Deneme Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Geçmişten Günümüze Evleri Konu Alan Bir Deneme

Geçmişten Günümüze Evleri Konu Alan Bir Deneme

Ev insanın barınma ve korunma ihtiyacını sağlayan yapılardır. Evler sayesinde  dışarıdaki tehlikelerden korunuruz ve  rahat yaşam sürmeyi isteriz .  Her dönemin  evleri kendi  zamanına göre yapılmıştır ve çeşitlilik gösterir . Önceleri soğuktan , sıcaktan ve birçok tehlikeden korunmak amacı ile çeşitli evler yapmışlardır .

İlk insanlar  avcılık ve toplayıcılık ile uğraştıkları için mağaralarda ve kovuklarda yaşamışlardır . Çünkü o dönemin gereği öyleydi . Daha sonra ahşaptan evler yapılmış taştan evler yapılmış ve ahşaptan evler yapmışlardır . Evlerin neyden yapıldığı o bölgenin iklim koşulları ile de ilgiliydi .  Sıcak bir bölgede  yaşanıyorsa evler taştan yapılır , yağışın olduğu bölgede ise evler ahşaptan yapılmıştır . İlk zamanlarda yapılan evler genellikle tek katlı ve  küçük evlerdi . Bilim ve teknolojinin gelişmesi ve insanlığın hızla gelişmesi ile evler de çeşitlik kazanmış ve daha farklı ev biçimleri yapılmaya başlamıştır . Evlerin odaları çoğalmış ve odalar daha da geniş yapılmaya başlanmıştır . Evlerin yapımında kullanılan malzeme çeşidinde ve  evlerin görünümünde de  farklılıklar olmuştur . Eskiden evler genelde müstakil olurken günümüzde ise çok katlı binalar olmuş ve ev ile ilgili çok farklı daireler yapılmıştır . Evler çoğalmış ama eskisi kalitedeki gibi evler olmamıştır . Örneğin  Kastamonu'da yapılan evlerin her bölümü çok  gösterişli ve kaliteli bir şekilde yapılmış ve temeli iyi atıldığı için yıkılmamış ve hala günümüze kadar gelerek varlığını sürdürmeye devam etmiştir . Günümüzde de güzel evler yapılmaktadır fakat detaya çok önem verilmemektedir. 


Eskiden köylerde toprak ev yaygınken günümüzde artık köylerde de evler betondan yapılan evler haline gelmiştir . Evlerin yapımında kereste , taş , tuğla , cam , beton , çelik gibi malzemeler kullanılarak evler yapılmaktadır .  Köyden kente göç yaşandığı için  şehirde nüfus artmış ve bu da daha fazla ev ihtiyacını ortaya çıkarmış ve çok katlı binalar yapılmış ve insanlar bir binanın içinde yaşamaya başlamışlardır ve çeşitli ev biçimleri de yapılmaya başlanmıştır .

Düzenli Çalışmanın Önemi İle İlgili Deneme

Düzenli Çalışmanın Önemi İle İlgili  Deneme

Düzenli çalışma  çalıştığın dersi ya da konuyu günlere ve saatlere bölerek çalışma etkinliğidir . Düzenli çalışma disiplinine sahip olan öğrenci ya da birey  çalıştığı konuyu daha iyi anlar ve aklında da bu çalıştığı konular daha kalıcı olur .  Düzenli ders çalışan kimse bu alışkanlığını hayatına da yansıtır .

Düzenli çalışmak toplu çalışmaktan her zaman daha avantajlıdır . Toplu çalışan kişi de sınavda yüksek bir not alabilir ama çalıştığı bilgiler bir iki gün belki bir hafta aklında kalır ve daha sonra unutur gider . Düzenli çalışan kimse de aralıklı çalıştığı için bilgiler uzun süre kalır ve unutulmaz . Bundan dolayı düzenli çalışmak  her zaman avantaj sağlar . Düzenli çalışan birey  arkasından başarıyı da getirir ve başarının arkasından da mutlu bir hayat gelir .


Bundan dolayı çocuklarımıza düzenli çalışma alışkanlığını küçük yaşlarda kazandırmalı ve  bunu bir mecburiyet gibi değil de hayatın gerekliliği olarak kavratmalıyız . Başarılı bilim ve ilim adamları bu başarısını disiplinli ve düzenli  çalışması sayesinde kazanmışlardır . Tıpkı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal gibi.

Zenginlik Konulu Kompozisyon

Zenginlik İle İlgili Deneme Örneği

Zenginlik kişinin maddi ve manevi  açıdan güçlü ve varlıklı olması demektir . Maddi zenginlik çok mal varlığına sahip olma durumu  iken manevi zenginlik ise kişinin kalbinin temiz olması ve insan sevgisi olmasıdır içinde . Zenginliğin tanımı kişiye göre değişir .

Kimi insanlar maddi olarak zengin olmak ister,  kimi insanlar ise ruhen zengin olmak ister . İkisi de güzel amaçlar için kullanıldığında fayda sağlar bireye . Ama asıl zenginlik kişinin gönül zenginliğidir . Gönlü zengin olan kişi elindeki ile yetinmesini bilen ve mal hırsı olmayan kişidir . İnsan hayatta şükretmeyi bilmelidir .  Örneğin; çok paranız olabilir ve dünyadaki çoğu şeye para ile ulaşabilirsiniz ama sevgi yoksa , iyilik yoksa , yardımlaşma yoksa bu zenginliğin hiç kimseye faydası olmaz . Ama insan hem malını hem de ruhunun zenginliğini paylaşmayı bilirse hayat o zaman daha güzel olur .


Hayattaki amaçlarımıza ulaşmak için ve zor şartlar yaşamamak için çok çalışmalı ve maddi durumumuzu yükseltmeli ve gönül zenginliğimizi de hiçbir zaman kaybetmemeliyiz . Sahip olduklarımız ile  yoksul olanlara , yetimlere ve öksüzlere , yaşlılara , çocuklara ..vs yardım ederek  manevi dünyamızı daha da zengin hala getirebiliriz . Kişi hayata ve insanlığa faydalı olduğu sürece  zengin olması kişiyi mutlu eder ve hayatın anlamı olur .

Çok Gezen mi , Çok Okuyan mı Bilir ? ( Münazara Örneği )

Çok Gezen mi , Çok Okuyan mı Bilir ? ( Münazara Örneği )

Çok okuyan mı Bilir Çok gezen mi bilir ? sorusu üzerinden bir münazara örneği düşünelim . Bu sorunun cevabı ne olurdu sizce . Ya da siz hangi görüşün doğru olduğunu düşünüyorsunuz ? Gelin şimdi bir beyin fırtınası yapalım ve iki görüşü de haklı çıkarmaya yönelik fikirler geliştirmeye çalışalım .

1. Çok Okuyan Bilir Düşüncesinin Savunulması :

İnsan sınırlı bir ömre sahiptir ve bu ömrün temel ihtiyaçları karşılama , eğitim vb. ihtiyaçları tamamlama gibi kısımlarını çıkardığımızda geriye kısıtlı bir zaman kalır . İnsanın bu kısıtlı zaman içerisinde gezebileceği en fazla ne kadar yer olabilir ki ? Elbette çok fazla yer gezemeyecektir . Hem çok fazla yer gezebilmenin de önemli bir maliyeti olduğunu unutmamak gerekir . Ekonomide bir kural var ki o da en az maliyetle en fazla kar sağlamak . İşte okumak en az maliyetle en fazla kar sağlamanın en kolay ve eğlenceli yoludur . Bir kitapla dünyanın dört bir tarafı hakkında bilgi sahibi olabilir , buraların tarihi , coğrafyası , ekonomisi hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz .

Bu yüzden her zaman çok okuyan bilir . Çünkü gezdiğiniz bir yeri düşünelim . Tarihi eserler görüyorsunuz . Bu eserlerle ilgili hiçbir bilginiz yoksa gezmek size ne kazandırır ? Tabi ki hiçbir şey kazandırmaz .

2.  Çok Gezen Bilir Düşüncesinin Savunulması :

Ekvator bölgesinde yaşayan bir insana karın ne kadar soğuk olduğunu istediğiniz kadar okuyun o kişi kara dokunmadan , onu görmeden ne kadar anlayabilir onun ne kadar soğuk olduğunu . İşte aynen bu örnekte olduğu gibi bir konu ile ilgili bilgi sahibi olmak teorik bilgileri öğrenmekle gerçekleşmez . Yaparak yaşayarak öğrenmek gerekir . Bunun yolu da gezmek ve görmektir . Bir adam düşünelim Amerika'nın tarihini , coğrafyasını , ekonomisi vb. her türlü özelliğini ezbere biliyor . Ama ülkesinden hatta yaşadığı şehirden dışarı çıkmamış . Bu bilginin ona faydası var mıdır ? Birini de düşünelim ki Amerika'yı gitmiş yerinde görmüş elbette ki onun bilgisi daha fazla olacaktır .

Bu yüzden her zaman çok gezen bilir . İnsan gördüklerini daha zor unutur çünkü .


Dünyada Barış Ve Kardeşlik Nasıl Geliştirilir Konulu Deneme

Dünyada Barış Ve Kardeşlik Nasıl  Geliştirilir Konulu Deneme

Dünyada barış ve kardeşliğin gelişebilmesi için öncelikle insan sevgisinin olması gerekir . Bir kimsenin ya da bir topluluğunun içinde insan sevgisi yoksa ne yaparsanız yapın dünyada barış ve huzur ortamı gelişmez .  İnsanlar bencil olmazsa , yani ben duygusu ile hareket etmezse ve biz duygusu ile hareket ederse insanlar arasında sevgi olur ve bu sevgi git gide çoğalır ve kardeşlik de kendiliğinden olur .

Diğer önemli bir etken ise empati kurabilmektir .  Yani kendimizi başkalarının yerine koyarak olaylara bu şekilde yaklaşabilmemizdir . Dünyadaki devletler aç gözlü olmasa , güçsüz devletleri sömürge olarak kullanmasalar , paylaşmayı bilseler dünyada ne savaşlar olur ne de  masum insanlar hayatını kaybeder, ne de Afrika'da ki gibi açlıktan ölen insanlar olur.  Acı ama bunlar şu anda var olan şeyler .  Çünkü insanoğlunun ne yazık ki gözü doymuyor , ülkelerinde bu şekilde . Dünyada barış ve kardeşlik yardımseverlikten ve hoşgörüden geçer .  Ülkeler birbirinin sınırlarına saygılı olursa , bulundukları ile yetinmeyi bilip savaşlar olmazsa , işlerini barışçıl bir şekilde çözümlemeyi bilirlerse her şey yoluna girer . Kötülüğün olmadığı yerde barış ve kardeşlik doğar, büyür ve gelişir .


Farklıların bir bütün olduğu ülkemizde barış ve kardeşliğe çok önem verilmiştir . Ecdadımız olan Osmanlı Devletinin de 600 yıl ayakta kalabilmesinin sebebi  hoşgörü ve kardeşlik duygusunu insanlarına benimsetmesi  ve bunu temel hedef haline getirmesidir .  Bunun için dünyada bütün ülkeler olarak , farklılıklarımız bizim en önemli özelliğimizdir diyerek ,  birbirimizin kültüründen faydalı işler öğrenirsek , kardeşliği ve paylaşmayı seversek dünyada hiçbir sorun kalmaz ve dünya cennet olur.  Hayallerinizin gerçekleşmesi ile kalın barış ve sağlık ile.

Atatürk'ün Milli Kültüre Verdiği Önem İle İlgili Deneme

Atatürk'ün Milli Kültüre Verdiği Önem Konulu Deneme

Ulu Önder Mustafa Kemal'e göre millet   kültürü ortak olan insanlardan oluşan bir topluluktur .  Milli kültürün milletin içinden çıkan kültürdür.  Mustafa Kemal'e göre milli kültür milletin gelenek ve görenekleri , örf ve adetlerini içine alan geniş bir kültürdür . Milli kültür devletleri ayakta tutan en önemli etkendir .

Bir millet milli kültürüne önem verip  onu geliştirmek için durmadan çalışırsa o kültür bütün dünyaya örnek bir kültür olur . Bunun için her alanda çalışıp ilerlemeli ve bunların yerli olmasına dikkat etmeliyiz .  Milli kültürüne sahip çıkmayan milletler başka milletlerin esareti altına girmeye mahkum olurlar .  Millet olarak sosyal , siyasi , ekonomik, eğitim vs her alanda  çalışmalı ve kimliğimizi kaybetmemeliyiz . Kültürümüze daha iyi sahip çıkabilmek için ilim ve fen yolunda ilerlemeliyiz . Geçmişte yaşanan hatalardan ders çıkararak aynı hataların yaşanmaması için milli kültürümüze dayanarak yeni işler yapma peşinde koşmalıyız . Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk milli kültüre verdiği önemi şöyle dile getirmiştir: '' Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi  ancak kültür ordusu ile mümkündür .''


Atatürk'ünde bu sözünden yola çıkarak hiç durmadan yolumuza devam etmeli ve kültür ordumuzu daha da ileriye götürebilmek için geriye değil ileriye bakmalıyız ve devamlı ilim yolunda gitmeliyiz . Milli kültürümüzün değerlerini kaybetmemek için milli kültürümüzü daha da zenginleştirmeliyiz .

Saygı Konulu Kompozisyon

Saygı Konulu Kompozisyon

İnsanlar toplumda beraber yaşadığı için birbirlerinin hayatlarına saygı duymayı bilmelidir . Her insanın yaşayış tarzı , kültürü , gelenek ve görenekleri , adetleri bir diğerinden farklıdır .  Çünkü her insan aynı olamaz . Önemli olan insanların birbirine sevgi ve saygı içinde yaklaşmasını bilmeleridir .

Saygının olmadığı yerde kargaşa çıkar ve huzurdan eser kalmaz . Bunun içi insanlar birbirine saygı göstermelidir . Saygının geliştiği bir yerde sevgi de kendiliğinden ortaya çıkar .  Saygının olduğu yerde hoşgörü ortamı da  gelişir .  İnsan başkasını sevmeyebilir ama başkasına saygılı olmak zorundadır , çünkü bu insan olmanın gereğidir . İnsan her şeye saygı göstermelidir .  Önce birbirlerine,  daha sonra doğada yaşayan canlılara , bitkilere kısacası Allah'ın yarattığı her varlığa saygı duymak boynumuzun borcudur .  Saygılı olmak insanların arasını daha iyi yapar , farklılıklar zenginliği doğurur .

Bu yüzden her zaman saygı ve sevgi içinde olmalıyız . Birlik ve beraberlik içinde yaşamak için , şiddet olmaması için , insanca yaşamak için saygı kavramını hayatımızdan eksik etmemeliyiz . Dünyada savaşların olmaması için ,  mutluluğunun olması için devletlerin de birbirinin topraklarına saygı duymalı ve huzur içinde yaşanması sağlanmalıdır .

"Atatürk'ü Nasıl Anlatabilirim ?" Konulu Kısa Kompozisyon

Atatürk'ü  Nasıl Anlatabilirim ile Alakalı Kısa Kompozisyon

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk  1881 yılında Selanik'te dünyaya gelmiş, 1o Kasım 1938 yılında ise hayata gözlerini yummuş eşsiz bir liderdir .

19 Mayıs 1919'da Samsun'dan yola çıkarak Kurtuluş Savaşı'nı başlatan ve bunu zafer ile sonuçlandıran iyi bir askerdir . Atatürk kendini vatanına ve milletine adamış , milli birliğin ve beraberliğin bozulmaması için milletini bir arada tutan ve onlarla beraber bağımsızlığını kaybetmeyen ve zafere koşan bir komutandır . O sadece bir asker değil , aynı zamanda öğretmen , aynı zamanda bilim adamı ve fikir adamı , aynı zamanda bir asker ve komutan … gibi çok yönlü bir insandır . Atatürk dünyaya yüz yılda bir gelen liderdir . O  çok zeki ve aklını kullanabilen liderdir . 


Her zaman vatanını sevmiş  , zor zamanlarda imkanı varken başka ülkelere sığınmamış , milleti ile iç içe olan ve onların her zor durumunda yanında alan bir öğretmendir aynı zamanda . O hep  akla ve  mantığa önem vermiş , ülkesini geliştirmek için ilim ve fen yolunda ilerlemiştir . Hayatın son anına kadar çalışmaktan ve alın teri dökmekten vazgeçmemiş , disiplinli ve özverili bir komutandır . Çocukla çocuk , büyükle büyük olmuş halkının cumhurbaşkanı olmuştur . Kendisine ait mal mülkü vatanına tahsil etmiş ve paraya değil insanlığa ve erdemli insan olmaya özen göstermiş. Aynı zamanda fikir adamı olan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal planlı ve programlı çalışarak fikirlerini hayata geçirmiş ve bunların uygulanması için öncülük etmiş yüce bir insandır.  Ülkesini çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkarmak için hayatını, gençliğini, yaşlılığını vatanı ve milletine feda etmiş tek lider Mustafa Kemal'i saygı ve minnetle anıyoruz. Rahat uyu Paşam, Nur içinde yat, değerlerini bizler yaşatmaya devam edeceğiz son nefesimize kadar.

Tarih Merakı Konulu Kompozisyon

Tarih Merakı Konulu Kompozisyon

Tarih insan topluluklarının geçmişte meydana gelen olayları , insanların birbirleri ile olan ilişkilerini, yer ve zaman belirterek, neden ve sonuç ilişkisi içinde inceleyen bilim dalıdır. Tarih bir milletin geçmişidir. İnsan tarihini merak etmelidir. Çünkü tarihini bilen bir millet gelecekte aynı hataların bir daha yapılmamasını sağlar. Tarihini bilmeyen ve merak etmeyen millet yok olmaya mahkumdur.

Kişi tarihini merak etmeli ve bu konuda araştırma ve incelemeler yapmalıdır. Tarih öğrenmek yöneticilerin  daha dikkatli olmalarını sağlar. Bizim tarihimiz zaferler  ile dolu olduğu için merak edilmesi imkansızdır. Kurtuluş Savaşında birlik ve beraberlik içinde hareket eden milletimiz  birbirlerine sımsıkı bağlanmışlardır. Tarihe ilgisi olan ve tarihi merak eden insan vatan ve milletinin önemini daha iyi kavrar. Geçmişte yapılan hatalardan ders alınır ve  kararlar verilirken daha dikkatli  olunmasını sağlar. İnsan geçmişini iyi tanır ve tarihinin dünya tarihindeki yeri ve önemini kavrar. Her şeyden önce kişide empati duygusu gelişir. Yaşanan olaylar karşısında çeşitli analizler yaplır.  Toplumdaki her fert tarihini merak etmeli  ve incelemelerde bulunmalıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatük de   tarih öğrenmeye çok önem vermiş ve şunu demiştir:  '' Türk evladı ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde güç bulacaktır'', diyerek tarihe merak duymanın ve tarihin önemini vurgulamıştır.

Geçmişteki atalarımızın yaşadıkları olayları daha iyi öğrenmek , o zamanın yaşayış tarzını, gelenek ve göreneklerini bilmek yani kültürümüzü korumak ve ona sahip çıkmak için tarihe merak salmalıyız. Gelecekte daha sağlam adımlar atmak ve aynı hatalara düşülmemesi için tarihini araştırmaktan ve incelemekten geri kalmayın. Çünkü tarihini bilmeyen bir öğrencide hiçbir düşünme becerisi gelişmez.

Beğenilmek İle İlgili Deneme Örneği

Beğenilmek Konulu Deneme Örneği

Beğenilmek herkesin hoşuna giden bir durumdur .  Fiziki anlamda beğenilmek , davranış tarzı ve konuşma şekli  ile beğenilmek , düşünceleri ile beğenilmek gibi çoğaltabiliriz . İnsan doğası gereği beğenmek ve beğenilmek ister .  Beğenilmek hoşuna giderken beğenilmemek kişiyi üzebilir .

İnsan sosyal bir varlıktır .  Toplumla iç içe yaşadığı için , toplum tarafından onaylanmak için kılık kıyafetine , saçına başına , hal ve hareketlerine dikkat eder .  Karşı tarafın beğenmesi kişinin hoşuna gider .   Örneğin , bir düğüne gideceksiniz ve bekarsınız  , belki o düğünde sizin de beğeneceğiniz ya da sizi de beğenecek olan insanla göz göze geleceksiniz .  Yani karşılıklı birbirinizi beğenmiş olacaksınız . Beğenilmek herkesin hoşuna gider . Hiç kimse beğenilmemek  istenmez . Çünkü beğenilmek insanda estetik bir haz uyandırır .


İnsan beğenilmek ister, çünkü beğenilmek insanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, kişi kendine daha fazla güvenir ve özgüven sahibi olur .  Kişi beğenilmek için de her şeyi yapmamalıdır . Mesela herkes beni beğensin diye her yerine estetik yaptırmamalı , doğal olmaya daha çok önem verilmelidir .   Tabi ki fiziki güzellik de önemlidir , ama düşüncelerinizle , hal ve hareketlerinizle , bilginizle beğenilmek size daha iyi fayda sağlar .

Eldeki Yara Yarasıza Duvar Deliğidir Konulu Kompozisyon

Eldeki Yara Yarasıza Duvar Deliğidir Konulu Kompozisyon

İnsanın bir derdi olduğunda o derdin acısını yine kendi çeker . Çünkü kendisinin canı yanmıştır. Başka insan o  acıyı  yaşamadığı için ona hiçbir etki etmez ve onun canı yanmaz.  Bu söz aslında ateş düştüğü yeri yakar atasözü ile yakın anlamlıdır.  Ya da eşekten düşenin halini eşekten düşen anlar sözü ile de ilintilendirebiliriz.

İnsanların yaşamında bazı üzücü olaylar başına gelebilir . Örneğin  biri çocuğunu kaybeder, birinin oğlu şehit olur, bir başka kimse ana ve babasını kaybeder, bir diğerinin çocuğu kaybolur…vs  bu örnekleri çoğaltabiliriz.  Böyle olaylar karşısında insanın canı yanar ve çok üzülür.   Başka insanlarda kendilerini o insanların yerine koyabilir yani empati kurabilir . Bu doğru bir harekettir.  Ama her ne kadar empati kurulsa da başımıza gelmediği için canımız canı yanan kişi kadar yanmaz. Tabi ki bu görüşüm her insan için geçerli değildir.   Çünkü toplumumuzda gerçekten çok hassas ve duyarlı insanlar vardır. Ya da mesela bir kaza yaptınız ve  görme yetinizi kaybettiniz.  Bunun zararını en çok kişi çeker.  Çünkü gözü görmeyen başka kişi onu anlar ama gözü gören birey ne kadar üzülse de o kişiyi çok iyi anlayamaz.

Bir kimsenin duygu ve düşüncelerini anlamak için onunla aynı ya da farklı sorunlarınız olduğu zaman o kimseyi daha iyi anlarsınız.  Başına hiçbir sorun gelmemiş insan başına bir çok olumsuz olaylar gelen insanın halinden anlamaz.  Tıpkı tokun açın halinden anlamadığı gibi.


Edep İle İlgili Kompozisyon Örneği

EDEP İLE İLGİLİ KOMPOZİSYON

Edep kelime anlamı olarak toplumda oluşan töreye uygun davranış , utanma,  çekinme , sıkılma anlamında kullanılmıştır . Edep ahlaki boyutla ilgilidir . İnsanın oturuşu , kalkışı , büyüklerinin yanında davranış şekli , hal ve hareketleri , konuşma tarzı kişinin edebini ortaya çıkarır .  Edep insanın  ruhunun ve davranışlarının güzel olması demektir .  Edepli insan kendini bilen  , haddini aşmayan insandır .

 Edepli insan çevresine nasıl davranacağını bilir .  Sevgi ve saygı içinde hareket eder .  Edep imandandır . Edepli insan fazla konuşmaz , yeri ve zamanı gelince az ve öz konuşur .  Edepli insan hayalı insandır . Küfürlü konuşmayan , insanlara hakaret etmeyen ,  onları kırmayan , ağzına gelen her şeyi söylemeyen insandır .  İnsan edepli olmalıdır .  Toplumdaki örf ve adetlerini hiçe saymamalı, kimliğini kaybetmemelidir.  Toplumla uyum içinde olmalıdır. Yani ahlaklı olmalı, kişilik sahibi, karakter sahibi olmalıdır.  İnsan çok bilgili ilim ve bilim sahibi olabilir.  Ama edepli olmadığı sürece o kişinin bilim adamlığının hiçbir anlamı olmaz.  Buna güzel bir örnek verelim; oğul kaymakam olmuş  ve babasını ayağına çağırtmıştır.  Gelen babasına oğlu şunları söylemiştir.  Bak hani sen bana senden bir şey olmaz , sen adam olmazsın, bak koca bir ilçenin kaymakamı oldum diyerek kibirlenmiş.  Bunun üzerine babası kaymakam olmuşsun ama  yine adam olmamışsın der. Babasını ayağına çağıran evlat edepten yoksundur.  Bunun için insan ahlaklı olmalıdır.


Buradan da anlaşılacağı gibi çok güçlü olabilirsiniz, malınız mülkünüz çok olabilir.  İstediğiniz her şeye sahip olabilirsiniz ama erdemli bir insan olmadığınız sürece ne bilginizin size ve topluma faydası olur ne de mal ve mülkünüzün. İnsan toplum içindeki hareketlerine dikkat etmeli kibirli olmamalıdır.  Hz Ali edeple ile ilgili şu sözü söylemiştir:  '' Edep aklın suretidir'' diyerek edepli olmanın önemini belirtmiştir.  İnsan her ortamda rahat davranışlar sergilememeli, görgü kurallarına dikkat etmeli, kültürüne uygun yaşamayı bilmelidir .  İnsan haya etmeyi bilmelidir çünkü haya imandandır.

İnternetin Faydaları ve Zararları İle İlgili Yazı

İnternetin Faydaları ve Zararları Konulu Yazı

İnternetin toplum hayatımıza girmesi ile çok değişiklik olmuştur . İnternetin hayatımıza girmesi ile bilgiye ulaşmak daha kolay olmuş ve daha hızlı iletişim kurma olanağı sağlamıştır . İnsanlar birbirleri ile daha kolay iletişim kurmaya başlamıştır . Uzakta olan akrabalar birbirlerini görüntülü görerek özlem duygularını gidermişlerdir .  Aradığımız her konuyu daha kolay bulmamız sağlanmıştır . Dünyanın öteki ucundaki olaylardan haberdar olmuşuzdur . İnternet sayesinde medyadan haberdar olunmuştur . Araştırdığımız deneme, makale, söyleşi ile ilgili bilgileri kolaylıkla bulabiliriz ve amacımıza ulaşabiliriz . Önceden postaneye giderek yatırdığımız faturalarımızı internet bankacılığı ile oturduğumuz yerden halledebiliriz . Devletin resmi evrakları ile ilgili sorunlar daha çabuk çözülür , aylarca beklenmek zorunda kalınmaz . İnternet yoluyla ihtiyacımız olan bir şeyi  çarşıya gitmeden internetten alırız . İnternet yolu ile sosyal medyadan haberdar olabiliriz. İstediğimiz paylaşımları kolaylıkla yapabiliriz.  İzleyemediğimiz dizileri, filmleri, müzikleri,  oyunları ..vs internet sayesinde hallederiz.

Şimdi de zararlarına bakalım:

İnternet insanlar arasındaki sosyal etkileşimi zayıflatır .  Sosyal medya bağımlılığına yol açar . Çocukların aşırı kullanması onların sağlığını tehlikeye atabilir . Başkalarının gizli videosunu çeken kişi ona zarar vermek için bu videoyu internete düşürür ve bu da o kişinin hayatına zarar verebilir .  Amacı dışında kullanıldığı zaman vakit kaybına neden olur .  Fazla kullanımı fiziksel sorunlara yol açabilir .  Boyun düzleşmesi , eller ve kollarda uyuşma ,  gözlerde ağrı...vs ye neden olabilir .  İnsanı strese sokabilir ve ruhunu daraltabilir .  Çok fazla kullanıldığında her yaştan insanın sağlığını tehlikeye atabilir. Radyasyon yayar. Bu da  doğal dengenin daha da bozulmasına neden olabilir . Daha da bunları çoğaltabiliriz .

Dilimin Sınırları Dünyamın Sınırlarıdır Sözü İle İlgili Deneme

Dilimin Sınırları Dünyamın Sınırlarıdır Sözü İle İlgili Deneme

     Belki duydunuz ya da biliyorsunuz belki de ilk kez duyacaksınız ya da bilmiyorsunuz ama bazı kabile dilleri yalnızca yüz yüz elli kelimeden oluşmaktadır . Niye acaba biliyor musunuz ? Çünkü avlanmak ve sınırlı bir tarım dışında herhangi bir faaliyetleri yok . Doğal olarak da yüz yüz elli kelimelik bir söz varlığı onların hayatlarını devam ettirebilmek için yeterli geliyor .  Yani onların dilleri onların dünyaları için yeterli .

     Bir millet dilini ne kadar etkin ve yetkin kullanıyorsa dünya üzerindeki etkisi de dünya üzerinde kapladığı yüz ölçüm kadar değil dilinin sınırları kadar olacaktır . Çünkü gelişim ve ilerleme dili kullanma ile paraleldir . Bir millet geliştiği zaman kabuğu ona sığmamaya başlar ve kabuğunu kırmak ister . Yeni bir buluşa imza atan milletler aynı zamanda dünyaya bir de yeni kelime armağan eder .

     İnsanların bireysel hayatı da böyledir . Bizleri oluşturan , bizleri özetleyen şey aslında kullandığımız kelimelerden başkası değildir . Bir insanın konuşmasını yarım saat dinledikten sonra onun dünyası ile ilgili bir yorum yapamıyor muyuz ? Yapabiliyoruz , çünkü bir insan temel ihtiyaçlarının yanına ne kadar yan uğraş eklemeyi başarırsa kullandığı kelimede o kadar artar .


     Kelimeler hayatımızın her anında olduğu gibi bizim de özetimizdir de aslında . Bizim kullandığımız kelimeler ve bu kelimelerin yoğunluğu bizim ekonomik , sosyal , siyasi , sportif vb. hemen her alandaki dünyamız hakkında ipuçları verir .

Zorbalık İle İlgili Kompozisyon

ZORBALIK KONULU KOMPOZİSYON

Zorbalık adı üstünde bir işi zorla yaptırmak , tehdit etmek anlamındadır . Zorbalık bilinçli ve istekli olarak yapılır . Amaç karşısındaki kurbanın canını acıtmaktır . Zorbalık daha çok okullarda gerçekleşen bir şiddet türüdür . Kişi istediğini zorla yapar , baskı kurar , karşıdaki kişiyi etkisi altına alır . İstediğini başarana kadar bu şiddete devam eder .

Zorbalık yukarıda da bahsettiğim gibi okullarda akranlar arasında daha çok yaygındır . Bunlar genelde akran zorbalığı şeklinde ya da büyük öğrencilerin küçük öğrencilere yaptığı  zorlamalar ve baskılar şeklindedir . Zorbalığın çeşitleri  de vardır.  Sözel zorbalık , fiziksel zorbalık ,  jest ve mimikler ile yapılan zorbalık  gibi çeşitleri vardır .   Kişi zorbalığı çeşitli şekilde yapar . Canını acıtarak ,  bir eşyasını çalarak , kaş göz hareketleri ile korkutarak ,   küfürler savurarak ,  fakir bir kimsenin durumu ile alay ederek onu küçümseyerek ...vb.   En çok etkilenenler küçük çocuklardır. Zorbalık karşısında haklarını arayamaz ve psikolojik olarak etkilenirler .  Bundan dolayı çocuklarımıza küçük yaşta iyi bir insan olmayı ve insanlara zarar vermemeyi öğretmeliyiz .  Bazı çocuklar annesi ve babası tarafından terk edildiği için sokaklarda hayatını yaşar , orada yaşam mücadelesi verir ve aynı zamanda kötü alışkanlıklar da edinebilir . Bu alışkanlıkları okuldan yaşça kendinden küçük çocuklara da yaptırmaya çalışır , yapmadıkları takdirde onlara çeşitli yollarla zarar vermeye çalışır .  Şımartılmış zengin çocukları da  , fakir hayatı görmediği için , ailede iyi insan olma eğitimi verilmediği için maddi durumu düşük olan öğrenci arkadaşları ile alay eder ve onlara şiddet uygulayabilir .


Zorbalıkla mücadelede en büyük görev anne babalar, öğretmenler ve yakın çevreye düşmektedir . Küçük yaşta çocuklarına şefkatli ve merhametli olmayı öğretmeli ve vicdan duygusunu yerleştirmelidirler . Başkasına zarar vermenin çok kötü olduğunu söyleyerek onları eğitmelidirler .  Bunun için kardeşlik duygusunu ve sevgiyi gönüllerine inşa etmeliyiz . Çocuklarımıza asla şiddet uygulamamalıyız ki ilerde onlar da başkalarına şiddet uygulamasın . Daha güzel bir dünyada birlik ve beraberlik içinde yaşamak için sevgi verelim çocuklarımıza ki sevgiyi yaysınlar .

Aşk Nedir ? Konulu Deneme

AŞK NEDİR KONULU YAZI

Aşk  iki türlüdür . Bir dünyevi aşk vardır , bir de uhrevi aşk vardır . Dünyevi  aşk iki kişinin birbirini beğenerek , birbirini sevmesi ve gözlerinin hiç bir şeyi görmemesidir . İnsan aşık olunca çok mantıklı düşünemez ve duyguları ile hareket eder çünkü aşıktır . Uhrevi aşk ise daha kapsamlı daha ilahi olan aşktır . Allah aşkıdır kısaca .  Yani dini boyutludur .

Aşk denilince sadece sevgili anlamında düşünülmemelidir . Aşk  değer vermedir , sahip olmadır , kıymet bilmedir . Sevgilerin en kutsalı aşktır diyebiliriz . Örneğin insan çocuğunu o kadar çok sever  ki onu aşık duygusu ile sever , hayvanları deli gibi sever  ve onlara aşkla bağlanır . Doğadaki bir çiçeği aşkla sever ve koklar ..vs.  Tasavvuf aşkında ise insan daha farklı düşünür . Allah aşkı , peygamber aşkı , ona ulaşma aşkı  aşkların en güzelidir . Gerçek aşk Allah aşkıdır .  İnsan gerçek aşka tutulunca dünyevi şeyleri çok düşünmez .  Allah'ın istediği gibi yaşamaya özen gösterir, mütevazi bir hayat sürmeye başlar, dünya hırsından, malından zenginliğinden uzak durmaya çalışır. İnsanlara iyilik etmek ve iyi bir insan olmak için çalışır. Bu gerçek aşktır çünkü.


Aşk dünyadaki duyguların en güzelidir.  Bir insanı sevmek, ona tutku ile bağlanmak ve onu hiç bırakmamak da güzel bir şeydir. Çünkü  sevdiğin kişiyi ömürlük olarak düşünürsün. Öyle aşıklar olmuştur ki önce sevdiği kız için bir çok şeyler yapmıştır, daha sonra ise Allah aşkını bulunca daha farklı bir ruha sahip olmuştur ve dünyaya daha farklı bir pencereden bakmıştır. Gerçek aşkı bulmanız ve  onun için emek etmeniz gerekir. 

Sorumluluk İle İlgili Kompozisyon

SORUMLULUK KONULU KOMPOZİSYON

İnsanın üzerine düşen görevleri yerine getirebilmesidir sorumluk . İnsanın kendine karşı  , ailesine karşı , vatanına ve milletine karşı sorumlulukları vardır .  İyi bir insanda bütün canlıları sevmenin sorumluluğu olmalıdır her şeyden önce. Kişi bu sorumlulukları yerine getirebilmek için kendine bir hedef koymalı  ve bu hedefi  amacına ulaştırmalıdır.

Sorumlu insan her şeyin bilincinde olan insandır .  Boş durmaz . Üzerine düşen işleri yapmak için ekmeğini kazanmak için uğraşır .  İyi insan , iyi dost , iyi anne , iyi baba , iyi çocuk olma gibi sorumlulukları vardır insanoğlunun .  Örneğin bir doktorun sorumluluğu hastalarını muayene etmek , bir öğretmenin sorumluluğu erdemli ve ahlaklı  ve başarılı öğrenciler yetiştirmek , ana babanın görevi , vatana hayırlı evlatlar yetiştirmek , bir politikacının sorumluluğu dürüst siyaset yapmak , bir çobanın görevi dağda hayvanları otlatmak ...vs çoğaltabiliriz .  Görüldüğü gibi herkesin bir sorumluluğu vardır . İnsanlar sorumluluğunu yerine  getirirse daha mutlu olur ve  hem çalıştığı an hem de ilerde rahat bir yaşam sürer .  Bunun için sorumlulukların farkında olunmalı ve  zamanımızı boş işlerle geçirmemeliyiz . Vatanımızı ve milletimizi iyi temsil  edebilmek için  uluslararası yarışmalara katılmalı ve ülkemize birinciliği getirmeliyiz ve ülkemizin insanlarını gururlandırmalıyız .


Güzel bir yaşam sürmek için , vicdanın rahat etmesi için , iyi bir insan olmak ve milletine yaralı olmak için sorumluluklarımızı her daim yerine getirmeli ve sorumluluk bilincini genç kuşaklara da aktarmalıyız .  Gençlere balık vermeyi değil balık tutmayı  öğreterek  sorumluluk  bilincini  kazandırmalıyız .  Hem dünya için hem de ahiret için gerekli olan görevlerimizi yerine getirerek  daha huzurlu bir hayat geçirmeli ve zorluklarla mücadele etmesini bilmeliyiz .

Güzel Konuşmanın İnsanlar Üzerindeki Etkileri Konulu Yazı

Güzel Konuşmanın İnsanlar  Üzerindeki Etkileri Konulu Yazı
İnsanlar ile iletişim kurarken güzel ve etkili konuşmak çok önemlidir . Düşüncelerini  doğru şekilde ifade eden kimse  insanlar üzerinde olumlu etki bırakır ve bir cazibesi olur . Türkçenin doğru bir şekilde konuşulması gerekir .  Çünkü güzel ve etkili konuşabilmek bir sanattır .

İnsanlar konuşma üslubuna çok dikkat etmelidir.  Bazen işinizi yapamadığınızda belirli yerlerden yardım istersiniz , eğer güzel ve etkili konuşma ile kendinizi karşı tarafa iyi bir şekilde ifade edersiniz işiniz çözülebilir . İnsan nerde , nasıl , ne şekilde konuşacağını iyi bilmelidir . Yöresinde şivesi ile konuşabilir ama resmi yerlerde de  dilini daha iyi ifade etmelidir . Çünkü kendini iyi şekilde ifade edebilen insan daha iyi dönütler alır ve daha saygın konuma gelir . İnsan tabi ki doğal olmalıdır ama bu doğallığını güzel ve etkili konuşarak da  bozmayabilir .

Çevremizdeki lider kişilere de baktığımızda hitabet gücü yüksek olan , güzel ve etkili konuşmasını bilen kişilerdir . Böyle kişiler toplumu arkasından sürükler ve topluma öncelik ederler. Çünkü böyle kişilerin yönetme kabiliyeti de yüksektir . İnsanları etkiler ve kendisini insanlara sevdirmesini bilir .  Güzel ve etkili konuşmak insanları yumuşatır . Örneğin ;  komşunuzun çocukları kavga etmiş olabilir ve sizin çocuğunuzun canı yanmış olabilir . Siz hemen komşunuza gidip onun çocuğuna ve ona hakaret ederek konuşmaya başlarsanız ilişkiler daha kötüye gidebilir . Ama o çocuğu da dinleyip sorunun ne olduğunu çözmeye çalışıp güzel ve etkili bir şekilde konuşursanız komşunuzun gözünde saygınlığınız daha da fazla artar ve kendi çocuğunu da uyarır ve ilişkileriniz daha da  güzelleşir . Konuşmanın önemi ile ilgili Gazi Mustafa Kemal Atatürk de şunları söylemiştir : '' Konuşarak kazandığım başarılar , savaşarak kazandığım başarılar kadar önemliydi '', diyerek güzel ve etkili konuşmanın önemini vurgulamıştır.


Bundan dolayı insan ilişkilerinde  güzel ve etkili konuşmayı prensip edinmeliyiz . Güzel ve etkili konuşma ile çevremizdeki insanlara da model olmalıyız . Konuşma insanın aklını kullanabilme sanatıdır der Eflatun . Bundan dolayı konuşma şeklimize çok önem vermeliyiz ve her zaman kendimizi güzel bir şekilde ifade etmeliyiz .

Kış İle İlgili Kompozisyon

KIŞ  İLE İLGİLİ KOMPOZİSYON

Havanın artık soğuduğu ,  ağaçların yapraksız kaldığı , yeşilliğin yok olduğu , insanların evlerine çekildiği bir mevsimdir kış . Kış denilince akla gelen ilk şey kar yağmasıdır . Karın yağması insanın içine  farklı bir  duygu  verir . Kış mevsiminde  havalar soğuduğu için çocuklar yaz mevsimindeki gibi çeşitli oyunlar oynamazlar ama kardan adam yaparlar , kar topu oynarlar , kayarlar .

Kış mevsiminin de farklı bir özelliği vardır . Sobanın  odayı iyice ısıtması sonucunda tavanda oluşan  ateşin  farklı şekilleri insana haz verir . Yatakta kardeşinizle sıkı sıkı sarılıp uyumanın tadı bir başka olur .  Sıcağın , güneşin özlemi çekilir . Giysilerimiz değişir ve daha kalın giysiler giyilir . Kış mevsiminin de değişik meyveleri olur . Portakal , havuç , mandalina , kivi , turp ..vs.  Kestaneyi sobanın fırınına atıp  yumuşacık olunca alıp yemesi bir başka güzeldir . Kış misafirlikleri köyde daha başkadır . İnsanlar yazın bağda bahçede çalıştıkları için gidip gelmeler fazla olmazken kışın tarla işi , bağ bahçe işi bittiği için gidip gelmeler daha fazla olur . Tabi kışın hep olumlu yönleri yoktur . Kışın kar yağışından ve yolların buzlu olmasından dolayı trafik kazaları da fazla olur . Yollar kapalı olduğu için hasların hastaneye gitmesi de daha da zorlaşır . Çığ tehlikesi  olabilir . Havada daha çok sis olur. ..vs.


Kış mevsiminde insanın ruhu biraz daralır . Güneş fazla olmadığı için evler gündüz daha kapalı olur ve bu da insanın içini karartır . Ama her şeye rağmen kışında kendine özgü güzellikleri vardır . Kavurucu sıcaklar yoktur artık . Soğuğun tadı da bir başka olur . Dışarıda  üşüdükten  sonra sobanın başında ısınmak çok güzel olur . Her mevsim gibi kış mevsiminin de hem olumlu hem olumsuz yanları vardır .

Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır Konulu Kompozisyon

Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır Konulu Kompozisyon

İnsanlar  sosyal hayatlarını sürdürebilmek için birbirleri ile konuşmaya ihtiyaç duyarlar . Bu konuşma da tatlı dil ile sağlanırsa o konuşma bal olur tadından yenmez . İnsanlarla iletişim kurarken üslubumuza , ses tonumuza , sesimizin vurgusuna dikkat ederek konuşmalıyız . Çünkü bu iletişim için çok önemlidir .

Çevremizde kaba davranan , küfürlü konuşan , bağırarak konuşan , ..vb kişiler  hoş karşılanmaz . Çünkü toplumumuzda böyle kişiler kınanır . Kaba konuşan kişinin işini de yapmak istemezler . Ama akıllı olur , konuşmasını güzel bir ifade ile yaparsa karşıdaki sert mizaçlı insanı bile yumuşatabilir . Devletler de böyledir . Ülkelerin başında bulunan  başkanlar ya da cumhurbaşkanları da sert bir mizaca sahip olduğu zaman bu savaşa bile sebep olabilir . Ama yumuşak bir mizaç ülkelerin bile birbiri ile kaynaşmasını sağlar . Ne demiş Yunus Emre ; Söz ola kese savaşı , söz ola kestire başı , söz ola ağulu aşı , yağ ile bal eder bir söz . '' Yani tatlı dilin çok önemli olduğunu anlatmak istemiştir .


Daha güzel bir dünyada yaşamak için , insanların birbirlerini sevmeleri için , birbirlerine karşı kibar olsunlar ve tatlı dilli konuşsunlar . Çıkar için tatlı dil olmasın gerçek sevgi için , gerçek  samimiyet için tatlı dil olsun .  Tatlı dili içinize sindirin , gerçek olun , bakın o zaman nasıl giriyor işler yoluna .