edebiyat ile mantık
Edebiyat ve Mantık
 Edebiyat ile mantık arasında nasıl bir ilişki vardır? Edebiyatın temeli güzellik, mantığın temeli ise doğruluktur.             Türk Dil Kurumunun  BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğünde: “mantık   ...
edebiyat ve hitabet
Edebiyat ve Hitabet
 Dikkat edersek söz vasıtası ile ruh üzerinde bir bediî heyecan meydana getirmenin iki türlü olduğunu görürüz: Biri, güzel söz söyleyen bir adamın kendisini dinleyen dinleyicisine karşı bir “nutuk” ir...
sanat ve taklit
Sanat ile Taklit
 Sanat ile taklit arasında sıkı bir ilişki vardır. Hatta eskiler sanatı: “Sanat, hayatın çeşitli görünüşlerini taklit etmekten ibarettir.” diye de tarif etmişlerdir. Sanatın taklit ile ne derecede ili...

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın

486 gün önce admin tarafından yazıldı, kez görüntülendi ve hakkında hiç yorum yapılmadı.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” atasözü kendisine zararı dokunmadıktan sonra çevresinde ne olursa olursun önemli değil anlayışının ifadesidir.

İnsan toplum içinde yaşayan sosyal bir varlık olması sebebiyle etrafında meydana gelen gelişmelerin ya bizzat içerisinde yer alır ya da doğrudan ve ya dolaylı olarak bu gelişmelerin etkilerine maruz kalır. Bazı insanlar kendine bir zarar vermedikten sonra az ötesinde ne olursa olsun önemsemeyerek vurdumduymaz bir şekilde hayatını devam ettirebiliyor. Bu atasözü de böyle davranmanın en doğru yol olduğu mesajını vermekte. Atasözlerimizin birçoğu doğru mesajlar vermekle birlikte bazıları da bizlere yanlış olanı söyleyebilir. Bu atasözü de yanlış mesaj verenler arasında gösterilebilir. Çünkü insanın tanık olduğu yanlışları görmezden gelerek “bananecilik” yapması,  meseleleri sadece şahsi kar-zarar açısından değerlendirmesi toplumsal açıdan zamanla büyük sıkıntıların doğmasına sebep olur. Bu atasözü dini inançlarımızla da çelişmektedir. Çünkü dinimiz bir yanlışlık görüldüğü zaman elle, elle düzeltilemiyorsa dille uyarma yoluyla düzeltme, dille de düzeltilemiyorsa kalben düzelmesi için dua edilmesi gerektiğini söylüyor. Toplumda yaşanan sıkıntılar hastalıkların yayılmasına sebep olan virüslere benzer. Yavaş yavaş çoğalır ve bir süre sonra toplumun her kesimine yayılır. Bir kimse bir hırsızlığa şahit olduğunda benim evim değil diyerek duyarsızca oradan uzaklaşabilir mi? Diyelim ki uzaklaştı. Bir sonraki mağdurun kendisi olmayacağını garanti edebilir mi? Bu yüzden yaşanan olumsuzluklar da mutlaka gücümüz nispetinde gerekli müdahaleyi yapmak için çaba göstermemiz gerekir.

Her gün haberlerde onlarca “bananecilik” göstergesi olaya şahit oluyoruz. İnsanların gözleri önünde cinayetler işleniyor ama kimse kafasını çevirip bakmıyor bile. Yaşadığımız toplumun sağlıklı ve temiz olması için hepimiz elimizden geleni yapmak zorundayız. Aksi taktirde önemsemeden geçtiğimiz sorunlar birgün bizim de karşımıza çıkacaktır.

Benzer Yazılar
görünen köy kılavuz istmez
  Çogu zaman bir şeylere ulaşmak isteriz. Bazen bu istediklerimiz hemen yanıbaşımızdadır bazense çok uzaklarda. Kimi zaman elimizi uzatır bir kelebek misali konar avcmuza kimi zamansa bir avcının elinen kaçmış ceylan misali peşinden sürükler ...
tok açın halinden ne anlar
    İnsanlar hayata geldiklerinde farklı standartlarda  yaşarlar. Çevrenize baktığınızda herkesin ne  fakir oduğunu  ne de herksin zengin olduğunu göremezsiniz. Zıtlık üzerine kurulu olan dünyada kadını erkekler siyahı beyaz nasıl kuş...
ne ekersen onu biçersin
    Hayat her ne kadar uzun bir yol gibi görünsede onu uzun yapan geçmişimizde bıraktığımız güzel anılardır. Ve geçmişimiz sayesinde anlam kazanmaya başlar hayatımız. Nice uzun  yollardan geçer ve nice maceralara atılırız. Zaman zaman...
Yorumlar ( 0 )

Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.