Biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Halide Edip Adıvar'ın Yaşam Öyküsünü Araştırınız . Araştırma Sonuçlarını sınıfta arkadaşlarınızla okuyunuz .

Halide Edip Adıvar'ın Yaşam Öyküsünü Araştırınız . Araştırma Sonuçlarını sınıfta arkadaşlarınızla okuyunuz .

Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan olan Halide Edip Adıvar 1882 yılında  İstanbul' da dünyaya gelmiştir . Halide Edip Adıvar 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Kolejinden mezun olmuştur .  Tanin Gazetesinde ilk yazılarını yazmaya başlamıştır . Halide Edip Adıvar Balkan Savaşları sırasında  hastanelerde çalışmış ve yaralılara elinden gelen  her türlü yardımı yapmaya çalışmıştır . Osmanlı Devleti'nde rejime yönelik olarak çıkan 31 Mart Vakası sırasında  gericilerin tepkisinden çekindiği için çocuklarını da alıp Mısır'a gitmiştir Halide Edip Adıvar . Bu ayaklanma bastırıldıktan sonra geri yurda dönmüştür .  Öğretmenlik , müfettişlik gibi görevlerde bulunmuştur . Daha sonra 1912 yılında kurulan Türk Ocağı'na katılmıştır . Halide Edip Adıvar Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin  de kurucuları arasında yer almış  fakat daha sonra milli mücadelenin önemini anlamış ve bu cemiyetten ayrılmıştır . İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmişti . Yunanlıların bu işgalini protesto etmek için Halide Hanım Sultanahmet Meydanı'nda çok etkili ve önemli bir konuşma yapmış ve halkı milli mücadele konusunda bilinçlendirmiştir .

''Kardeşler , evlatlar , beni dinleyiniz . sizin iki dostunuz vardır : Müslümanlar ve haklarımız için sesini her gün yükseltecek olan medeni milletlerin fertleri . Birincisi bugün sizinle beraberdir . İkincilerse bizim şaşmaz gayemizin hakkını er geç anlayacak olan fertlerdir. hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir. bütün milletlerin haklarını kazanacağı gün çok uzak değildir. o gün geldiği zaman bayraklarınızı alınız, bu maksat için canlarını veren kardeşlerimizi ziyaret ediniz. şimdi yemin edin ve benimle birlikte tekrarlayın: yüreğimizdeki mukaddes heyecan, milletlerin hakları ilan edilinceye kadar devam edecektir."

gibi birçok anlamlı sözler söylemiş ve halkı milli mücadeleye çağırmıştır .  1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile gerçekleştirmiştir . Daha sonra Anadolu'ya geçmiş ve Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır . Cepheleri dolaşmış ve orduya moral vermiş , orduyu cesaretlendiren sözler söylemiştir . Halide Edip Adıvar'a  bu yaptığı önemli ve kutsal görevden dolayı  ilk olarak Onbaşı rütbesi verilmiş daha sonra da üstçavuş rütbesi verilmiştir . Halide Edip Adıvar Kurtuluş Savaşı'nın önemli kahramanlarındandır. Daha sonraları Mustafa Kemal ile  bazı siyasi görüş ayrılıkları yaşamıştır . Daha sonraları yazarlığına yine devam etmiş ve çeşitli romanlar , çeşitli kitaplar yazmıştır . Handan , Ateşten Gömlek , Sinekli Bakkal , Vurun Kahpeye , Kalp Ağrısı vb. eserler yazan Halide Edip Adıvar 9 Ocak 1964 yılında hayatını kaybetmiştir .
read more

Falih Rıfkı Atay'ın Hayatı

Falih Rıfkı Atay'ın Hayatı

1894 yılında İstanbul'da doğan Falih Rıfkı Atay Mercan İdadisi'nde ve Darülfünun'da okumuştur . Cemal Paşa'nın yaveri olarak 1. Dünya Savaşı'nda Suriye'de görev yapmıştır . Görevini tamamlayıp İstanbul'a dönünce bir grup arkadaşı ile birlikte Akşam gazetesini kurmuştur . İstiklal Savaşı yıllarında Ankara hükumetini destekleyen yazılar yazmıştır . Savaşın kazanılmasının ardından uzun süre mecliste görev yapmıştır .

Ankara yıllarında Ulus ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde başyazılar yazdı .
İstanbul'da 1950 yılından sonra Dünya gazetesini basın hayatına kazandırdı .
Gazeteciliğin en önemli yeri olan Babıali'nin en saygın gazetecilerinden biri oldu .
Atatürk ile ilgili birçok kitap yazan yazar , gençlerin Ata'yı daha iyi tanımasında önemli vazifeler gördü .

Eserleri :
- Deniz Aşırı ( 1931 )
- Zeytin Dağı ( 1932 )
- Roman ( 1932 )
- Bizim Akdeniz ( 1934 )
- Çankaya ( 1961 )

- Başveren İnkılapçı ( 1964 ) 
read more

Aşık Veysel Hakkında Bilgi

Aşık Veysel Hakkında Bilgi

Aşık Veysel Şatıroğlu Sivas'ın Şarkışla İlçesi'nin Sivrialan Köyünde  25 Ekim 1894 yılında dünyaya gelmiştir . Babası Ahmet Bey , annesi ise Gülizar Hanımdır . Aşık Veysel'in yaşadığı yıllarda çiçek hastalığı nedeni ile iki kardeşini kaybetmiş , kendisi ise yedi yaşlarında  gözlerini kaybetmişti .  Gözleri görmediği için içine kapanan Aşık Veysel'e babası bir uğraş edinsin diye bağlama almıştı . Daha sonra bağlama çalmaya başlamış , önceleri başka ozanların eserlerini okuyan Aşık Veysel daha sonra kendisi de eserler yazmaya ve söylemeye başlamıştır .

Kırk yaşlarında  kendi eserlerini çalmaya başlamıştır . Ailesi onun da ailesi olsun diye Aşık Veysel'i  akrabaları olan Esma Hanım ile evlendirmişlerdir . Bu evlilikten bir erkek çocuğu dünyaya gelmiş faka  o bebek de hayatını kaybetmiş , daha sonra anne ve babası da ölünce Aşık Veysel  hayata küsmüştür . Daha sonraları bir kız çocuğu dünyaya gelmiş fakat eşi başka birine kaçtığı için bu küçük kızı da yanında kalmıştı . Aşık Veysel ilerleyen yıllarda kendini daha çok şarkılara , türkülere vermiştir ve onlara bağlanmış  bir şairimiz olmuştur. Şairler gecesinde Ahmet Kutsi Tecer ile tanışmış ve daha sonra il il dolaşarak eserlerini söylemiş ve tanıtmıştır . Artık bundan sonra hayata tutunmaya başlamıştır . Gülizar adında bir hanımla evlenmiştir . Birçok eser ortaya çıkarmıştır . Eserlerinde genellikle  mutsuzluk, iyimserlik, insan sevgisi, yaşama sevinci, hüzün ..vb  konu edinmiştir. 1941 ile 1946 yılları arasında  Köy Enstitülerinde  halk türküleri ve bağlama dersleri vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararı ile  özel bir kanun çıkarılıp 1965 yılında  Aşık Veysel Şatıroğlu maaşa bağlanmıştır . Halk ozanı Şatıroğlu şair olmasının yanında doğa sevgisi de yüksek olan bir şairimizdir.


 Memleketine ilk meyve ağacını dikip yetiştiren ve köylüsüne örnek olan kişi olmuştur. 1973 yılında ise  kanser hastalığı nedeni ile hayatını kaybetmiş ve günümüze de birçok kıymetli ve insanlığa mesaj bırakan muhteşem eserler bırakmıştır. Benim Sadık Yarım Kara Topraktır, Uzun İnce Bir Yoldayım,  Dostlar Beni Hatırlasın,  daha bir çok eserler bırakarak Türk halkının gönlünde büyük bir yere sahip olmuştur ve hala da onun eserleri dilden dile dolaşmaya devam etmektedir.
read more

Cahit Sıtkı Tarancıyı Tanıtan Bir Yazı

Cahit Sıtkı Tarancı'yı Tanıtan Bir Yazı

 Diyarbakır'da 10 Ocak 1910'da dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı  Galatasaray Lisesi mezunudur . Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrenim görmüş daha sonra ise  Ankara Yüksek Ticaret Okulunda öğrenimini devam ettirmiştir . Daha sonra Sümerbank'ta memurluk  görevinde bulunan Cahit Sıtkı Tarancı  1939 yılında Fransa'nın Paris şehrine gitmiştir . 2. Dünya Savaşı başladığı sıralarda Türkiye'ye dönmüştür . Anadolu Ajansında çevirmenlik yapmış , Paris Radyosunda Türkçe yayınlar spikerliği yapmıştır .

Cahit Sıtkı Tarancı genç yaşta aramızdan ayrılmıştır. Geçirdiği bir felç sonrası tedavi için Viyana'ya götürülmüş ve 12 Ekim 1956'da hayatını kaybetmiştir. Cahit Sıtkı Tarancı'nın bir çok şiiri vardır ama en çok yaş otuz beş şiiri  ile  tanınan bir şairdir . Yaş otuz beş şiiri Cumhuriyet Halk Partisi'nin düzenlediği bir yarışmada birinciliğe layık görülmüştür . Birçok akımdan etkilenmiş ama hiç birine bağlı kalmamıştır . Şiirlerinde genelde ölüm ve yalnızlık temasını işlemiştir . Otuz Beş Yaş Şiiri çok önemli ve insanda etki bırakan bir şiiridir .

Şiirleri şunlardır:
* Otuz Beş Yaş
* Sonrası
* Ömrümde Sükut
* Düşten Güzel adlı şiirleri bulunur.
Cahit Sıtkı Tarancı'nın hikayelerini ise ölümünden sonra  Selahattin Ömerli derlemiştir.
Hikayelerini ise yine ölümünden sonra Asım Bezirci derlemiştir.

 Ziya'ya Mektuplar adında da mektup  eseri vardır.
read more

Refik Halit Karay Hakkında Bilgi

Refik Halit Karay Hakkında Bilgi

İstanbul'da 14 Mart 1888 yılında dünyaya gelmiştir.  Gazeteci , romancı ve aynı zamanda öykü yazarı olan Refik Halit Karay en çok Kurtuluş Savaşı'na karşı tutumu ve Anadolu yaşamının öykülerini anlatan eserleri  ile tanınan bir yazardır . Galatasaray Üniversitesini bitiren yazar daha sonra Hukuk mektebini bitirmiştir . Daha sonra  Maliye Nezaretinde katiplik görevinde bulunmuştur . İkinci meşrutiyetin ilanından sonra memurluğu bırakmıştır . Önce Serveti Fununda çalışmış , sonra Fecri Ati topluluğuna katılmış ve orada yazarlık yapmıştır . 

Tasviri Efkar , Zaman ve Vakit gazetelerinde çeşitli makaleleri yayınlanmıştır . Ayrıca Robert Koleji'nde Türkçe Öğretmenliği de yapmıştır . Damat Ferit ile yakın ilişkiler kurmuş ve İstanbul Hükümetinin yanında yer almıştır . İstanbul düşmandan temizlenince daha sonra  Beyrut'a kaçmış ve yıllar sonra af geldiğinde ülkesine dönmüştür . Tekrar gazetecilik yapmış ve  daha önce çıkarmış olduğu Aydede dergisini yeniden çıkarmıştır . Mizah öyküleri ile yazarlığa başlamıştır . 1919'da Memleket Hikayeleri adlı eserini yayınlamış ve 1920'lerden sonra daha açık ve anlaşılır bir dil kullanmıştır eserlerinde . Daha sonra roman yazarlığı yapmış ama Türk öykücülüğüne de yeni bir sayfa açmış bir yazardır .

Eserleri şunlardır :

* Öyküleri : Gurbet Hikayeleri , Memleket Hikayeleri
* Romanları : Ekmek Elden Su Gölden , İstanbul'un İç Yüzü , Bu Bizim Hayatımız , Yerini Seversen Fidan , Çete, Sürgün , Yezid'in Kızı , Kadınlar Tekkesi , Bugünün Saraylısı , Yeraltında Dünya Var , Anahtar , Karlıdağdaki Ateşi Nilgün ,  Ayın Ondördü gibi daha bir çok romanları bulunur .
*Anı : Bir Ömür Boyunca, Minelbab , İlelmihrab
* Günce : Bir Avuç Saçma , Tanrı'ya Şikayet , İlk Adım , Makyajlı Kadın , Üç Nesil Üç Hayat

* Mizah: Kirpinin Dedikleri , Sakın Aldanma İnanma Kanma , Ay Peşinde , Guguklu Saat , Ago Paşa'nın Hatıratı , Tanıdıklarım.
read more

Fidel Castro Kimdir ?

Fidel  Castro Kimdir ?

Fidel  Castro  Küba'nın  Biran köyünde dünyaya gelmiş devrimci bir liderdir . Yaşadığı yer yoksul bir bölgeydi .  Annesi aşçı , babası çiftçi bir ailenin çocuğuydu . Çocukluk yıllarından beri sömürgeciliğe karşı bir liderdir çünkü halkının sömürüldüğünü görmüştü . Çok  başarılı bir öğrenciydi denilemez ama  yabancı dil ve sosyal bilimler alanında ise yetenekliydi .  Daha sonra hukukla ilgilenmeye başlamış ve hukuk okumuştur .  Belirli bir süre avukatlık yapmıştır .

Sömürülen halkın hakkını korumak için siyasete atılmış ve sömürgeci ülkelere karşı çıkmış efsanevi bir liderdir . Küba Halk Partisi'ne adaylığını koymuş  ama seçimlerin iptal edilmesinden dolayı seçilememişti . 1953 Yıllarında  Batista Diktatörlüğünü yıkmak amacı ile arkadaşları ile baskın düzenlemiş  ama daha sonra tutuklanmıştır . 16 Ekim 1953 'te  Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde  '' Sayın yargıç siz beni mahkum edin!  Tarih beni haklı çıkaracaktır ''. Sözü ile kendini savunmuştur. Bu sözü tarihe geçmiştir . Bu mahkeme sonucunda 16 yıl hapse mahkum kalmış fakat 21 ay  Juventud Adasında yattıktan sonra  Batista'nın emri ile geriye kalan suçu bağışlanmıştır . Daha sonra gerilla eğitimi alan Fidel Castro  Küba'da toprak reformunu başlatmıştır . Amerika'nın Küba'ya ambargo koyması ile  ABD  ile Küba'nın arası bozulmuştur . Fidel Castro bir çok suikasttan kurtulmuştur . 938 kez suikast düzenlenmiş  ama her defasında da kurtulmuştur . Daha sonra Bağlantısızlar Hareketinin öncülerinden biri olmuş ve işsizliğe bir son vermiştir. Daha sonra 1976 yılında Küba'nın başkanı olmuştur .


En uzun yönetimde kalan  üçüncü kişidir . Toplam 50 yıl  yönetimde kalmış bir liderdir . İngiliz Kraliçesi  Elizabeth ve  Tayland Kralı'nın ardından yönetimde en uzun süre kalan üçüncü kişidir . Doğduğu ev müzeye dönüştürülmüştür . Fidel Castro 25  Kasım 2016 tarihinde hayatını kaybetmiş , cenazesi  vasiyeti üzerine yakılmıştır . 90 yaşında hayata gözlerini yummuştur . 4 Aralıkta ise cenaze töreni yapılacaktır .
read more

Oktay Sinanoğlu Kimdir?

Oktay  Sinanoğlu  Kimdir?

Oktay Sinaoğlu ülkemizin çok değerli bilim adamlarından biridir . Ülkemizin Einstein'ı  olarak adlandırılmıştır . Oktay Sinanoğlu İtalya'nın güneydoğusunda  Adriyatik  Denizi kenarında yer alan ve bir liman kenti olan Bari'de dünyaya gelmiş , 2. Dünya Savaşı'nın baş göstermesi üzerine Türkiye'ye dönmüştür .  


Kimya mühendisliği  alanında eğitim almak için Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmiştir . Gittiği okulda kimya mühendisliğini birinci olarak bitirmiş ve büyük bir başarı sağlamıştır . Kimya mühendisi olarak çeşitli çalışmalar yapmış ve bir çok ülkeden başarı ödülü alarak bu başarılara layık görülen bir bilim adamı olmuştur . Bir çok kuramları ve buluşları vardır . Moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biridir . Daha sonraki hayatında Türk dili için çalışmalar yapmış ve Türkçeye çok önem vermiştir .  Türkçenin en iyi bilim dalı olduğunu savunmuş olan bir bilim adamıdır . 

Hayatını kuantum mekaniğine harcamış ve bu alanda çok çalışmalar yürütmüştür .  Kıymetli bilim adamımız Oktay Sinanoğlu  19 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetmiştir . Peşinde bıraktığı bir çok kuramları ve kitapları vardır . Hedef  Türkiye, Temellerini Sarsan Sorular, Türkçe giderse  Türkiye  Gider..vb  gibi  bir çok değerli  eserler i bulunur .
read more

Mimar Sinan'ın Hayatı Hakkında Bilgi

Mimar Sinan'ın Hayatı Hakkında Bilgi

Mimar Sinan Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğmuştur . 1489 yılında dünyaya gelen Mimar Sinan  daha sonra  devşirme olarak İstanbul'a gitmiştir . Mimar Sinan Hıristiyan bir aileden devşirilmiştir. İstanbul'da kaldığı zamanlarda birçok sanat eseri  ortaya  koymuş ve müthiş sanat eserleri kazandırmıştır ülkemize . Mimar Sinan'da süper bir zeka ve mükemmel bir yetenek vardır. İşini çok sağlam yapmış  , yaptığı eserler günümüze kadar gelmiştir.

Osmanlı Devleti Döneminin padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan seferler sırasında köprüler yapılmış ama yapılan bu köprüler bir türlü sağlam kalamamıştır. Bunun üzerine Mimar Sinan hakkında bilgi edinilmiş ve onun iyi bir mimar olduğu söylenmiştir Kanuni Sultan Süleyman'a . Daha sonra Mimar Sinan bu  köprüleri inşaa  etmiş ve çok  sağlam köprüler yapmıştır.. Daha sonra  Kanuni Sultan Süleyman Mimar Sinan'ı baş mimarlık görevine getirmiş , bu görevi 49 yıl sürdürmüştür Mimar Sinan. Çok yetenekli ve başarılı bir mimardır. Birçok mimar yetiştirmiştir. Birçok öğrencisi de Mimar Sinan'dan ders almış  ve ondan öğrendikleri ile yeni işler yapmışlardır. Mimar Sinan'ın en önemli eserleri  camileridir .  Şehzade Camii çıraklık eseridir. Süleymaniye Camii kalfalık eseridir. Selimiye camii ise ustalık eseridir. Mimar Sinan çok sayıda cami, köprü, türbe ve medrese  inşa etmiş yetenekli bir ilim adamıdır , zanaatkardır.


Mimar Sinan İstanbul'da 1588'de vefat etmiştir.
read more

Amerika Birleşik Devletlerinin Yeni Başkanı Donald Trump Kimdir Konulu Yazı

Amerika Birleşik Devletlerinin Yeni Başkanı Donald Trump Kimdir Konulu Yazı

Amerika Birleşik Devletleri'nin önceki başkanı Barack Hüseyin Obamaydı . Yeni yapılan seçimlerde  demokratların adayı Hillary Clinton ve  cumhuriyetçilerin adayı ise Donald Trump  kıyasıya yarış ediyorlardı ve anketlerde  Clinton'un kazanağı bilgiler yer alıyordu . Ama anketlerin çoğu yanlış çıktı .

Seçim sonuçlarında zafer elde eden Donald Trupmp olmuştur . Emlak zengini olarak bilinmektedir , Çeşitli  yatırımlar yapmıştır , emlak zenginidir . Donal Trump Amerika Birleşik Devletlerinin 45. başkanı olarak göreve başlayacaktır . Yeni yıla kadar yine Obama görevde kalacak ,  yeni yılda ise Donal Trump  fiili olarak görevine başlayacaktır . 14 Haziran 1946 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin New York şehrinde doğmuştur . Küçük yaşlardayken fazla çalışkan değildi . Yaşı daha da ilerledikçe askeri akademiye geçiş yapmış daha sonra ise işletme eğitimi üzerine eğitim almıştır . Donal Trump'un ailesi emlakçılık işi ile uğraşmaktaydı . Trump da emlakçılık ile uğraşmaya başlamıştır . Dedesi ve babası da ABD'nin tanınmış emlakçılarıdır . Trump da emlak zengini olmuştur . Üç evlilik yapmış ve bu evliliklerden beş çocuğu olmuştur . Daha sonra siyasete atılmış ve siyasetle ilgilenmeye başlamıştır .


Cumhuriyetçi partiden 2016 yılında adaylığını koymuş ve birçok vaatlerde bulunmuştur. Donal Trump Hillary Clinton'dan 200 bin daha az oy  almıştır ama 270 seçici kurul üye sayısını geçerek başkanlık koltuğunu kapmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinin yeni başkanı Donald Trump 20 Ocak 2017 yılında görevine başlayacaktır. Donal Trump Türkiye ile ,ilişkilerinin de  uzlaşmacı şekilde olacağını belirtmiştir. Kimse Donald Trumpun kazanacığına inanmıyordu ama seçim sonuçları ABD'de  büyük yankı  ve şaşkınlık uyandırmıştır .
read more

Cahit Arf İle İlgili Kısa Bilgi

Cahit Arf Hakkında Kısa Bilgi

Cahit Arf 11 Ekim 1910 yılında Selanik'te doğmuş olup 26 Aralık 1997 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Ünlü Türk bilim adamı ve matematikçisi olan Cahit Arf TÜBİTAK Bilim Kolu Eski Başkanıdır .

1932 yılında Fransa'da yüksek öğrenimini tamamlamış ve bir süre Galatasaray Lisesi'nde matematik öğretmenliği yapmıştır . Daha sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde doçent adayı olarak çalışıp doktorasını yapmak üzere Almanya'ya gitmiştir . Almanya'da Göttingen Üniversitesi'nde 1938 yılında doktorasını tamamlamıştır .

Ülkemize döndükten sonra İstanbul Üniversitesinde profesörlüğe yükseldi ve ardından ordinaryus profesör olarak 1962 senesine kadar çalıştı . Bir süre Robert Kolejde matematik dersleri verdikten sonra 1964 yılında TÜBİTAK'ın ilk bilim kurulu başkanı oldu .

Bir süre Amerika'da Kaliforniya Üniversitesinde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı ancak kendi isteği ile 1967 yılında Türkiye'ye yerleşti . Daha sonra yurt dışında sürekli davet almasına rağmen Türkiye'de kalmayı tercih etti ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde çalıştı . 1980 yılında emekli oldu  TÜBİTAK'ın kurulmasında çok emek harcadı . Türk Matematik Deneğinde 1983-1989 yılları arasında başkanlık yaptı .

Çalışmaları


Cebir ile ilgili çalışmalarıyla dünyaca ün yapmıştır . " Arf değişmezi , Arf halkaları , Hasse-Arf Teoremi " gibi çalışmaları matematik literatürüne onun adı ile girmiştir .
read more

Tevfik Fikret'in Hayatı ve Edebi Kişiliği

Hayatı
         1867 İstanbul Kadırga doğumludur. Babası Hüseyin Efendi Tevfik Fikret'in doğduğu yıl İstanbul'da belediye meclis üyeliği ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde memurluk görevine başlamıştı. İlerleyen yıllarda ise çeşitli şehirlerde mutasarrıflık görevlerini yürüttü. Annesi ise Yunan Ayaklanması (1822) sırasında Osmanlı'ya sığınmış Sakızlı bir Rum ailenin kızı idi. Annesini henüz 12 yaşındayken kaybeden Tevfik Fikret babasını ise sürgüne gönderilmesi sebebiyle bir daha hiç göremedi. Öğrenimim hayatına Aksaray'daki Mahmudiye Valide Rüştiyesinde başladı, daha sonra Galatasaray Sultanisi'nde devam etti. Öğretmenleri arasında Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci gibi ustalar bulunan Tevfik Fikret okullunun 1888 yılında birinci olarak bitirdi.
           Memuriyet yaşamına Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda memur olarak başladı ve oradan Maarif Mektubi Kalemi'ne geçerek bir yıl dolmadan istifa etti. 1889 yılında İstişare Odası'nda yeniden görev yapmaya başladı. 1890 yılında dayısının kızı Nazime Hanım ile evlendi. 1892 ve 1895 yılları arasında Mekteb-i Sultani'de öğretmenlik yapmıştır. Mirsad, Malumat ve Servet-i Fünun dergilerinde şiirler yazdı. 1909 yılında daha önce öğretmen olarak istifa ettiği Mekteb-i Sultani'ye müdür olarak döndü.
          Meşrutiyet İdaresi ile iktidara gelen İttihat ve Terakki'nin amacından sapması ile artık onlara da muhalif olmuştur. Haluk'un Defteri adlı kitabında umudunu gençliğe bağlamıştır. Şair 1915 yılında hayatını kaybetmiştir.
 Edebi Kişiliği
            Tevfik Fikret yaşamının son döneminde yazdığı, çocuk şiirlerinden oluşan Şermin adlı şiir kitabı dışında tüm şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şermin Türk edebiyatındaki ilk çocuk şiirleri kitabıdır. Şiirlerinde konu olarak toplumun her kesimini kullanmıştır. 1896'ya kadar olan dönemde sanat sanat içindir anlayışı hakimken, 1896'dan sonra toplum için sanat anlayışına yönelmiştir.
 Eserleri
 Rubab-ı Şikeste, Tarih-i Kadim, Haluk'un Defteri, Rubab'ın Cevabı, Şermin, Hasta Çocuk, Sis, Millet Şarkısı, Doksan Beş'e Doğru, Han-ı Yağma, Balıkçılar, Haluk'un Çocukluğu, Rubab'ın Cevabı, Bir İçim Su
read more

Cahit Sıtkı Tarancı

1910 ekiminde  Diyarbakır’ın Camiikebir Mahallesi’nde yıllar sonra üzerine nice şiirler yazacağı dünyaya geldi. Lise öğrenimini Galatasaray Lisesinde tamamlayarak buradan mezun oldu. . Daha sonraları Mülkiye Mektebi’ne (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) devam etti ardından da Ankara Yüksek Ticaret Okulu’nda öğrenim gördü. Okul hayatından sonra Sümerbank’ta memur olarak görev yaptı.

1939′da Paris’e gitti ve burada (Paris Radyosu’nda) Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. 2. Dünya Savaşı’nın cereyan etmesiyle  yurda döndü ve ülkesinde askerliğini yaptı. Askerlikten sonra kısa da olsa babasına ait işyerinde çalıştı(İstanbul). Ankara'ya giderek  Anadolu Ajansı’nda çevirmenlik yaptı.  Çalışma Bakanlığı ve Toprak Mahsulleri Ofisi de bir süre görev yaptı.

Kısmi felç geçirerek konuşma yeteneğini yitirdi. Tedavi için götürüldüğü Viyana’da 12 Ekim 1956’da( 46 yaşındayken) yaşamını yitirdi.

İlk şiirleri Muhit, Servet-i Fünun ve Uyanış gibi edebiyat dergilerinde yayınlandı. İlk şiirlerine baktığımızda  hece ölçüsünün alışılmış kalıplarının dışına çıktığını görmekteyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin şiir yarışmasında (1946)  “35 Yaş” şiiriyle birincilik kazanmasıonun birden ünlenmesine sebep oldu

. İlk şiir kitabı olan  “Ömrümde Sükût'u 1933′te yayınlandı. Döneminin en çok okunan ve beğenilen, örnek alınan  şairlerindendir. Hayatının ileri dönemlerinde büyük bir ikilemin içine girdi. Bir yandan Garip akımından etkilenerek serbest şiiri yazıyor, diğer yandan Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerinin etkisinde kalıyor. Ama edebi hayatına genel olarak baktığımızda  hiçbir akıma bağlanamayan, biçimi ve uyumu   gözeten, duygulu, içten, kendine özgü kendi sesini yakalayan bir şiir geliştirdi. Şiirlerinde her ne kadar hem yaşam sevincini hem karamsarlığı yansıtsa da  şiirlerinde “yalnızlık” ve “ölüm” temaları ağır basar. Ölüm şiirlerinin en güzel işleyen şairlerindendir.

Ziya Osman Saba ile çocukluktan beri  arkadaşıdır. İki şair arasında edebiyatımızı etkileyen yazışmalar Tarancı’nın ölümüne dek sürdü. Bu tür atışmaları ile edebiyatımıza şiirlerinde olduğu gibi farklı bir renk kattı.
Eserlerine bakacak olursak;

ESERLERİ 
ŞİİR:  Ömrümde Sükût (1933, 1968) Otuz Beş Yaş (1946, 1982) Düşten Güzel (1952, 1969) Sonrası (Ölümünden sonra 1957, 1962)
MEKTUP:  Ziya’ya Mektuplar (Ölümünden sonra 1957. Ziya Osman Saba’ya mektupları)
ÖYKÜ:  Cahit Sıtkı’nın Hikayeciliği ve Hikayeleri (Ölümünden sonra Selahattin Ömerli derledi, 1976) Bütün Şiirleri (Asım Bezirci derledi, 1983)
ZİYAYA MEKTUPLAR(ÖRNEK)
Sevgili Ziyacığım,
İzmir, 13.4.1941 -Sadeleştirilmiştir.

İzmir'de  ne arıyorum diye hayret etme. Sadece askerliğimi yapıyorum. Herhalde  sen beni Ankara'da zannediyordun. On iki marttan beri hazırlık  kıtasındayım. Hafta­ya Ankara'ya Yedek Subay Okuluna gidiyorum. Şimdilik  askerî disiplinden şikâyetim yok. Burada kiminle beraber olduğumu  tahmin et bakalım? Aklına gelmez diye derhâl söyleyeyim: Kenan  Hulusi'yle beraber... Hulusi habire hikâye yazıyor. Hâlbuki ben, bir  türlü kalemi elime alamıyorum. Ancak sana gönderdiğim şiiri  tamamlayabildim. Bu şiiri Muhtar'a verirsin, mümkünse bir sahifede  çıkmasını rica edersin. Yücel Mec­muası, İzmir'de iyi satış yapıyor.  Bizim hazırlık kıtasındaki çocuklar da mecmuayı çok beğeniyorlar.  Muhtar'a bu müjdeyi verebilirsin, selamlarımla beraber.

Kıtada  temas ettiğim çocukların çoğu bizi tanıyor, hatta şiirlerimizden ezbere  mısralar okuyacak kadar. Tabii bu durum, hepimizin hesabına çok hoşuma  gitti. Şiir ve hikâye meraklıları da yok değil. Özetle, askerlikte  sıkılmıyorum. Yedek Subay'da, daha birçok arkadaşımız da bize "Oktay,  Orhan vs." katılacakları için oradaki haya­tımızın daha enteresan  olacağı muhakkak. Siyasi vaziyet de pek iç açıcı olmamakla beraber  hadiselerin seyrini sükûnetle takip etmek lazım. Belki seni de tekrar  görece­ğimizi ve kucaklayacağımızı ümit ediyorum. Şarkılarımızın yarım  kalmasına, Tanrı elbette ki müsaade etmez. Şevket'e selam söyle. Onun  da, senin vaziyetinde olduğunu sanırım. Güzel şiirler yazma işimize, her  şeye rağmen devam etmek lazım.

Hasretle gözlerinden öper, seni Allah'a emanet ederim Ziyacığım.
Cahit Sıtkı Tarancı (Ziya'ya Mektuplar)
read more

ATTİLA İLHAN (1925-2005)

ATTİLA İLHAN (1925-2005)


  • Namını 1946 CHP şiir yarışmasında ikinci olan “Cebbar Oğlu Mehemmed” adlı şiiriyle duyurdu.
  • Şiirlerinde romantik bir duyarlıkla toplumsal gerçekçi bir bakışla çağımıza ayna tutar.
  • Düşüncelerinde inatçı, sert çıkışlar yapan, anılara sığınan bir karakteri vardır.
  • Aşk, intihar, içki, ölüm, kavga, kahramanlık gibi bireysel, insanlık sevgisi, barış, özgürlük, gelecek inancı gibi toplumsal temalarını işledi.
  • Değişik çizgilerde öz ve biçimlerde şiirler yazdı; Divan şiiri biçimlerinden ve mazmunlarından yararlandı. Lirik ve destansı bir özellikte şiirler yazdı.
  • Canlı konuşma diline, argoya, halk deyimlerine eserlerinde yer verdi; yabancı sözcükleri kullanmaktan çekinmedi.
  • Toplumsal gerçekçi bir bakışla yazdığı romanları vardır.
 
Eserleri:
  • Şiir: Ben Sana Mecburum, Duvar, Elde Var Hüzün, Yağmur Kaçağı, Sisler Bulvarı, Bela Çiçeği, Yasak Sevişmek
  • Roman: Kurtlar Sofrası, Zenciler Birbirine Benzemez, Sokaktaki Adam, Sırtlan Payı, Bıçağın Ucu, Fena Halde Leman, Dersaadet’te Sabah zanları
  • Gezi: Abbas Yolcu, Batı’nın Deli Gömleği
  • Senaryo: Kartallar Yüksekten Uçar, Sekiz Sütuna Manşet, Yarın Artık Bugündür
  • Fıkra: Yanlış Kadınlar, Yanlış Erkekler, Sağım Solum Sobe
  • Deneme ve Anı: Hangi Sol, Hangi Batı, Hangi Sağ, Faşizmin Ayak Sesleri, Hangi Atatürk Hangi Edebiyat..
Alıntıdır...........

Ben Sana Mecburum

ben sana mecburum bilemezsin
adini mih gibi aklimda tutuyorum
buyudukce buyuyor gozlerin
ben sana mecburum bilemezsin
icimi seninle isitiyorum
agaclar sonbahara hazirlaniyor
bu sehir o eski Istanbul mudur
karanlikta bulutlar parcalaniyor
sokak lambalari birden yaniyor
kaldirimlarda yagmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir aksamustu ansizin yorulur
tutsak ustura agzinda yasamaktan
kimi zaman ellerini kirar tutkusu
birkac hayat cikarir yasamasindan
hangi kapiyi calsa kimi zaman
arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu
Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor
eski zamanlardan bir cuma caliyor
durup kose basinda deliksiz dinlesem
sana kullanilmamis bir gok getirsem
haftalar ellerimde ufalaniyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun
belki Haziran`da mavi benekli cocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir sileb siziyor issiz gozlerinden
belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun
butun islanmissin tuylerin urperiyor
belki korsun kirilmissin telas icindesin
kotu ruzgar saclarini goturuyor
ne vakit bir yasamak dusunsem
bu kurtlar sofrasinda belki zor
ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yasamak dusunsem
sus deyip adinla basliyorum
icimsira kimildiyor gizli denizlerin
hayir baska turlu olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

read more

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905-1983)

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905-1983)


  • Şiirlerinde insanın dünya ve alemdeki  yerini, madde ve ruh meselelerini,  insanın iç dünyasına ait çeşitli yönleri işledi.
  •  Şiiri, duygu ve düşüncenin bir potada erimesi olarak gördü.
  • İlk şiirlerinde Halk ve Tekke şairlerinin biçim özellikleri görülür; şekle sıkı sıkıya  bağlıdır.
  • İlk şiirleri dini havadan uzaktı; son şiirlerinde ise “Allah Yolunu” anlatmayı ilke  edindi.
  • Felsefî duyguları düşüncenin kuruluğundan uzak, basit bir dille yorumlamaya açık bir şekilde işlemesini bildi.
  • Şiirlerinde bazen eleştiriye yer vermiştir.
  •  Sanatın hemen hemen her dalında eser veren sanatçı tiyatro ve romanlarında  sosyal sorunları ve insanın manevî sorunlarını işledi.
  •  Sağlam bir dili ve üslûbu; güçlü bir lirizm ve başarılı bir tekniği vardır.
  • Sembolizmin etkisi görülür.
  •  Büyük Doğu ve Ağaç gibi fikir ve edebiyat  dergilerini çıkarmıştır.
  • Şiirleri: Çile, Ben ve Ötesi,Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Sonsuzluk Kervanı, Şiirlerim.
  • Tiyatro: Reis Bey, Bir Adam Yaratmak, Tohum, Müminle Kafir
  • Anı: Bâbıali, Yılanlı Kuyudan
  • Fıkra ve Makale: Çöle İnen Nur,Çerçeve, Büyük Doğu’ya Doğru,

Kaldırımlar

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.
Kara göker kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku bırikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdigi çoçuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakda bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gidsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

read more

Sami Paşazade Sezai

Hayatı:

Türk edebiyatının en önemli roman ve oyun yazarlarındandır. Babasıda kendisi gibi edebiyatçı olan Sami Paşadır. Arapça, Farça ve Fransızca eğitimi gördü.Memurluk yaptı. Londra elçiliğinde çalıştı. 2. Abdulhamit döneminde baskılardan dolayı Paris’ kaçı. Meşrutiyetin ilanı ile tekrar yurda döndü.1909 DA Madrit elçisi oldu.Hikayelerinde doğa güzellikleini akıcı bir dil ve uslupla okuyucuya anlatmıştır.
Sami Paşazade Seza’inin eserlerinde Romantizmden realizme geçisin örnekleini eserlerinde görmek mümkündür
Sami Paşazade Sezai İnsanın özgürlüğüne önem vermiş ve bu önemi onun başyapıtlarından olan Dilberin acılı hikayesinde anlatmıştır. Sergüzeşt romanı en önemli eseridir. Burada realizm etkisi ile geniş tasvirlere yer veriştir.
Paskal adlı tiplemesi edebiyatımızda önemli bir yer almaktadır. Paskal bir palyançodur güzel yüzünün ardındaki kalbinde eçen acıları gerçekçi bir dille işleyen yazar ikasindeki dil ve usluplada beğeni kazanmıştır.

Başlıca Eserleri:

Şir,Sergüzeşt,iclal (Mektuplar)Küçük şeyler (hikaye)
read more

Halikarnas Balıkçısı

-Esas adı Cevap Şakir Kabaağaçlıgil ama biz onu Halikarnas Balıkçısı olarak bilmekteyiz.
-1886’da Girit’te doğdu, 1973’te İzmirde vefaat etti.
-Romancı, hikayeci ve yazar kimliği ile karşımıza çıkar.
-Eğitimnin Robert Kolejinde tamamladı.Londra ve OXFORD üniversitelerinde eğitim  gördü.
-Daha sonraları gazetelerde yazarlık yapmaya başladı. Asker kaçaklarının idam edilmesini eleştiren bir yazısı sonucu Bodrum’a (Halikarnas) sürüldü.
-Cevat Şakir Kabaağaçlıgil  Daha sonraları buradan ayrılmadı.
-Deniz ve deniz nsanlarına olansevgisini her kalemde dile getirdi.
-Cevat Şakir Kabaağaçlıgil(Halikarnas Balıkçısı) Batı edebiyatından ve kültüründe büyük oranda etkilendi. Fakat esas kişiliği bodrum günlerinde oturdu bunu yazılarında da görmek mümkündür.
-Deniz ve insan segisi onu devamlı yazmaya itmiş denize olan tutkusu ona her daim yaşama seincini aşılamıştır.
-Aganta, Buina, Buinata en önemli eserlerindeendir. HalikarnasBalıkçısı bu eserinde Denizi bir kahramanmış gibicesine yücelterek işlemiştir.
Cevat Şakir Kabaağaçlıgil (Halikarnas Balıkçısı) Denize olan özlemi şirsel bir dille işlemiştir.

Başlıca Eserleri:

Hikayeleri: Ege Kıyılarında, Merhaba Akdeniz, Egenin Dibi, Yaşasın Deniz, Gülen Ada
Romanları: Agatna Buruna Burinata, Ötelerin Çocuğu,Uluç Reis, Turgut Reis, Deniz Gurbetçileri,
Anılar: Mavi Sürgün
read more

Nef’i

Hayatı:


  • Asıl adı Ömer olan şairimiz Nef’i Mahlasını kullanarak şiirler yazmıştır.
  • 1572’de Erzurum’un Hasankale ilçesinde doğdu. 1635’te ise İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
  • Eğitim hayatı çok iyi geçti. Dönemin önemli hocalarından der aldı.
  • Padişah 1 Ahmet, 1. Mustafa ve 2. Osman döneminde yazdığı kasidelerle ün kazandı.
  • 4. Murat Döneminin en önemli şairlerinden birisidir.
  • Hiciv tarzının en önemli şairlerindendir. 4. Murat döneminde hiciv yazdırılmaya tövbe edildiği halde yine dayanamayarak Vezir Bayram Paşayı yeren hicvinden dolayı boğdurularak öldürüldü ve denize atıldı.
  • Duygularını ölçüsüz yaşayan Nef’i bunun bedelini hayatı ile ödemiştir. Eleştirilerinde çok aşırı bir dil kullanmış. Kasidelerinde çok ağır bir dil kullandı.
  • Övgü, şarap ikbal gibi temalara şiirlerinde sıkça yer verdi.
  • Hayal gücüne şiirlerinde çok önem verdi. Bu hayal güçlerindeki yoğunluğu şiirlerinin giriş bölümünde görmek mümkündür.
  • Hicivlerinde ağır bir dil kullanan Nef’i zaman zaman açık saçık kelimeler ve kaba söylemlere yer verilmiştir.
  • Divan Şiirinin en büyük kaside şairidir.
  • Siham-ı Kaza en önemli eserinden birisidir.

Başlıca Eserleri:

Divanı, Siham-ı Kaza
Kıt'a
Ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş
Vâr ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
Gam çekme hakîkatde eğer ârif isen
Farz eyle ki el'ân yine âlem yoğ imiş

Siham-ı Kazadan

Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek
Kande sen kande nigehbani-i alem a köpek
Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun
Bir senin gibideni cehl-i mücessem a köpek
Ne gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman
Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem aköpek
Ne ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun
Olmaya sahibi bir Asaf-ı kerem a köpek
Hidmet-i devlete sair vüzeradan göreler
Bir fürumaye koca ayuyı akdem a köpek
Bu mahlallerde ki Bagdadı ala şah-ı Acem
Arz-ı rumu ede teshir Abaza hem a köpek
read more

Gevheri

Hayatı:

  • Esas adı Mehmet olan şair şiirlerinde Gevheri  mahlasını kullanmıştır.Hayatı hakkında kesin bir bilgi yoktur.
  • 17.YY sonları ve 18.YY başlarında yaşadığı sanılmaktadır.
  • Kırım Hanı Giray Hanı övdüğü için onun 17.YY sonu ve 18 YY başlarında yaşadığı çıkarımı bulunmaktadır.
  • İyi bir eğitim görmüştür. Orduda ki görevinden dolayı bir çok memleket gezmiştir.
  • Halk şairi kimliği olarak karşımıza çıkar fakat divan şiirinden etkilenmiştir.
  • Hece ölçüsü ile yazdığı koşmalar asıl ününe kavuşturmuştur.
  • Devrin sosyal bozukluklarını anlatmak amacıyla devrin ileri gelenlerine taşlamalar yazmıştır.
  • Şiirlerindeki ana tema aşk, ayrılık, hüzün, gurbet, sosyal bozukluklardır.
  • Halk şiirindeki usta söyleyiş, dil ve üslubu ile kendisinden sonra gelen bir çok şairi etkilemiştir.
  • Şiirleri daha sonraları Fuat Köprülü tarafından derlenmiştir.

Bad-ı saba sevdiğime gidersen 

 Bad-ı saba sevdiğime gidersen
Ol güneş yüzlüye var selam söyle
Sevap kazanırsın hizmet edersen
Aman karşısında dur selam eyle
Ardımdaki karlı dağlar diyesin
Çeşmim yaşı her dem çağlar diyesin
Derunden ah edip ağlar diyesin
Benimçün hatırın sor selam eyle
Selamımı dünden düne değşirme
Varıp bir nadan eline düşürme
Gül cemalin görüp kendin şaşırma
Aklını başına der selam eyle
Gevheri bir name verdi bad ile
Gönderdi elinden sana dad ile
Lutfeylesin konuşmasın yad ile
Kamil olsun onur gör selam eyle

read more

Baki


  • 1526’da İstanbul’da doğan şair 1600’de yine doğduğu yer olan İstanbul’da vefat etmiştir.
  • Divan edebiyatının en önemli şairlerindendir.
  • Fatih cami müezzini Mehmet Efendinin oğludur.
  • Medrese eğitimi gördü.
  • Dönemin ünlü hocalarından ders aldı.
  • Şiir yazmaya küçük yaşta başlayan Baki Şair Zati’nin desteği ve yardımlarıyla çok önemli bir şair oldu.

  • Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu bir kaside ile tüm dikkatleri üzerine çekti.
  • Daha sonraları müderris oldu.
  • Kanuni Bakiyi koruma altına aldı ve maaşını çok yüksek tutuyordu.
  • Kanuninin ölümü baki üzerinde çok büyük bir üzüntü yaşattı.
  • Kanunini ölümü üzerine ünlü mersiyesi olan Kanuni Mersiyesini kaleme aldı.
  • Hayatını her döneminde Şeyhülislamlık makamını çok isteyen şair devlet kademesinde rütbesi artsa da bir türlü şeyhülislam yapılmadan emekli edildi. Bu durum onun ruhi olarak bunalıma girmesine ve karamsarlık içerisine düşmesine neden oldu.
  • Şultan-ı Şuara yani şairlerin sultanı unvanını aldı. İçerikten ziyade mısra yapısına ve söyleyişe önem vermiştir.
  • Gazel ve kasidelerinde en çok dikkate çarpan şey seçti kelimeler arasındaki uyum, söyleniş güzelliği ve birbirini tamamlamasıdır.
  • Şiirlerinde bir ressam özverisini onun gibi renkleri canlı kullanma isteğini görmek mümkündür.
  • Çağdaşları gibi tasavvuf şiirine bağlı kalmadı.
  • Dilinde özellikle farsça terkiplerden dolayı ağır olduğunu görmekteyiz.
  • Çok sayıda tamlama kullanmıştır.
  • Şiirlerinde işlediği temalar; Aşk, dünya hayatının faniliği, arzular vb konulardır.
  • İstanbul konuşmasının temellerini ataş şair kendisinden sonra gelen şairlere de örnek olmuştur.
Başlıca Eserleri: Divanı

Gazel

Hoş geldi bana mey-kedenin âb ü havâsı
Billâh güzel yerde yapılmış yıkılası
Zibâ yaraşır hil’at-i nâz ol boyu serve
İki kolumu etsem ana bel dolaması
Dikkatler ile seyr ederiz yâri serâpâ
Görmez mi idik biz de eğer olsa vefâsı
Dünyâ değer ol mâh-likaa dilber-i garrâ
Yusuf’ta dahi yoktur anı hüsn ü behâsı
Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâki
Öğrendi gazel tarzını Rûm’un şuarâsı

read more

Ali Şir Nevai

Hayatı

  • 1441’de Herat’ta doğan şair, 1501’de yine doğduğu yer olan Herat’ta vefat etmiştir.
  • Sütkardeşi ve aynı zamanda okul arkadaşı olan Hüseyin Baykara ile yetişti.
  • Daha sonraları Hüseyin Baykara Hükümdar olunca Ali Şir Nevai’de devlet kademelerinde çalışmaya başladı.
  • Şiir yazmaya küçük yaşta başlayan Ali Şir Nevai Türkçe üzerinde egemen olan Fars baskısını kırmaya çalıştı.
  • Dönemini insanlarına göre oldukça kültürlü birisiydi.
  • Çok yönlü bir kişiliğe sahipti. Müzik, resim, şiir alanında da önemli bir isimdi.
  • Yaşadığı dönemde çok etkili olan Ali Şir Nevai öldükten sonra da adından çokça söz ettiren bir şairdir.
  • Türkçülük, milliyetçilik duyguları çok kabarık bir kişidir.
  • Türkçe ile Farsçayı karşılaştırmış, bilimsel olarak Türkçe ve farsça arasındaki farkları ortaya koymaya çalışmıştır.

  • Muhakkeme-tül Lugateyn adlı eserinde de Türkçe ile Farsçayı karşılaştıran Ali Şir Nevai Türkçenin Farsçadan daha üstün bir dil olduğunu ispatlamaya çalışmıştır.
  • Dilin sosyal hayatta önemi ilk idrak edenlerdendir.
  • Yaşadığı çevrenin özelliklerini eserlerinde görmek mümkündür.
  • Farsçadan etkilenmiştir.
  • Şiirlerinde manevi aşkı dile getirmiştir.
  • Farsça divan yazacak kadar fars diline oldukça hâkim birisiydi.

Başlıca Eserleri:

Muhakeme-tül Lugateyn, Bütün Eserleri (Agah Sırrı Levent Tarafından derlendi)Farsça Divanı, Türkçe Divanı
read more