Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Öğrencinin Başarısında Disiplin Ve Çalışma En Önemli Etkendir Konulu Münazara

Öğrencinin  Başarısında Disiplin Ve Çalışma En Önemli Etkendir Konulu Münazara

Bir insan ne kadar üst düzey bir zekaya sahip olursa olsun bu üst düzey zekasını kullanmayı bilmiyor ve  kafayı çalıştırmıyorsa o zekanın kişiye hiçbir faydası yoktur . Yani kişinin ya öğrencilerin başarısında  en önemli etken  öğrencinin iyi bir disipline sahip olması ve çok çalışmasıdır .

 Kişi ancak ve ancak çalışarak ve  kendine belli kurallar koyarak hayatta daha başarılı olur ve kendisini geliştirir . Örneğin ;  çok zeki olan bir öğrenci olduğunuzu düşününüz , her gün derslere giriyor ve çıkıyor fakat evde bu konuları hiç tekrar etmiyor ve planlı bir çalışma programı hazırlamıyorsanız o çok  üstün zekanızın hiçbir anlamı olmayacaktır . Çalışmayan beyin zamanla gerilemeye mahkum kalacak ve hafızadaki  bilgiler köreldiği için  öğrenci hiçbir anlamda ilerlemeyecek ve derslerinde de gerilemeye başlayacaktır . Fakat çok zeki olmayan ama azim ve hırsı olan , yapacağına inanan ve günlük ders  planlarını gerçekleştirmeye çalışan kişi elbette daha başarılı olacaktır . Çünkü öğrenci başarısını düzenli ve sistematik çalışmaya borçludur . Disiplin ve çalışmanın olduğu yerde ve sabrın olduğu yerde başarı zaten doğacak ve filizlenecek , kocaman bir bilgi hazinesine dönüşeceksiniz .


Mesela dünyanın en gelişmiş bilgisayarını düşünün ve bu bilgisayarın kusursuz olduğunu hayal edin . Bu bilgisayar zekaya benzer ama nasıl ki bu bilgisayarı çalıştırmazsak bir işe yaramazsa biz de zekamızı çalışma ile tamamlamazsak bir işe yaramaz . 

Öğrencinin Başarısında Doğuştan Gelen Özellikler Daha Önemlidir Konulu Münazara

Öğrencinin Başarısında Doğuştan Gelen Özellikler Daha Önemlidir Konusu İle İlgili Münazara

Öğrencinin Başarısında Doğuştan Gelen  Özellikler Daha Önemlidir Konusu İle İlgili Münazara

Öğrencinin başarısında doğuştan gelen özellikler daha önemlidir çünkü her kişinin  zekası aynı değildir . Kimisi ileri bir zekaya sahip olur yani üstün zekalı olur , kimisi de orta zekalı ya da daha az bir zekaya sahiptir .

Öğrencinin başarısında etkili olan özellik öğrencinin genlerinde olan yani kalıtımla geçen özellikleridir . Zeka doğuştan gelir çünkü bir birey ne kadar çok çalışırsa çalışsın belli bir zeka kapasitesine sahip değilse o birey başaramaz . Örneğin ; kimi öğrenciler sayısal alanda başarılı , kimi öğrenciler sözel alanda başarılı , kimi öğrenciler de eşit ağırlık bölümünde başarılıyken kimi öğrenciler bunların hiç birinde de başarılı olamayabilir . Çünkü zeka doğuştan  gelen bir özelliktir . Nasıl ki yetenek doğuştan geliyor ve  kişi yeteneği alanda ilerleme kaydediyorsa zeka da doğuştan gelir ve kişi kendini daha da geliştirerek  bu üstün zekasını kullanır .  Mesela bazı öğrenciler matematikte çok iyi ve üretici düşünceye sahipken bazı öğrenciler en basit problemi bile yapamazlar ,  ya da bazı öğrenciler matematik dersine ne kadar çalışırlarsa çalışsın belli bir yere kadar gelebilir ve fazla ilerleme kaydedemezler . İşte burada devreye giren kalıtım olacaktır . Çünkü doğuştan matematiğe yeteneği olan ve matematik zekası yüksek olan kişi problemleri daha kolay kavrayabilecek ve daha kolay yollardan da çözmeyi başarabilecektir . Kimi öğrencilerin süper bir hafızası vardır ve sözel yeteneği inanılmaz derecede yüksektir .  İşte burada da doğuştan gelen  , anne ve babadan ya da atalarından geçen genler yardımı ile çocuk sözel alanda başarılı olmuştur .   Kimi öğrenciler ise psikomotor alanda daha başarılı ve bu alana dayanan her işi ustalıkla yapabilmektedirler . Öğrencinin başarısı doğuştan geldiği için bunu asla değiştiremeyiz ve inkar edemeyiz .


Kısacası insanların başarılı olmasında en önemli etken doğuştan gelen zekadır . Nasıl ki bir balıkta doğuştan kanat olmadığı için ne yaparsak yapalım onun uçmasını sağlayamazsak , bir bireyde de genlerle gelen zeka yoksa başarılı olmaz . 

Öğrencinin Başarısında Disiplin ve Çalışma En Önemli Etkendir Konulu Münazara

Dramanın Çocuklar Üzerindeki Olumlu Etkileri Nelerdir ?

Dramanın Çocuklar Üzerindeki Olumlu Etkileri

Drama kelime anlamı olarak oyun yazma sanatı ya da tiyatro yazını demektir . Dramanın çocuklar üzerinde çok kuvvetli ve olumlu etkileri görülebilir .  Nasıl ki eğitimde yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi temel edinen yapılandırmacı yaklaşım varsa dramada da  bu vardır . Yani çocuk yaparak ve yaşayarak öğrenir , duygu ve düşüncelerini jest ve mimikleri ile ifade eder ve dışa vurur.

Alınan eğitim çocuğa ders gibi hissettirilmez , oyun oynuyor gibi etkinlikler yapılır . Çocuğun sosyalleşmesini ve hayata etkin olarak katılmasını sağlar . İçsel bir durum ve bir düşünce drama sayesinde eyleme geçer . Çocuk  drama ile düşünür , plan yapar , deneyim kazanır ,  farklı duygu ve davranışlar kazanır . Çocuk duygu ve düşüncelerini kontrol altına almayı öğrenir ve nasıl hareket edeceğini bilir.  Drama öğrencilere empati kurabilme becerisini kazandırır . Ayrıca çocuklar drama sayesinde değişik hayaller kurabilir ve farklı dünyalara giderek farklı duygular ve  düşünceler edinir . Çocuk drama sayesinde kendini daha iyi hisseder ve stresini darama sayesinde atar . Drama sayesinde  öğrenilen bilgiler kalıcı olur , çünkü öğrenci yaparak ve yaşayarak oyuna aktif katılım sağladığı için bu katılımda yaşananları da asla unutmaz . Drama çocuğun bütün  duyu organlarına hitap eder ve böylece kalıcı ve izli öğrenmeler oluşur . Eğitimde istenen de zaten kalıcı izli öğrenmedir . Dramada elbette ki çocuğun oyun oynaması sağlanır ama gerçek amaç bu değildir . Gerçek amaç: oyun boyunca çocuğun kendini geliştirebilmek için  yeni yaşantılar yoluyla yeni şeyler öğrenmesi ve bunu yaşamına aksettirebilmesidir yani amaç eğitim ve öğretimdeki amaçlar ulaşabilmektir .


Drama sayesinde çocuklarda eleştirel düşünme becerisi, yaratıcı düşünme becerisi, estetik duygunun gelişmesi,  sosyal olma, işbirliği yapma, duygusal gelişim, milli ve manevi değerlerin gelişimi,  sanata yönlenme ve iyi bir edebiyat yaşantısı,  gibi çocuğa çok farklı yetenekler kazandırır ve çocuk drama sayesinde kendisini  ve çevresindeki insanları daha iyi tanır ve hayata daha bilinçli yaklaşır.

İnsan Sevgisi İle İlgili Deyimler Ve Atasözleri

İnsan Sevgisi İle İlgili  Deyimler Ve Atasözleri

İnsan sevgisi insanı olduğu gibi kabul ederek koşulsuz sevmektir . Dünyadaki sevgilerin en güzeli insan sevgisidir . İnsanlar birbirinin kusurunu bulmaya çalışmamalı , birlik ve beraberlik içinde yaşamasını bilerek dünyamızı daha  da güzelleştirmelidirler . Bununla ilgili deyimler şunlardır :
Canı gibi sevmek, gözünü seveyim,  bağrına basmak, aşka düşmek gibi deyimleri çoğaltabiliriz .

İnsan sevgisi ile ilgili atasözlerimiz ise şunlardır:

- Sevgi taşıyanı sevimli  yapar.
- Sevgi ruhun gıdasıdır,
- İnsan, sevgisi kadar yaşar,
- İnsana sevmek yakışıyor, insan  sevince ve sevilince insandır,
- Karşılıksız sevmek dertleri de yanında getirir,
- Sevilmeyenin selamı devre gelir,
- Sevmek güzeldir sevilen sevdikten sonra,
- Sevmek hayattır, sevmek hayata bağlanmaktır,
- Seversen oğlunu sev, kız kendini sevdirir,
- Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur,
- Severek  hayata bağlanmış bir insan hayattan kopamaz,
- Sev seni seveni yerle yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Mısır'a Sultan ise,

- Sevgi ile yaşayan  her insan  hayatta mutlaka güzel bir eser bırakır gibi sevgi ile ilgili atasözlerimiz bulunmaktadır.

Atatürk'ün Eğitimle İlgili Bir Anısını Kendi Cümlelerinizle Yazınız

Atatürk'ün eğitime verdiği önem ile ilgili bir anıyı kendi cümlelerinizle yazın

Atatürk ve Eğitim

Atatürk dünyaya gelip geçmiş liderler arasında eğitim ve öğretime en fazla önem veren liderlerin başında gelmektedir . Onun eğitim ve öğretime verdiği önemi özetleyen anılardan birisi şöyledir :

- Tarih 9 Eylül 1922 ... Kurtuluş Savaşı sona ermiş ve yeni Türk devletinin temelleri atılmıştır .  Atatürk böyle bir atmosferde İzmir'de bulunduğu bir sırada yanına birisi yaklaşır ve " Paşam çok yoruldunuz , artık çiftliğinize çekilir ve dinlenirsiniz her halde " diyor . Atatürk'ün bu söze karşılığı ise aynen şöyle oluyor :
" Hayır , asıl savaşımız şimdi başlıyor , bu savaş cahilliğe karşı olacaktır . "
Evet Atatürk eğitim ve öğretim için yapılan mücadelenin topla , tüfekle yapılan savaşlardan çok daha değerli olduğunu düşünmektedir . Bu sebeple o her zaman öğretmenlere büyük bir saygı beslemiştir . Atatürk'ün öğretmenlere gösterdiği saygı ile ilgili bir anı şöyle :

- Atatürk'ün yolu bir gün köy okullarından birine düşer . Tek sınıflı tek öğretmenli bir okulda o esnada öğretmen ders vermektedir . Atatürk sınıfa girince öğretmen bir anda kürsüyü terk eder . Atatürk'ün öğretmenin bu hareketi karşısındaki yanıtı şu şekildedir :

- Hayır , yerinizde kalınız ve devam ediniz . Müsaadeniz olursa biz de sizden faydalanmak isteriz .

Atatürk öğretmenlere o kadar değer vermiştir ki " Sınıfa girdiğinde cumhurreis dahil herkes öğretmenden sonra gelir " demiştir .



KPSS P3 Puanı ve Puan Türü İle Tercih Edilebilecek Kadrolar Nelerdir ?

KPSS P3 Puanı ve Puan Türü İle Tercih Edilebilecek Kadrolar Nelerdir ?

B grubu tercihlerini yaparken dikkat edilmesi gereken puan türü KPPS P3 puan türüdür . Genel Yetenek , Genel Kültür sorularının çözümü ile P3 puan türünün hesaplanması ortaya çıkar . Yalnızca genel yetenek genel kültür sorularının çözümü ile hesaplandığı için diğer puan türlerine göre daha fazla puan getirir .

KPSS P10 puanı öğretmen atamalarında , KPSS P3 puan türü ise memur atamalarında kullanılır . P3 puan türü hemşire , teknisyen , tekniker , memur , polis , mühendis vb. alımlarında kullanılır . POMEM YANİ Polis Mesleki Eğitim alımlarında KPSS P3 puanı , fiziki yeterlilik sınavı puanı ve mülakat puanları bir arada değerlendirilir .

KPSS B PUAN TÜRÜ İLE ATANILABİLECEK KURUMLAR 2 ŞEKİLDE AYRILABİLİR

1. KPSS B P3 Puan Türü : P3 puan türü ile her hangi bir lisans bölümünden mezun olmanın yeterli olduğu 4001 kodlu kadrolar için başvuru yapılabilmektedir .  P3 puan türü ile özel bir şart aranmayan ( ehliyet  vb. ) 4001 kodlu tüm kadrolara başvuru yapılabilir . P3 puan türünü kullanarak tercih edilebilecek bazı kurum ve kadrolardan bazıları şunlardır :

- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü
- Maliye Bakanlığı
- T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü
- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
- Orman Genel Müdürlüğü
- Makina Kimya Endüstrisi
- Polilislik (POMEM) 
- Gümrük Müsteşarlığı
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
- Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü
- Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü
- Petrol İşleri Genel Müdürlüğü
- Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü
- Gençlik Spor Genel Müdürlüğü
-  Adalet Bakanlığı Adliyeler (Katiplik, Mübaşir, İnfaz koruma…)

2. KPSS B Bölüm Puanınız : Bu puan türü ile başvurulacak kadroların kodu öğrenilerek tercih yapılabilir . Bu puan türü ile yapılan tercihler P3 puan türüne göre biraz daha avantajlıdır . Çünkü bu adaylar yalnızca kendi alanlarındaki rakipler ile yarıştığı için biraz daha avantajlı olurlar .

KPSS B Puanı İle Atanılabilecek Kurumlar :

Avukatlık , hemşirelik , mühendis , veteriner , ebe , imam , mimar , memur , loborant , eczacı vb.

Balık Kavağa Çıkınca Deyiminin Ortaya Çıkış Hikayesi

"Balık kavağa çıkınca" kişinin olmasını istediği ya da gerçekleşmesini beklediği bir şeyin imkansız olduğu anlamına gelen bir deyimimizdir . Yani bizden yapmamızın mümkün olmadığı bir şey istendiği zaman " Bu senin dediğin ancak balık kavağa çıkınca olur " gibi bir cümleyle ifade ederiz .  Eski İstanbul dönemlerinde geçen bir konuşmaya dayanan bu deyimin hikayesi ise şöyledir :

Balık ve balıkçılar sekiden şimdiye oranla İstanbul ' da çok daha fazlaymış .  Balık pazarı ve Yemiş İskelesi ise balıkçılığın merkezi konumundaymış . Öncelikle buralara gelen balıklar daha sonra bu bölgeden başlamak üzere çevre semtlere dalga dalga dağıtılmaya başlanırmış .
Bazı dönemlerde ise  balık bol olur ve böylesi zamanlarda Tophane'den Rumeli Kavağına kadar ; Üsküdar'dan Anadolu Kavağı'na değin  İstanbul'un neredeyse her tarafına çeşitli yollarla balık dağıtılırmış . 

Balık bol olmadığı zamanlarda müşteriler içerisinden sıkı pazarlık edip balığın fiyatını düşürmeye çalışanlara balıkçılar :

"Oooo, O fiyata balık ancak balık kavağa çıktığında olur " derlermiş. Yani balık çok olur da Rumeli Kavağı , Anadolu Kavağı'na kadar en dışarılara gönderebildiğimiz zamanlarda bu fiyatlara düşer demek isterlermiş .

Hikayesini bilmesek de imkansız talepler karşısında biz de bu deyimi sık sık kullanırız .


Elementlerin Kullanım Alanları

Elementlerin Kullanım Alanları

Elementler fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre kullanım alanı olarak farklılık gösterirler. Örneği bir elementin yanıcı olup olmaması ya da patlayıcı olup olmaması gibi özellikleri kullanım yerini için önemlidir.
Atom numaralarına göre sıralanmış olan elementlerin kullanım alanları şu şekildedir.

1. Hidrojen (H) :
Hidrojen balonlarının şişirilmesinde, kaynak yapımında, petrol ürünlerinin işlenmesinde kullanılmaktadır. Roket yakıtı olarak da kullanılan hidrojen çevre dostu bir element olarak adlandırılmaktadır.

2. Helyum (He) :
Kaynakçılıkta, balon ve zeplin gibi hava taşıtlarının şişirilmesinde kullanılır. Elementler içerisinde en düşük erime sıcaklığı ve kaynama sıcaklığı helyuma aittir. Nükleer enerji santrallerinde soğutucu olarak helyum kullanılır. Helyum ısı iletkenliği çok yüksek bir elementtir ve makro boyutta bile atomik özelliklerini göstermesi sebebiyle "kuantum sıvısı" olarak adlandırılır. Kanser teşhisinde MRE'de de kullanılmaktadır.

3. Lityum (Li) :
Pil üretiminde, cam ve seramik yapımında, nükleer santrallerde soğutucu olarak, A vitamini sentezinde ve roketlerde itici kuvvet olarak kullanılmaktadır. Özgül ısı kapasitesi katı elementler içerisinde en yüksek olanıdır.

4. Berilyum ( Be ) :
Hava taşıtlarında, nükleer santrallerde, uydularda ve füze yapımında yüksek oranda ısı emebilme özelliği sebebiyle kullanılır. Erime noktasının yüksek olması ve esnekliği sebebiyle bilgisayar parçalarının yapımı ve inşaat sektöründe de kullanılır. Berilyum bakır alaşımı elektrot yapımında kullanılır. Berilyum ve tozları kanserojen özellikler gösterebilmektedir.
5. Bor (B) :
Isıya dayanıklı cam ürünlerin yapımında, tenis raketlerinin yapımında, nükleer santrallerdeki regülatörlerde, ateşleyici olarak roketlerde kullanılır. Boron nitrit bileşiği karıştırıldığı herhangi bir maddeyi elmas sertliğine eriştirebilmektedir.

6. Karbon (C) :
Organik bileşiklerin tümünün yapısında bulunmaktadır. Sıvı yağların sudan arındırılmasında kullanılmaktadır. Çelik yapımı, lastiklerin renklendirilmesi, plastik sanayi gibi alanlarda kullanılmaktadır. Radyoaktif yaş tayininde karbon-14 izotopundan yararlanılmaktadır.

7. Azot (N) :
Atmosferin %78'ini oluşturan azot besinlerin korunması ve saklanmasında kullanılır. Spermlerin sperm bankalarında dondurularak saklanması işlemi azot ile yapılır. Amonyak bir azot birleşiğidir ve kuvvetli bir çözücüdür. Gübre yapımında kullanılır.



8. Oksijen (O) :
Hayvan ve bitkilerin hayatlarını sürdürebilmeleri oksijene bağlıdır. Atmosferin %21'ini oluşturan oksijen hastanelerde yaşam destek ünitelerinde solunum sıkıntısı çeken hastalar için kullanılır. Kaynak yapımında, çelik üretiminde ve suyun saflaştırılmasında kullanılan oksijen paslanmanın da sebebidir.

9. Flor (F) :
Diş macunlarında kullanılan florit belirli oranlarda kullanıldığında diş çürümelerini önler. Ampullerin üzerine yazı yazılması işleminde hidroflorik asit kullanılmaktadır. Kloroflorokarbon gazları havalandırma ve soğutma sistemlerinde kullanılmaktadır. Teflonlarda da karbon kullanılmaktadır.

10. Neon (Ne) :
En çok kullanıldığı yer reklam aydınlatmalarıdır. Paratonerlerde ve televizyon tüplerinde de kullanılmaktadır. Sıvı neon soğutucu olarak da kullanılmaktadır.

11. Sodyum ( Na) :
Fotoğrafçılıkta, tarım ve eczacılıkta kullanılmaktadır. Cam yapımında, sokak aydınlatmalarında, pillerde ve sofra tuzu üretiminde kullanılmaktadır. Dünyada en çok bulunan 6. elementtir. Metallerin saflaştırılmasında kullanılan sodyum elementinin önemli bileşikleri kabartma tozu, soda külü ve sodyum nitrattır.

12. Magnezyum (Mg) :
Uçak ve füze yapımında alaşımlarından alüminyumdan üç kat daha hafif olması sebebiyle kullanılır. Aydınlatma ampullerinin yapımı, fotoğraf makinelerinin gövde kaplamaları, şömine tuğlalarında da kullanılır. Bunun dışında yangın bombaları ve işaret fişeklerinde de kullanılmaktadır.

13. Alüminyum (Al) :
Bazı mutfak eşyaları ile dekorasyon malzemelerinin yapımında kullanılmaktadır. Alüminyumun diğer metallerle oluşturduğu alaşımlar hafif olduğu kadar da dayanıklı olması sebebiyle uçak ve füze yapımı başta olmak üzere birçok alanda kullanılır. İletkenliği bakıra göre çok düşük olmasına rağmen hafif olması sebebiyle elektrik iletiminde de kullanılır.

14. Silisyum (Si) :
Kullanım alanı en geniş elementlerden olan silisyum tuğla yapımı ve beton yapımında kullanılır. Yarı iletken bir element olarak elektronik mikroçiplerin yapımında kullanılır. Bilinen en sert maddelerden biridir.

15. Fosfor (P) :


Sodyum ampullerinin yapımında, gübre yapımında kullanılmaktadır. Kibrit, havai fişek, diş macunu yapımında kullanılır.

Gerçek ve Hayal Ürünü İfadeler

Gerçek ve Hayal Ürünü İfadeler

" Yarın şehir dışındaki piknik alanına gideceğiz."

Yukarıdaki cümleye dikkat edecek olursak bu cümlede bahsedilen olayın gerçek hayatta gerçekleşmesi mümkündür. Bu örnek cümlede de olduğu gibi gerçek hayatta yaşanabilecek olan bir olayı ifade eden, akla ve mantığa uygun cümlelere "gerçeği ifade eden cümleler" denir.

Aşağıdaki cümleler gerçeğe uygun ifadelere örnek olarak verilebilir.

1. Bizim bahçede domates ve salatalık ekili.
2. Günümüzde marketlerin çoğalması bakkallara olan ilgiyi azalttı.
3. Kedi yumağı saatlerdir oradan oraya yuvarlıyor.
4. Baharın gelişi ile çiçekler rengarenk açmaya başladı.
5. Evin dış kapısı iyice eskimeye başlamıştı.



"Yorgun ağaçlar başlarını öne eğmiş bekliyordu."

Yukarıdaki cümlede anlatılan durumun gerçek hayatta olması mümkün değildir. Bu cümlede ağacın duruşu hayal gücü kullanılarak ifade edilmiştir. Bu örnekte de olduğu gibi gerçek hayatta gerçekleşmesi imkansız olan olayları ifade eden cümlelere hayal ürünü denir.

Aşağıdaki cümleler hayal ürünü ifadelere örnek olarak verilebilir.

1. Kızgın rüzgar önüne ne gelirse süpürüp atıyordu.
2. Kediler neşe içinde ellerindeki topla oynuyordu.
3. Küçük adam üzgün duran köpeğin derdini merak etmişti.
4. Leylek tilkiye unutamayacağı bir ders vermeye karar vermişti.

4. Ay dede bugün bize görünmek istemiyordu her halde.

Verimli Ders Çalışma Yöntemleri

Ders çalışmak tüm öğrenciler için zaman zaman sıkıntı haline gelmektedir. Çünkü isteksizlik, anlayamama, motivasyon düşüklüğü vb. unsurlar öğrencilerin verimli ders çalışmasını engellemektedir. Birçok öğrenci gün içerisinde saatlerce ders çalışmasına rağmen başarılı olamamaktan şikayet eder. Bu sebeple çok çalışmakla verimli çalışmak arasında çok büyük bir fark olduğunu unutmamak gerekir. Ders çalışırken verim almak için uygulanması gereken yöntemleri şu şekilde sıralayabiliriz :

1. Ders çalışırken en önemli unsurların başında ders çalışılan ortamın düzenlenmesi gelir. Ders çalışılan yerin çok fazla dar olmaması, ferah olması, aydınlanmasının iyi olması ve dikkat dağıtıcı ayrıntılardan uzak olması gerekir. Ders çalışılan ortamı mümkün olduğu kadar sade hale getirmeli, çok fazla eşyayla doldurmamalıyız.

2. Ders çalışacak kişinin psikolojik olarak hazır olması gerekir. Yani aklında başka bir iş varsa çalışması verimli olmaz. Örneğin dışarıda arkadaşları top oynarken ders çalışmak zorunda kalan bir öğrenci ya da yan odada en sevdiği dizi varken ders çalışmak zorunda kalan öğrencinin verim alması çok zordur. Bu yüzden çalışma saatimizi belirlerken o an yalnızca dersimize odaklanabileceğimiz bir saat seçmeliyiz.

3. Derse başlamadan önce gerekli kaynaklar ve araç-gereçler hazır edilmelidir. Aksi taktirde sürekli ders bozulur ve konsantrasyon eksikliği yaşanır.

4. Çalışırken rahat olmak gerekir. Boyumuza uygun bir masa ve rahat bir sandalye seçmeliyiz. Yatakta ders çalışmak ya da kanepe vb. yerlerde uzanarak ders çalışmak verimli değildir. Çünkü aşırı rahatlıkta motivasyonumuzu engeller.

5. Yemek yemek insanda bir rehavet duygusu oluşturur ve uyku hissi verir. Bu yüzden ders çalışacağımız zaman ne çok fazla aç olmamız ne de çok fazla tok olmamız gerekir.

6. İnsanlar arasında bireysel farklılıklar olduğu için herkesin kendini ders çalışırken rahat hissettiği zamanlar farklıdır. Bazıları sabah, bazıları ise akşam saatlerinde kendini ders çalışırken daha iyi hissedebilir. Bu yüzden kendimizi gözlemlemeli ve en verimli ders çalışma zamanımızı belirleyerek bu saatlerde ders çalışmaya özen göstermeliyiz.


7. Çok uzun süre dinlenmeksizin çalışmak da iyi değildir. İnsanın motivasyon süresi yaklaşık 45 dakikadır. Tabi bu kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Uzun süre çalışmak bıkkınlık verir ve dikkati dağıtır. Bu sebeple 45 dakika çalışma süresinin sonuna 10-15 dk. Dinlenme süresi eklemek gerekir.

8. İnsan bilgisayar gibi değildir. Kaydedilen bilgi zamanla hafızamızdan silinir. Bu yüzden zaman zaman öğrenilen bilgilerin mutlaka tekrar edilmesi gerekir. Özellikle 48 saat  içerisinde kısa süreli bellekteki bilgiler silinebildiği için bu süre içerisinde tekrar yaparak bilgilerimizin kalıcılığını arttırabiliriz.

9. Kişinin zorlandığı dersleri dışlaması son derece yanlıştır. Aksine başarılı olmak için başarısızlık yaşadığımız derslere biraz daha fazla zaman ayırmamız gerekir.

10. Verimli ders çalışmada önemli bir unsurda "kaygı düzeyi"dir. Aşırı kaygılı insanlar kendine güvenini kaybeder ve bu durum başarısız olmasına sebep olur. Bu yüzden aklımıza sürekli "başaramam, kazanamam vb." düşünceleri getirmemeliyiz.

11. Telefon açık ders çalışmak, televizyon karşısında ders çalışmak, müzik dinleyerek ders çalışmak verimsizdir. Bunu aksini iddia eden öğrencilerimiz yalnızca kendini kandırmaktadır.


    UNUTMAMAK GEREKİR Kİ BEYİN AYNI ANDA NE KADAR ÇOK İŞ YAPARSA KAPASİTESİNİ O KADAR BÖLER. BU SEBEPLE DERS ÇALIŞIRKEN BAŞKA BİR  İŞ YAPMAMAK GEREKİR. 

Okuma Becerisini Değerlendirme Formu

Okuma Becerisini Değerlendirme Formu

Adı-Soyadı: ………………………………              Numarası: ………

Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
1. Atlayarak Okuma
a. Normal okuma          
b. Harf-hece atlama          
c. Kelime atlama          
ç. Satır atlama          
2. Ekleyerek Okuma
a. Normal okuma          
b. Harf-hece ekleme          
c. Kelime ekleme          
ç. Satır ekleme          
3. Tekrarlayarak Okuma
a. Normal okuma          
b.Harf-hece tekrarlama          
c. Kelime tekrarlama          
ç. Satır tekrarlama          
4. İzleyerek Okuma
a. Normal okuma          
b. Parmakla izleme          
c. İki eliyle izleme          
ç. Cetvel, kalem vb. izleme          
5. Oturma Biçimi
a. Dik oturarak okuma          
b. Öne eğik oturarak okuma          
c. Geriye dayanarak okuma          
ç. Öne arkaya gidip gelerek okuma          
6. Okumada Ses Tonu
a. Yüksek          
b. Alçak          
c. Normal          
ç. Düzensiz          
7. Okuma Hızı
a. Çok yavaş          
b. Yavaş          
c. Normal          
d. Hızlı          
8. Okuma Kuralları
a. Noktada durma          
b.Virgülde durma          
c. Vurgu yapma          
ç. Tonlama yapma          
9. Nefes Kontrolü
a. Mırıltı çıkarma          
b. Düzensiz nefes alıp verme          
c. Okuma aralığı uzun          
d. Normal Okuma          

Cümlede Kavramlar


a.Öznellik(subjektif):

Kişiden kişiye göre değişen,beğeni,taktir ya da yergi içeren kanıtlanabilirlik özelliği olmayan ifadelerdir.Sanatsal ifadeler,yorumlar, beğeni,benzetme ve eleştirilerin hepsi özneldir.
ÖR:”Ressam bu tablosunu özenerek yapmış.”
“Güneşin doğuşu da batışı da muhteşemdir.”
“Gülmek ona çok yakışıyor.”

b.Nesnellik(objektif):

Bilimsel veri ya da istatisliklere dayanan ölçülebilir,kanıtlana- bilir ifadelerdir.Nesnel cümlelerde eleştiri beğeni,yorum gibi duyguların ve sezgilerin karıştığı ifadeler bulunmaz.
ÖR:”Ressam bu tabloda sarı renklere ağır- lık vermiş.”
“Y.Kemal ”Ok” şiirinde hece ölçüsünü kullanmıştır.”
“Kitap birbirinden bağımsız dört bö- lümden oluşuyor.”

c.Eleştiri:

Bir edebiyat veya sanat eserini çeşitli yönleriyle inceleyip açıklamak,anla- şılmasını sağlamak için yapılan değerlen- dirmelerdir.Eleştiriler kişisel beğeni ifade ettiği için öznel yargılardır.Eleştiri(kritik) olumlu yada olumsuz olabilir.
ÖR:”Kelimenin tam anlamıyla o bir şiir ustası.”
“Neresinden tutsan elinde kalıyor bu kitap.”
“Atatürk çok güzel konuşan,etkileyici bir hatipti.”
NOT.1:  Her değerlendirme bir eleştirinin sonucudur.Eleştiri her konuda yapılabildiği halde ”değerlendirme” genellikle bir esere yönelik olarak yapılan olumlu ya da olumsuz nitelik taşıyan eleştirilerdir. Değerlendirmeler nesnel ya da öznel olabilir.
NOT.2:Başkalarından aktarılan görüşler nesneldir.
NOT.3:Benzetmeler,kişileştirmeler ve duygusal anlatımların hepsinde öznellik vardır.

e.Karşıtlık:

Birbirine zıt iki durumun,ola- yın,aynı cümlede bulunmasıdır.Karşıtlıkla olumsuzluk karıştırılmamalıdır.Ağlamak Gülmek karşıtlıktır ancak ağlamak-ağlamamak;gülmek-gülmemek iki eylemin olumsuzudur.
ÖR:”Serhan iyi bir arkadaş ama kötü bir sırdaştır.”
“Keloğlan,çelimsiz,bakımsız,sıska bir insan olmasına rağmen elinden bir hayli büyük işler gelir.
”Hakimin yüzündeki sert ifade küçük kızla konuşurken yerini gülümsemeye bırakmıştı.
NOT.5:Karşıtlık iki zıt olayın bir cümlede olma durumudur.Bu zıtlık bazen zıt anlamlı sözcüklerle sağlanabilir ancak karşıtlık için ille de zıt anlamlı sözcüklerin olması gerekmez.

f.Karşılaştırma:

En az iki eser,varlık,kişi ya da kavramın benzer veya farklı yönleri- nin birbiriyle kıyaslanmasıdır.Karşılaştırma bildiren cümleler bir varlığın başka bir varlıktan herhangi bir yönden daha iyi, daha kötü ya da onunla aynı düzeyde oldu- ğunu belirtir.
ÖR:”Sinema da tiyatro gibi görmekle ilgilidir.”
“Onun romanlarında,öykülerinde de dil ön plandadır.”
“Beyazın adı var esmerin tadı var.”

h.Varsayım:

Geçici olarak kabul edilmiş görüş ya da önermedir.
ÖR:”Tut ki Ankaralı değilim,ne çıkar bundan?”
“Bu sözleri sana hiç söylemediğimi farzet.”
“Diyelim ki dediklerini yapmadım bana ne yapabilirsin?”

ı.Tahmin(olasılık):

Bir durum ya da olay hakkında ”tecrübelerine” ya da “sezgiye” dayalı olarak fikir yürütmektedir.
ÖR:”Kim bilir yaşasaydı ne olgun eser- ler verecekti.”
“Pasta çok güzel olmuşa benziyor.”
“Yarın akşamki yemeğe onlarda gele- bilir.”

j.Öneri:

İnsana yararlı olacağını düşündüğümüz tekliflerde bulunmaktır.
Örnekler: Ayağını yorganına göre uzat.
Şiire düz yazıya doyduktan sonra yönelmelisiniz.
Ders çalışırken yüksek sesle müzik dinlememelisiniz.
Örnekler: Dostluk okudukça artan bir kitaptır. (öznel tanım)
Sanat, yalanı, yaşamda olamayanı gerçeğe dönüştürme çabasıdır. (öznel tanım)
Sıfat; isimleri çeşitler yönden niteleyen ya da belirten kelimelerdir. (nesnel tanım)
Bir sanat eserinin iyi ya da kötü yanlarını ortaya koymaktır eleştiri.(nesnel tanım)

k.Tanım

Bir nesnenin ya da kavramın belirgin özelliklerini ortaya koyarak onu açıklamaktır.Üzerinde durulan kavrama (sanat, sıfat, dostluk vs) Bu nedir? Diye sorduğumuzda cevap almamız şarttır.
* “Gül tabiattaki çiçeklerin bir özetidir.” cümlesi tanımın içeriğine uymadığı için ( gülün özellikleri söylenmediği için) bir tanım cümlesi değildir.Gül mis kokulu bir çiçektir cümlesi ise belirgin özelliklerinden bir tanesi dahi olsa söylendiği için bir tanım cümlesidir.
Örnekler:Aşağıdaki cümleler birer tanım cümlesi değildir.Roman çok sevilen bir türdür.Sanat, bize bizim göremediklerimizi göstermelidir.Eleştirmenler, eleştirilerinde tarafsız yani objektif olmalıdır.

l.Üslup (tarz, stil, teknik):

Bir yazarın görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliğidir. Yani duygu ve düşüncelerini nasıl anlattığıdır. Kelime seçimi, cümle kurgusu yazarın üslubuna ait özelliklerdir Üslup cümleleri “Nasıl anlatmış?” sorusuna karşılık verir.
*Bir ressamın üslubu nasıl ki renkleri kullanımıyla ve çizimiyle ilgilidir; bir yazarın üslubu da dili kullanma şekli ve sözcük seçimiyle ilgilidirÖrnek:Donuk, sıradan bir anlatımla sunar romanı.Ağdalı ve anlaşılması zor cümleler kullanması romanı sıkıcı kılıyor.Ses ve müzikal unsurlarla doğallaştırdığı anlatım, yaşadığı devre göre son derece açık ve sadedir.

m. İçerik:

Bir eserde nelerden söz edildiğinin belirtilmesidir. Temaları, konuları, kahramanları (ayrıca eserde geçen kişilerin rolleri, yaşadıkları yer ve mekan vb ) açıklayan cümlelerdir.
Örnekler:Onun bütün şiirlerinde buram buram Anadolu kokar.Sevgi ve umutlarını dökmüş şair bu mısralara.Yaşamın, hayatın ve aşkın güzelliklerini öven şiirlerinde daima insana mutluluk aşılamıştır.