Popüler Yayınlar

Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Halk Edebiyatının Önemli Temsilcileri

Yunus Emre
Hoşgörü ve insan sevgisi denildiğinde sınırları olmayan bir enginliğe ulaşan Yunus Emre tekke edebiyatımızın en önemli şairlerindendir. Nazım biçimi olarak ilahiyi tercih etmiş olan Yunus Emre hem hece ile hem de aruzla şiirler yazmıştır. Eserlerini "Risaletü'n Nushiye" adlı kitabında toplamıştır ayrıca bir de divanı vardır.
 Pir Sultan Abdal
Bektaşi ozanların sıkça kullandığı nazım biçimi olan "nefes" türünde şiirler yazmıştır. Halk içerisinde çok sevilen ve sayılan biri olması sebebiyle birçok şiir onun adı ile yayınlanmıştır. Oldukça bir sade bir dil kullanmış ve tüm şiirlerini hece ölçüsü ile yazmıştır.
Hacı Bektaşı Veli
Bektaşilik tarikatının öncüsü olan Hacı Bektaşı Veli büyük bir alimdir.  Özellikle Orta Anadolu'da çok etkili olan Hacı Bektaşı Veli'nin Arapça olarak kaleme aldığı "Makalat" adlı eseri çok meşhurdur.
 Kaygusuz Abdal
Şiirlerinde özellikle Yunus Emre'nin etkisi belirgin biçimde hissedilen Kaygusuz Abdal hem aruzu hem de hece ölçüsünü kullanmıştır. Budalaname, Mugaaletname eserleri ile tanınan şair alaycı ve nükteli tarzda şiirler yazmıştır.
 Kayıkçı Kul Mustafa
"Genç Osman" destanı ile tanınan Kayıkçı Kul Mustafa 17. yy'ın en çok tanınan şairlerinden biridir. Tamamıyla halk edebiyatı geleneklerine bağlı olan şair kahramanlık şiirleri yazmıştır.
 Köroğlu
Sultan II. Murat zamanında savaşlara katılmış olan Köroğlu denince akla isyan ve başkaldırı gelir. Şiirlerinde düzene karşı bir başkaldırı söz konusudur. Köroğlu ismi aynı zamanda bir halk kahramanının da adı olduğu için ve benzer özelliklere sahip karakterler olmaları sebebiyle aynı kişi gibi kullanılmıştır.
 Dadaloğlu
"Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir" dizeri Dadaloğlu denilince ilk akla gelen dizelerdir. Toroslar bölgesinde yaşamış olan Dadaloğlu Varsağı, Destan ve Semaileri ile meşhurdur.
 Karacaoğlan
Saz şairlerinin piri sayılan Karacaoğlan sade bir dille yazdığı şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır. Koşmaları ile meşhur olan şair genel olarak din dışı konularda şiirler yazmıştır. Anadolu'yu geze geze şiirlerini söylemiştir.
 Aşık Ömer
Üst düzey bir eğitim almamasına rağmen devrinin en yetenekli ve bilgili şairleri arasında görülmüş olan Aşık Ömer idarecileri ve şekilciliği eleştirmiştir. Aruzu da kullanmış olan şair hece ölçüsünde oldukça başarılı olmuştur.
 Dertli
18. yy'ın sonlarında yaşamış olan Dertli hem hece ölçüsü hem de aruzla şiirler yazmıştır. Lirik tarzda koşmaları ile tanınan şairin divanı taş baskı ile basılmıştır.
 Emrah
Erzurumlu olan şairin şiirlerinde divan edebiyatının etkileri görülmektedir. Koşma ve semaileri ile tanınan şair gazel ve murabbalar yazmıştır.  
 Gevheri
Divan edebiyatından etkilenen şair divan şiirinin mazmunlarını çokça kullanmış ve yabancı menşeli kelimelere de sıkça başvurmuştur. Koşma ve taşlama türündeki şiirleri ile halkın beğeni ve sevgisini kazanmıştır.
 Bayburtlu Zihni
Saz şairi olmasına rağmen diven şiirinde de başarılı olmuştur. Sergüzeştname adlı eseri ve divanı vardır.
 Aşık Veysel
Sivas'ın Şarkışla İlçesine bağlı Sivrialan köyünde doğan Aşık Veysel'in çocuklukta geçirdiği rahatsızlık sonucu gözlerinin kapanması ona duygu dünyasında yepyeni kapıların açılmasını sağlamıştır. Toprağa, insana ve ülkeye olan sevgisi şiirlerinde hissedilen Aşık Veysel son dönem halk edebiyatının usta şairlerindendir. 
Devamını Oku
    0

Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatının Özellikleri

      Sanatın toplum için yapılması gerektiği görüşünün benimsendiği Tanzimat edebiyatının birinci dönemi 1860 ve 1876 yılları arasındaki dönemi kapsar. Bu dönemin önemli temsilcileri Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şinasi, Ziya Paşa, Ahmet Vefik Paşa ve Şemsettin Sami'dir.
      Birinci dönem yazar ve şairleri sanatı toplumu eğitmek amaçlı kullandıkları için şekilden ziyade fikre ve dolayısıyla da içeriğe önem vermişlerdir. Dilin sadeleşmesi gerekliliğini savunmalarına rağmen eserlerinde  sadeleşme görülmemiştir. Uygulanamayan diğer bir düşünceleri ise hece vezni ve halk edebiyatıydı. Birinci dönem yazar ve şairleri hece vezni ve halk edebiyatını savunmalarına rağmen uygulamamışlardır. Fransız edebiyatından ve Romantizm akımından etkilenen dönemin yazar ve şairleri divan edebiyatına tümden karşı çıkmışlardır. Batı menşeli olan roman, makale, tiyatro gibi edebi türler Türk edebiyatına ilk kez Tanzimat edebiyatı ile birlikte girmiştir. Kölelik ve cariyelik konularının sıkça işlendiği romanlar görülmektedir. Bu dönemim çok önemli bir yeniliği de ilk kez eserlerde noktalama işaretlerinin kullanılmasıdır. Bu dönem romanları ilk kez denenmiş olmaları sebebiyle teknik açıdan bakıldığı zaman oldukça kusurludur. Halkı eğitmek amacından ileri gelen bir düşünce ile olayların akışı kesilerek uzun uzun bilgiler verilmiştir. Yine tasvirlerde de aşırılığa kaçılmış ve tesadüfler çok fazla kullanılmıştır. Dönem edebiyatçıları devlet işleri ile de ilgili kişilerdir.
 Dönemin Yazar ve Şairleri
1. Şinasi : 1826- 1871 yılları arasında yaşamış olan Şinasi edebiyatımızda ilklerin öncüsüdür. İlk özel gazeteyi çıkaran, ilk makaleyi ve ilk piyesi yazan, noktalama işaretlerini ilk kez kullanan edebiyatçımızdır.
 2. Ziya Paşa : 1829-1880 yılları arasında yaşamış olan Ziya Paşa yenilik ve batı edebiyatı yanlısı olmasına rağmen eserlerinde divan edebiyatı geleneğini devam ettirmiştir. Terkib-i Bent ve Terci-i Bentleri ile meşhurdur.
 3. Namık Kemal : 1840-1888 yılları arasında yaşamış olan Namık Kemal şiirlerinden çok nesirleri ile tanınmaktadır ve "Vatan Şairi" olarak tanınmaktadır. Şiirlerinde hürriyet, hak, adalet gibi konuları işlemiştir.
 4. Ahmet Mithat Efendi : 1844-1912 yılları arasında yaşamış olan Ahmet Mithat Efendi halka okuma alışkanlığı kazandırmak ve halkı bilinçlendirmek gayesi ile birçok alanda eser vermiştir.
 5. Şemsettin Sami : 1850-1904 yılları arasında yaşamış olan Şemsettin Sami dil alanında vermiş olduğu eserler ile tanınmaktadır. En ünlüsü Kamus-i Türki olan sözlükleri meşhurdur.
 6. Ahmet Vefik Paşa : 1823-1891 yılları arasında yaşamış olan Ahmet Vefik Paşa Milliyetçili ve Türkçülük akımının önemli temsilcilerindendir. Yabancı dillerden çevirmiş olduğu tiyatrolar vardır.
 Tanzimat dönemi yazar ve şairleri ile ilgili detaylı bilgi için isimlerin üzerine tıklayın…
Devamını Oku
    0

Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri

Kültürel ve siyasi gelişmeler neticesinde ortaya çıkmış edebi bir akım olan Tanzimat Edebiyatı 1839 yılında Gülhane Hattı Humayunu denilen ve Reşit Paşa'nın okuduğu beratın yürürlüğe girmesi ile doğmuştur. Her alanda batıya yönelişin simgesi olan Tanzimat fermanı edebiyat tarihçileri tarafından Tanzimat edebiyatının da başlangıcı kabul edilmiştir.
 19. yy Osmanlı Devleti'nde gerilemenin başladığı ve Avrupa karşısında üstünlüğün kaybedilmesi ile yeni arayışlar içerisine girildiği bir dönem olmuştur. III. Selim döneminde orduda yapılan ıslahatlar Avrupa'ya yönelişin ilk belirtisi olmuştur. Gülhane Hattı Humayun'u da denilen Tanzimat Fermanı ile tüm alanlarda batıya yöneliş ve yenilikler başlamıştır.
 Okullarda Türkçe öğretim dönemi başlamış ve milliyetçilik akımının da etkisi ile edebi alanda da gelişmeler gözlenmiştir. Edebiyatta siyasi ve sosyal konuların yanında günlük olaylarda işlenmeye başlanmıştır.
 1860 yılında Tercuman-ı Ahval gazetei ile başlamış ve 1896 yılına kadar devam etmiştir. Sarsıntılar içinde ve sancılı biçimde geçen bu dönem ıslahat çalışmaları ile geçmiştir. Bu dönem edebiyatçıları Fransız etkisinde yetişmiş sanatı toplum için kullanan ülkücü bir yapıya sahiptiler. Halkı eğitmek amacından dolayı birçok alanda eserler vermişlerdir. Geniş kitleler ulaşmak için sade dil kullanan edebiyatçılar hak, adalet, vatan, millet gibi kavramların ateşli savunucuları olmuşlardır. İkinci dönemde realizmin etkisi görülmüştür ve roman, hikaye gibi türler edebiyatımıza ilk kez girmiştir.
 Genel Özellikler
  • Divan edebiyatı içerisinde de yer alan şiir ve mektup gibi türler batılı anlayışla yenileştirilirken, bu döneme kadar edebiyatımızda hiç bulunmayan roman, makale, tiyatro, hikaye gibi türler alınmıştır.
  • Fransız edebiyatı ve milliyetçilik akımından etkilenen birinci dönem temsilcileri "sanat toplum içindir" anlayışı ile hak, adalet, millet gibi kavramlar üzerinde durmuştur.
  • Tanzimat edebiyatında ikinci dönem sanatçıları "sanat sanat içindir" anlayışı doğrultusunda eserler vermişlerdir.
  • Tanzimat edebiyatı yüksek zümrenin değil halkın edebiyatı olmak iddiası ile ortaya çıkmış ve Namık Kemal, Ziya Paşa gibi isimler bunu başarırken ikinci dönemde Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmut gibi isimler bu amaçtan uzaklaşmıştır.
  • Dili sadeleştirerek konuşma diline yaklaştırma amacı güdülmüştür. İkinci dönemde bu amaçtan uzaklaşılmış ve divan edebiyatı geleneklerine dönülmüştür. 
Devamını Oku
    0

Tanzimat Edebiyatında Felsefe

       Tanzimat edebiyatı içerisinde iki farklı çizgide hareket eden bir dönem olmuştur. Tanzimat edebiyatını en iyi tanımlayan ifade "Yenileşmenin ve batılılaşmanın edebiyatı" şeklindedir.
       Tanzimat döneminin ilk nesli olan Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi gibi değerli edebiyatçılar çok geniş bir aydın grubu yetiştirmişlerdir. Bu edebiyatçılar özellikle Şinasi'nin Tasvir-i Efkar gazetesi ile başlattığı halkçı dil hareketini benimseyerek Türkçenin gelişmesi ve uyanmasında önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Yine bu dönemde yeniliklerin öncüsü olan Şinasi eski şiir geleneğinin içerisine yeni kavramlar getirerek şiirde yenileşmenin öncüsü olmuştur. Namık Kemal ise yazdığı her eserle büyük yankılar uyandırıp geniş kitlelere ulaşmış ve devrinin sesi en çok çıkan dava adamlarından birisi olmuştur. Ziya Paşa da biçim olarak eski şiiri kullanmasına rağmen içerik olarak yeni kavramlar kullanmış ve halk dilinin yazı dili olması konusunda önemli çabalar göstererek devrinin diğer aydınlarına katılmıştır. Bu iyi niyetli çalışmalara rağmen 5 asırlık bir geçmişi bulunan ve Türklerin zirveye ulaşmış edebiyatı olan divan edebiyatının etkileri dönemin şahsiyetlerinde açıkça hissedilmektedir. Yenileşme adına bir başlangıç ifade eden Tanzimat'ın ilk dönem edebiyatçıları "halk için, adalet için, vatan için, millet için sanat " anlayışı ile eserler vücuda getirmişlerdir.
       Tanzimat'ın ikinci neslinin sanatçıları, ülkede ayrılıkçı hareketler vb. sebeplerle otoritenin daha katı olması sebebiyle birinci nesil gibi özgürlük, adalet vb. konulardan uzak durarak daha çok şahsi konulara yönelmişler ve halk için sanat görüşü yerini sanat için sanat görüşüne bırakmıştır.
       Tanzimat edebiyatı da yeni bir edebiyat olması sebebiyle divan edebiyatını benimseyenlerle büyük bir mücadele içinde olmuştur. Tanzimat edebiyatı ile bu topraklara giren roman, hikaye, tiyatro vb. türler halk tarafından çabuk benimsenmiş ve geniş kitlelerin ilgisini çekmiştir.
Devamını Oku
    0

Tanzimat Edebiyatı'nın Önemli Temsilcileri

- Şinasi : 1826-1871 yılları arasında yaşamış olan Şinasi çıkardığı Tercüman-ı Ahval gazetesi ile yeni bir edebiyat akımının başlatıcısı olmuştur. Vasat bir şair olarak nitelendirilen Şinasi'nin anlayışı sanatın toplum için olduğu yönündeydi. Bu yüzden dili halkın bilmediği kelimelerden arındırarak mümkün olduğu kadar sadeleştirmeye çalışmıştır. Edebiyatımızda hak, özgürlük, adalet gibi kavramları ilk kullanan kişi olan Şinasi aynı zamanda basılan ilk tiyatro eserinin de sahibidir. Şinasi ilk kez noktalama işaretlerini kullanması ile de edebiyatımızda başka bir öneme  sahiptir.
 Eserleri: Durub-ı Emsal-i Osmaniye (atasözleri), Şair Evlenmesi (tiyatro), Müntehabat-ı Eşar (şiir), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler),
 - Namık Kemal : 1840-1888 yılları arasında yaşamış olan Namık Kemal ilk şiirlerinde divan edebiyatına bağlı iken Şinasi ile tanışmasından sonra onun görüşlerinden etkilenmiş ve batılı tarzda şiirler yazmaya başlamıştır. Biçimsel olarak yine de divan edebiyatı devam ettirmesine rağmen hak, adalet, eşitlik gibi kavramlarla şiirin içeriğini tamamen değiştirmiştir. Hece ile denemeler yapmış olmasına rağmen aruz ölçüsünü kullanmıştır. Tiyatroyu faydalı bir tür olarak kabul eden Namık Kemal bu türde de kimi zaman günlük dile yakın kimi zaman da süslü anlatıma sahip eserler yazmıştır. Romanlarında yine şiirde olduğu gibi batılı tekniği benimsemiştir ancak teknik açıdan başarılı olamayan eserlerde karakterler ya çok iyi ya çok kötüdür. Karşılıklı konuşmalarda sadeleşen dil betimlerde ağırlaşır.
 Eserleri:
Romanları: İntibah, Cezmi
Oyunları: Vatan yahut Silistre, Gülnihal, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Karabela,  Celalettin Harzemşah
Eleştirileri: Takip, Tahrib-i Harâbât
 - Ziya Paşa : 1825 ve 1880 yılları arasında yaşamış olan Ziya Paşa'nın eserleri gerek şekil açısından gerek de içerik bakımından divan edebiyatı geleneklerine bağlıdır. Namık Kemal gibi o da hak, adalet kavramlarını kullanmıştır, yenileşmeyi şiirlerinden çok düşünce yaşamında benimsemiştir. Hece ölçüsü ile yapmış olduğu şiir denemeleri de vardır.
 Eserleri :
Zafername, Veraset Mektupları, Şiir ve İnşa Makalesi, Terkib-i bent, Rüya, Eş'ar-ı Ziyâ, Defteri Amal, Harabat
Ayrıca tercüme eserleri de vardır.
 - Ahmet Mithat Efendi : 1844-1912 yılları arasında yaşamış olan Ahmet Mithat Efendi batılı tarzdaki hikaye ve romanları ile halkı eğitmeyi amaç edinmiştir. Döneminin en çok okunan yazarı olan Ahmet Mithat teknik kaygılar gütmemesi ve halkı eğitmeyi amaçlaması sebebiyle sık sık olayların akışını keserek ansiklopedik bilgiler vermiştir. Romantizmin etkisi altında eserler yazan yazar dili mümkün olduğu kadar halkın anlayacağı biçimde kullanmıştır.
Birçok türde çok fazla eser üreten yazarın önemli kitapları şunlardır:
 Roman : Henüz On Yedi Yaşında, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Yeryüzünde Bir Melek, Felatun Bey’le Rakım Efendi…
 Hikaye : Letif-i Rivayat, Yeniçeriler…
 Oyunlar : Çengi, Çerkez Özdenler…
- Ahmet Vefik Paşa : 1893-1921 yılları arasında yaşamış olan Ahmet Vefik Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının öne çıkan ilk büyük temsilcisi olarak kabul edilir.  Molliere'den yaptığı çevirilerle çok tanınan bir yazar olmuştur.
 Eserleri: Lehçe-i Osmani, Moliere’den Zor Nikah, Şecere-i Türk, Meraki, Zoraki Tabip,
Azarya.
 - Recaizade Mahmut Ekrem : 1847- 1914 yılları arasında yaşamış olan edebiyatçı güzel olan her şeyin şiire konu olabileceği düşüncesindedir ve şiirlerinde daha çok bireysel konulara ağırlık vermiştir. Batılılaşmayı yanlış anlayarak komik durumlara düşen tipleri anlattığı Araba Sevdası romanı önemlidir. Sanat için sanat anlayışı ile eserler verdiği için dili ağırdır.
 Eserleri:
Şiirleri: Zemzeme (I, II, III ), Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebab, Nijat Ekrem
Oyunları: Çok Bilen Çok Yanılır, Afife Anjelik , Vuslat
Hikayeleri: Şemsâ,  Muhsin Bey
Roman: Araba Sevdası
 - Abdülhak Hamit Tarhan : 1892-1937 yılları arasında yaşayan Abdülhak Hamit Tarhan "Şair-i Azam" unvanı ile tanınır ve devrimci bir yapıya sahiptir.Romantizmin etkisi altında ölüm temalı şiirleri çokça yazan şair sanat için sanat anlayışı ile hareket etmiştir. Teknik açıdan özensiz olan tiyatrolarının oynanmak için değil okunmak için yazıldığını söylemiştir. Önemli eserleri şunlardır :
 Şiirleri: Makber, Sahrai Belde veya Divaneliklerim, Ölü, Garam, Hacle, İlhamı Vatan, Validem…
 Oyunları: Macera-yı Aşk, İçli Kız, Sabr ü Sebat, Tarık, Duhter-i Hindu, Zeynep, İlhan, Turhan, Finten, Hakan (Ayrıca hece ile ve manzum olarak yazdığı Nesteren ve Liberte adlı iki oyunu daha vardır.)
 - Sami Paşazade Sezai : 1859-1936 yılları arasında yaşamış olan yazarın Sergüzeşt romanı ve Küçük Şeyler adlı hikaye kitabı meşhurdur. Edebiyatımızda modern manada kısa hikayeciliğin kurucusu olarak bilinmektedir.
 - Nabizade Nazım : 1862-1893 yılları arasında yaşamış olan Nabizade Nazım'ın Karabibik ve Zehra romanları önemlidir.
Devamını Oku
    0

Servet-i Fünun Dönemi Gelişmeler

Edebiyat-ı Cedide ya da en çok bilinen ve duyulan adıyla Servet-i Fünun edebiyatı Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan aydınların ve sanatçıların batı etkisi ile geliştirmiş oldukları bir edebi akımdır. Bu akım 1896 ve 1901 yılları arasında Sultan Abdülhamit döneminde ortaya çıkmış ve gelişmiş bir edebi devirdir. Hüseyin Cahit Yalçın tarafından Fransızcadan çevirisi yapılan "Edebiyat ve Hukuk" adlı makalenin dergide yayınlanması derginin kapatılması ve dolayısıyla da Servet-i Fünun edebiyatının dağılmasına neden olmuştur.
 1860'lı yıllarla birlikte edebiyatımızda başlamış olan doğu-batı çekişmesi Servet-i Fünun edebiyatının doğuşu ile birlikte batılı anlayış lehine bir galibiyete dönüşmüştür. Bu dönemde Türk edebiyatı konu, içerik ve felsefe bakımından batılı bir anlayışa bürünmüştür. Başlangıçta adının manasından da anlaşılacağı üzere fen ve bilimle ilgili olan bu dergi 7 Şubat 1896 yılında başına Tevfik Fikret'in geçmesi ile birlikte tamamen bir edebiyat dergisi haline gelmiştir. Bu edebiyata Edebiyat-ı Cedide denmesinin sebebine gelecek olursak, batılı anlayışla hareket eden dönemin sanatçıları divan edebiyatını bir yana bırakarak batı tarzı bir yeniliği savunmuş ve  bu edebiyatı başlattıkları için kendilerine Edebiyat-ı Cedide (Yenilikçi Edebiyatçılar) adını vermişlerdir. Bu dönemin faaliyetleri Hüseyin Cahit'in yazdığı "Edebiyat ve Hukuk" makalesi ile sona ermiştir.
 Bu dönemi Tevfik Fikret, Ali Ekrem, Hüseyin Suat, Cenap Şahabettin, Ahmet Hikmet, Süleyman Nazif, Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf, Celâl Sahir, Faik Ali oluşturur. Bu gruba daha sonradan Halit Ziya Uşaklıgil'de katılmıştır. Bu dönem edebiyatı II. Abdülhamit devrinde ortaya çıkmıştır ve genel olarak içe dönük, aşk, karamsarlık, tabiat, hayal kırıklığı gibi kişisel duyguları yansıtan konulara ağırlık verilmiştir. Toplumsal konulardan uzak sanatlı bir dil ile yüksek zümre edebiyatı olarak gelişmiştir ve bu durumun oluşmasında Recaizade'nin önemli bir etkisi vardır.
 Bu dönem edebiyatında Fransız edebiyatının şekil özellikleri alınmış ve Fransız realizmi benimsenmiştir. Tanzimat edebiyatı ile başlayan halka yöneliş ve dilde sadeleşme fikri bu dönemde azalmış ve yeniden Arapça, Farsça kelimelerle dil ağırlaşmaya başlamıştır. Tanzimat'ın 2. döneminde olduğu gibi sanat sanat içindir anlayışı ile hareket edilmiştir ve süslü bir anlatım üslubu olmuştur, ruh hali ise Avrupai'dir. Nazım biçimi olarak aruzun kullanıldığı bu dönemde nazım türleri Avrupa'dan alınmış ve divan edebiyatından alınanlar ise tamamen değiştirilmiştir. Nazım nesre yaklaştırılmış ve cümlenin beyitte bitmesi anlayışı yıkılarak cümleye tabiri caizse özgürlük getirilmiştir.
 Divan edebiyatından alınıp değiştirilen serbest müstezat ve Fransız edebiyatından alınan sone ile terza-rima nazım türü olarak en çok kullanılanlar olmuştur. Kafiyenin kulak için olduğu fikri benimsenirken roman ve hikaye türlerinde batılı tekniğin başarılı örnekleri verilmiştir. Roman ve hikayelerde kahramanlar ve mekanlar İstanbulludur ve genellikle seçkin zümredendir. Romanlarda realizmin etkisi hissedilirken şiirde parnasizm ve sembolizm akımlarının etkisi görülmektedir.
 Batılı anlayış ile eserler vermesine rağmen bu topluluğa katılmayan Hüseyin Rahmi İstanbul'u anlatan romanları ile Ahmet Rasim ise Hatırat türünde başarılı olmuştur. Dönem derginin kapatılması ile sona ermiştir. 
Devamını Oku
    0

Servet-i Fünun Dönemi'nin Önemli Temsilcileri

Servet-i Fünun edebiyatının önemli temsilcileri ve özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
 Tevfik Fikret : 1867 ve 1915 yılları arasında yaşamış olan Tevfik Fikret Servet-i Fünun şiirinin en önemli temsilcisidir. İlk şiirlerinde şahsi konuları işlemişken topluluğun dışında yazmış olduğu şiirlerde toplumsal konuları işlemiştir. Sis, Tarih-i Kadim, Haluk'un Amentüsü, Haluk'un Vedası şiirleri Tevfik Fikret'in toplumsal konuları işlediği şiirleridir.
 Aruzu başarılı biçimde kullanan Fikret, serbest müstezatı başarılı bir biçimde kullanmıştır. Şiirlerinde parnasizmin etkisi görülen Fikret'in ilk dönem şiirlerinde oldukça ağır bir dil kullanılmıştır. Şermin adlı şiir kitabında ise çocuklar için hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.
 Lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade'den etkilenen Fikret batılı anlayışta şiirler yazmıştır. Edebi hayatını iki dönem içerisinde inceleyebiliriz. Birinci döneminde Servet-i Fünun edebiyatına bağlıdır ve "sanat için sanat" anlayışı ile yazmıştır ve genel itibari ile şahsi konularda yazmıştır. 1901'de Servet-i Fünun dergisinin kapatılması ile edebi yaşamında ikinci dönem başlar. Bu dönemde daha toplumsal ağırlıklı şiirler yazmıştır. Tevfik Fikret şiirlerinde serbestleşmeyi savunmuş ve nazımı nesre yaklaştırmıştır.
 Batının ilim ve fenini alarak Osmanlı'nın çağdaş uygarlık düzeyine yükselmesini savunmuştur. Yaşamın merkezine insanı alır ve ülkenin geleceğini çocuklarda ve gençlerde görerek ilk kez çocuklar için şiirler yazan şair olmuştur.
 Eserleri : Rubab-ı Şikeste, Rubab'ın Cevabı, Doksanbeşe Doğru, Haluk'un Defteri, Tarih-i Kadim
 Cenap Şahabettin : 1870 ve 1934 yılları arasında yaşamış olan Cenap Şahabettin'in asıl mesleği doktoluktur. Servet-i Fünun edebiyatının Tevfik Fikret'ten sonra en tanınmış şairi olan Cenap Şahabettin tıp eğitimi almak için gittiği Fransa'da sembolizm akımından etkilenmiş ve tıptan çok edebiyatla ilgilenmiştir.
 Şiirlerinde kelimeleri seçerken ses uyumlarına ayrı bir itina göstermiş ve bol bol istiareden yararlanmıştır. Şiirlerinde aruzun karışık kalıplarını kullanan şairin en belirgin özelliği ağır dili ve süslü anlatımıdır. Aşk ve doğa gibi bireysel konular en çok işlediği temalar olmuştur. Dilde sadeleşme çabaları ve Kurtuluş Savaşı'na mesafeli bir duruş sergilemiştir. Nazım türü olarak serbest müstezatı çokça kullanan şair Arapça ve Farsça kelimelere de bir hayli fazla yer vermiştir. Aşk ve tabiata dayalı şiirlerinde sembollerden fazlaca yararlanmıştır.
 Şiirleri dışında "Hac Yolunda", "Suriye Mektupları" ve "Avrupa Mektupları" adlı eserleri gezi yazısı türünde yazılmıştır. Bunun dışında Tiryaki Sözleri, Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Sulh ve Nesr-i Harp adlı nesir türünde yazdığı eserleri de vardır. Yalan ve Körebe adlı tiyatroların da yazarıdır.
 Halit Ziya Uşaklıgil : 1867 ve 1945 yılları arasında yaşamış olan Halit Ziya Servet-i Fünun döneminin roman ve hikaye alanında en tanınmış yazarıdır. Realizm akımından etkilenerek süslü ve ağır bir dille yazdığı romanları batılı anlamda ilk romanımız sayılır. Kahraman olarak İstanbullu aydın kişileri seçmiştir ve ruh tahlillerine sıkça başvurmuştur. Dili ağır olmasına rağmen kahramanları ilginç tipler arasından seçebilmesi, ruh tahlilleri ve çevre betimlemeleri,  batı tekniğini çok başarılı biçimde uygulayabilmesi ile edebiyatımızın öncü isimlerinden biri olmuştur. Halit Ziya'nın romanlarında aydın kesimin yaşantısını bulurken hikayelerinde halkın yaşantısı, düşünceleri ve inançlarını buluruz.
Romanları yalnızca İstanbul'da geçerken hikayelerinde Anadolu insanına yer veren Halit Ziya anı ve mensur şiir türünde de eserler yazmıştır.
 Romanları : Mai ve Siyah, Bir Ölünün Defteri, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Sefile, Ferdi ve Şürekası
Hikayeleri : Hikaye-i Sevda, Onu Beklerken, Kadın Pençesi, Aşka Dair, İzmir Hikayeleri
Hatıraları : Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye, Kırk Yıl
 Mehmet Rauf : 1875 ve 1931 yılları arasında yaşamış olan Mehmet Rauf Servet-i Fünun edebiyatında Halit Ziya'dan sonra roman alanındaki en önemli temsilcidir. Toplumsal konulara pek önem vermeyen yazar romantik duygular, aşk ve hayalleri işlemiştir. Sade bir dille yazan yazar romanlarında psikolojik tahlillere önemli bir yer vermiştir.
 Türk edebiyatında ilk psikolojik roman olarak yer almış olan Eylül onun en önemli eseridir. Az sayıdaki kahramanla yasak aşk konusunu işlediği bu eserde psikolojik tahlillere ağırlık vermiştir.
 Romanları : Eylül, Define, Kan Damlası, Genç Kız Kalbi, Son Yıldız, Ferda-yı Garam
 Hikayeleri : Son Emel, Menekşe, Hanımlar Arasında, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikaye
 Mensur Şiirleri : Siyah İnciler
Devamını Oku
    0

Fecr-i Ati Edebiyatında Önemli Gelişmeler

Kendilerine Fecr-i Ati adını veren bir grup sanatçı 1901 yılında Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmaya başladı.
 1909 yılında Fuat Köprülü, Ahmet Haşim, Refik Halit, Şahabettin Süleyman, Yakup Kadri, Celal Sahir, Emin Bülent gibi sanatçılar Servet-i Fünun topluluğunun dağılması üzerine yayınladıkları bir bildiri ile edebiyatta yeni bir akım başlattıklarını duyururlar. Bu topluluk sanatın kişisel ve saygıya değer bir uğraş olduğu fikrindeydi. Servet-i Fünun edebiyatını batılı tarzı yeteri kadar yerleştiremediği konusunda eleştiren topluluk süslü ve ağır bir dil kullandı.
 Konu olarak aşk ve tabiatın ağır bastığı eserlerde tasvirler gerçekçilikten çok şahsi bir görünümdedir. Servet-i Fünunculara göre daha sade bir dil kullanan topluluk üyeleri Milli Edebiyat akımı ile Servet-i Fünun edebiyatı arasında köprü vazifesi görmüştür. Dönemin eserlerinde Sembolizm, romantizm ve empresyonizm akımlarının etkisi görülmektedir.
 Servet-i Fünunculara tepki göstermelerine rağmen hem aruzla yazmaları hem de Servet-i Fünun dönemi nazım türlerini kullanmaları ile taklitten öteye gidememişlerdir. En özgün eserleri Ahmet Haşim tarafından ortaya konmuş ve sanat anlayışında birliktelik kuramamaları dolayısıyla 1911 yılında topluluk dağılmıştır.
 "Geleceğin Aydınlığı" demek olan Feccr-i Ati, Avrupai düşünceden ortaya çıkan felsefeyi edebiyata uygulamak istemiştir. Sanat anlayışları yayınladıkları bildiride yer alan "Sanat şahsi ve muhteremdir" cümlesinde saklıdır. Sanatçıların bu görüşte eserler vermesi, topluluğa özgü bir dergi çıkaramamaları meşrutiyet döneminin özgürlükçü ortam vb. sebepler topluluğun birlikte hareket etmesinin önünde engel oldu. Neticede topluluk ilerleyen yıllarda dağılmış ve her sanatçı kendi görüşleri doğrultusu ya başka topluluklara dahil olmuş ya da şahsi çizgisinde eserler vermiştir. 
Devamını Oku
    0

Fecr-i Ati Edebiyatının Genel Özellikleri

Özet : Edebiyat, fecr-i ati edebiyatının genel özellikleri, fecr-i edebiyatının genel özellikleri maddeler halinde, fecr-i ati dönemi türk edebiyatının genel özellikleri nelerdir
Fecr-i Ati dönemi Türk edebiyatının genel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Yakup Kadri, Refik Halit Karay, Ali Süha, Tahsin Nahit, Köprülüzade Mehmet Fuat, Süleyman Şahabettin, Faik Ali ve Emin Bülent ve başka bazı sanatçılar 20 Mart 1909'da Hilal Matbaası'nda toplanarak yeni bir edebi akım başlatmanın planlarını yaptılar ve Ahmet Haşim'in de katıldığı bu hareket 24 Şubat 1910'da Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi'ni yayınladı. 2. Meşrutiyet'in ilnından sonra Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan bir bildiri ile de Fecr-i Ati edebiyatı başlamış oldu.
2. Türk edebiyatı tarihinde bir araya gelmiş ilk edebi topluluk Fecr-i Ati'dir.
3. Türk edebiyatında ilk kez beyanname yayınlayan topluluk olmuştur.
 4. Servet-i Fünun akımına bir karşıt tepki olarak doğmuştur.
 5. Sanatın kişisel ve saygıya değer bir uğraş olduğu görüşündedirler.
 6. Edebiyatın önemli ve ciddi bir iş olduğu ve bu yüzden halka iyi anlatılması gerektiği görüşündedirler.
 7. Gençleri bir araya getirmek; edebiyat, sanat ve dilin gelişimi için çalışmak; seviyeyi koruyarak ilmi münakaşalar yapmak ve halkı aydınlatmak; önemli yabancı eserleri Türkçeye kazandırmak ve Türk edebiyatını batıya tanıtmak gibi amaçları vardır.
 8. Şiirde tepki olarak doğduğu Servet-i Fünun edebiyatı geleneklerini sürdürmüştür.
 9. Şiirlerde tabiat ve aşk temaları ağırlıklı olarak işlenmiştir.
 10. Arapça ve Farsça kelimelerin, tamlamaların çokça kullanıldığı, günlük dilden uzak; Servet-i Fünun edebiyatı dilinin bir benzeri anlayışı benimsemişlerdir.
 11. Aruz vezni kullanılmaya devam etmiş, serbest müstezat Servet-i Fünun'da olduğu gibi ön plana çıkmıştır.
 12. Şiirde sembolizmin etkisinde kalan Fecr-i Aticiler, tiyatro türü ile de yakından ilgilenmişlerdir.
 13. Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'in çıkardığı Genç Kalemler dergisi ile birlikte zaten özgürlükçü ve bağımsız çalışmaya yatkın olan grup üyeleri dağılmıştır ve yerini Milli Edebiyat hareketine bırakmaya başlamıştır.
 14. Servet-i Fünun edebiyatı ve Milli Edebiyat arasında bir köprü vazifesi yapmıştır.
 15. Ahmet Haşim topluluğun en önemli temsilcisi olmuştur.
 16. Hamdullah Suphi, Ali Canib ve Ali Sahir'in Milli Edebiyat akımına katılması ile 1912 yılında Fecr-i Ati topluluğu dağılmıştır.
 17. Ahmet Haşim Milli Edebiyat akımına katılmamış ve edebi hayatı boyunca Fecr-i Ati edebiyatının geleneklerine bağlı kalmıştır.
Devamını Oku
    0

Fecr-i Ati Dönemi Önemli Sanatçıları Kimlerdir ?

Fecr-i Ati döneminde eserler veren önemli sanatçılar şunlardır: 
Ahmet Samim, Celal Sahir, Mehmet Rüştü, Ahmet Haşim, Fazıl Ahmet Aykaç, Emin Bülent Serdaroğlu, Müfit Ratip, Emin Lami, , Tahsin Nahit,  Şahabettin Süleyman, Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Refik Halit Karay, Mehmet Behçet Yazar, Abdülhak Hayri, Ali Canip Yöntem, İzzet Melih Devrim, Ali Süha Delilbaşı, Fuat Köprülü, Faik Ali Ozansoy, İbrahim Alaettin Gövsa
Ahmet Haşim (1884-1933)
Şiir alanında Fecr-i Ati topluluğunun en önemli sanatçısı olan Ahmet Haşim sanat için sanat anlayışı ile hareket etmiş ve sembolizm akımının en önemli temsilcisidir. Şiirlerinde aşk ve tabiat temasıyla yazan şair, lirik karakterde bir yapıya sahiptir. Yalnızca aruz veznini kullanmış olan şair, serbest müstezat biçimiyle yazmış ve süslü ve sanatlı bir dil kullanmıştır. Ahmet Haşim'e göre şiir anlaşılmak için değil, duyulmak için yazılır ve okunur. Şair doğanın kendisinde uyandırdığı duyguları semboller aracılığı ile anlatır, okuyucu da bu sembolleri kendi dünyasında anlamlandırır. Ahmet Haşim'e göre şiir dili sözden ziyade musikiye daha yakındır. Şair dış dünyayı bile anlatırken bu dünyayı kendi iç alemindeki yansımasından hareketle aktarır. Ahmet Haşim'in karakterinde var olan içe kapanıklık şiirlerine de yansımıştır. Fecr-i Ati topluluğunun dağılması ile birlikte Ahmet Haşim çalışmalarına bireysel olarak devam etmiştir. Şiirlerinde süslü bir dil kullanmasına rağmen nesirlerinde sade bir dili tercih etmiştir.
Şiir Kitapları : Göl Saatleri, Piyale
Nesirleri : Bize Göre, Gurebahane-i Laklakan
Gezi Notları : Frankfurt Seyahatnamesi
Refik Halit Karay ( 1888-1965 )
Edebiyata köşe yazarlığı ile başlayan Refik Halit daha sonra hikaye ve roman alanlarında başarılı eserler vermiştir. İlk dönemlerde günlük yaşantıları ele almış ve toplumsal aksaklık ve çarpıklıkları nükteli bir biçimde dile getirmiştir. Sade bir dil ile kaleme almış olduğu memleket hikayeleri Anadolu'daki yaşamışı en canlı hali ile bizlere sunmuştur. Eserlerinde ruh tahlillerinden ziyade gözleme önem vermiştir. Şahısları kendi ortamlarında anlatır ve kurnazlık, riyakarlık gibi huyları hicveder.
Fecr-i Ati topluluğu dağılınca Milli Edebiyat akımı içerisinde bağımsız karakterde eserler vermeye devam etmiştir.
Romanları: Bugünün Saraylısı, İstanbul’un İç Yüzü, Kadınlar Tekkesi, Çete, Anahtar, Nilgün, Sürgün
Hikâyeleri: Gurbet Hikâyeleri (Hatay’da sürgündeyken yazmıştır), Memleket Hikâyeleri
Hiciv ve Mizah Yazıları: Kirpinin Dedikleri, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım, Deli  
Devamını Oku
    0

Türk Edebiyatında İlkler

  • İlk yerli tiyatro eseri: Şinasi'nin 1859 yılında yazdığı Şair Evlenmesi
  • İlk yerli roman : Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı eseri
  • Batı tekniğinin kusursuz biçimde uygulandığı ilk romanımız Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu adlı romanıdır.
  • İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa'nın 1859 yılında  Fenelon’dan çavirdiği Telemak'tır.
  • İlk köy romanı :Nabizade Nazım'ın Karabibik adlı romanıdır.
  • İlk psikolojik roman: Mehmet Rauf 'un Eylül adlı romanıdır.
  • İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem'in  Araba Sevdası adlı romanıdır.
  • İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi'dir.
  • İlk yarı resmi gazete :Ceride-i Havadis'dir.
  • İlk tarihi roman :Namık Kemal'in yazmış olduğu Cezmi ve A. Mithat'ın Yeniçeri adlı eseridir.
  • İlk özel gazete : Şinasi ile Agah Efendi'nin çıkarmış olduğu Tercüman-ı Ahval'dir.
  • İlk pastoral şiir: A.Hamit Tarhan'ın Sahra adlı şiiridir.
  • Şinasi İlk şiir çevirisini yapan noktalama işaretlerine ilk kez  kullanan ve ilk makaleyi yazan edebiyatçımızdır.
  • A.Hamit Tarhan aruzla ilk manzum tiyatro eseri yazan şairimizdir. (Eşber veya Sardanapal)
  • A.Hamit heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eserimizin sahibidir.(Nesteren)
  • İlk bibliyografya Katip Çelebi'nin Keşfü’z Zünun adlı eseridir.
  • İlk hatıra kitabı Babürşah'ın Babürname adlı eseridir.
  • İlk hamse yazarı Ali Şir Nevai'dir.
  • İlk tezkire Ali Şir Nevai'nin Mecalisün Nefais adlı eseridir.
  • İlk antoloji Ziya paşa'nın Harabat adlı eseridir.
  • İlk atasözleri kitabı Şinasi'nin Durub-i Emsal-ı Osmaniye adlı eseridir.
  • İlk mizah dergisi Teodor Kasap'ın çıkardığı Diyojen'dir.
  • İlk hikaye kitabı  A:Mithat'ın Letaif-i Rivayet adlı eseridir.
  • İlk fıkra yazarımız Ahmet Rasim'dir.
  • Türkçe yazılan ilk kitap Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı eseridir.
  • İlk siyasetname Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı eseridir.
  • İlk mensur şiir örneklerini Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır.
  • Şiirde ilk defa Türk kelimesini Mehmet Emin Yurdakul kullanmıştır.
  • Dünya edebiyatındaki ilk modern roman Cervantes'in Don Kişot adlı eseridir.
  • İlk makale Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi'dir.
  • İlk edebi bildiriyi Fecr-i Ati topluluğu yayımlamıştır.
  • Mesnevi tarzında yazılmış ilk eser  Yusuf Has Hacib'in KUTADGU BİLİG adlı eseridir.
  • İlk seyahatname SEYDİ ALİ REİS'in MİR’ATÜL MEMALİK adlı eseridir.
  • İlk Edebiyat tarihçimiz Abdulhalim Memduh Efendi'dir.
  • Batı anlayışındaki ilk edebiyat tarihçimiz Fuat Köprülü'dür.
  • Sahnelenen ilk tiyatro eserimiz Namık Kemal'in Vatan yahut Silistre adlı eseridir.
  • Klasik nazım biçimlerinden farklı ilk örnekleri veren TEVFİK FİKRET'dir.
  • Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı Süleyman paşa'nın SARF-I TÜRKİ adlı eseridir.
  • İlk naturalist eserimiz  Nabızade Nazım'ın  Zehra adlı kitabıdır.
  • Nedim, mahallileşme akımının Divan Edebiyatındaki temsilcisidir.
  • Şarkı  türünü ilk ortaya çıkaran  NEDİM'dir.  
  • İlk tarih ve coğrafya ansiklopedisi Kamus'ul Alam adlı eserdir.
  • İlk sözlüğümüz Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat-it Türk adlı eseridir.
  • İlk Türkçe sözlüğümüz Şemsettin Sami'nin Kamus-ı Türki adlı eseridir.
  • Türk adının geçtiği ilk Türkçe metin Göktürklere ait Orhun Abideleri'dir.
  • R. Mahmut Ekrem edebiyatımızda objektif eleştirinin nasıl olacağını ilk açıklayan yazardır.
  • Mehmet Emin Yurdakul Edebiyatımızdaki milli dönemin açılmasına öncülük eden ilk edebiyatçıdır. 
  • Ömer Seyfettin konuşma diliyle yazılmış ilk hikayenin yazarıdır.
  • Edebiyatımızda ilk kafiyesiz şiir A. Hamit'in Validem adlı eseridir.
  • İlk köy şiiri Muallim Naci'nin Köylü Kızların Şarkısı adlı eseridir.
  • İlk alfabemiz Göktürk Alfabesi'dir.
  • Tekke şiirinin öncüsü Ahmet Yesevi'dir.
  • İlk Türk destanı  Alp Er Tunga Destanı'dır.
  • Türk edebiyatında batılı anlamda ilk eleştirinin sahibi Namık Kemal'dir.
  • Haldun Taner Türk edebiyatında epik tiyatro türünün kurucusudur.
  • İlk kadın romancımız Fatma Aliye Hanım'dır.
  • Süslü nesrin ilk temsilcisi Sinan Paşa'dır.
  • Dünyanın bilinen ilk destanı Sümerlerin Gılgamış Destanı'dır.
  • Dünyanın halen yaşayan, en büyük ve ilk Müslüman Türk Destanı  Kırgızların Manas Destanı'dır.
  • Edebiyat kelimesini Türk edebiyatında ilk kullanan Şinasi'dir.
  • Kurtuluş savaşımızı doğrudan işleyen roman Ateşten Gömlek'tir.
  • Aristofanas, komedi türünün ilk büyük ustasıdır.
  • Aiskylos trajedi türünün ilk büyük ustasıdır.
  • İlk uyarlama tiyatro eserinin yazarı A.Vefik paşa'dır.
  • Montaigne deneme türünün kurucusudur.
  • İlk divan şairimiz Hoca Dehhani'dir.   
  • Hikayede Anadolu'yu gerçek anlamda ilk kez  işleyen Refik Halit Karay'dır.
  • En başarılı psikolojik romanımız P.Safa'nın 9.Hariciye Koğuşu adlı eseridir.
  • Tevfik Fikret , Şermin adlı eseri ile ilk çocuk şiirlerini yazan edebiyatçımız olmuştur.
  • Genç Kalemler Dilde sadeleşmeyi savunan ilk yayın organıdır.
Devamını Oku
    0

Türkiye'de Fantastik ve Bilim Kurgu Edebiyatı

Hayal ürünü ögelerle süslenmiş roman, öykü gibi türlerde yazılan eserlere fantastik eserler denir ve bu türden eserlerin geneline Fantastik Edebiyat adı verilir. Alice Harikalar Diyarı'nda desem herhalde fantastik edebiyatın ne olduğu ile ilgi bir şekillenme başlar. Ya da günümüzden örnek verecek olursak Rowling'in Harry Potter ve Stephen King'in Kara Kule adlı eserleri fantastik edebiyatın önemli romanları arasındadır.

Fantastik edebiyat ürünleri Fransız yazar Tolkien ile birlikte popülerlik kazanmış ve günümüzde bilgisayar oyunları da dahil olmak üzere birçok alanda temel çıkış noktası haline gelmiştir. Olağanüstü kahramanlar ve olaylar adeta insanı büyüleyici bir masal alemine götürüyor gibi görünse bile fantastik edebiyat ürünleri olan roman ve hikayelerde de insanların dikkatini bazı konulara çekmek amacı vardır.

Fantastik eserlerde bilim kurgu türünden de sıkça yaşanılır ve özellikle şu an için olması mümkün görülmeyen gelişmelerden bahsedilir. Bu yönü ile düşünecek olursak aslında Fantastik edebiyat ve Bilim Kurguı edebiyatı bilimsel gelişmeler için de bir ışık oluşturmaktadır. Şu an için hayal görülen bu fikirler bilim insanları tarafından araştırılıyor ve belkş de yakın gelecekte hayal olmaktan çıkacak.
Türk edebiyatında Fantastik tür roman ve hikayelerin yazılması 2000'li yıllara rastlamaktadır. Bu dönemde içerisinde fantastik ögeler bulunan eserler (Hüseyin Rahmi- Gulyabani gibi) olmakla birlikte tamamen fantastik türde eserler veren yazar bulunmamaktaydı. Yine aynı şekilde çok eski edebi örneklerden olan Dede Korkut Hikayeleri gibi türlerde de olağanüstü unsurlar olmasına rağmen fantastik edebiyat olarak kabul edilmemektedir.

Fantastik edebiyatta biçim genellikle iki şekilde olur. Birincisi yaşadığımız dünya da fantastik olaylar üzerine kurulu romanlar, ikincisi ise dünyamızdan tamamen farklı bir evrende yaşanan olağanüstü olaylar. Uğur Aslan Türk Fantastik Edebiyatı'nda yaşadığımız dünyada meydana gelen fantastik olayları yalnızca türe uygunluk açısından ele almak yerine bir mesaj vermek kaygısı ile de yazıyor. Bu yönüyle Uğur Aslan ve diğer fantastik roman, öykü yazarları bu dalın edebiyatımızda gelişmesi için eserler vermeye devam ediyor.

Yazarın sitesi : www.uaslan.net
Devamını Oku
    0

Halk Edebiyatına Giriş 4. Ünite Kısa Özet

Özet : Edebiyat,halk edebiyatına giriş 4. ünite kısa özet,bilmecenin diğer adları nedir,atasözleri ve özellikleri,deyimler ve özellikleri,tekerlemeler ve özellikleri

Atasözlerinin Tür Ve Şekil Özellikleri

- Sözlü edebiyatın ( kültürün ) ürünleridir .
- Redif ve kafiyelerin kullanıldığı bir anlatımları vardır .
- Edebi sanatlar ve ahenk unsurlarını başvurulur .
- Sözlü hukuk içerisinde kaynak oluştururlar .
- Az sözle çok şey anlatılır .
- Sorunların çözümüne yönelik bir anlatım içerirler .
- Sosyal bir ferman hüviyetindedirler .
- Öğüt ve mesaj içerirler .
- Sözü mümkün olduğu kadar özlü ve kısa bir biçimde ifade ederler .
- Çoğu zaman tek cümle halindedirler .
- Genellikle emir kipi ve geniş zaman kipi kullanılır .
- Bağlaç ve edatlar genellikle çok gerekli olduğu zamanlarda kullanılır .

Deyimlerin Tür Ve Şekil Özellikleri

- Çoğu zaman kelimeler gerçek anlamının dışında kullanılır .
- İki ve ya daha fazla kelimeden oluşan ve bir düşünceyi dile getiren yargılardır .
- Kalıplaşmış sözlerdir ve değiştirilemezler .
- Mastarla biterler ve fiil çekimine girebilirler .
- Halk edebiyatının en küçük ve yaygın kullanılan biçimleridir .

Alkış Ve Kargışların Özellikleri

Alkış

- Olumlu manada yakarışlardır .
- İnsanların maddi manevi istek , yakarış , dua ve dilekleridir .
- Dua manasında kullanılırlar .

Kargış

- Olumsuz manada yakarışlardır .
- İnsan ve toplumların üzerine Allah ' ın gazabını çekmek isterler .
- Beddua manasında kullanılırlar .

Tekerlemelerin Tür Ve Şekil Özellikleri

- Ses tekrarları ve uyaklardan yararlanarak oluşturulurlar .
- Herhangi bir konu ile ilgili değildirler .
- Çoğu bölümleri anlamsızdır .
- Hangi türün içerisinde kullanılıyorsa o türü başlatma ve bitirme işlevleri vardır .
- Masal tekerlemeleri , oyun tekerlemeleri vb. türleri bulunmaktadır .

Bilmecelerin Tür Ve Şekil Özellikleri


- Manzum ve mensur türleri bulunmaktadır .
- Sorun çözme kabiliyetini geliştirirler .
- Bilmecelerin yer aldığı en eski metin CODEX COMENİCUS ; bu türden bahseden en eski kaynak ise Divan-ı Lügatit-Türk ' tür .
- Soru ve cevap olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır .
- Konu olarak her şey seçilebilmektedir .
- Türk kültüründe  “bilmece” yerine kullanılan terimler şunlardır ; tambaca, bilmaca, tappaca, tabışmak, tapçan, tabzuğ, tavısak, nımah, yumak, jumbak, zomak, matal, taabırın, mesel.
Devamını Oku
    0
© 2014 Kompozisyon Örnekleri. Designed by Bloggertheme9
Powered by Blogger.