Kitap İncelemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap İncelemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İstanbul Hatırası Romanının Özeti

İstanbul Hatırası Romanının Özeti

Kitabın Adı : İstanbul Hatırası

Yazarı : Ahmet Ümit

Kahramanları : Nevzat, Ali, Zeynep, Demir, Yekta, Evgenia, Leyla Barkın,

Romanın Özeti :

 Başkomiser Nevzat ile ekibinde yer alan Ali ve Zeynep bir cinayeti aydınlatmakla görevlendirilmiştir. İlk önce bir cinayet olarak zannedilmesine rağmen olayın bir dizi seri cinayet olduğu ortaya çıkar. Sarayburnu'nda Atatürk heykeli önünde başlayan cinayet serisi 7 kişinin ölümü ile sona erecektir. Cinayetler işlendikten sonra her bir ceset İstanbul'un tarihinde önemli bir yeri olan kral ya da hükümdarın en önemli eserlerinden birinin yanına bırakılmaktadır. Cesetlerin elleri ok biçiminde bağlanarak daha sonraki cesedi yerini işaret etmekte ve avuçlarında ise kral ya da hükümdara ait bir sikke bulunmaktadır. Başkomiser Nevzat ve ekibi bu olayı aydınlatmaya çalışırken kendinizi İstanbul'un büyülü tarihi ve mekanları içerisinde bulacaksınız. Kitabı okurken sürekli katilin kim olduğu hakkında fikirler yürütecek ve kafanızda zanlıları sürekli değiştireceksiniz.

Bu cinayetler aydınlatılmaya çalışırken Nevzat ve Evgenia, Ali ve Zeynep, Nevzat, Yekta ve Demir'in çocukluk aşkları olan Handan'ın hikayesini de bulacaksınız. Son ana kadar katil kim sorusu aklınızda olacak ve bu şehri bir kez daha seveceksiniz. Bir solukta okunacak bu kitabın İstanbul'a bakışınızı sorgulamanıza sebep olacağınızdan hiç kuşkumuz yok.

Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok Kitap İncelemesi

"TAŞNAK PARTİSİNİN YAPACAĞI BİR ŞEY YOK" KİTAP İNCELEMESİ


KİTABIN ADI         : Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok

KİTABIN YAZARI : Ovanes KAÇAZNUNİ

BASIM BİLGİLERİ: Kaynak Yayınları, Aralık 2005

KİTABIN KONUSU:  Kitap Ermenistan'ın ilk başbakanı Ovanes KAÇAZNUNİ'nin itirafları ve tespitlerinden oluşuyor. Bu tespitler 1923 yılında parti konferansına verdiği raporda yer almaktadır.
Kaçaznuni şu tespitlerde bulunmuştur.
  • Gönüllü silahlı birliklerin oluşturulması hataydı.
  • Kayıtsız şartsız Rusya'ya bağlanmışlardı.
  • Türklerden yana olan güç dengesini hesaba katmamışlardı.
  • Tehcir kararı  amacına uyundu.
  • Türkiye savunma içgüdüsüyle hareket etmişti.
  • İngiliz işgali taşnakların umutlarını yeniden  canlandırmıştı.
  • Ermenistan'da Taşnak dikdatörlüğü kurmuşlardı.
  • Denizden denize Ermenistan gibi emperyalist bir talebe kapılmışlar, bu yönde kışkırtılmışlardı.
  • Müslüman nüfusu katletmişlerdi.
  • Ermeni terör eylemleri batı kamuoyunu kazanmak içindi.
  • Taşnak yönetimi dışında suçlu aranmamalıydı.
  • Taşnak partisinin artık yapabileceği bir şey yoktu, intihar etmeliydi.

- Bu kitapta bizzat Taşnak kaynakları, Çarlık Rusyası ve Batı emperyalizmi tarafından Türkiye'ye karşı nasıl kullanıldıklarını, işgal sırasındaki Ermeni mezalimini ve Türk ordusunun buna karşı verdiği haklı savaşı zengin belgelerle ortaya koymaktadır.
- " Basar-Geçar'daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya! Bu köpeklere karşı en etkili yol çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp, kuyulara tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım. Benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim. (Taşnak Subayı) "

-Tarihi Ermenistan'ın temelini oluşturan bölgeler boşaltıldı. Ermeni vilayetleri Ermenisiz kaldı. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir durum yoktu. Sonradan da anlaşıldığı üzere , Türkiye'de Ermeni meselesinin temelli çözümü açısından bu yöntem en kesin ve en uygun yöntemdi.


Doğu'nun Limanları Kitap İncelemesi

"DOĞUNUN LİMANLARI" KİTAP İNCELEMESİ


KİTABIN ADI         : Doğunun Limanları

KİTABIN YAZARI : Amin MAALOUF

BASIM BİLGİLERİ: Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Ekim 2004

KİTABIN KONUSU
VE İÇERİĞİ              :  

Yazar bir fotoğrafta gördüğü gence metroda rastlamış ve peşine düşerek hikayesini öğrenmiştir. Hikaye şöyle: Kahramanın adı İsyan'dır. Kahramanın babaannesi Osmanlı padişahlarından birinin kızıdır. Babasının hal edilmesi sırasında aklını yitirmiştir. Dedesi onu iyileştirmeye çalışan bir doktordur (Kitabdar). Onu iyileştirmek için Adana'ya götürür ve burada evlenir. Ve İsyan'ın babası doğar. Kitabdar onu özel öğretmenler vasıtasıyla okutmuştur. İsyanın babası Fen Öğretmeni olan Nubar ile bir dostluk kurmuştur ve daha sonra onun kızı ile evlenir. Bu evlilikten üç çocuğu olur. İffet, İsyan ve Salem. Salem'in doğumu sırasında annesi öldüğü için babası ona hep soğuk davranmıştır. Ama asıl sebep onun açgözlü ve kurnaz biri olmasıdır. Babası İsyan'ın hep bir devrimci olmasını istemiştir. Zaten adını da bu yüzden "İsyan" koymuştur. İsyan başarılı bir öğrencidir ve tıp tahsilini yapmak için Fransa'ya gider. Bu arada Fransa- Almanya savaşı vardır. Okulda bu tür konuşmalar olurken Bertrand adlı Fransız Direniş Örgütü üyelerinden birinin dikkatini çeker ve afiş dağıtarak  örgüte girer. Daha sonra polisten kaçarken sığındığı örgüt üyelerinden birinin evine sığınır ve burada Clara ile karşılaşır. Clara Yahudi bir ailenin çocuğudur. Almanların zulmü dolayısıyla o da direniştedir. Sabaha kadar konuşurlar ve İsyan Clara'ya aşık olur. Burada faaliyetlerile herkesin tanıdığı bir savaş kahramanı olmuştur. Savaş bitince Beyrut'a dönmeye karar verir. Burada büyük bir coşku ile karşılanır. Babaannesinin ölümü dolayısıyla Hayfa'ya giden Clara ile Beyrut'ta karşılaşır. Clara' ya evlenme teklif eder ve Clara bu teklifi kabul edince düğün olur. İsyan Hayfa' da bulunduğu sırada babasının çok rahatsızlandığı haberini alır. Bu arada savaş çıkmış ve sınırlar kapatılmıştır. Ancak geçmeyi başarır ama bir daha karısının yanına dönemez. Kardeşi onun miras hakkını elinden almak için ruhsal sorunlarından da faydalanıp onu akıl hastanesine götürür. Burada uzun yıllar kalır ancak bir gün kızı onu görmek için hastaneye gelir ve artık yaşadığı bu hayattan kurtulmak için uğraşmaya başlar. Hastaneden kurtularak Paris'e gitmek için elçiliğe başvurur.  Bertrand'ın da yardımıyla ertesi gün Paris'tedir. Burada Clara'ya bir mektup yazar ve her şeyi anlatır. Sonra ilk buluştukları yer olan Horloge rıhtımında buluşmak istediğini yazar.

Anlatım burada biter. Ancak yazar onu takip eder ve buluşma anına şahit olur. İsyan rıhtımda uzuzn süre bekledikten sonra bir kadının ona yaklaştığını görür. ve birbirlerine sarılırlar. Henüz konuşmadan sadece ağlıyorlardır.
Yazar burdan sonra artık oradan ayrılır. Etraflarındaki insanlar durmuş onlara bakıyorlar, meraklı, duygulanmış...

Kişisel Etkinizi Geliştirin Kitap İncelemesi

"KİŞİSEL ETKİNİZİ GELİŞTİRİN" KİTAP İNCELEMESİ


KİTABIN ADI         : Kişisel Etkinizi Geliştirin

KİTABIN YAZARI : George W. FOTİS

ÇEVİRMEN             : Ahmet ÜNVER

BASIM BİLGİLERİ: Rota Yayıncılık, İstanbul, 1998

KİTABIN KONUSU VE İÇERİĞİ : Kitap insan ilişkilerinde etkili olabilmek için gerekli olan 9 temel özellik üzerinde duruyor ve bu özellikler örneklerle anlatılıyor. Bu özellikler şunlar:

  1. Kişisel Ahlak: Temeli "başkalarının sana nasıl davranmasını istiyorsan sen de başkalarına öyle davran" diye belirtilmiştir. Bu düşünce "Altın Kural" olarak adlandırılmıştır. Bu konuda George Marshall " Her gününü, sanki hakkında tüm dünyada gösterilmek üzere bir belgesel çekiyormuş gibi yaşadığını" söyler.
  2.  Uyum Sağlayabilmek: Değişen koşullara tepki gösterip kendimizi uydurabilme kapasitemizdir. Mesela sıkıntılar nedeniyle işten çıkarılan bir birey yeni bir işe başladığında uyum sağlama becerisine göre başarılı olabilir.
  3.  İncelik: İnsan ilişkilerinde kişinin düşünceli davranabilmesi, karşısındakinin duygularına ilgi ve özen göstermesi demektir. Belli bir durumda neyin uygun olduğuna duyarlılık göstermek, saldırganlıktan uzak konuşmak, davranmak ve önderlik etmek demektir. İncelik becerisini geliştirmek için karşımızdaki insanın sözlerinin, davranışlarının, tepkilerinin altındaki gizli yanları fark etme (algılama); ani tepkiler vermekten kaçınıp, kendini kontrol etme (basiret); kendimizi başkasının yerine koyarak (empati) geliştirilebilir.
  4. İnanılırlık: Tutarlı, güvenilir ve dürüst davranışlarımız neticesinde karşımızdaki insanın bize itimat göstermesidir. İnanılırlıkta bireyin daha önceki başarı düzeyi de önemlidir.
  5. Karşılıklı İletişim: A. Linkoln "Bir insanla tartışmaya hazırlanırken zamanın üçte birini ne söyleyeceğimi düşünmeye, üçte ikisini karşımdakinin ne söyleyeceğini düşünmeye ayırırım" der. Karşılıklı iletişim diğer tüm özelliklerin bir sentezidir.
  6. İkna Edicilik: Düşüncelerimizi, planlarımızı, görüş ya da önerilerimizi başkalarına sunarken onların onay, kabul etme ya da görüş birliğini kazanma becerisidir.
  7. Nesnellik: Bir durumla ilgili ayrıntıları, duygu, inanç, sanı ya da kişisel tercihlerin etkisinde kalmadan  değerlendirebilme becerisidir. Nesnellik bizi önyargılardan kurtarır, acil karar vermemizi önler.
  8. İnisiyatif: Ralph Walda Emerson "Bir noktaya ulaşmanın  20 değişik yolu olabilir ama bir an önce bunlardan birine başlamalısınız" der. İnisiyatif bireyin içindeki düşünceler için harekete geçme becerisidir. Önemli bir işin zaman geçmeden yapılması gereken durumlarda inisiyatif alma becerisi önemli bir özelliktir. Mesela bir mektubu yazma, bir telefon konuşması yapma gibi.
  9. Öz  Disiplin: Sabırla yoğrulmuş kararlılıktır. Kişisel sorumluluk ve kendinize olduğu kadar başkalına da saygılı olmayı öz disiplinle öğreniriz. Öz disiplin içerisinde yer alan zamanında davranma etkeni çabalarımızı yönlendirme, düzenleme ve odaklamamıza yardımcı olur.

Okula Giden Çocukların Eğitimi Kitap İncelemesi

"OKULA GİDEN ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ" KİTAP İNCELEMESİ


KİTABIN ADI         : Okula Giden Çocukların Eğitimi

KİTABIN YAZARI : Adem DURMUŞ

BASIM BİLGİLERİ: Timaş Yayınları, İstanbul-2005

KİTABIN KONUSU
VE İÇERİĞİ              : Kitap çocukların gelişim dönemlerine göre davranışlarını içermektedir. Bu kitapta ebeveynlerin gelişim dönemlerine göre çocuğa nasıl davranması gerektiği ve nasıl bir eğitim vermesi gerektiği anlatılmaktadır. Çocuğunu geleceğe hazırlayan ebeveynin karşılaşabileceği birçok sorun ve çözümler bu kitapta yer almaktadır.
Kitap;
  • Çocuk ve aile
  • Okul Öncesi Eğitim
  • İlkokul Döneminde Gelişim
  • Çocuk ve Okul
  • Çocuk ve Öğrenme Sorunları
  • Çocuk ve Karne
  • Çocuk ve Öğretmen
  • Çocuk ve Kitap
  • Çocuk ve Arkadaş
  • Çocuk ve Oyun bölümlerinden oluşmaktadır.

Her geçen gün ailemiz ve hayatımız değişiyor. Her şeyin değişmesine rağmen ailenin görevi dün olduğu gibi bugünde hatta yarın da çocukları hayata hazırlamak. Onları topluma yararlı kendisiyle barışık yaşam gayesini ve potansiyelini bilen birer insan olarak yetiştirmek.
Çocuğun yetiştirilmesinde ene önemli görev anne ve babanındır. Çocok yetiştirmede sevgi tek başına yeterli değildir. Anne babanın çocuk yetiştirme sorumluluğunu başarıyla gerçekleştirmesi için bilgili ve deneyimli olması, çocukların gelişim dönemlerini iyi bilmesi gerekir, çünkü bireyin davranışları gelişim dönemlerine bağlı olarak gelişir. Anne babanın çocuğuyla etkili iletişim kurması, onu topluma kazandırması, çocuğun bireysel potansiyelini açığa çıkarması buna bağlıdır.

Ahmet DURMUŞ'un yazmış olduğu "Okula Giden Çocukların Eğitimi" adlı kitap anne ve babaların aynı zamanda eğitimcilerin çocuk yetiştirme konusunda yararlanabileceği bir kitaptır.

Hayvan Çiftliği


Kitabın Adı: Hayvan Çiftliği
Yazarı: George Orwel
Sayfa: 149
Yayınevi: Can Yayınları
Çeviren: Celal Üster


Ana Kahramanlar:

Boxer
Clover
Bay Jones
Snowball
Bay Frederick
Napolyon

Kitap bir çiftlikte yaşayan hayvan kadrosu etrafında şekillenmiştir. Çiftlik sahibi Bay Jones’in kendini içkiye vermesi ve çiftlikteki hayvanlara eski özeni, ilgiyi göstermemesi, onları aç bırakması, kırbaçla zarar vermeye başlaması ile hayvanlar dayanamaz. Koca reis adı verdikleri domuzun etrafında toplayarak, onlara özgür olabileceklerini, kendilerini yönetebileceklerini, sadece kendi için ekip-biçeceklerini fikrini aşılamış ve bu fikirde çiflikteki tüm hayvanların hoşuna gitmiştir. Koca reis öldükten sonra hayvanlarbeylik çifliğinde isyan çıkararakbay cones, eşi ve diğer çalışanları çiflikten atmışlar ve çifliğin yeni sahipleri oldular.  7 emir adı verdikleri kanunları sıralayarak eşit, sosyal bir düzen kurdular. Başlangıçta her şey çok güzeldi fakat daha sonraları için içine iktidar hırsı girince işin rengi değişti.  Zamanla kulisler kurularak, gizli anlaşmalar yaparak eşitlik bozuldu.Üst bir zümre meydana geldi.
Çifliği ele geçirdeklerinde 7 madde yayınlamışlardı burada bütün hayvanların eşit olacağı yazıyordu fakat zamanla bu madde yozlaşarak şu hali aldı;

Bütün hayvanlar eşittir
Ama bazı Hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.

Başlangıçta güxel ideallerle yapılan devrimin eşitliği ortadan kaldırarak iktidar hırsı ile ne hale geldiğini açık açık görmekteyiz.

Daha sonra yönetimi tamamen ele geçiren domuzlar, bir zamanlar onlara eziyet eden, kırbaçlayan, isyana yol açan insanlarla ilişkilere, ticarete başladılar. İnsanlarla aynı masaya orurark eğlenenleri gören gerçek dava insanı üreten hayvanlar masada ki domuzlar ile insanlar arasında hiç fark olmadığını gördüler.

Siyasi bir düzeni eleştiren bu kitap aslında iktidar hırsının menfaatlerin nelerin önüne geçeceğini gösteren eşsiz bir kitaptır.  Bir solukta okuyacağınız bu kitap sizin hayata ve insanlara olan bakış acınızda önemli bir deneyim sunacaktır.

Pembe ve Yusuf


Yazar: Canan Tan
Yayınevi: DK
Sayfa: 295

Ana Kahramanları:


Zehra: Anne
Servet: Baba
Kader: Servetin bir türlü kabullenemediği kızı
İsmail: Kaderin kocası
Pembe: Kaderin kızı
Yusuf: Kaderin oglu

Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan birisidir. Bu kitabı bu kadar çok sevmemdeki en büyük etken bizleri anlatmış olmasıdır. Bu kitap töre adı verdiğimiz içimizdeki kanserli bir hücre gibi yüzyıllardır bizleri yiyip yok eden bir hastalığın  tıpkı pembe gibi sessiz çığlığıdır.

Kaderi tam da Servet’in babasının öldüğü gün dogurmuştu Hacer. Kaderin hem bu günde doğması hem de kız oluşu onun hayata yenik başlamasına neden olmuştur.  Servet kader’i hiç mi hiç sevmedi onu bir cocuk bir evlat gibi hiç görmedi.  Onun için Kader sadece uğursuzluktan ibaret biriydi. Daha ablaları bekar olmasına rağmen 13’ünde İsmaile karı ettiler. Eş demiyorum, hayat arkadaşı demiyorum çünkü ismail onu sadece bir eşya gibi kullandı. İsmail Kaderin babasında beterdi. Nalet, aksi adamın biriydi. Evlendikte bir süre sonra Kader İsmaile aslan gibi iki erkek verdi, gözünü hırs bürüyen İsmail Kaderi ve çocukları da alarak İstanbula göç etti. Yıllar sonra Pembe doğdu ve İsmail kız olduğu için Pembe’yi hiç sevmedi.  Ananın kaderi kıza derler ya tam da öyle oldu. Daha sonra Kader Yusufu doğurdu. Yusuf diğer erkek kardeşlerine benzemiyordu. Diğer erkek kardeşler büyüdükçe babasının kopyaları oldular.  Pembe ve Yusuf birlikte büyüdüler. Çok iyi anlaşıyorlardı. Her şeyleri ortaktı. Kendilerine ait bir dünyaları vardı. Gel gör ki zaman geçti ve Pembe evlenme çağına geçti. Para için zorla kendinden büyük birine verecekleri zaman aşık olduğu Mustafa’ya kaçtı.  Daha sonra çocuğu oldu ve Mustafa onu evden kovdu. Gidecek yeri olmayan kader babasının evine geri dönmek zorunda kaldı. Kaçarak çıktığı eve şimdi kucağında bebeği ile geri dönüyordu. Tarifsiz bir acı vardı yüreginde. Dönüşünün ne getireceğini biliyordu. Bir süre babası ses etmesede töre dedikleri şey belli idi ve bu iş Yusuf’a düşüyordu. Yusufun eline silahı verdiler ve Pembe’yi öldürme görevi ona düştü. Acı çeken Yusuf’un içindeki çıkmazı gören pembe kendini astı. Ve yine onu gömme işi Yusuf’ a kaldı.

Töre adı verilen cehaletin getirdiği anlayışın bir kızın canına kıymasını anlatan, toplumun içine düştüğü durumu açıkça gözler önüne seren bir trajedinin romanıdır.

Canan Tan bu romanında da diğer romanlarında olduğu gibi akıcı bir kullanmıştır. Farklı bir kurgu ile başlasa da klasik bir sonla bitmiştir. Yazar kitabın akıcılığını son bölümde kaybetmiştir. Pembe öldükten sonraki bölümü gereginden fazla uzatmış ve sıkıcı bir hal almıştır.
Kitaplığınızda mutlaka olması gereken bir kitaptır.
Galip Hatip...................................

Sol Ayagım

Yazarı: Christy Brown
Yayınevi: Memesis
Sayfa: 188
Hikayenin Ana Kahramanları:

CHRİSTY: Beyin felçli doğan ve hayata tutanan baş kahramandır
BAYAN BROWN: Christy'nin annesidir. Christy'e hayatı boyunca onu anSol ayağım her çocuk ve gencin okuması gereken kitaplardan biridir.

Kitabın ana kahramanı Christy Brown'dur. Annesi onu her çocuk gibi normal görmek istese de yaşının ilerlemesi ile onun diğer çocuklardan farklı olduğunu kabullenmıştir. Doktorlar ona deli ,özürlü gibi teşhiste bulunmuşlardır. Ilerileyen zamanlarda sol ayağı ile yazdığını farkedimce annesi ona okuma yazma öğretti. Fakat bu öğretme duvarcı annesi için çok uzun zaman aldı. Başlangıçta sol ayağı ile resimler çizmeye başlayan Christy, bu yeteneğini zamanla yazmaya yönlendir di. Yazma konusunda okadar ileri gitti ki okuyacağı niz bu romanı kaleme aldı. Fakat bu kitabı yazana kadar umutsuzluklar, kalp kırıklıklarinı, hayata karşı isyan onu yıpratir iken iyileşecegini öğrenmesi hayatının dönüm noktasidir. Onun tabiri ile hayatı şimdi bir önem kazanmaya başlamıştır.ayanaya  en iyi bakan kişidir.

BAY BROWN: Christy'nin babasıdır. Bay Brown  Duvar işleriyle uğraşmaktadır.
Okuduğunuz zaman hayatınıza yön verecek başucu kitaplarından birtanesidir. Hayata karşı verilen mücadelenin, zorluklara karşı yılmadan savaşan, geleceğe hep umutla bakan bir yüreğin kaleminden çıkan bir başyapıttır.

Sol ayağım her çocuk ve gencin okuması gereken kitaplardan biridir.
Kitabın ana kahramanı Christy Brown'dur. Annesi onu her çocuk gibi normal görmek istese de yaşının ilerlemesi ile onun diğer çocuklardan farklı olduğunu kabullenmıştir. Doktorlar ona deli ,özürlü gibi teşhiste bulunmuşlardır. Ilerileyen zamanlarda sol ayağı ile yazdığını farkedimce annesi ona okuma yazma öğretti. Fakat bu öğretme duvarcı annesi için çok uzun zaman aldı. Başlangıçta sol ayağı ile resimler çizmeye başlayan Christy, bu yeteneğini zamanla yazmaya yönlendir di. Yazma konusunda okadar ileri gitti ki okuyacağı niz bu romanı kaleme aldı. Fakat bu kitabı yazana kadar umutsuzluklar, kalp kırıklıklarinı, hayata karşı isyan onu yıpratir iken iyileşecegini öğrenmesi hayatının dönüm noktasidir. Onun tabiri ile hayatı şimdi bir önem kazanmaya başlamıştır.

Od Romanının Özeti

Od Romanının Özeti

Kitabın Adı : Od
Yazarı : İskender Pala
Konusu : Yunus Emre'nin yaşam öyküsü

Romanın Özeti :

Öncelikle Yunus Emre'nin hayatını anlatan bir kitap diyince aklınıza klasik biyografik eserler gelmesin. Od Yunus Emre'nin hayatını bir roman sıcaklığında anlatan bir eser. Bu kitap Yunus Emre'yi anlatıyor ama alışılmışın dışına çıkan bir tarzı var. Mesela Yunus Emre ile ilgili kitaplar genellikle "Hayatı hakkında çok az bilgi bulunan, Anadolu erenlerinden, birçok yerde mezarı vardır..." gibi klişe ifadelerle başlar. Bu kitapta ise adeta Yunus Emre'nin bizzat kitabı kendisinin yazdığını hissine kapılacaksınız.

Kitapta Yunus Emre'nin hayata bakışı, eşi ve oğlunu kaybetmesinin ardından yaşadığı duygular anlatılmakta. Yunus Emre eşi Sitare ve İbrahim'in ölümü oğlu İsmail'i ise kaybetmesinin ardından onların özlemi ile Allah'a ulaşan bir sevgiye ulaşmıştır. Anadolu'da Moğol İstilası sonucu yaşanan dramlar kitapta etkileyici bir dille anlatılmıştır. Yunus Emre şeyhi  Tabduk Emre'den el almış ve Anadolu'da gezerek halka dili döndüğünce vaaz etmiştir.
Mutlaka okunması gereken bir İskender Pala kitabı olan Od, Yunus Emre'nin "toplam kaç şiir yazdın?"  sorusuna "sevgiliye verilen hediyeler hiç sayılır mı?" sözü ile bitmekte.

Çalıkuşu Romanının Özeti

Çalıkuşu Romanının Özeti

Kitabın Adı : Çalıkuşu
Yazarı : Reşat Nuri Güntekin
Kahramanları :

  • Feride (Çalıkuşu) : Haşarı, cana yakın, cıvıl cıvıl ve hareketli bir İstanbul kızıdır. Fransız okulunu bitirmiştir.

  • Kamuran : Sarışın, yakışıklı ve kibar bir çocuk olan Kamuran Feride'nin teyzesinin oğludur.

  • Doktor Hayrullah : Hayatını insanların mutluluğuna adamış olan Doktor Hayrullah iyi kalpli, yaşlı biraz da inatçı ve sinirli biridir.

  • Munise : Güzel ve zeki bir kız olan Munise Feride'nin yalnız geçen günlerinin tek arkadaşı olmuştur.


Konusu : Romanda Feride ve Kamuran arasındaki birçok engele rağmen bitmek bilmeyen bir aşk anlatılmakta.
Ana Fikri : Aşk araya türlü engeller girse bile asla yok olmaz.
Romanın Özeti :

Feride'nin annesi Feride küçük yaşlarda iken ölmüş, babası ise sürekli dolaşan bir subay olduğundan Feride Büyükannesi tarafından büyütülmüştür. Okul çağına geldiğinde İstanbul'da bir Fransız okuluna yatılı olarak gönderilmiş ve burada ele avuca sığmaz ve neşeli tavırları ile herkesin dikkatini çekmiş,  öğretmenlerinin biri tarafından "Çalıkuşu" diye adlandırılmış ve artık bu ad herkes tarafından kullanılır olmuştur.

Babası ölünce Feride hayattaki tek yakını olarak kalan teyzesinin yanında tatillerini geçirmeye başlar. Teyzesinin oğlu Kamuran ise Feride'nin aksine ağırbaşlı ve mahçup bir çocuktur ve bu yüzden Feride sürekli dalga geçer. Zamanla Feride ve Kamuran arasında bir aşk başlar ve Feride'nin okulu bitince evlenmelerine karar verilir. Ancak evliliğe kısa bir süre kala Feide'ye bir kız gelir ve Kamuran'ın Avrupa'da iken başka bir kızla aşk yaşadığını söyler. Bunun üzerine Feride bunu gururuna yediremez ve izini kaybettirerek kaçar.

Feride süt annesinin yanına gider ve burada yaptığı başvurular sonucu Anadolu'da bir köyde öğretmen olarak göreve başlar. Zeyniler adlı ücra bir köyde göreve başlar ve yaşadıklarını sürekli günlüğüne yazar.

Feride öğrencilerine çabuk alışır ve onlarla ilgilenir. Özellikle annesi kötüyola düşen Munise'yi evlatlık alır ve adeta sırdaşı olur. Zeyniler'deki okul kapanınca Feride merkezde Fransızca öğretmeni olur. Feride güzel bir kız olduğu için burada peşine düşen çok olur ve buradan tayin istemek zorunda kalır.

Feride'nin yolu yıllar sonra Zeyniler'de tanıştığı Doktor Hayrullah Bey'le tekrar kesişir.  Feride'nin buradaki okulu kapatılarak hastaneye çevrilmişti ve Ferde'de hasta bakıcı olmuştu. Bu sırada Munise ağır bir hastalık geçirerek ölür. Doktor Hayrullah Bey'in Feride'yi himaye etmesi yaşlı bile olsa söylentilere sebep olmuştur. Hayrullah Bey de bu söylentilerden kurtulmak için Feride'yi nikah kıymaya ikna etmiştir. Feride'yi kızı gibi seven doktor onun defterini bulur ve Kamuran'a olan aşkını öğrenir. Doktor Kamuran'a bir mektup yazarak olanları anlatır. Doktor defteri ve bazı belgeleri pakat yaparak ölümünden sonra Kamuran'a ulaştırmasını vasiyet eder. Doktor ölür ve Feride emaneti ulaştırmak için teyzesinin yanına gider. Teyzesi paketi Feride gitmeden Kamuran'a verir ve Kamuran her şeyi öğrenir. Feride tekrar Kuşadası'na gitmek ister ancak ev halkı bir oyun oynayarak onu göndermezler. Feride her ne kadar gitmek istediğini ısrarla söylese de Kamuran onu tekrar kaybetmeyi istemez ve bir daha da bırakmaz. 

Çanlar Kimin İçin Çalıyor Romanının Özeti

Çanlar Kimin İçin Çalıyor Romanının Özeti
Kitabın Adı : Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Yazarı : Ernest Hemingway
Konusu : Romanda İspanya iç savaşı anlatılıyor.

Romanın Özeti :

Roberto Jordan ince yapılı, güneşte yanmış yüzlü ve sarı saçlı biriydi. Roberto, General Golz tarafından uçakların taarruza geçmesi ile birlikte köprüyü patlatması için görevlendirilmişti.
68 yaşında olmasına rağmen sağlıklı ve dinç bir görüntüsü olan yaşlı adam ona bu görevde yardım etmek için bekliyordu. Yaşlı adam Roberto'ya yardım edecek çeteleri ve bölgeyi çok iyi tanıyordu.

Roberto yaşlı adamla beraber köprüyü gözetledi ve nöbetçileri ve karakolu gördü. Köprüyü patlatmak için kullanacağı dinamitleri köprüye yarım saat mesafedeki Pablo'nun yerine taşıdılar.

Pablunun yanında Fernando ve eşi Pilar ile tren işinde kurtardıkları Maria da vardı.
Pablo'da diğer çeteciler gibi Cumhuriyetçiydi. Pablo bu işi pek beğenmese de Pilar'ın Roberto'nun yanında yer alması sebebiyle diğer çetecilerde Robertoyu destekledi ve Pilar Pablo'dan liderliği aldı. Dağlarda çok çeteci olmasına rağmen El Sordo (çete reisi) ile beraber 18 kişi bulunabildi. İş bitince Pilar ve Sordo bu bölgeyi terk edecekti. Ancak ertesi gün kararlaştırılan saatte Sordo gelmeyince bakmak için yanına gitmeye karar verdiler. Maria ve Roberto geçen kısa sürede birbirini sevmişti ve Pilar Roberto'dan işin bitiminde Maria'yı da buralardan götürmesini istemişti.

El Sordo iş bitiminde buralardan kaçmak için gerekli atları temin edeceğini söyledi. Pilar, Roberto ve Maria tekrar barınağa döndüklerinde köprü işine karşı olan Pablo'nun ortadan kalkması gerektiğine inanmıştı.

El Sordo ve adamları öldürülünce yalnız kaldılar ve artık köprünün uçurulma vakti geldi. Kaçtı sandıkları Pablo ihaneti kendine yediremeyip tekrar döndü ve Roberto onun dönüşü ile köprü işinde iyice ümitlendi.

Plana göre Pilar ve adamları üst, pablo ve adamları ise alt karakolu imha edecekti. Uçakların bombaları duyulunca harekete geçtiler. Roberto, Anselmo ile birlikte iki nöbetçiyi öldürdü. Karakollardan silah sesleri geliyordu. Dinamitleri yerleştirerek köprüden uzaklaştılar. Roberto ipi çekti ve köprü havaya uçtu. Bu mücadeleden Roberto, Maria, Pablo ve Pilar kurtulmuştu.

Atlara binip kaçarken Roberto'nun atı sendeledi ve düştü. Roberto'nun ayağı kırılmıştı ve daha fazla gidemezdi. Zaten Roberto General Golz'dan emri ilk aldığında böyle olacağını biliyordu.

Bab-ı Esrar Romanının Özeti

Romanının Özeti
Kitabın Adı : Bab-ı Esrar
Yazarı : Ahmet Ümit
Kahramanları : Karen Kimya Greenwood, Poyraz Efendi, Simon, Mennan, Susan, Ziya
Romanın Özeti :

 Karen Kimya Grenwood Poyraz Efendi adlı bir Türk Mevlevi ile bir İngiliz olan Susan'ın evliliğinden dünyaya gelmiştir. Poyraz Efendi Konya'da bir Mevlevi dergahında iken tanıştığı Susan ile İngiltere'ye gitmiş ve evliliklerinden Karen dünyaya gelmiştir. Poyraz efendi daha sonra dergahı bırakarak maddi bir aşkın peşine koşmanın pişmanlığını yaşamış ve yeniden Allah aşkını bulabilmek için her şeyi geride bırakarak İngiltere'yi terk etmiştir.
Karen çalıştığı sigorta şirketinin bir soruşturma için kendisini Konya'ya gönderme isteğini başta soğuk karşılasa da babasının memleketine giderek onla ilgili bir şeyler öğrenmek fikri kendini Konya'da bulmasına neden olur.

İkonian Turizm'e ait bir otelin yanması ile ilgili bir soruşturma için Konya'ya gelen Karen'e Konya'ya gelir gelmez siyahlar içinde bir dervişin verdiği yüzükle gizemli olaylar başlar. Konya'dayken sürekli Şems-i Tebrizi'yi rüyalarında gören Karen bu rüyalarda Şems-i Tebrizi ve Mevlana'nın sırrına erişmeye çalışmıştır.

Yakut otel yangınının sonucunda İkonian Turizm'e 3 Milyon pound sigorta parası ödemek zorunda kalan şirket Karen'i bu yangını soruşturması ve eğer kaza değil de sigorta parası almak için kasıtlı olarak çıkarılmış bir yangınsa düzenlenen oyunu açığa çıkarması için görevlendirmiştir.

Yangın olayını araştıran Karen aynı zamanda Mevlana-Şems ve Şems-Kimya arasındaki aşkı anlamaya gayret etmiştir. Aynı zamanda tasavvufun derinliklerini anlamaya çalışarak babasının kendilerini niçin bırakıp da gittiğini anlamlandırmaya çalışmıştır.
Son bölümde Ziya ve adamı Karen'i belki korkutmak belki de öldürmek amacıyla kaçırırlar. Ancak yolda belki mistik sebeplerle belki de aşırı hıza bağlı olarak kaza yaparlar. Ziya ve adamı oracıkta ölür Karen ise kaçmasın diye bağlanan kemer sebebiyle kurtulur. Hastanede koma halinde belki gerçek belki hayal rüyalar gören Karan bu rüyalarında babasını görür. Babası diğer dervişler gibi semaya yükselemeyen babası ile karşılaşır. Aradığı sırrı bu esnada çözer Karen. Çünkü babası kızını unutamadığı için dünyadan vazgeçemediğinden semaya yükselerek gerçek aşka kavuşamamıştır. Karen babasıyla karşılaşır ve artık babasının kendisine olan sevgisinden emin olur. Poyraz Efendi kızını görünce artık gönlü rahatlar ve semaya yükselir. 

Roman Özetleri 1 (Yüzbaşı Celal, Yezidin Kızı)

Yüzbaşı Celal:

1933'te Burhan Cahit tarafından kaleme alınmıştır.Olay iki mekanda yoğunlaşır.Birinci mekan Suriye , İkinci mekan ise Kilis ve çevresi. Zaman olarak ise roman Milli Mücadele yıllarında geçer. İki milleti çatışmasını konu alır.  Türkler ve Araplar. Bunlar temsili olarak milliyetçi kahraman  üzerinden yapılmıştır. Birincisi Türk milliyetçisi yüzbaşı Celal ikincisi ise Arap milliyetçisi Şeyh Sadun:'dur. Kurtuluş savaşında güney cephesine ışık tutacak eserlerden birisidir.

Yezidin Kızı:

Bu roman 1939 yılında kaleme alındı. Romanın yazarı Refik Halid Karay'dır. Roman konu yönünden dönemin diğer romanlarından farklıdır. Romamnın ana kahramanı Hikmet Ali'dir. Hikmet Ali babasından kalan köyü ziyaret etmek için marsilyadan vapura biner. Burada güzel bir kadınla tanışır. Kadının adı Zeliha'dır.Zeliha kendini Yezidin Kızı diye tanıtır. Ve yanındaki adamı ise rahip olarak tanıtır. Zeliha'nın ideali tüm Yezidileri tek bir bayrak altında toplamaktır. Bunun için Yezidilerden kalan kutsal bir takım eşyaları almak için  Irak'a gider. Daha sonra burada Hikmet Ali gerçeği öğrenir. Zeliha aslında Yezidin kızı felan değildir. Ruh hastası şizofren birisidir.  Rahip diye tanıştırdığı kişide eşi Alfonso'dur. Bunu öğrenen Hikmet Ali onu hint diyarına geziye ikna eder ve kendide babasının köyüne gider ve oraya yerleşir.

Türkçe'nin Gücü Kitap İncelemesi


"Türkçenin Gücü"  Kitap İncelemesi 

KİTABIN ADI         : Türkçenin Gücü

KİTABIN YAZARI : Doğan AKSAN

BASIM BİLGİLERİ: Bilgi Yayıncılık, Ekim-1993

KİTABIN KONUSU
VE İÇERİĞİ              : 

Kitap Türkçenin asırlar boyu birikerek günümüze kadar ulaşmış bulunan zengin söz varlığını inceleyerek okuyucuya tanıtıyor. Deyimlerimizin, atasözlerimizin, benzetmelerimizin, somutlaştırmalarımızın, ad aktarmalarımızın çok çeşitli oluşunu anlatıyor. Söz varlıklarımızla (atasözleri, deyimler, maniler vb.) ilgili Eski Türkçede, Anadolu ağızlarında ve ortak yazı dilimizde kullanılan örnekler veriliyor.

           atasözlerimiz, deyimlerimiz vb. yanında kalıplaşmış sözlerimizden - dualar, beddualar, bilmecelerimiz ve manilerimizden de çok sayıda örnek veriliyor. yazar bu sözlerin halk dehasının ürünü olduğunu ve benzetmeler, somutlaştırmalar, aktarmalarla (doğadan insana, insandan doğaya) oluşturulduğunu yazıyor. Kitapta örnekler verilirken farklı yöre ve bölgelerdeki değişik kullanılışları ve anlamları da anlatılıyor.