Atatürk döneminde Türk Dış Politikası’nın temel ilkeleri

– Türk milletinin bağımsızlığına ve sınırlarına saygı duyan devletlerle iyi ilişkiler kurarak, diğer ülkelerin içişlerine karışmamak ve kendi içişlerine karışılmasına fırsat vermemek,
– Milli sınırlar içinde kalmak ve gerçekleştirilemeyecek emeller peşinde koşmamak,
– Ulusun hayatı tehlikede altında olmadıkça savaşa girmemek,
– Devletlerarası sorunları barışçı yollardan hukuka dayalı olarak  çözümlemek,
– Milli sınırlar içinde her şeyden önce kendi gücüne dayanarak varlığını devam ettirmek,
– Milli politikayı hazırlarken her zaman iç teşkilatı ve kamuoyunu göz önüne almak,
– Dış politika ve diplomaside her zaman bilim ve teknolojiyi yol gösterici olarak kullanmak ve evrensel  gelişmeleri göz önünde tutmak.

Cumhuriyet Dönemi Türk dış politikası iki ana bölümde incelenir;

1. 1923 – 1930 Dönemi:  Bu dönemde Lozan’dan kalan sorunların çözümlenmesi için adımlar atıldı.
2. 1930 – 1939 Dönemi: II. Dünya Savaşı’nın başlama tehlikesine karşı diplomaside  önlemler alınması yönünde adımlar atıldı.
Mustafa Kemal Atatürk, Ülkenin  dış politikasını iki temel unsur üzerine oturtmuştur. Bu iki temel unsur; Türkiye’nin dünyadaki  siyasî bağımsızlığından taviz vermemek ve devletlerarası anlaşmazlıkları aracı olarak  barışçı yollarla çözümlemektir.
Atatürk, ülkenin  dış politikada ısrarla, diğer devletlerin Türkiye’nin milli bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı duymasını istemiştir.  Sadece devletlerin eşitliği ilkesine saygılı olan, içişlerimize karışmayan ülkelerle dostluk ilişkileri içerisinde yaşamaktan yana olunmuştur. Bu bağlamda , barışın her ülkenin çıkarına olacağını  savunan Atatürk, özellikle “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” felsefesi ışığında , Türk dış politikasını şekillendirmiştir.

20. yy Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatı Sanatçıları

Şehriyar

 

  • 1906′ da doğdu 1988′ vefat etti.
  • En meşhur ve ses getiren eseri; “Heyder Babaya Selam” dır.
  • Muharrem Ergin gibi araştırmacılar onun eserleri, edebi kişiliği hakkında çeşitli çalışmalarda bulunmuşlardır.

 

Bahtiyar Vahapzade

  • 1925’te doğru, 2009’da vefat etti.
  • Şiirde aruz ve hece ölçüsünü kullandı.
  • Ağırlıklı olarak hece ölçüsünü tercih etmiştir.
  • Şiirlerinde işlediği başlıca temalar; vatan, millet, özgürlük, dil, aşk, ülkü
  • Başlıca Eserleri; Çınar, Don Yeri, Menim Dostlarım.

 

Cengiz Aytmatov

 

  • 1928’de doğdu, 2008′ de vefat etti.
  • Kırgız kültürünün önemli yansıtıcısıdır.
  • İşlediği başlıca konular; Zulüm, haksızlık, aşk, doğa,savaş karşıtlığı (Toprak Ana eserinde bu savaş karşıtlığını açıkca görmekteyiz.), bozkır.
  • Başlıca Eserleri; Cemile, Selvi Boylum Al Yazmalım, Toprak Ana, Gün Olur Asra Bedel, Dişi Kurdun Rüyası, Cengiz Hana Küsen Bulut.

 

 

Cengiz Dağcı

 

  • 1919’da doğdu, 2011’de vefat etti.
  • Kırımlı soydaşlarının yaşadıkları sıkıntılar, acılar eserlerinin ana temasını oluşturur.
  • Romanları otobiyografik özellik taşır.
  • Tatarca şiirler yazdı.
  • Başlıca Eserleri; Yurdunu Kaybeden Adam, Savaş Yılları, O Topraklar Bizimdi

Divan Edebiyatındaki Akımlar

Türkibasit

  1. 15. ve 16. yy’da çıkmış bir akımdır.
  2. Amacı; dilde Türkçe sözcüklere ağırlık vermek, biçimde ve özde yenileştirmektir.
  3. Türkçe ile de aruz şiiri yazılacağını dile getirmişler.
  4. Mahalli söylemlere, deyim ve atasözü gibi Türkçe terkiple kullanmaya özen göstermişler.
  5. Bu akımın öncüleri; Aydınlı Visali, Edirneli Nazmi, Tatavalı Mehmet’tir.
  6. Şekil olarak divan edebiyatı ve aruza bağlı kaldılar.
  7. Başarılı olamamış bir akımdır. Büyük şairler ve devlet adamları ilgi göstermemişlerdir.
  8. Gelenek ve görenekleri şiirle yansıtmışlardır.

 

 

 

Sebkihindi

  1. Hint uslubu olarak bilinir.
  2. Farsça ağırlıklı şiir yazan şairler tarafından geliştirildi.
  3. 17. yy da etkili oldu.
  4. Başlıca şairleri; 17 yy da Naili, Nefi, Neşati; 18. yy da ise Seyh Galib‘dir.
  5. Bu akımda sözden ziyade anlam önem kazanır.
  6. Hayal oyunlarına karışık mazmunlara yer verilir.
  7. Izdırap, hayali temalar ve kavramlar şiire girdi.
  8. Tasavvuf ağırlıklıdr.
  9. Mübalağa, tezat, irsal-i misal gibi edebi sanatlara sıkça başvuruldu.(Anlam yoğunluğu elde etmek için)

Mahallileşme(Yerlileşme)

 

  1. 18. yy da ortaya çıkan bir akımdır.
  2. En üretken olduğu dönem Nedim zamanıdır.
  3. Akımın başlangıcını Baki oluşturmuştur.
  4. Akımı ilerleten ise Nedim, Enderunlu Vasıf’tir.
  5. Şiirde günlük hayat yansıtılmıştır.
  6. Söyleyiş olarak yalın bir dil kullanılmıştır.
  7. Şarkı türünün önemli eserleri verilmiştir.
  8. Hece vezni ile şiir örnekleri verilmiştir.
  9. İstanbul’un şaşalı hayatı, eğlence kültürü konuları arasındadır.

 Hikemi Tarzı

 

  1. Hikmetli manasına gelen; düşünce, bilgi, öğretici yazılar yazılmıştır.
  2. Didaktik bir anlatış vardır.
  3. Nasihatler bulunur.
  4. Yazılarda ayetler ve hadislere yer verilir.
  5. Toplumsal aksaklıklara dikkat çekilmeye çalışılmıştır.
  6. Bu tarzın sanatçıları; Nabi, Sabit,Yunus Emre, Bağdatlı Ruhi

  Zararlı Alışkanlıkların Gençler Üzerindeki Etkisi

 

Zararlı alışkanlıklar dediğimizde aklımıza ilk ne geliyor hiç düşündünüz mü? Ya da niçin zararlı alışkanlık denilmiştir. Konumuza geçmeden önce kısa bir tanım yapalım isterseniz. Alışkanlık; bireyin günlük yaptığı, değişmeyen davranış ve isteklerdir. Zararlı alışkanlıklar ise bu davranışı ve bağımlılıklarin bizlere ruhen ve bedenen yaptığı kötü etkilerdir.

 

Günümüz dünyasında birey gittikçe yalnızlaşmaktadır.  Facebook, twitter gibi sosyal ağlarda binlerce arkadaş olmasına rağmen,  insanlar yan yana gelip konuşacağı dertleşeceği arkadaş bulamamaktadır. Arkadaş çokluğu içerisinde sanal dünyanın girdabına giren gençler toplumdan kopmak da ve kendini aciz, güçsüz, yalnız hissetmektedir. Bu yalnızlık ve bunalım içerisinde onlara uzatılan bilinçsiz elleri tutmaktadır. Yalnızlığından kurtuluşu ne olduğunu bilmediği maddelere yönelerek aramaktadır. Günümüzde zararlı alışkanlıkların başında sigara, alkol yer alır. Sigara ve alkolün yani sıra günümüzde uyuşturucu, uyuşturucu etkisi yapan bonzai gibi maddeler bireye verilerek ruhen ve bedenen büyük zararlar vermektedir. Ve bu maddeler her geçen gün engellenemeyerek yangınlaşmaktadır. Sağlıksız bir gençlik meydana getiren bu kötü alışkanlıklar sorunlu bir topluma da davetiye gondermektedir. Günümüzde zararlı alışkanlıkları önlemeye yönelik bir çok kurum, dernek, örgüt ve evrensel olarak çalışan Dünya Sağlık Örgütü (Who) gibi kuruluşlar bulunmaktadır. Bu kuruluşlar gençleri bilinçlendirmek, aileleri bilinçlendirmek için yoğun çalışma yürütmektedir. Bir çok spor kültür hobi etkinlikleri ile gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmayı amaçlamaktadırlar.

 

Sevgili arkadaşlar Hayatınızın bir döneminde bu illet e bulaşmış iseniz dahi iş işten geçmeden bir an önce kurtulmaya çalışın. Zararlı alışkanlıklar sizi toplumdan dışa iter. Toplumsal saygınlığınıza zarar verir, aile hayatınızı yıkar, malınıza ve canınıza kasteder. Daha temiz bir dünya için, daha temiz bir gençlik için zararlı alışkanlıklara karşı hep birlikte savaş açalım.

 

 

Eski Türk Edebiyatındaki Dini Kaynaklar

Siyer

  • Arapça olan  siyer kelime manası itibariyle; ahlaklı tavır, insanın içini anlama gibi anlamı vardır.
  • Peygamber Efendimizin hayatını,güzel ahlakını,savaşlarını anlatan yazılara denir.
  • Edebiyatımızdaki ilk siyer örneği;   Siretü’nNebi——Erzurumlu Darir

 

 

Hadis

  • Peygamber efendimizin söylemiş olduğu sözlere denir.
  • Kur’an’dan sonra islamiyeti anlatan en önemli kaynaktır.

 

 

Hilye

Peygamber efendimizin dış görünüşünü, yapısını ve ruhunu anlatan eserlerdir.

Manzum ve mensur şekilde yazılır.

Hilye Dört Halife içinde yazılmıştır.

En önemli hilyeler; Risale-i Hilyetül Resul——Şerifi ve Hilyet’ül Envar—-Naifi

 

Fıkıh-Akaid

Müslümanlığın esaslarını öğretmek için yazılmıştır.

Kaynağını Kur’an ve hadisler oluşturur.

Manzum ve mensur olarak yazılır.

En önemlisi ; Vikaye-Devletoğlu Yusuf

 

Tasavvuf

 

Daha çok divan edebiyatında görülür.

Manzum ağırlıklı yazılır.

İslam dinin, güzel ahlakı, temel ibadet kurallarını, edep gibi konuları işler.

En Önemlileri; Divan-ı Kebir—-Mevlana, Fihi Mafih—Mevlana, Mesnevi—Mevlana, Garipname—-Aşık Paşa

 

Münşeat

 

Mektuplar ve mensur yazıların bir arada toplandığı yazılardır.

Divan edebiyatında nesir yazılarına inşa yazanlara ise münşi denir.

En önemlileri;  Veysi—-Münşeat, nergisi—münşeat, Ahmet Dai—Teressul, Okçuzade Mehmet—Münşeaat

 

 

Cumhuriyet Dönemi Çıkarılan Bazı Dergiler (2)

Yaprak

  1. Orhan Veli tarafından yayın hayatına başlamıştır.
  2. 15 gün aralıklarla yayınlanmıştır.
  3. 11 ocak 1949’da yayın hayatına başladı.
  4. Dergi Orhan Velinin ölümü ile yayın hayatına son verdi. Arkadaşları ölümü üzerine Son Yaprak adı verdikleri özel bir sayı çıkardı.
  5. Dergide içerik olarak Garip Akımının etkisi görülmektedir.

Dergide yer alan sanatçılar;

  • Orhan Veli
  • Oktay Rıfat
  • Melih Cevdet
  • Fazıl Hüsnü
  • Cahit Kulebi
  • Bedri Rahmi

 

 

Hisar

  • Dergi 2 dönemden oluşur;

Birinci dönem, 1950-1957——75 SAYI

İkinci dönem, 1964-1980——-202 SAYI

  • Hisar Topluluğu öncülük etmiştir derginin çıkarılmasına
  • Edebiyatımızın uzun soluklu edebiyat dergilerindendir.

Dergide yer alan sanatçılar;

  • Mehmet Çınarlı
  • İlhan Geçer
  • Munis Faik
  • Mustafa Necati
  • Mehmet Kaplan

 

 

 Markopaşa

  1. 1944 yılında yayın hayatına başladı.
  2. Dergi Aziz Nesin, Sabahattin Ali,Rıfat Ilgaz tarafından çıkarıldı.
  3. Dergi halkçı, toplumcu bir çizgidedir.
  4. Dergi yayın hayatı boyunca devamlı yasaklamalara maruz kalmıştır.
  5. Toplumsal, siyasi aksaklıklar alaycı bir dille tenkit edilmiştir.
  6. Yasaklanan dergi  1950 lere kadar farklı isimlerle yayın hayatına devam etti (Makim Paşa, Alibaba, Merhum Paşa, Yedi Sekiz Paşa,Hür Markopaşa gibi )

 

 

 Büyük Doğu

  • 1943’te yayın hayatına başladı.
  • Necip Fazıl Kısakürek tarafından çıkarılmıştır.
  • Tam bir formatı yoktur, yer yer dergi yer yer gazete olarak çıkarılmıştır.
  • Siyasal, aktüel ve edebiyat ağırlıklı bir dergidir.
  • Necip Fazılın dünya görüşünü yansıtır.
  • Arar ara kesintilere mağruz kalsada yayın hayatına uzun bir dönem devam etmiştir.

 

Bu Dönemde Çıkarılan Diğer Dergiler İçin TIKLAYINIZ

 

 

Cumhuriyet Dönemi Çıkarılan Bazı Dergiler (1)

Çınaraltı

  1. 1941-1948 Tarihleri arasında çıkarılmıştır.
  2. Yusuf Ziya ve Orhan Seyfi tarafından çıkarılmıştır.
  3. 161 Sayı çıkarılmıştır.
  4. Dergi içerik olarak Milliyetçi(Türkçü)’dür.
  5. Türk tarihi ve kültürü dergide önemli yer tutar.

 

Dergide yer alan isimler;

  • Orhan Seyfi
  • Yusuf Ziya
  • Halide Nusret Zorlutuna
  • Hüseyin Nihal Atsız
  • Peyami Safa
  • Faruk Nafız Çamlıbel
  • Tarık Buğra

 

 

Papirüs

  1. 1960’ta yayın hayatına başladı.
  2. Cemal Süreyya tarafından çıkarıldı.
  3. Dergi zaman zaman kesintiye uğradı.
  4. Cemal Süreyya imzasız yazılarını burada paylaştı.
  5. Dergi şiir içerikli bir dergidir.

Dergide yer alan isimler;

  • Cemal Süreyyea
  • Can Yücel
  • Turgut Uyar
  • Ülkü Tamer

Varlık Dergisi

  1.  1952’de yayın hayatına başladı.
  2. Yaşar Nabi Nayır tarafından kuruldu.
  3. Edebiyatımızda en uzun soluklu çıkan dergidir.
  4. Günümüzde hala düzenli olarak çıkmaktadır.
  5. Zaman zaman değişik akımlarda savrulsa da her zaman kendi çizgisini korumayı bilmiştir.
  6. Garip anlayışını yansıtmıştır.
  7. Köy edebiyatı temalarını işlemiştir.
  8. Toplumcu edebiyatı yansıtmıştır.

Dergide yer alan isimler;

  • Abdülhak Şinasi Hisar
  • Attilla İlhan
  • Behcet Necatigil
  • Cahit sıtkı
  • Yakup Kadri
  • Sait Faik

Mavi

  1.  1952’de yayın hayatına başladı.
  2. Dergi başlangıçta kendi ifadeleri ile ulusal bir çizgide olsalar da Attilla İlhanın katılımı ile toplumcu bir çizgiye kaymıştır.

Dergide yer alan sanatçılar;

  • Attilla ilhan
  • Ahmet Oktay
  • Ülkü Armağan
  • Orhan Duru

 

Bu Dönemde Çıkarılan Diğer Dergiler İçin TIKLAYINIZ

Spor Yapmanın Faydaları

  • Spor vucudun ruhen ve bedenen sağladığı uyumdur. Bir şarkı gibidir. Farklı seslerin bir ezgiyi oluşturması misali.
  • Vücudumuzdaki kasların çalışmasını sağlar.
  • Vücudu hastalıklardan korur.
  • El, ayak,gövde gibi bölümlerin çalışması ile vücut dinç olur.
  • Ruhen insana rahatlama hissi verir.
  • Düzenli yapılan spor daha faydalıdır. Biyolojik saate uyum sağladığı için verim yüksek olur.
  • İlgi alanınıza göre yaptığınız spor size zevk verir.
  • Vücutta oluşan eklem, romatizma kireçleme gibi hastalıkların önüne geçer ve tedavisinde kullanılır.
  • Daha düzgün bir fiziğe sahip olmamızı sağlar.
  • Bedenen yıpranmayı azaltır.
  • Çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutar. (Çocukların okullarda spora yönlendirilmesinin amacıda budur. Hem enerjisini artar hemde zararlı başka işlerle uğraşmaz)
  • Spor yaparken kilomuz ve boyumuzu göz önüne alarak plan yapmalıyız. Bedenimizin hazır olmadığı, yapamayacağı hareketleri yapmamalı, sabırsız olmamalı, egzersizlerimizi basamak misali kendimizi geliştirdikçe artırmalıyız.
  • Nefes kontrolü sayesinde ilerki yaşlarda nefes darlığının önüne geçilebilir.
  • Kişilerin rekabet ortamında birbirlerine saygı duymasına yeni arkadaşlıklar edinmesine yardımcı olur.
  • Birlik beraberlik duygusu aşılar.

Sağlam kafa sağlam vucutta bulunur.

Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim (M. Kemal Atatürk)

Sol Ayagım

Yazarı: Christy Brown

Yayınevi: Memesis

Sayfa: 188

Hikayenin Ana Kahramanları:

 

CHRİSTY: Beyin felçli doğan ve hayata tutanan baş kahramandır
BAYAN BROWN: Christy’nin annesidir. Christy’e hayatı boyunca onu anSol ayağım her çocuk ve gencin okuması gereken kitaplardan biridir.

Kitabın ana kahramanı Christy Brown’dur. Annesi onu her çocuk gibi normal görmek istese de yaşının ilerlemesi ile onun diğer çocuklardan farklı olduğunu kabullenmıştir. Doktorlar ona deli ,özürlü gibi teşhiste bulunmuşlardır. Ilerileyen zamanlarda sol ayağı ile yazdığını farkedimce annesi ona okuma yazma öğretti. Fakat bu öğretme duvarcı annesi için çok uzun zaman aldı. Başlangıçta sol ayağı ile resimler çizmeye başlayan Christy, bu yeteneğini zamanla yazmaya yönlendir di. Yazma konusunda okadar ileri gitti ki okuyacağı niz bu romanı kaleme aldı. Fakat bu kitabı yazana kadar umutsuzluklar, kalp kırıklıklarinı, hayata karşı isyan onu yıpratir iken iyileşecegini öğrenmesi hayatının dönüm noktasidir. Onun tabiri ile hayatı şimdi bir önem kazanmaya başlamıştır.ayanaya  en iyi bakan kişidir.

BAY BROWN: Christy’nin babasıdır. Bay Brown  Duvar işleriyle uğraşmaktadır.

Okuduğunuz zaman hayatınıza yön verecek başucu kitaplarından birtanesidir. Hayata karşı verilen mücadelenin, zorluklara karşı yılmadan savaşan, geleceğe hep umutla bakan bir yüreğin kaleminden çıkan bir başyapıttır.

Sol ayağım her çocuk ve gencin okuması gereken kitaplardan biridir.

Kitabın ana kahramanı Christy Brown’dur. Annesi onu her çocuk gibi normal görmek istese de yaşının ilerlemesi ile onun diğer çocuklardan farklı olduğunu kabullenmıştir. Doktorlar ona deli ,özürlü gibi teşhiste bulunmuşlardır. Ilerileyen zamanlarda sol ayağı ile yazdığını farkedimce annesi ona okuma yazma öğretti. Fakat bu öğretme duvarcı annesi için çok uzun zaman aldı. Başlangıçta sol ayağı ile resimler çizmeye başlayan Christy, bu yeteneğini zamanla yazmaya yönlendir di. Yazma konusunda okadar ileri gitti ki okuyacağı niz bu romanı kaleme aldı. Fakat bu kitabı yazana kadar umutsuzluklar, kalp kırıklıklarinı, hayata karşı isyan onu yıpratir iken iyileşecegini öğrenmesi hayatının dönüm noktasidir. Onun tabiri ile hayatı şimdi bir önem kazanmaya başlamıştır.

Teknolojinin Faydaları ve Zararları

Teknolojinin Faydaları Nelerdir?

  1. Hayatımızı kolaylaştırır.
  2. Sesli ve görüntülü ve yazılı iletişimle uzakları yakın eder.
  3. Makineler sayesinde fiziksel yıpranma azalır.
  4. Sağlıktaki gelişmeler sayesinde hastalıklara çözümler  , tedaviler bulunu.
  5. Eglenceli makineler sayesinde boş vakitlerimizi değerlendiririz.
  6. İş hayatında kolaylık sağlar.
  7. Bilginin gelecek kuşaklara güvenle aktarılmasını sağlar.
  8. Bilimsel araştırmalarda veri bulma ve verileri analiz etmede yardımcı olur.
  9. Suç ve suçluların belirlenmesinde önemlidir.
  10. Dosya paylaşımı sayesinde bilgi aktarılır.
  11. Bir zamanlar bizlere utyopya gibi gelen nesnelerin ispatını yapar ( Gezegenler, yıldızlar)
  12. Üretilen ulaşım araçları sayesinde bir yerden başka bir yere seyehat etmek kolaylaşmıştır.
  13. Televizyon, radyo, internet gibi araçlar sayesinde dünyanın her yerinde haberdar oluruz.
  14. Tarımın teknoloji ile yapılması sayesinde üründe verimlilik artar
  15. Hayallerimizin sınırlarını zorlamada ilham verir.

Teknolojinin Zararları Nelerdir?

  1. Alkol, uyuşturucu gibi bağımlılık yapar.
  2. Zamanın doğru kullanılmamasına neden olur ( Zaman kaybına yol acar)
  3. Manevi dünyanın yerini maddeci zihniyet alır.
  4. Teknoloji arkasında insana ve doğaya zararlı bir çok atık madde bırakır.
  5. Hergün farklı farklı modellerin çıkması insanları gereksiz harcamalara ve israfa yönlendirmektedir.
  6. Düşünen insan yerine boş boş bakan, sorgulamayan insanlar çoğalıyor.
  7. Aşırı internet kullanımı özellikle çocuklarda ruhsal yıkıma neden olur.
  8. Sosyal paylaşım sitelerini doğru kullanmak ailesel bir çok soruna yol açar

Pembe ve Yusuf

 

Yazar: Canan Tan

Yayınevi: DK

Sayfa: 295

 

Ana Kahramanları:

 

Zehra: Anne

Servet: Baba

Kader: Servetin bir türlü kabullenemediği kızı

İsmail: Kaderin kocası

Pembe: Kaderin kızı

Yusuf: Kaderin oglu

 

Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan birisidir. Bu kitabı bu kadar çok sevmemdeki en büyük etken bizleri anlatmış olmasıdır. Bu kitap töre adı verdiğimiz içimizdeki kanserli bir hücre gibi yüzyıllardır bizleri yiyip yok eden bir hastalığın  tıpkı pembe gibi sessiz çığlığıdır.

 

Kaderi tam da Servet’in babasının öldüğü gün dogurmuştu Hacer. Kaderin hem bu günde doğması hem de kız oluşu onun hayata yenik başlamasına neden olmuştur.  Servet kader’i hiç mi hiç sevmedi onu bir cocuk bir evlat gibi hiç görmedi.  Onun için Kader sadece uğursuzluktan ibaret biriydi. Daha ablaları bekar olmasına rağmen 13’ünde İsmaile karı ettiler. Eş demiyorum, hayat arkadaşı demiyorum çünkü ismail onu sadece bir eşya gibi kullandı. İsmail Kaderin babasında beterdi. Nalet, aksi adamın biriydi. Evlendikte bir süre sonra Kader İsmaile aslan gibi iki erkek verdi, gözünü hırs bürüyen İsmail Kaderi ve çocukları da alarak İstanbula göç etti. Yıllar sonra Pembe doğdu ve İsmail kız olduğu için Pembe’yi hiç sevmedi.  Ananın kaderi kıza derler ya tam da öyle oldu. Daha sonra Kader Yusufu doğurdu. Yusuf diğer erkek kardeşlerine benzemiyordu. Diğer erkek kardeşler büyüdükçe babasının kopyaları oldular.  Pembe ve Yusuf birlikte büyüdüler. Çok iyi anlaşıyorlardı. Her şeyleri ortaktı. Kendilerine ait bir dünyaları vardı. Gel gör ki zaman geçti ve Pembe evlenme çağına geçti. Para için zorla kendinden büyük birine verecekleri zaman aşık olduğu Mustafa’ya kaçtı.  Daha sonra çocuğu oldu ve Mustafa onu evden kovdu. Gidecek yeri olmayan kader babasının evine geri dönmek zorunda kaldı. Kaçarak çıktığı eve şimdi kucağında bebeği ile geri dönüyordu. Tarifsiz bir acı vardı yüreginde. Dönüşünün ne getireceğini biliyordu. Bir süre babası ses etmesede töre dedikleri şey belli idi ve bu iş Yusuf’a düşüyordu. Yusufun eline silahı verdiler ve Pembe’yi öldürme görevi ona düştü. Acı çeken Yusuf’un içindeki çıkmazı gören pembe kendini astı. Ve yine onu gömme işi Yusuf’ a kaldı.

 

Töre adı verilen cehaletin getirdiği anlayışın bir kızın canına kıymasını anlatan, toplumun içine düştüğü durumu açıkça gözler önüne seren bir trajedinin romanıdır.

 

Canan Tan bu romanında da diğer romanlarında olduğu gibi akıcı bir kullanmıştır. Farklı bir kurgu ile başlasa da klasik bir sonla bitmiştir. Yazar kitabın akıcılığını son bölümde kaybetmiştir. Pembe öldükten sonraki bölümü gereginden fazla uzatmış ve sıkıcı bir hal almıştır.

Kitaplığınızda mutlaka olması gereken bir kitaptır.

Galip Hatip……………………………..

 

 

Hayvan Çiftliği

 

Kitabın Adı: Hayvan Çiftliği

Yazarı: George Orwel

Sayfa: 149

Yayınevi: Can Yayınları

Çeviren: Celal Üster

 

 

 

 

 

Ana Kahramanlar:

 

Boxer

Clover

Bay Jones

Snowball

Bay Frederick

Napolyon

 

Kitap bir çiftlikte yaşayan hayvan kadrosu etrafında şekillenmiştir. Çiftlik sahibi Bay Jones’in kendini içkiye vermesi ve çiftlikteki hayvanlara eski özeni, ilgiyi göstermemesi, onları aç bırakması, kırbaçla zarar vermeye başlaması ile hayvanlar dayanamaz. Koca reis adı verdikleri domuzun etrafında toplayarak, onlara özgür olabileceklerini, kendilerini yönetebileceklerini, sadece kendi için ekip-biçeceklerini fikrini aşılamış ve bu fikirde çiflikteki tüm hayvanların hoşuna gitmiştir. Koca reis öldükten sonra hayvanlarbeylik çifliğinde isyan çıkararakbay cones, eşi ve diğer çalışanları çiflikten atmışlar ve çifliğin yeni sahipleri oldular.  7 emir adı verdikleri kanunları sıralayarak eşit, sosyal bir düzen kurdular. Başlangıçta her şey çok güzeldi fakat daha sonraları için içine iktidar hırsı girince işin rengi değişti.  Zamanla kulisler kurularak, gizli anlaşmalar yaparak eşitlik bozuldu.Üst bir zümre meydana geldi.

Çifliği ele geçirdeklerinde 7 madde yayınlamışlardı burada bütün hayvanların eşit olacağı yazıyordu fakat zamanla bu madde yozlaşarak şu hali aldı;

 

Bütün hayvanlar eşittir

Ama bazı Hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.

 

Başlangıçta güxel ideallerle yapılan devrimin eşitliği ortadan kaldırarak iktidar hırsı ile ne hale geldiğini açık açık görmekteyiz.

 

Daha sonra yönetimi tamamen ele geçiren domuzlar, bir zamanlar onlara eziyet eden, kırbaçlayan, isyana yol açan insanlarla ilişkilere, ticarete başladılar. İnsanlarla aynı masaya orurark eğlenenleri gören gerçek dava insanı üreten hayvanlar masada ki domuzlar ile insanlar arasında hiç fark olmadığını gördüler.

 

Siyasi bir düzeni eleştiren bu kitap aslında iktidar hırsının menfaatlerin nelerin önüne geçeceğini gösteren eşsiz bir kitaptır.  Bir solukta okuyacağınız bu kitap sizin hayata ve insanlara olan bakış acınızda önemli bir deneyim sunacaktır.

Hikaye Yazmanın İncelikleri

 

Hazırlık Aşaması;

 

1)      Yazmaya başlamadan önce zihninizde kurgu oluşturun.

2)      Zihninizde oluşturduğunuz kurgunun şahıs özelliklerini aklınızda olgunlaştırın.

3)      Oluşturdugunuz kurgunun mekanını zihninizde hayal edin.

4)      Kurguyu nasıl bir sonla bitirebilirsiniz zihninizde düşünün.

5)      Ana kahramanların özelliklerini iyi özümseyin.

 

Şekil  Olarak;

1)      Temiz bir kağıt kullanın.

2)      Başlık atmayı asla unutmayın.  Başlık konu ile alakalı olmalı, Balık ve içerik arasında uyum olmalı.

3)      Siyah ya da mavi kalem kullanın.

4)      Başlık ne çok uzun ne de çok kısa olmalı 3 kelimeyi geçmemeli.

5)      Önce taslak olarak hazırlayın, karalamalar yapın,

6)      Sayfa kenarlarında gerekli boşlukları bırakın.

 

Yazıya Geçiş;

 

1)      Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini belirgin tutun.  (Serim, Düğüm, Çözüm)

2)      Giriş bölümünde şahıslar, mekan hakkında bilgiler verir.

3)      Gelişme bölümünde esas olaya geçilen bölümdür.  Şahıslar ve mekan tasvirleri yapılır. Hem fiziksel hem de ruhsal taasvir yapılır. Olayın anlatıldığı esas bölümdür.

4)      Sonuç bölümünde ise olay artık sonuca bağlanır. Olayın sonu iyi ya da kötü olarak bitirilir. Hikayenin en can alıcı noktasındandır. Okuyucuyu şaşırtmak önemlidir.

 

Her zaman ifade ettiğimiz gibi iyi bir yazı için kelime hazinesi geniş olmalı, orjinal konular ve ifadeler önemli. Aslı dururken kopyasını kimse okumak istemez

Kompozisyon Yazmanın İncelikleri

 

Kopozisyon içerik ile şeklin uyumu ile yazılmalıdır. İyi bir kompozisyonda bulunması gerekenler şunlardır;

 

1)      Kagıt düzenine dikkat edinmeli.

–          Kenarlarda gerekli boşluklar bırakılmalı.

–          Mümkünse beyaz cizgisiz kağıt kullanılmalı.

–          Başlıklar kırmızı yazı içi ise mümkünse siyah kalem kullanılmalı yoksa mavi kalem tercih edilmeli.

–          Kagıt temiz olmalı,katlı, kırışıklı olmamalı.

 

2)      Yazıya başlamadan önce konu ile ilgili bilgi sahibi olunmalı, araştırma yapılmalı ve yazı zihinde özümsenmeli.

3)      Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine dikkat edilmeli.

 

GİRİŞ:  Genellikle tanım cümlesi ile başlar.Anlatılacak konunun kısa bir tanımı yapılır.

GELİŞME: Konuya geçilen esas bölümdür. Konunun ayrıntıları, konu ile ilgili örnekler bu bölümde anlatılır. Tanık gösterme,acıklama,alıntı yapma bu bölümde kullanılır.

SONUÇ: Yazının son bölümüdür. Genellikle iyi dilek ve öğütler de bulunulur. Anafikiri oluşturur.

4)      Konu ile ilgili örnekler gösterin.

5)      Konuyu tamamlayıcı alıntılar yapın.

6)      Atasözü, deyim ve mecazlı ifadeli kullanmaya özen gösterin.

7)      Konunun dışına çıkmayın.

8)      Konuyu içselleştirin.

 

9)      Etkili bir başlık cok önemlidir.

–          Çok uzun olmamalı, en fazla üç kelime olmalı

–          Konu ile alakalı olmalı

–          Can alıcı kelimeler kullanılmalı, orjinal ifadelere yer verilmeli.

–          Başlık yazmayı asla unutmamalı.

 

10)   Anlatım bozukluğu yapmamaya özen gösterin.

11)   İfadeler acık anlaşılır cümlelerle kullanın.

12)   Yazı esnasında yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat ediniz.

13)   Yazıda kendinizle çelişen ifadeler kullanmayın.

14)   Size hangi konu verilirse verilsin konuyu farklı yönleri ile işleyin. Sıradan cümleler, kelimeler yerine orjinal ifadeler kullanmaya özen gösterin.

 

Ders kitaplarının şekil özellikleri

 

 Kâğıt cinsi: Kullanılan kâğıtların gözü yormaması için mat; çabuk yıpranmaması için sağlam; resim, fotoğraf ve haritaların silik çıkmaması için kaliteli olması gerekir. Baskının veya resim ve fotoğrafların kalitesi, kâğıdın cinsiyle ilgilidir.

Sayfa düzeni: Ders kitaplarının sayfa düzeni öğrenci için çekici ve dinlendirici olmalı, onu kitaptan soğutmamalıdır. Bunun için sayfa, öğrenciye güzellik duygusu verecek şekilde düzenlenmeli ve kenarlarda çocukları rahatlatacak ölçüde boşluklar bırakılmalıdır.

Ders kitaplarındaki yazıların satır aralıkları öğrenci düzeyine uygun olmalıdır. Paragrafların mümkün mertebe uzun olmamasına dikkat edilmelidir; metinlerin seçiminde de bu hususa dikkat edilmelidir.

   Cilt: Ders kitapları devamlı el altında bulunduğu için çabuk yıpranabilir. Dayanıklılığın arttırılması için iplik dikişli olmalı, karton veya bez ile ciltlenmelidir.

   Kapak: Ders kitaplarının kapak kompozisyonu öğrencinin dikkatini çekmelidir. Öğrencinin hoşuna gidecek şekilde hazırlanmış, kompozisyonu güzel ve albenisi olan sağlam kitaplar uzun süre saklanma ve korunma şansına sahiptir.

İlk izlenimin önemli olduğunu kabul etmeyen yoktur. Ellerine verdiğimiz kitapların kapakları ve kâğıtları güzel, baskıları temiz, tertibi kaliteli, cildi sağlam olursa kitaplar, çocuklar için sevilir hale gelecektir.

         Kullanılan grafik gereçleri: Grafik gereçler adı verilen resim, fotoğraf, karikatür, harita, tablo ve şekiller konuları açıklayıcı ve öğrenciyi aydınlatıcı nitelikte olmalıdır; bunlarla ilgili olduğu metin veya bilgilerin hemen yanında yer almalıdır.

Ders kitaplarını görüntülü, renkli, resimli, fotoğraflı hale getirmek, doğru anlamayı ve geniş düşünmeyi sağlar, öğrenmeyi çabuklaştırır, öğrenilenlerin uzun süre hafızada kalmasına yardım eder.

  Harfler: Ders kitaplarında kullanılan harfler çocuğun yaş seviyesine uygun olmalıdır. 12 yaşın altındaki çocukların için hazırlanan ders kitaplarında 24, 18, 14, 12, 11 punto harf; 12 yaşın üstündeki çocuklar için hazırlanan ders kitaplarında ise 10 puntoluk harfler kullanılabilir. Sınıflara göre ise şu ölçüler verilebilir.

İlköğretim 1. sınıflar için 20-24 punto

İlköğretim 2. sınıflar için 18 punto

İlköğretim 3. sınıflar için 14 punto

İlköğretim 4. sınıflar için 12 punto

ortaokul 5. sınıflar için 11 punto

Daha üst kademeler için 10 punto

Kullanılan harfler süssüz ve sade olmalıdır. Metinler büyük harflerle yazılmamalıdır.

Yrd.Doç.Dr. Mehrali Calp………………………………………….

 

 

Değerlendirme Çeşitleri

Değerlendirmeyi, yönelik olduğu maksada göre de sınıflamak mümkündür. Buna göre üç türlü değerlendirmeden söz edilir:

1. Tanıma-yerleştirmeye yönelik değerlendirme,

2. Biçimlendirme-yetiştirmeye yönelik değerlendirme,

3. Sonucu görmeye yönelik değerlendirme.

  Tanıma-yerleştirme amacıyla değerlendirme, öğrenciyi belli bir eğitim programı veya eğitim programı birimine yerleştirmede kullanılmak üzere, öğrencinin özellikle ön-şart niteliğindeki mevcut davranışlarını belirlemek için dönem başında veya öğrenme güçlüğü hissedildiği durumlarda yapılır. Değerlendirmede, bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor alandaki davranışlar yanında psikolojik ve çevresel etkenlere bakılır. Bunlar yapılırken standartlaştırılmış tanıma testleri ile öğretmen yapısı ölçme aletleri ve gözlemlerden yararlanılabilir.

  Biçimlendirme-yetiştirmeye yönelik değerlendirmede bir yandan öğrencinin öğrenme hızı veya güçlüklerini gösteren emareler, diğer yandan da alınacak önleyici tedbirlere esas olmak üzere eğitim durumlarındaki yetersizlikler ve hatalar öğretim süreci içinde keşfedilir. Bunlar yapılırken biçimlendirme-yetiştirmeye yönelik değerlendirme kullanılmak üzere, özel olarak bilişsel alandaki davranışlara yönelik ölçme ve gözleme aletleri kullanılır.

  Durum muhasebesine (sonucu görmeye) yönelik değerlendirmede ise, öğrencinin yetişme seviyesi ile eğitim programının yetiştirme gücü hakkında bir değer biçmeye temel oluşturacak verilerin elde edilmesi ve kullanılması söz konusudur. Bu değerlendirme, dönem sonunda ağırlık verilen davranışların bir örneklemine göre geliştirilmiş bütüne dönük bitirme sınavları ile veya benzeri yollarla yapılabilir.

 

Yrd.Doç.Dr. Mehrali Calp

 

 

Dinleme Becerisinin Gelişimi

İnsanlar tarafından elde edilen bilgilerin çoğu dinleyerek kazanılır. Öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurabilmeleri için yaratıcı ve eleştirel olarak dinleme becerilerini geliştirmeye ihtiyaç vardır. Öğrencileri dinlediklerini anlamaya, ayırmaya, eleştirip değerlendirmeye götürecek beceri ve alışkanlıkların kazandırılmasında ana dili öğretimine büyük sorumluluklar düşmektedir.

Çocuklarda dinleme yeteneğinin gelişmesinin hangi evreleri kapsadığını, bir başka ifade ile nasıl bir süreç izlediğini öğretmenin bilmesi gerekir.

Bireyin kendi düşüncelerini katarak ve eleştirerek dinleyebilme becerisi kazanması ancak eğitimle gerçekleşir.

Dinleme eğitiminde en önemli faktör öğretmendir. “Öğrencilerini iyi birer dinleyici olarak yetiştirmeye çalışan öğretmenin bizzat kendisi iyi bir dinleyici olmalıdır. Eğer öğretmen ders içi ve ders dışı çalışmalarında, resmî ve özel temaslarında öğrencilerine dinleme konusunda iyi örnek olamıyorsa yetiştirdiği çocuklarda istenilen dinleme zevk, alışkanlık ve maharetlerini kolayca yerleştiremez.” (Kantemir, 1991, s.18) Onun için öğretmenlerin de bu konuda gerekli formasyonu kazanmış olmaları gerekir.

Dinleme eğitimi küçük yaşlarda başlatılmalıdır. Bu eğitim anaokullarında başlamalı ve her kademedeki öğretim kurumlarında sürdürülmelidir. Ülkemizde okul öncesi eğitim kurumları henüz yeterli sayıya ulaşmamıştır. Buna karşılık ilköğretimdeki okullaşmamız tamamlanmış sayılır. Öyleyse ilköğretimin birinci sınıfında dinleme eğitimi başlatılmalıdır. Okumaya hazırlık devresinde öğrencilere işittiğini ayırt etme becerisini geliştirecek bazı alıştırmalarla ilk dinleme alışkanlıkları kazandırılabilir. Öğretmenin, çocukların yaş ve ilgi seviyelerine uygun hikâyeleri yüksek sesle okuması, okunanlar üzerinde konuşulması, basit dramatizasyon faaliyetleri, çocuklarımızın çok erken yaşlarda dinleme becerisi kazanmalarına yardımcı olur.

“Dinleme becerisi öteki dil becerilerinden daha önce edinmeye başladığımız bir beceridir. Hamileliğin son aylarında bebeğin bazı sesleri işitmeye başladığı söylenmektedir.” (Ünalan, 1999, s.73)

“Çocuğun küçük yaşlardan itibaren tercih ettiği ve seçtiği sesler daha ziyade duygularına ve hayal gücüne bağlı olarak algıladığı seslerdir. Bu, zamanla değişerek ayrıntılara, mantık ilgilerine, doğru anlamalara bağlı dinlemeye yönelir. Çocuk, kendi düşüncelerini katarak ve eleştirerek dinleyebilme becerisine ancak ileri yaşlara doğru ulaşabilir. Çocuğun bilgi ve algılama becerisi ile dinleme becerisinin gelişmesi arasında doğrudan bir ilgi vardır. Çocuk, okul çağı öncesinde kendisine verilen basit kurallar çerçevesinde dinlediklerini uygulamaya çalışır. Zaman zaman da uygular.

Küçük yaşlardan itibaren çocuğun dinleme becerisinin gelişmesi çeşitli aşamalardan geçmektedir. İnsan, bebeklik çağında özellikle kendisine yapılan seslenmeler dışında şuurlu olarak dinleme yetisine sahip değildir. Ama bazı sesleri de dinleyebilir. Yine başlangıçta çocuk, dinlerken dikkat kesildiği bir anda dışarıdan gelen ses, ışık, hareket gibi uyarıcıların etkisiyle dinlemeden çabucak vazgeçer. Dinlerken kendi düşüncelerini ifade etme konusunda son derece sabırsızdır.” (Özbay, 2003, s.15)

Ana, baba ve öğretmenler, çocukların bu tutumlarını anlayışla karşılamalıdır. Çocuklar, konuşma ve dinleme eğitimi ile yönlendirilmelidir. Ailede verilen eğitim, çocukların dinleme yeteneklerinin gelişmesini etkiler. Dinlemede zihin etkendir. İyi dinleme yeteneği zeka derecesi ile doğru orantılı olarak artar.

Çocuk büyüdükçe kendi deneyimleriyle dinledikleri arasında ilgi kurmaya ve konuşmalara katılmaya başlar. Bu aşamada çocuk, dinlediklerine soru ve yorumlarla iştirak edebilir. Çocuğun dinleme becerisindeki bu gelişme ve algılama gücü ileri yaşlara kadar sürer.

 Yrd.Doç.Dr. Mehrali Calp

 

 

Yazılı anlatım

 

Güzel yazma, güzel konuşma gibi duygu ve düşüncelerin etkili bir anlatım yoludur. Tüm yazılı anlatımlar, yazan kişi ne söylemesi gerektiğini, yani konusunu bildiğinde; düşüncelerini nasıl örgütleyip kendini kusursuz olarak nasıl ifade edeceğini bildiğinde, yani, uygun bir anlatım tarzına hâkimiyet sağladığında etkili olur.

Şüphesiz, güzel yazma becerisi kolayca elde edilemez. Bir kimse iyi yazma hakkında bilgi sahibi olabilir ve onu üretmeksizin -bir satır bile yazı yazmaksızın- yazma eyleminin altında yatan temel ilkeleri anlayıp anlatabilir. Şu kadar var ki, bu, onun iyi bir yazar olması için yeterli değildir. İyi bir yazarın arkasında insan hayatının çeşitli yönlerini gözlemleme; bilim, edebiyat, sanat, tarih ve felsefenin kapsamındaki düşünceleri keşfetme ve bir konuyu temel anlamları aracılığıyla derinliğine düşünme yoluyla yıllar boyunca elde ettiği yaşantılar vardır.

Onun için, yazı yazmada bir öğrencinin sabırlı olması gerekir. O, bir kitap, bir yazar, bir felsefî düşünce veya herhangi önemli bir konu hakkında güzel yazmak için yapması gerekenleri hemen bilemez. Böyle bir öğrencinin bir konuyu dikkatle dinlemesi, okuması, düşünmesi ve incelemesi gerekir. Onun için tekrar tekrar işe başlamalı, daha çok ve yaygın olarak okumalı, düşüncelerini tekrar gözden geçirmeli, planlarını yeniden düzenlemeli ve sürekli olarak dil yeteneğini geliştirmeye çalışmalıdır. İyi yazmak bilgi, düşünme ve yazmada sürekli gelişmeye dayanır.

Yazar olarak bireyler bir konu üzerinde uzmanlaşıncaya kadar yazma işini erteleyemezler. Bizzat yazma eylemi, bir konuyu bilmeye,  onun hakkındaki bilgilerimizi değerlendirmeye ve yazma tarzını olgunlaştırmaya başlamamızın bir aracıdır. Aslında, iyi yazma bir hedeftir; yapabildiğimiz kadarıyla güzel yazma bu hedef için bir araçtır. Yani oluşturduğumuz her güzel yazılı anlatım, bir sonraki çalışmamız için temel oluşturur, böylece yazı yazma alanındaki becerimiz zaman içinde mükemmelliğe ulaşır.

Güzel yazmayı başarmanın yolları, dil bakımından iyi düzenlenmiş çeşitli kompozisyon kitaplarında ele alınmıştır.

Bunlardan birincisi, öğrencinin ilgi ve kabiliyet alanı içindeki konular üzerinde yazılan kompozisyonların incelenmesidir. Kompozisyon kitaplarında değişik konularda yazılmış böyle metinleri dikkatle okumak yoluyla,

  • Özel bir konunun seçimi,
  • Konuyu açıklama ve yorumlamada kullanılan analiz tipi,
  • Ana temayla ilişkili bütün metnin çeşitli ögelerinin düzeni,
  • Özel anlatım biçiminin kullanımı altında yatan ilkeleri keşfetmek mümkündür.

Biyografi, deneme, sohbet, makale, fıkra ve hikâye gibi değişik türde oluşturulmuş kompozisyonların nasıl düzenlendiklerini görmek için incelenebilirler. Bu inceleme süreci öğrencilerin yazma sanatındaki bilgisini ve becerilerini geliştirir.

İyi bir yazar olmanın ikinci yolu da incelemeyi kapsar, fakat buradaki inceleme, bir insanın kendi kompozisyonunda planlamada ortaya çıkan bir aşamadır. İnceleme, bir yazarın sunmayı amaçladığı bütün temayı oluşturan parçaları kararlaştırma ve ögelerin ilişkilendirilmesi sürecidir.

Kompozisyon oluşturma[1], yazı yazmada acemi olanlar için oldukça zor bir iştir. Başka bir yazarın çalışmasını inceleme sırasında, yazmaya yeni başlayan bir yazar zaten önceden düzenlenmiş bir kompozisyon üzerinde çalışır. Makul bir miktardaki uygulama, önceden düzenlenmiş bir kompozisyonun amacını, ana düşüncesini, ana düşünceyi geliştirme yöntemini, düşünce örgüsünü ve anlatım biçimini yeni başlayan bir yazara keşfettirir. Yeni başlayan yazar, kendi seçtiği bir konu üzerindeki düşüncelerini düzenleyerek oluşturduğu kompozisyonlarla bütün bu yoldaki engelleri aşar.

Bir konu öğretmen tarafından belirlenmedikçe, yazmaya yeni başlayan öğrenci “Ne hakkında yazmalıyım?”, “Kompozisyonum ne uzunlukta olmalı?”, “Ne söylemeyi amaçlıyorum?” gibi ön hazırlık sorularıyla işe başlamalıdır.

Bundan sonra, o, bir çeşit taslak oluşturmalıdır. Yazmaya başlayan öğrenci, amacını veya ana düşüncesini oluşturmak için en kesin ve en canlı kelimeleri seçme ve cümlelerini mantıkî bir düzen içine sokma işinin zorluğuna sahiptir.

Bu zorluk ancak zaman içerisinde sınama yanılmalarla aşılabilir. Yeter ki yazma yolunda sabırlı ve kararlı bir tutum sergilenebilsin.

Yrd.Doç.Dr. Mehrali Calp

Konuşmayı oluşturan ögeler

 

Konuşmayı yapana konuşmacı, muhataba dinleyici, konuşmanın yapıldığı yere mekân, konuşmanın yapılış sebebine amaç, verilmek istenen mesaja ana fikir ve anlatılana konu adı verilir.

Konuşmacı: Konuşmacı, samimî, itibar edilen, doğru söylediğine inanılan; söylediklerini el, kol ve yüz hareketleriyle destekleyen ve yapmacık hareketlerden kaçınan; konuştuğu dilin özelliklerini bilerek kullanan; ses tonunu iyi ayarlayan ve vurguları yerinde yapan, sesinin net ve anlaşılır olmasına dikkat eden; neyi, niçin anlatmak istediğini bilen; konuşmanın yapılacağı ortamı iyi seçen; dinleyicinin dikkatini yoğunlaştırmak için ilginç konu bulan, vermek istediklerini rahatlıkla ifade edebilen kişi olmaya gayret etmelidir.

Dinleyici: Konuşmayı oluşturan ikinci unsur dinleyicidir. Konuşmacının anlattıklarını anlamak, değerlendirmek, dinleme ve saygı kurallarına uyarak sorumluluk hissederek dinlemek, anlatılan konuyu önemsemek dinleyicinin görevidir.

İnsanlar tek başlarına yaşasalardı, dile gerek kalmayacaktı. Demek ki dil birden fazla insanın karşılıklı konuşmasıyla oluşuyor. Bu sebeple konuşma ile işitmeyi, dolayısıyla dinlemeyi birbirinden ayırmak pek mümkün değildir. İşitme ile konuşma arasında doğrudan bir ilişki vardır. Dinleme olmadan sağlıklı bir konuşma olmayacağı gibi, işitme kusurları olan insanların konuşmaları da pek mümkün olmamaktadır.

Yrd.Doç.Dr. Mehrali Calp

 

 

 

Anı

Anı (hatıra) nedir?

 

Bir kimsenin kendi başından geçenleri veya tanık olduğu olayları anlattığı esere anı (hatıra) denir. Bu tanımı daha kısaltarak “yaşanmış olayları anlatan yazı türüdür” diyebiliriz.

 

Anı (hatıra) türü nasıl doğmuştur?

 

Anı türü insanoğlunun yaşadıklarını başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur. Bir bakıma anılar yaşamların insan belleğindeki izleridir.

 

Anı yazısının nitelikleri nelerdir?

 

Anı yazılarında arananların başında içten ve gerçekçi olmak gelir. Anı yazmak sorumluluk, doğruluk, açık sözlülük gerektirir. Yaşananlar ne kadar ilgi çekici olsa da süzgeçten geçirilmiş , zengin bir dil beğenisine erişmiş olması gerekir.

 

Anı ile günlük nerede kesişirler?

 

Günlükleri günü gününe yaşanılan olaylar, fikirler,  duygularda  oluştururlar. Bir başka ifadeyle günlükler, hayattayken yazılır, oysa anılar yaşandıktan sonra yazılır.

 

Anı türü ile örtüşen başka bir tür var mıdır?

 

Anı geçmişi anlattığı için tarih ile de kesişir.

 

Anılarını kaleme alanlar kendi hayat hikayelerini de detaylı bir şekilde  araştırırlar. Bu yüzden anı türü özyaşamöyküsü (otobiyografi) ile de zaman zaman örtüşür. Anı da hayat öyküsü bir araç durumundadır. Amaç, dönemini ve çevresindekini anlatmaktır.

 

Anıların yararları nelerdir?

 

Anı türünde yazılmış eserler, okuyuculara bir çok  tarihî olayı canlı olarak anlatırlar onlara yasatırlar.

 

Anı türünün ilk örneği hangi eserlerdir?

 

Eski Yunan edebiyatında Ksenephon’un Anabasis eserş, anı türünün ilk  ve en güzel örneklerinden sayılır. Fransız edebiyatında Sain-Simon, Rousseau gibi isimler , İtalyan edebiyatında Silvio Pellica en tanınmış anı yazarlarıdır.

 

Anı türü, özellikle 16. yüzyılda önem kazanmıştır.

 

Sanat, edebiyat, fikir, bilim ve siyaset adamlarının anıları dönemlerini aydınlatması yönünden vazgeçilmez belgelerdir.

 

Türk edebiyatında,  anı türüne ait ilk eserler hangileridir?

 

  • Eski edebiyatımızda anı türünün en önemli ilk  eseri Babur Şah’ın kaleme aldığı Babürname’dir.
  • Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türkî’si de anı türünde önemli bir eserdir.
  • Tezkire yani biyografi  yazarlarından Aşık Çelebi de, tanıdığı şairleri ayrıntılarıyla anlatır.

Anı türü Tanzimat’tan sonra nasıl bir gelişme gösterir?

 

Yeni edebiyatımızda anı türündeki eserler Tanzimat’tan sonra yazılmıştır.

Anılarını yazmış birçok yazarımızdan şu adları anabiliriz: Ahmet Rasim’in “Muharrir, Şair,