmek kötümser düşünmekten uzak durmak gerekir. Elbette bazı durumlarda kötümser düşünmek iyi olabilir ama genel anlamda baktığımızda olumlu düşünmek kişiyi içten içe daha motive eder ve kişinin yaşadığı zorlukları daha iyi çözmesini sağlayabilir. Kişi kendine karşı da merhametli olmak çünkü kişinin kendi bedeninin de kendinde hakkı vardır diye düşünüyorum. Hatalarımızı kabul etmek, abartılı fedakarlıklarda bulunmamak, her şeyde ölçülü olmak kişinin mutlu olmasını sağlar. Aile, arkadaşlarla ve diğer sevdiklerimizi sosyal bağları koparmamak kişiyi mutlu eder. 


Anlaşılabilir ve ulaşılabilir amaçlar koymak ve o amaçlar için çalışmak, fiziksel sağlığımıza önem vermek ve bunun için egzersizler yapmak, yeterli ve dengeli beslenmek, stresle mücadele edebilmek, anın kıymetini bilmek, başka insanlara yardım etmek, hayvanları korumak ve kollamak, doğaya zarar  vermemek, empati kurmak, hayatta olduğumuza, sağlıklı olduğumuza şükretmek ve minnet duygusuna sahip olmak vb kişiyi mutlu eden etmenler arasında yer alır.

 

İnsan Karşısındakini Konuşarak Değil Dinleyerek İkna Eder

 

İnsan Karşısındakini Konuşarak Değil Dinleyerek İkna Eder


İnsan karşısındakini konuşarak değil, dinleyerek ikna eder sözünden hareketle müşterilerinizi ve çalışanlarınızı memnun etmek için neler yapabileceğinizi anlatan bir yazı yazınız...

İnsan karşısındaki konuşarak değil dinleyerek ikna eder. Çünkü dinlemek karşıdaki kişiye değer vermek, onu anlamak ve ona saygı göstermekle ilgili bir durumdur. Bunun için önce dinlemeyi bilmek gerekir. Müşterilerimle iletişim kurarken  öncelikle onların söylediği sözlere odaklanırım ve onların sözünü kesip kendimi ön plana çıkarmaya çalışmam. Konuşmak için değil anlamak için, yardımcı olmak için dinlemeyi tercih ederim. Kendimi müşterilerimin yerine koyar ve empati kurarım. Müşterilerimin sorunlarına hızlı ve etkili çözümler bulmaya çalışırım. Bu arada müşteriyi de  çözüm aşamasında bilgilendirmeye ve bilgileri günce tutmaya devam ederim. 


Müşterilerimin kişisel gereksinimlerini ön planda tutarım ve onlar için kişiselleştirilmiş çözümler sunarım. Müşterilerimin ger bildirimlerine değer veririm ve böylece onlarla aramdaki iletişimi de kaliteli ve samimi hale getirmiş olurum.Çalışanları mutlu etmek için şunları yapardım. Çalışanlarımla açık bir iletişim kurardım. Onların fikirlerini dinlerdim ve onlar üzerinde üstünlük kurmaya çalışmazdım. Mütevazi olurdum. Çalışanlarıma kendilerini  ifade etme fırsatı sunardım. Gerektiği zaman onları ödüllendirirdim ve böylece onların daha da azimle işlerine bağlanmasını sağlardım. Çalışanlarıma özel gelişim fırsatları sunardım. Örneğin; onların kariyerini daha iyi hale getirmek için elimden geleni yapardım.  


Çalışanlarımın ihtiyaç duyduğu  eğitimleri almasına yardımcı olurdum. Yeri geldiği zaman esnek olmasını bilirdim. Onlara güvenirdim, onları başka iş yerinde çalışan kişilerle kıyaslamazdım. Onların karşılaştığı sorunları dinler, sorunları halletmek için onlara yardımcı olacak  öneriler sunardım. Kısacası iyi bir dinleyici olurdum, esnek olurdum, ön yargılı olmazdım, hoşgörülü olurdum.

Nesli Tükenmekte Olan Hayvanlardan Hangilerini Biliyorsunuz. Sizce Bu Hayvanların Neslinin Tükenmemesi İçin Neler Yapılabilir?

 

Nesli Tükenmekte Olan Hayvanlardan Hangilerini Biliyorsunuz. Sizce Bu Hayvanların Neslinin Tükenmemesi İçin Neler Yapılabilir?


 Nesli tükenmekte olan hayvanlar, doğal yaşam alanlarının yok olması, iklim değişikliği, çevre kirliliği, avlanma vb nedenlerle tehlike altında olan türlerdir. Nesli tükenmekte olan hayvanlar şunlardır. Panda, deniz kaplumbağaları, kutup ayısı, fil, kaplan, orangutan, Meksika Yunusu vb. gibi hayvanlardır. 


Bu hayvanların neslinin tükenmemesi için çevreyi kirletmemeliyiz, ekosistemin dengesini bozmamalıyız.  Doğayı kendi haline bırakmamalıyız. Ormanlar yakıp yıkmamalıyız. Çevreyi temiz tutmalıyız. Zehirli atıkları denize bırakmamalıyız. Havayı, suyu ve toprağı kirletmemeliyiz. Örneğin Panda neslinin tükenmemesi için Bambu ormanları korunmalıdır, yasa dışı avlanmalar önlenmelidir. kaplanların korunması için kaplan habitatlarının korunması gerekir. Kaplanların  üremesinde destekleyen koruma alanları oluşturulmalıdır, fillerin yaşam alanları korunması ve genişletilmesi gerekir. Fildişi ticareti yasaklanmalıdır. Orangutanların neslinin korunması için yağmur ormanları korunmalı ve palmiye yağı üretimi devamlı hale gelmelidir.


 Denizkaplumbağalarının korunması için okyanuslar kirletilmelidir. Denizlere plastik atıklar bırakılmamalıdır vb. Kısacası habitat korunmalı, yada dışı avlanmalar önlenmelidir. İnsanlar bilinçli olmalı, doğasever olmalı, iklim değişikliği ile mücadele edilmelidir. Hayvanların üremesini destekleyecek koruma programları düzenlenmelidir.

Bir Geziye Çıkmadan Önce Gideceğiniz Yer Hakkında Araştırma Yapmanın Size Neler Kazandırabileceğini Açıklayınız

 

Bir Geziye  Çıkmadan Önce Gideceğiniz Yer Hakkında Araştırma Yapmanın  Size Neler Kazandırabileceğini Açıklayınız


Bir geziye çıkmadan önce gideceğimiz yer hakkında önceden bilgi sahibi olmak oradaki gezimi daha kolay ve daha keyifli hale getirecektir. Gideceğimiz yer hakkında bilgi edindiğimiz zaman kalacağımız yerlerin, yemek yiyeceğimiz yerlerin bütçesini biliriz ve plan ve program dahilinde paramızı harcarız ve yok yere paramız  gitmemiş olur. Gezi süremizi etkili bir şekilde planladığımız için önemli yerleri ve aktiviteleri de kaçırmamış oluruz. 


Gideceğimiz yere en kısa ve en güvenilir yolun ne olduğunu bildiğimi zaman gezimiz hem daha ekonomik olur hem de daha kısa zamanda ıraya varmış oluruz. Gideceğimiz yerin gelenek ve göreneklerini bilirsek orada nasıl davranmamız gerektiğini de biliriz ve böylece oraya da uyum sağlamış oluruz.  Temel yerel kelime ve ifadeleri öğrenmek, iletişim kurmamızı kolaylaştırır. Hangi bölgelerin güvenli olduğunu bilmek, gezimizi daha güvenli hale getirir. 


Gideceğimiz yerin iklim özelliklerini bilmek ona göre kıyafetler almamızı sağlar. Yerel halktan alacağımız öneriler daha güzel bir an geçirmemiz sağlar. Acil durumlar için gerekli bilgileri de önceden öğrenmek gerekir.

Barış Manço, Kemal Sunal Gibi Sanatçıların Hatıraları Nasıl Yaşatılabilir?

 

Barış Manço, Kemal Sunal Gibi Sanatçıların Hatıraları Nasıl Yaşatılabilir?


Barış Manço ve Kemal Sunal bu ülkenin en değerli sanatçılarındandır. Çünkü onlar halkın içinden gelmiş, halkın sorunlarını en iyi şekilde dile getiren nitelikli sanatçılardır. Onların hatıralarını yaşatmak için yapılması gerekenler şunlardır: Barış Manço'nun eserleri başka sanatçılar tarafından yeniden yorumlanmalıdır, sinemalarda ve dizilerde onun şarkılarına yer verilmelidir, onun sözlerine yer verilmelidir. Barış Manço'nun insan sevgisi üzerine söylediği sözler ile ilgili sosyal sorumluluk projeleri yapılmalıdır ve bu projelerde hayata geçirilmelidir. Sanatçıların eserleri, görüntüleri ve onlarla yapılan röportajlar sosyal medyada paylaşılmalı ve gençlerin de onlar tanıması bu şekilde sağlanmalıdır.


 Kemal Sunal ve Barış Manço ile ilgili onların yaşamını anlatan belgeseller hazırlanmalı ve çocuklara bu belgeseller okullarda seçmeli ders olarak izletilmeli, onların hayatları okutulmalıdır. Onlar adına şehir merkezlerine onların heykelleri yapılmalıdır. Sanatçıların geride kalan eşyaları müzeye koyulmalı ve halkın o eşyaları görmesi sağlanmalıdır. Sanatçıların hayat hikayeleri detaylı şekilde televizyon programlarında anlatılmalıdır. Onların hayat hikayelerini ele alan filmler yapılmalı, onlar adına konserler düzenlenmeli, tiyatro perdesinde filmleri tekrar canlandırılmalı ve yaşatılmalıdır. Akademik çalışmalar, denemeler ve makaleler ile bu iki sanatçımızın halkımız üzerinde bıraktığı kültürel etkileri incelenmelidir. Onların hatıralarını yaşatmak hem de onlara saygı duymak hem de bize fayda sağlamaktır. Mesela Kemal Sunal'ın repliklerini arkadaşlarımızla şakalaşarak konuşmalıyız. 


Barış Manço'nun şarkılarını müzik dersinde herhangi bir müzik aleti ile çalmalı ve söylemeliyiz. Onların hatıralarını yaşatmak için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Böylelikle toplumsal belleğimiz de daha güçlü olur. Kültürüne sahip çıkan, sanatçısına asla unutmayan gençler oluruz.

Kemal Sunal’ın Rol Aldığı Filmlerde Hangi Konular İşlenmiştir?

 

Kemal Sunal’ın Rol Aldığı Filmlerde Hangi Konular İşlenmiştir?


Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından biridir Kemal Sunal. Filmlerinde kimi zaman saflığı temsil etmiş, kimi zaman politikacıları temsil etmiş, kimi zaman adalet dağıtmış vb. Kemal Sunal’ın filmleri sadece komiklik üzerine olan filmler değildir. Filmlerde toplumsal mesajlar ve eleştiriler de yer almıştır. 


Kemal Sunal’ın filmlerine baktığımızda ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını yansıttığını görebiliriz. İzleyiciler onun filmleri ile kimi zaman gülmüş, kimi zaman ağlamış, kimi zaman düşünmüş vb.dir. Adaletsizlik, hırsızlık, sahtekarlık, yalancıların yalanı ortaya çıkarma gibi  konulara yer verilmiştir. Kemal Sunal’ın filmleri izlenmesi gereken muhteşem filmlerdir diyebilirim. Toplumdaki bazı töreler, ülkenin ekonomisi, kibir, gurur, şatafat, riyakarlık vb gibi konulara da değinilmiştir. Kemal Sunal sırtını halka dayamış değerli bir  şahsiyet, değerli bir insandır. 


Onun filmlerinde kendimizi buluruz. Çünkü Kemal Sunal halktan biridir ve halkın dertlerini en iyi anlayan sanatçılarındandır. Bundan dolayı en küçüğümüzden en büyüğü bile onun filmlerinden büyük zevk alır. Her yaştan insana hitap eden filmleri vardır.

Kültürümüzde Misafirlere Hangi İkramlarda Bulunulmaktadır?

 

Kültürümüzde Misafirlere Hangi İkramlarda Bulunulmaktadır?

 

Ev sahibi için misafir, evin bereketini, neşesini ve sıcaklığını getirir. Türk kültüründe, misafirin varlığı bir evin bereketini artırır, bu nedenle “misafirin evi bereket kapısıdır” şeklinde bir inanış hâkimdir. Eve gelen misafire nazik bir şekilde davranılır ve eve gelen misafir evin en temiz ve en güzel odasına alınır.


 En güzel yiyecekler onun için hazırlanır. Ev sahibi kibar olur, fedakar olur ve misafiri için elinden gelen her şeyi yapardı. Kültürümüzde misafirlere şu ikramlarda bulunulur: Kolonya, şeker, çikolata, tatlı, çeşitli yemekler, çay, ayran, şerbet vb. Misafirin memnun olması için her şey yapılır. Çünkü misafir evin kısmetidir, evin bereketidir. Misafirperverlik, Türk kültür ve geleneğinin önemli bir parçasıdır. İslam dini de misafire ve misafirliğe büyük önem vermiştir. Bu hususta Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) hadisleri yol gösterici olmuştur. Atalarımız misafire önem verdiğinden yol üzerinde hanlar, hamamlar, kervansaraylar inşa etmiş; garipleri, yolcuları, misafirleri buralarda ağırlanmışlardır.


 Misafirlik ile ilgili şu söz de çok önemlidir: "Bir dost, misafir gelince öyle davranmalı ki hizmet ederken üzerine hiçbir ağırlık çökmemeli, gittiğinde de ferahlık gelmemeli." Ebu Hafs

Yatan Aslandan Gezen Tilki Yeğdir

 

Yatan Aslandan Gezen Tilki Yeğdir


Çok güçlü olup da çalışmayan, soylu olup da bir şeyler üretmeyen, tembel tembel oturup onun bunun sırtından geçinen kimselerden; güçsüz olup da çalışan, boş oturmayan ve geçimini sağlamak için uğraşan kimseler daha iyidir. Gücü az olup çalışan, üreten kişi çok güçlü olduğu halde çalışmayan, tembel tembel oturup onun bunun sırtından geçinen kişilere göre daha değerlidir anlamında söylenmiş bir atasözüdür.


 Çalışmak insanı güçlü kılar, çalışan ve üreten insan verimli insandır, nitelikli insandır. Böyle insanlar çalışkan oldukları için kimseye muhtaç olmazlar. Gücü olmadığı halde azim ve sabırlılıkla hayat mücadelesine devam eden gücü olup aylak aylak gezen ve yatan insandan bin kat daha değerlidir. Önemli olan güçlü olmak değildir sadece aynı zamanda alnının teri ile çalışmak, evine ekmek götürebilmek, kendine ve ailene yetebilmektir. Bunun için yatmak yerine çalışmaktır hayırlı olan.


Çünkü çalışan insan kazanır ve evi bereketli olur. Yatan aslan olup boş boş hareketsiz duracağımıza gezen tilki olup nimet arama peşine düşmek daha akıllıca olanıdır. İşte tüm bunlardan dolayı çalışmaya, emek etmeye, alın teri dökmeye devam etmeliyiz. Gücümüz ne olursa olsun elimizden geldiği kadar mücadeleye, üretmeye devam etmeliyiz.

Et Tırnaktan Ayrılmaz

 

Et Tırnaktan Ayrılmaz


 Yakın hısımlar arasındaki bağlar çok  sağlamdır, kolay kolay kopmaz anlamında söylenilmiş atasözüdür. Aile içinde anne, baba ve çocuklar arasında çeşitli sorunlar çıkabilir. Çıkan sorun her ne olursa olsun arada kan bağı olduğu için aile içindeki bireyler birbirinden kopmazlar. Bu durum aynı şekilde akrabalık ilişkileri için de geçerlidir. Akrabalar arasında kimi zaman sorunlar ortaya çıkabilir, küslükler olur, tartışmalar olur. 


Hala ile babanız arasında sorun yaşanabilir, teyze ile anneniz arasında sorun yaşanabilir vb. Tüm bunlara rağmen yine  de kan bağı olan insanlar birbirine arka çıkar ve yeri geldiği zaman da birbirlerini affetmesini bilirler. Yani hiçbir şey olmamış gibi devam edebilirler. Bunun için insanların arasına girmemek en doğrusudur. Akrabaların arasına, aile bireylerinin arasına girilmemelidir. Çünkü her ne olura olsun kan bağı vardır ve barışabilirler, gelgitler yaşanabilir. Bundan dolayı tarafsız olmak gerekir.


 İnsanların arasını bozmamak, insanların arasına nifak tohumu sokmamak gerekir. Çünkü et tırnaktan ayrılmaz. Herkes yine ailesine döner, yine akrabası ile iletişim içinde kalmaya devam eder. Çünkü kan bağı çok kuvvetli bir bağdır ve o bağ hayat boyu sürer.

Bayram Geleneklerimiz Hakkında Araştırma Yapınız

 

Bayram Geleneklerimiz Hakkında Araştırma Yapınız


 Bayram; ulusal ya da dinsel yönden önemi olan, kutsal sayılan ve ulusça kutlanan gün. Bayramlar milli ve dini bayramlar olarak ikiye ayrılır. Milli bayramlarda törenler düzenlenir, gösteriler yapılır, şiirler okunur. Dini bayramlarımıza bakacak olursak şunları söyleyebiliriz. İlk olarak sabah erkenden kalkılır ve abdest alınıp  bayram namazı kılınmaya gidilir. 


Bayram namazı çıkışı insanlar sıraya girer ve birbirleri ile bayramlaşmaya başlar. Bayram günü her türlü yöresel yemekler ve tatlılar yapılmış olur. Evler tertemiz olur ve misafirlere açık hale gelir. Eve gelen her misafire yemek ve tatlı ikram edilir. Dileyen yer istemeyen ise yemez. Eve gelen misafirin eline kolonya dökülür ve şeker,  lokum, çikolata ikram edilir. Hayatını kaybeden insanların mezarına gidilir ve mezar ziyareti yapılır ve mezarın başında Kuranı Kerim okunur, dualar edilir. Ev ziyaretleri yapılır, Güzel sohbetler edilir, Sarmalar, dolmalar, hoşaflar, tatlılar yapılır ve güzel bir gün geçirilir. 


Küs olanlar barıştırılır. Çocuklar kapı kapı dolaşarak şeker toplar. Bayramda bayramın anlam ve önemine göre radyo ve televizyon programları yapılır. Çocuklar için etkinlikler yapılır. Çocukların en mutlu günüdür. Çünkü onlara hediyeler alınır, harçlık verilir. Bayram geleneklerimiz bunlardır.

Arkadaş Seçimin Önemini Açıklayınız

 

Arkadaş Seçimin Önemini Açıklayınız


Arkadaş olunacak kişi çok önemlidir. Çünkü seçtiğiniz arkadaş sizin  nasıl bir insan olduğunuzu da ortaya koyacaktır. Bunun için olumlu alışkanlıklar olan, güzel ahlaklı olan kimselerden arkadaş seçilmelidir. Seçtiğimiz arkadaş olumsuz özelliklere sahipse bizi de o yönde etkileyecek ve bu gidişat da iyi olmayacaktır. Atalarımızın dediği bir söz vardır: “Üzüm üzüme baka baka kararır.” diye.  İşte burada arkadaş arkadaştan etkilenir denmek istenmiştir. 


 İyi ve sağlam bir arkadaş seçtiğimiz zaman hayat bizim için de iyi olur. Biz de onun gibi çalışkan oluruz, güvenilir oluruz, dürüst oluruz ve içinde yaşadığımızı topluma faydalı bireyler oluruz. Bunun için arkadaş seçiminde şunlara dikkat etmek gerekir:


*Merhametli, hoşgörülü, adaletli ve sabırlı bir arkadaş seçin.

*Akademik ve sosyal başarısını etkileyen pozitif bir arkadaş seçin.

*Rol model olarak kabul edilen kişilerle arkadaşlık kurun.

ile çocuğun arkadaşlarını tanımalı ve çocuğun arkadaşlık ilişkileriyle alakadar olmasını sağlayın.

*Benzer özelliklere sahip, empatik, merhametli ve saygılı bir arkadaş seçin.

*Zaman yönetimi, doğru hedef belirleme, motivasyon, dikkati odaklama gibi başarıyı destekleyen bir arkadaş seçin.

İyilik Yerde Kalmaz Atasözü İle İlgili Konuşma

 

İyilik Yerde Kalmaz Atasözü İle İlgili Konuşma


Yardımsever, devamlı etrafındaki kişilere iyilik eden, onların yardımına koşan kişi çevresi tarafından  iyi bir şekilde tanınır, sevilir ve saygı duyulan biri haline gelir. Zaman içinde olur da  zor durumda kalırsa ona da sevenleri yardım yapmak için elinden geleni yapar. Her şeyin karşılığı muhakkak vardır. Bundan dolayı da atalarımız “İyilik yerde kalmaz.” sözünü söylemiştir.

 

Sevgili öğretmenim,

İyi insanlar kalbi temiz olan, yardımsever, işbirlikçi ve dayanışmacı kimselerdir. Nerede zor durumda kalmış, çaresiz bir şekilde yardıma muhtaç olan kimse varsa orada iyi niyetli insanları görebilirsiniz. İyi insanlar zor gün dostudur. İyi insanlar sevdiklerinin başarılı yanlarında da onlar kadar sevinen ve mutlu olan kimselerdir. Yakınları maddi ve manevi açıdan zor duruma düştüğü zaman hemen onun yanında oluveren, elinden gelen özveriyi göstermekten çekinmeyen kimselerdir iyiler. Onun için de gerçekten sevilir, sayılır ve toplum tarafından saygıdeğer görülür.

 

İyi insanlar da bir gün zor duruma düştüğü zaman hemen yanında eski arkadaşlarını, dostunu, komşusunu, akrabalarını görebilirsiniz. Çünkü iyinin zamanında yaptığı yatırımlar şimdi kendisine yarayacaktır. İşte tüm bunlar için iyilik insana geri döner, iyilik yerde kalmaz. Eninde sonunda yapanı bulur ve onu da dar gününde rahatlatır. Bunun için her zaman iyiden yana olmalıyız, iyi insan, sevgi dolu bir kalbe sahip olur ve kalbine göre de Yüce Allah ona ummadığı güzellikler sunabilir. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Mevlana’nın Sesini Değil Sözünü Yükselt Yağmurlardır Yaprakları Büyüten Gök Gürültüleri Değil Sözü İle İlgili Kompozisyon

 

Mevlana’nın Sesini Değil Sözünü Yükselt Yağmurlardır Yaprakları Büyüten Gök Gürültüleri Değil  Sözü İle İlgili Kompozisyon


İnsana yakışan en güzel erdem nezaket sahibi olmasıdır. İnsanı toplum içinde değerli kılan eylem sesini yükseltmesi değil davranışlarına dikkat etmesi, kibar olması, alçakgönüllü olmasıdır. Mevlana “Sesini Değil Sözünü Yükselt Yağmurlardır Yaprakları Büyüten Gök Gürültüleri Değil.” demiştir. Gerçekten de durum bu şekildedir. Ses yükselterek insanları  korkutmak, ürkütmek kişiyi sevdirmez aksine kişinin çevresindeki insanlar zamanla azalmaya başlar ve sesini yükselten kişi yalnız kalmaya başlar. 


Bağırarak, kaba konuşarak, insanlara hakaret ederek iletişim kurmaya çalışanlar ne yazık ki iletişimden haberi olmayan kimselerdir. İnsan sözünü yükseltmeli. Nerede, ne yapacağını bilmeli, ne konuşacağını bilmeli ve kendi değerini konuşması ile, toplum içindeki erdemli davranışları ile göstermelidir. Kendisini seven, kendisine saygı duyan ve kendisine güvenen insanlar bağırmazlar, yapmacık davranışlar göstermezler ve gösterişten de  uzak dururlar. Çünkü böyle insanlar altın gibidir ve böyle insanların her yerde alıcı vardır. Söz ile yükseltir bir insan kendini. Örneğin; Kendisine herkesin içinde bağıran çağıran kimseye karşı sesini yükseltmez ve kibar olur kaliteli insanlar.


 Edepli davranırlar ve kendilerine olan saygılarını asla kaybetmezler. Bunun için bizler de her zaman sözümüz ile kendi kalitemizi belli etmeliyiz, nazik olmalıyız, iyi insan olmalıyız, örnek insan olmalıyız.

Toplumsal Kuralların Olması Ya Da Olmaması Toplumu Nasıl Etkiler Konulu Konuşma

 

Toplumsal Kuralların Olması Ya Da Olmaması Toplumu Nasıl Etkiler Konulu Konuşma


Toplum yaşamının düzen içinde devam edebilmesi, insanların gerek birbirleriyle ve gerekse toplumla olan ilişkilerinde uyacakları bir takım kuralların varlığına bağlıdır. Sosyal düzen içinde yaşayan insanların ödevleri, hak ve yetkilerini düzenleyen kurallara toplumsal (sosyal) düzen kuralları ya da toplumsal kurallar denir. İnsan sosyal bir varlık olduğu için içinde yaşadığı toplumla iç içe olmak, içinde yaşadığın toplumun kurallarına da uymak zorundadır. Çünkü toplumsal kurallara uyulduğu zaman toplum içindeki kaos ortadan kalkar ve daha sağlıklı ve daha mutlu toplumlar ortaya çıkar. İnsanlar birbirine saygılı olur, anlayışlı olur, empati kurmayı bilir vb.  Toplumsal kurallar olmasaydı  toplumda kaos ortamı oluşurdu.  


Her insan sadece kendi menfaatini gözetir bundan dolayı da toplumsal güven ve düzen bozulurdu. Örneğin; Bankada insanlar sırasını beklemese herkes birbirinin önüne geçmeye çalışsa orada çalışanlar işini yapamaz, gelen müşteriler sorunlarını çözemez ve böylece sorunlar ortaya çıkardı. İşte bunların olmaması için kurallar var olmalıdır ve her bir birey de o kurallara mutlaka uymalıdır. Kurallar, insan ilişkilerinde saygı ve hoşgörüyü sağlar.  Toplumsal kurallar olmadığında, insanlar arasındaki çatışmalar artar, ahlaki değerlerin ve etik kuralların olmadığı bir toplumda, bireyler arasındaki güven büyük bir darbe alır. Kurallar olmalıdır ki ahlaki değerlerimiz de yok olmasın, milli ve manevi değerlerimiz daima yaşatılsın.


 Kuralların yokluğu, toplumsal huzursuzluk ve gerilim yaratır. İnsanlar, diğerlerinin davranışlarına karşı çıkmak zorunda kalabilir. Ekonomik düzeni sağlamak için kurallar gereklidir. Kuralların olmaması, ekonomik sömürüye ve adaletsizliklere yol açabilir. Toplumsal kurallar olduğu zaman sağlıklı bir toplum yapısı ortaya çıkar. Ekonomik sömürü olmaz, adalet var olur. İnsanla arasında sevgi, saygı ve hoşgörü olur. Empati kavramı değer kazanır ve insanlar  birbirlerini  daha iyi anlar, dinler ve birbirlerinin haklarına saygı duyarlar. Toplum içinde güven ve huzur sağlanmış olur. Kimse kimseye üstünlük sağlayamaz, her şey kurallara bağlı olarak çözülür ve böylece kaos ortamı oluşmamış olur.